burada yazilanlarin tumu gercek olmakla birlikte borderline kisilik bozuklugunun hayati ne derece etkileyebilecegini anlatmaya calistim.


Var Olmamis Bir Yolun Sonu

Bir sabah uyandigimda sol kolum uyusmus ve hareket ettiremiyordum. Sarhosluk sadece bedenime degil butun ruhuma yayilmisti. Ayilmak icin kalkmaya calistigimda topragin uzerinde oldugumu fark etmistim. Oraya nasil geldigime dair hicbir fikrim yokken ormandaki kus seslerine dikkatimi verdim. Ama tum bu seslerin arasinda baska birsey fisildaniyordu kulagima o da hemen kalk ve hayata yetis diyen bir ses.
Bu ses zaman zaman kapimi calsada ben o sesten kacmak adina turlu turlu pisliklere bulasmis biri olarak ezildim, alcaldim ve bunalim dolu bir hayatin icinde buldum kendiligimi. Boyle soyluyorum cunku bunlari yasayan ben bir de bunlari izleyen baska bir adam daha vardi. Tum bunlar yasanirken icimde biriken anlamsizlik tum hayatimi kusatmis ve yasam denen bir savasa dogru yol aliyordu. Inanmak istiyordum birseylere, birine ama en cokta kendime. Fakat dedigim gibi kendilikten uzak ve bunu baskalarinin hayatinda arayan bir adam. Bu arayisi kaplayan anlamsizligin beni soktugu hayatlar beni sadece kullanmadi bir vampir gibi kanimi cekti.
Bagirmak istiyordum ama hep icimden bagirirdim. Haykirmak insanlarin dilinde haykirmaksa ben kendime haykirirdim. Bu anlamda algim disaridaki algidan farkliydi ve bunun uzerinde ilerliyordu. Gelisen herseyle birlikte benim yasadigim bu surecin icinde bulastigim pisliklerin ozelliklede zihnimi kirletenlerin agirligi bedenimide kirletmeye baslamisti. Bir cikis yolu arayan ben ozgurlugun ancak baskalariyla gerceklesicegine kendini o kadar inandirmisti ki baska bir secenek ihtimali bile soz konusu olamazdi. Olmenin bile bulundugum esaretten kurtulmama yeterli olmayacagına inandirmistim kendimi. Olmenin bile cozum olmadigi bu hayatimda sıkısıp kalmak ve gercektende yasadigima dair deliller aramak beni bozguna ugratmisti. Tum bunlar gerceklesirken tutunacak bir dal arardim kendime ve her seferinde buldugumu sanar ama bu da degil der o dali da kirar yoluma devam ederdim. Ama sonra fark ettim ki ortada bir yol yok gidilen bir yer yok hersey bulundugum yerde tekrar tekrar oynuyordu.
Bir suru insanin hayatina girmis biri olarak en dikkatimi ceken sey kisi ya tanri olmak istiyordu yada tanrisini ariyordu. Bende tanrisini arayanlardan biri olarak her gecen gun umidimi kaybediyor ve var olan boslugumu doldurmak icin alkol ve uyusturucuyla kendime yabancilasiyordum. Ilk uyusturucu aldigimda bir caminin bahcesinde oturuyordum ve kafam o kadar guzel olmustu ki oradaki bir alim'in mezarina isemistim. Bunu yaptigim icin pisman olmak bir yana ne yaptigimin farkinda bile degildim. 15 yasinda yaptigim bu eylem daha sonra yapacaklarimin habercisi gibiydi aslinda. Girdigim hicbir ortama ait hissedemiyordum ama oyleymis gibi taklit ediyordum. Bu konuda oldukca usta oldugumu soylemekle birlikte var olan durumu oraya aitmis gibi hissedenlerden daha iyi idrak ediyordum ve bunun bir sonucu olarak oralardanda uzaklasiyordum. Bu da degilmis diyip baska arayislara dogru yelken aciyordum. Bu oyle bir arayisa donusmustu ki kafamdaki tanri algisi bile yok olmustu. Artik bir tanri yoktu ve bununla ilgili olarak en ufak bir hissiyat bile yoktu. Bircok insani dinlerdim ozelliklede inancsiz olduklarindan bahsedenleri iste bu insanlari biraz eselersek aslinda inandiklari birseyler vardi ama ofkelerinden oturu kabul etmiyorlardi. Ben ise gormek icin hersey yapmaya hazirdim ama bir turlu goremiyordum ve umutlarimi bir sonraki tanri adayina birakiyordum. Bircok tanri adayi gecti elimden ama hicbiri benim tanrim olacak kadar kudretli degildi ve oyle olmadigini gormek icimi acitiyordu.
Artik birseyi fark ediyordum "aci" aci cektigimi hissetmeye baslamistim. Ictigim alkol, aldigim uyusturucular hicbiri bunu dindirmeye yetmiyordu. Oyle bir aci ki bu ancak hissizleserek hafifliyordu. Aci'yi ogrenirken birsey daha ogreniyordum artik onunda adi hissizlesmek. Etrafta mutlu insanlar, aci ceken insanlar, bunalimda olanlar, sorunlarinin ustesinden gelemeyenler, herseyi yolunda gidenler ama hepsinde gordugum ortak birsey kendilerine yabancilasmis insanlar. Bir secim yapmam gerekiyordu ya olmadigim birseyi oynayarak yasamimi surdurucektim yada bu isi burada birakip herseyi ve herkesi terk edip yollarda kendimi aramaya cikicaktim. Bu ugurda nicelerinin yola ciktigini gorsemde bu gidisin kacmaktan hicbir farki yok. Insanlar bulunduklari yerden uzaklasarak var olan sorunlarinida beraberinde getirmedigini saniyorsa bu ne ahmakliktir ki buna inanlarla dolu bir dunya'yi yasiyoruz. Lise caglarindayken bir kitap okumustum adini hatirlayamasamda yazari Nurettin Topcu'ydu. Kim olduguna dair pek bir fikrim olmasada kitaplikta hep gozume carpardi ve bir sekilde okumaya basladim. Bir kitabinda soyle diyordu adam oldurmek gunah, hirsizlikta gunah, birinin hakkini yemekte gunah ama bunlarin en buyuk olani kendine kandirmaktir der. Bu soylemi hayatimin belli zamanlarinda karsima cikiyordu ve yasadigim caresizligi unutmak icin kendimden tiksiniyordum artik. Kendimi kandirmak icin cabaladigim bu yolda yedigim tokatlari kimse atmak istemiyordu aslinda hatta attiklarinin farkinda bile degiller ama ben herseyin o kadar farkindaydim ki iste bu canimi yakiyordu.
Her zaman kisinin herseyi yapabilecegine inaniyordum ama asla bunu yapamayan ben, bir aktor ariyor ve en iyi yardimci oyuncu olarak kendimi sunuyordum. Bir arkadasimla bir ortama girmistim ve bu ortamda donen uyusturucu herkesin isteyipte ulasamayacagi ve oldukca etkili turden seylerdi. Bende kullanmaya hazirken etrafa baktigimda gordugum insanlar uyusturucunun etkisine kendilerini birakmislar fakat ben yapamayacagimi bildigim halde yine kullanmayi secmistim. Aldigimiz uyusturucunun etkisiyle seks kokulari yayilmaya baslamisti ve herkes yavas yavas partnerini secmeye basliyordu bense hoslandigim kizi oradaki tanrima ayarlamaya calisiyordum cunku onunla var oldugumu hissediyordum. Tanrim'i yuceltmeliydim o yuzden ona en iyisini sunmam gerekiyordu ve bu dogrultuda ugras veren ben'i goren birileri oluyordu ve bu hareketime anlam veremiyorlardi. Onlara aciklama yapma geregi duymazdim cunku tanrimla ilgili bir soz soylemeleri tum ortami dagitmam icin yeterliydi ve bu ofkemi disa vurmakta hic zorlanmazdim. Butun kadinlar benim olsun diye dusunurken en cok istedigim kadin'i tanrim icin kurban ediyordum. Bu olaylara baktigimda aslinda o kadina cok daha iyi bakabilecegimi ve onun icin elimden geleni yapabilecegimden emin olmama ragmen bunu asla aktaramiyordum cunku onceligim bir kadin degil bir tanri bulmakti.
Insanlarla olan dialoglarimda bir turlu ilerleme kaydedemiyordum cunku samimi olmak adina kendimi sunarken karsilastigim insanlar samimiyetsizligi bir yasam sekli olarak hayatlarina yerlestirmislerdi ve bunun adinada samimiyet diyorlardi. Samimiyetsiz samimi bir insan olmak adinada buyuk ugraslar vermis olmama ragmen bunlarda sonucsuz kalmisti. Ait hissedebilecegim yerler yavas yavas ortadan kalkiyordu ve ben yavas yavas yok oluyordum...