Duyuru

Katla
Herhangi bir duyuru yapılmamış.

takıntı(vesvese)

Katla
X
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • takıntı(vesvese)



    Takıntı tıp dilinde (obsesyon) dinimizde (vesvese) olarak bilinen, insanın aklına irade dışı gelen, insanın aklını muazzam şekilde meşgul eden, çok ciddi şekilde rahatsız eden ki bu rahatsızlık zaman zaman ızdırap, eziyet boyutuna çıkan, ciddi bir psikolojik sıkıntıdır.

    Konuyu şöyle ele alalım bu hastalık hem beyin kimyamızla, hem yoğun vesvese ile, hemde kendi kendimize yanlış fikirlerimiz ile ilgili oluşuyor, artıyor ve devam ediyor.

    Beyin kimyamız; bu durumda beynin çalışması değişiyor, beyin bu fikirlerle sıkıştırıldığı için yoruluyor vede beyinin salgılaması gereken bazı salgılar salgılanmıyor.Bunların en önemli olanı vede bu hastalığın olmasına zemin hazırlayan salgı '' serotonin ''.Bu salgı halk arasında mutluluk hormunu olarak bilinen, salgılandığında insana mutluluk veren, güzel hoş duygular veren düşüncelerini kontrol etmesini sağlayan ama salgılanmadığında yada eksik olduğunda insanın ruh halini değiştiren, zaman zaman yokluğunda mutsuzluğa, endişeye, kaygıya vede haliylen konumuz olan takıntı hastalığına ve başlıca diğer psikolojik diğer hastalıklara ( panik atak, paronoya ) gibi durumlara sebebiyet veren hormondur.

    Serotonin Salgılanmasına Yardımcı Olan Besinler; Bitter çikolota, dondurma, muz, ananas, tavuk, hindi, kırmızı acı biber, kırmızı acı biberi güzel bir tavuk köftesi ile deneyebilirsiniz, bunlar en iyi bildiklerim.Bu besinler süt, yumurta, domates, sarımsak diye gidiyor.Ama burada dikkat edilmesi gereken kural dengeli beslenme, biliyorsunuz her şeyin fazlası zarar.Buradaki besinler sizi rahatlata bilir, serotonini biraz olsun hareketlendirebilir..
    serotonine kötü etki yapan yiyeceklere dikkat edin bunlar kola vb. kafeinli içecekler olabilir.
    ________
    Bizler günlük hayatta farkında olmadan çeşitli vesveselere maruz kalırız. Bu son derece normaldir. Aklımıza gün boyu hep iyi düşüncelerin gelmesi imkansızdır. Ancak insan aklına gelen kötü düşünceler zaman içerisinde depresyona dönüşür ki bu insanın hayatını büyük ölçüde etkiler.

    Eğer siz evinizin kapısını kapattığınızdan emin olduğunuz halde tekrar tekrar kapıyı kontrol etme gereğini hissediyorsanız ve kapıyı defalarca kontrol ediyorsanız

    Eğer misafirlikte ocağı kapatmadan evden çıkma korkusu devamlı sarıyorsa sizi

    Eğer vücudunuzu iyice yıkamanıza rağmen “Ya boy abdestim tam değilse” düşüncesiyle banyoda saatlerce bekleyip vücudunuzu devamlı temizleyip duruyorsanız

    Eğer istemediğiniz halde devamlı surette aklınıza çok kötü durumlarşekiller tasvirler geliyorsa ve “Kalbim ne kadar bozulmuş” diyerek büyük huzursuzluk yaşıyorsanız

    Eğer siz namazın henüz başında iken “Ya niyetimi yanlış söylemişsem” düşüncesiyle namazınızı tekrar tekrar bozup namaza yeniden başlıyorsanız ve bu davranışlar hep tekrar ediyorsa bilin ki siz de vesvesenin hedefi olmuşsunuz demektir.

    Yukarıda saydığım örnekler çevremden bildiğim sayısız takıntı türlerinden sadece birkaçıdır.

    Takıntılardan etkilenmemek bizim elimizde. Takıntılara verebileceğimiz en güzel cevap onları e almamak olmalıdır. Kötü düşüncelere ne kadar takılıp kalırsak bu düşünceler bizi o kadar etkiler.

    - “Ya ben nasıl böyle bir şeyi düşünüyorum neden aklıma bunlar geliyor.?” diyeceğiniz yerde

    - “ Bu tür düşünceler her insana gelebilir. Bu normaldir. Onları e almıyorum. “ deyin. Birazdan bu tür düşüncelerin sizi terk ettiğini göreceksiniz.

    ten kaçırılmaması gereken bir husus da şudur. Eğer takıntılarınız yaşamınızın diğer etkinliklerini olumsuz şekilde etkiliyorsa vakit kaybetmeden bir uzman hekime başvurup profesyonel yardım almanız yerinde olacaktır.

    Aslında benim burada üzerinde durmak istediğim konu dinsel takıntılar konusudur. Kimi insanlar istememesine rağmen kendi içinde dini değerler hakkında kötü ve ya küfürlü düşünür, kimi insanlar abdestlerinin bozulduğu kaygısıyla üst üste abdest alma gereğini hissederler kimisi de yaptığı bir ibadetin kabul edilmediği korkusuyla yaşarlar. Örnekleri çoğaltmamız mümkün.

    Unutulmamalıdır ki vesveseler insanın isteği dışında gerçekleşmektedir. Bu nedenle insan vesveseye kapıldığı için günahkar olmuş sayılmaz. Bu bakımdan vesveseye kapılanların

    - “Benim inancımda zayıflama oluyor” endişesine kapılmalarına hiç gerek yoktur.

    Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de vesveselerin olacağını haber vermekte ve bunlardan korunmak için O’na sığınmamız gerektiğini bildirmektedir:

    “ De ki: Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren ( kuşku ve kuruntu fısıldayan ) sinsi vesvesecilerin kötülüğünden insanların Rabbine insanların Melik’ine insanların İlah’ına sığınırım.”

    ( Nâs Suresi)

    Takıntılar kuruntular kuşkular...Bu önemsiz şeylerin hayatımızı yaşanamaz hale getirmesine izin vermeyelim. Vesveselere kapılmamak için mümkün olduğunca boş vaktimizin olmamasına boş kalındığında dahi bizi meşgul edecek bir şeylerle uğraşmaya özen göstermeliyiz. Zira vesveseler daha çok yalnız kalındığında ve hiçbir şey yapılmadığında iş başındalar.

    Unutmayın: bunları umursamazsanız bir süre sonra kaybolup giderler.

    Vesveseler önemsenirse büyür önemsenmezse ölür

    ____________
    Alıntı

    not: vesveseden kurtulmak için Said Nursinin vesvese risalesini alıb, bır ay boyunca her gun okuya bılırsınız. (şahsen ben çok faydasını gördüm)
    Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
    Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
    Ya bizde vefa…

    Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

  • #2
    bir sitede okuduğum yazıyı da sizinle paylaşmak istiyorum

    http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_6860.htm
    Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
    Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
    Ya bizde vefa…

    Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

    Yorum


    • #3
      Güzel ve doyurucu bir yazı olmuş teşekkür ederim. Risaleler bu devrin en güzel ilaçlarından biri. Herkese tavsiye ederim.

      Yorum


      • #4
        Allahına kurban

        elifnur ağzına yureğıne gonlune emığne sağlık uc bucuk yıldan fazla oldu takıntılarımdan kurtulalı .. ama gecen ay uc gun ılac kullanmadım ve buda benı cok kotu etkıledı .. bırden nuksettı ve sılbastan yasamaya basladım .. unuttuğum seylerı bana hatırlattın .. cok tskr ederım facebookta bı grubum war obsesıf kompulsıf dıe bu yazını paylasacam orda .. umarım senın ıcın bı sakıncası olmaz .. ıstersen sende gelebılırsın o sayfaya hem arkdsalar senden faydalanmıs olur .. https://www.facebook.com/groups/obsesifyasam/ buda facetekı grubun lınkı ..

        Yorum


        • #5
          liarza99 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          elifnur ağzına yureğıne gonlune emığne sağlık uc bucuk yıldan fazla oldu takıntılarımdan kurtulalı .. ama gecen ay uc gun ılac kullanmadım ve buda benı cok kotu etkıledı .. bırden nuksettı ve sılbastan yasamaya basladım .. unuttuğum seylerı bana hatırlattın .. cok tskr ederım facebookta bı grubum war obsesıf kompulsıf dıe bu yazını paylasacam orda .. umarım senın ıcın bı sakıncası olmaz .. ıstersen sende gelebılırsın o sayfaya hem arkdsalar senden faydalanmıs olur .. https://www.facebook.com/groups/obsesifyasam/ buda facetekı grubun lınkı ..
          yorumunuz için ben teşekkür ederim.
          Qruba katıldım İnşAllah bende sizlerden faydalanmış olurum
          Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
          Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
          Ya bizde vefa…

          Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

          Yorum


          • #6
            bir de bediüzzaman hazretlerinin vesvese risalesi adlı bir eseri var. orada vesvesenin kaynağı, nasıl geçeceği noktasında çok önemli noktalara değiniyor bir tanesini buraya alayım geri kalanını merak eden kardeşler vereceğim linkten bakabilirler:

            Ey maraz-ı vesvese ile mübtelâ! Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musîbete benzer; ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen.(korkmazsan) hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider. Öyle ise, şu musîbetli vesvesenin aksâm-ı kesîresinden kesîrü'l-vuku' olan yalnız beş vechini beyân edeceğim. Belki sana ve bana şifâ olur. Zîrâ, şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu dâvet eder, ilim onu tard eder; tanımazsan gelir, tanısan gider.
            Birinci Vecih - Birinci Yara
            Şeytan, evvelâ şüpheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şüpheden şetm'e döner. Hayale karşı şetme benzer bâzı pis hâtıraları ve münâfi-i edeb çirkin halleri tasvir eder. Kalbe "Eyvah!" dedirtir; ye'se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki, kalbi Rabbine karşı sû-i edebde bulunuyor. Müthiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. Bu yaranın merhemi budur:

            Bak, ey bîçare vesveseli adam! Telaş etme. Çünkü, senin hatırına gelen, şetm değil, belki tahayyüldür. Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi, tahayyül-ü şetm dahi, şetm değildir. Zîrâ, mantıkça, tahayyül hüküm değildir. Şetm ise hükümdür.

            Hem bununla beraber, o çirkin sözler, senin kalbin sözleri değil. Çünkü, senin kalbin, ondan müteessir ve müteessiftir. Belki, kalbe yakın olan lümme-i şeytânîden geliyor. Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır; yani onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır. Çünkü, hükümsüz bir tahayyülü hakikat tevehhüm eder. Hem şeytanın işini kendi kalbine mal eder; onun sözünü, ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zâten şeytanın da istediği odur.

            devamı için http://www.risaleara.com/oku.asp?id=238
            sair_hk

            Yorum


            • #7
              Ben zaten dini takıntılarımdan bediüzzaman hazretlerinin külliyatıyla tanışdıkdan sonra kurtuldum

              temızlık takıntılarım var malesef
              İnşAllah bir gün onlarda biter diye inanıyorum.
              Her şeyde hayır var. Benim takıntı hastalığım dinimi öğrenmeme vesile oldu.
              bir gün gorevını bitirib gider diye beklıyorum

              not: dini takıntılarından kurtulmak isteyen her kese vesvese risalesını her gun okumasını tavsiye edıyorum.
              En son değiştiren elifnurr; 20-12-2011, 10:46 PM.
              Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
              Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
              Ya bizde vefa…

              Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

              Yorum


              • #8
                elifnurr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Ben zaten dini takıntılarımdan bediüzzaman hazretlerinin külliyatıyla tanışdıkdan sonra kurtuldum

                temızlık takıntılarım var malesef
                İnşAllah bir gün onlarda biter diye inanıyorum.
                Her şeyde hayır var. Benim takıntı hastalığım dinimi öğrenmeme vesile oldu.
                bir gün gorevını bitirib gider diye beklıyorum

                not: dini takıntılarından kurtulmak isteyen her kese vesvese risalesını her gun okumasını tavsiye edıyorum.
                temizlik takıntısı-vesvesesi, umumi mi yoksa sadece abdest vs alırken mi?
                sair_hk

                Yorum


                • #9
                  sair_hk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                  temizlik takıntısı-vesvesesi, umumi mi yoksa sadece abdest vs alırken mi?
                  dinle bağlanan vesveselerımden kurtuldum dediyim gibi. sızın yazdığınız eskıden vardı.
                  şu an sadece süreklı el yıkama, başkalarının temızlıyını gozetleme isteği, temız olmadı deyıb sureklı bir seylerı yıkama
                  camaşır makınem her gun çalışıyo ama camaşır bıtmıyo. neyse...

                  depresyon durumumda vardı ankısıyetemde onları gıtdıyım sohbetlerın vesılesıyle atlata bıldım.
                  takıntım için tedavı almaya başladım. Rabbım şıfayı verir İnşAllah
                  En son değiştiren elifnurr; 20-12-2011, 11:12 PM.
                  Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
                  Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
                  Ya bizde vefa…

                  Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

                  Yorum


                  • #10
                    inşaallah. cevşen-ül kebir okuyormusunuz? evrad olarak.
                    sair_hk

                    Yorum


                    • #11
                      sair_hk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                      inşaallah. cevşen-ül kebir okuyormusunuz? evrad olarak.
                      okumuyorum malesef. Kuran okumaya bile yenı başladım. Ama bu başlanğıc artık cok güzel şekılde etkisini göstermeğe başladı.

                      Bildiyim bir şey var Allahın istedıyı gıbı yaşasak bu hastalıklar boyle uzun sürerek yıpratmaz bizi...

                      not: forumda konularda dine fazla bağlılık yapmak ve dini konu acmak yasakdı. dini konu kılıtleniyormuş...
                      ne tuaf dımi nsana huzur veren şeyleri yazmak psıkolojı sitede yasak
                      Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
                      Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
                      Ya bizde vefa…

                      Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

                      Yorum


                      • #12
                        kimseyi bağlamıyoruz ki

                        eee sıkıntının kaynağı kesiliyor tabi bundan rahatsız olanlar olacaktır mutlaka.

                        Allahın istediği gibi yaşasak dahi şu da var ki imtihan sırrı gereği en ziyade sıkıntıya uğrayanlar Allahın sevdiği kulları. örneğin peygamberler. mesela eyyüb a.s'nın yaralarından kurtlar çıktığı..

                        sonra yusuf a.s kuyuda... hangimiz bir kuyuda değiliz ki kardeşlerimiz tarafından atıldığımız...

                        sonra yunus a.s... balık karnında... hangimiz nefsimizin içinde boğulmuyoruz ki...

                        hem biz bu kelamları ortaya yazıyoruz... edebsizlik de etmiyoruz. neden sıkıntı olsun ki... olmaz inşaallah...

                        hem bir şekilde birbirimize teselli vermeyeceksek neden buradayız... bu teselli sokratesin sözü olunca güzel felsefe, doğan cüceloğlunun , üstün dökmenin bir cümlesi olunca güzel iletişim... erdal demirkıranın, mümin sekman'ın cümlesi olunca güzel motivasyon olacak... ama dine dair bir büyüğümüzün ettiği bir kelamı yazınca onun tesellisine izin verilmeyecek... eğer durum böyle ise Allah insaf versin. ne diyelim...
                        sair_hk

                        Yorum


                        • #13
                          sair_hk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          Allahın istediği gibi yaşasak dahi şu da var ki imtihan sırrı gereği en ziyade sıkıntıya uğrayanlar Allahın sevdiği kulları. örneğin peygamberler. ...
                          evet... Ama böyle çekilen skıntı insanı yıpratmıyor, maneviyatını bozmuyur, umutsuzluğa,intiharın kıyısına götürmüyor ve daimi mutsuzluğa uğratmıyor. Cünki kurtuluşun isyan etmeden gösterılen sabrda olduğunu biliyor ve huzur buluyor...

                          not: ''Allah’i taniyan ve itaat eden, zindanda da olsa bahtiyardir…''

                          Bir kutsi hadiste de Allah: “Kulumun bana olan zannı ne ise ben de ona öyleyim Kulum beni andığında ben onunla beraberim
                          Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira kulum bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir adım yaklaşırım
                          Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim,”buyurmaktadır
                          Vefa, vefa…Ey vefalıların en vefalısı!
                          Vefayı veren Sen’sin.Vefalı da Sen…
                          Ya bizde vefa…

                          Ne gelen vardı, ne giden. Rıhtımlar tenhaydı. Hiç mi kalmadık anlaşılamamanın yalnızlığında? Ah, sabırla bekleyebilseydik gönül! Her zaman hazır bulacaktık kıyıdaki yelkenliyi. Görememişsek körlüğümüzdendir...

                          Yorum


                          • #14
                            elifnur alıntıların güzel ellerine sağlık ama kendi yazılarından da paylaşım yapsan çok sevinirim.Kendi yaşadıklarından vs.Çünkü nette her konuda bilgi yığınla dolu.Burada sanallıkla gerçeklik arasında bir ruh yaşatalım istiyorum.

                            Yorum

                            İstek İşleniyor...
                            X