Duyuru

Collapse
No announcement yet.

''Ben Deli Değilim''

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • ''Ben Deli Değilim''

    Şizofreni Yarışması 1. Gelen Senaryo, tıbben şizofren olduğu bilinen bir kişi tarafından yazılmıştır.


    ''“Ben deli değilim, benden başka herkes deli olduğu için beni deli zannediyorlar.
    İnsanın kendi olabileceği tek yer akıl hastanesidir sanırdım, yanılmışım. Delirmeye bile hakkınız yok burada. Tımarhane delirme hakkının kutsandığı mabed değil midir? Değilmiş!
    İnsan tımarhanede bile delirme hakkını elde edemiyorsa ölsün daha iyi. Ben size ve kendime rahatça dil çıkarabilmek için burada değil miyim, bunun için kapatmadınız mı beni buraya. Elektroşoklar tersini söylüyor bunun. Hastabakıcının suratını görmem elektroşoka girmeme yetiyor da artıyor bile. Şehir cereyanını boşa harcamayınız efendim.
    Hayatım boyunca kendim olabileceğim bir yer aradım.
    Bu yer bazen bir insanın yüzü oldu, bazen sevdiğim bir kitapta altını çizdiğim cümle, bazen ölüler gibi haftalarca susmanın saltanatını yaşamak, bazen de denizin köpürdüyen mavi kaosunda eritmekle gözlerimi. Ama yetmedi bunlar. Sonuna kadar kendim olmak istedim, evreni kanatlamak pahasına. Sanatı denedim; otoriteye karşı çıkanların birbirlerine karşı imgelerle iktidar olma çabası. Polis olun efendim, daha saygın.
    İnsanın kendi olabileceği tek yer gece kalbidir dedim sonra, insan yalnızken kendisidir diye de uzattım. Ama insanların ruhuma bu izinsiz girişleri yok mu, beni delirtiyor: ‘sevgilim beni ne kadar çok seviyorsun’lar, ‘felsefe yapma, aşka gel kendine gelirsin’ler, ‘insanları olduğu gibi kabul et, mutlu olursun’lar vb…
    İnsanları olduğu gibi kabul edersem bu savaşları, bu gizli sömürüyü, bu öldürücü şiirsizliği de kabul etmiş olmaz mıyım; bu İsa’ya hem Edip Cansever’e, hem kendime, yeni doğan çocuklara ve gökyüzüne ihanet etmek olmaz mı?
    Hepimiz deliyiz, akıllı taklidi yapmayı bıraktığımız anda tımarhaneye kapatılırız. İnsanlar akıllı taklidi yapmakta ne kadar da usta tanrım. Bense beceriksizliğim bu konuda, daha doğrusu akıllı taklidi yapmaktan bıktım. Normal olmaya çalışmak deli olmaktan daha zor. Belki de bunu anladım. Bir ofiste çalışıyordum, deli gömleğimin (seçkin bir markaydı) üzerine kravat takmayı bıraktım.
    Beni kimin delirttiğini gerçekten merak ediyorum.
    Babam olabilir diyorum, çocukluğumda az dövmedi beni sözcüklerle. Lise 2’de beni derste kuşumla oynarken yakalayan son Osmanlı Aysel de olabilir beni delirten. (Kaltak dediğime bakmayın, kızgınlığımdan söylüyorum, yağmurda ıslanmış bir köpek kadar aşıktım ona.) Tek tek beni kimin delirttiğini hesabını yapmak zor, kısaca beni insanlar delirtti diyebilirim. Beni insanların çıldırtmasındansa gökyüzünün çıldırtmasını isterdim, karanlık yağmurun, müziğin… Beni çıldırtma hakkını insanların elinden almalıyım.
    Önemsiz deliliklerimi saymayacağım, beni buraya kapattıran son çılgınlığımı anlatacağım.
    İntihar fikri yine tanrım olmuştu, aynadaki yüzüme tükürüp silahımı aldım ve mahallemizdeki büyük çukurca camisine gittim. Girdim içeri. Caminin tavanına iki el ateş edip namazı böldüm. Haklı olarak üzerime saldıran bir dindarı bacağından vurup ‘suküneti’ sağladım. Gerginlik caminin duvarını çatlatacak kadar büyüktü. Fazla vaktinizi almayacağım dedim.
    Ve Perulu şair Cesar Mendoza’nın “Acı Çekene Saygı” şiirini okumaya başladım.
    Tanrı’yla aynı fikirde değilim
    İntihar edenlerin cehenneme gideceği konusunda Kainatın yaratılışına katılmaktan bıktığımda ruhum İntihar edeceğim ben de Denenmemiş bir yolla Nerdeyse bütün akıllı kalpler İntihar edipsiktir çekmiş yeryüzüne
    Ben ateist değilim, babasıymış gibi
    Tanrı’ya küsen bir çocuğum
    Eğer Tanrı intihar edenleri ve Nietche’yi
    Cehenneme gönderirse
    Cehennemde yanmayı tercih ederim ben de
    Tanrı dürüstlüğü sever
    Tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum
    Ben Tanrı olsam
    Peygamberler göndermez
    Direk konuşurdum insanlarla
    Ben Tanrı olsam
    Hitler’i iyi kalpli bir Yahudi olmakla cezalandırırdım
    Yahut yetenekli bir yazar yapardım onu
    İçindeki kötülüğü insanlara değil
    Tuvallere boşaltırdı
    Ben Tanrı olsam
    Devletler yok olur
    Gül kokulu bireyler var olurdu sadece
    Atlar çılgın zamanlar koşardı
    Ben Tanrı olsam
    Düşünce gücüyle herkesin
    İstediği karakter olmasını sağlardım
    Dünya bir şiirin
    Yaratılım sürecine dönüşürdü böylece
    Ben Tanrı olsam intihar ederdim
    İnsanlarla birlikte
    Acı çekmeyi öğrenemediğim için
    Sessizlik ağır bir kaya gibi hepimizin üzerine çökmüştü. Cemaat beni linç etmek için fırsat kolluyordu, seziyordum bunu. Tabancam tek dostumdu o anda. O sırada cemaatten yaşlıca bir adam bana doğru yürümeye başladı. Dur diye bağırdım, dur, yoksa… Dinlemedi yavaş yavaş ağır çekimde yanıma kadar geldi, gözlerinde diğerlerindeki gibi öfke değil, merhamet gibi bir şey vardı. Tanımıştım, babamın arkadaşı Ahmet abiydi.
    ‘Dinle beni, Allah’ın kendin olduğunu anlayıncaya kadar hep acı çekeceksin’ dedi usulca. Ellerim titremeye başlamıştı, bu sözler dikenli bir çalı gibi saplanmıştı içime ama acıtmıyordu. Silahımı aldı, beni linç etmek isteyen kalabalığı ve zamanı bir el hareketiyle durdurdu.
    Sonrası… Sonrası buradayım işte. O yaşlı adam Ahmet abinin sözünü hatırladığımda sakinleşir gibi, içimdeki bir sırra erer gibi oluyorum ama izin vermiyor insanlar ve anılar kendim olmamama, içimin sularına bir balık gibi dalaraktan.
    Dışarıdayken bir söz vermiştim kendime: onlar ne yaparsa ben tersini yapacağım diye. Onlar yalan mı söylüyor, ben doğruyu söyleyeceğim. Onlar boyun mu eğiyor, ben isyan edeceğim. Hem de her şeye. Onlar sanattan nefret mi ediyor, ben inadına Mozart dinleyeceğim, ölü yazarlarla dostluk kuracam, 7. Mühür’ü, Sonbahar’ı ve Seven’ı izleyeceğim. Onlar paraya mı tapıyor, ben yağmurda ıslanmaya tapacam. Onlar statünün getirdiği saygınlığa mı inanıyor, ben serseriliğe ve kaybetmişliğe sokak olacağım.
    Sonuç: insanın tanrı’ya inancının kaybetmesinden daha kötü olan bir şey varsa, o da insanlığa inancını kaybetmesidir. Siz insansanız, ben insan olmayı reddediyorum. Deli olmam güllerle birlikte açmama, zamanın dışına taşmama engel değil; tam tersine bunlara açılan kapı.
    Bu arada delilerin söz söyleme özgürlüğünden bol bol yararlanıyorum. Geçen gün bağırmaya başladım: sizin sığınacak bir Allah’ınız var, benim yok. Benim sığınacak yalnızca kelimelerim var.
    Deliliğini topluma kabul ettirebilene dahi derler; ben ettiremedim, tımarhanedeyim. Güldüler. Aklın fazlası cehennem dedim, güldüler. Her çocuk tanrı’nın gönderdiği bir peygamberdir. Ve unuturuz büyüyünce peygamber olduğumuzu. Gider bir öğretmen oluruz, işçi, pezevenk, mühendis, memur dedim, güldüler. Şehir cereyanına bağladılar beni. Güldüler siktir çektiler, kalbimin içinde çarpan kalplere. Çirkinleştireni her yerde, ey dünyayı kutsallaştıran çılgınlık neredesin dedim, güldüler. Öyle bir şekilde yan yana getirelim ki sözcükleri, herkesi orospu olmaktan kurtaralım dedim, güldüler.
    Zaman geçti. Artık çıplakken bir şey söyleyemiyorum insanlara, kişiliklerim birbirleriyle yaşamayı öğrendi, gidecek başka bir bedenleri olmadığını anladı en sonunda.
    İlaçlarımı düzenli kullanıyorum, sigarayı azalttım. Buradan çıkmama az kaldı, doktorum Alper bey söyledi. Geçende kendi kendime Cemal dedim Cemal -ismim cemal bu arada- hayatı güzelleştiren şey tehlikeyi sevmektir. Hayatı güzelleştirmek istiyorsan dünyanın en tehlikeli şeyini sevmeyi öğrenmelisin: insanı! Buna kendini sevmekle başlayabilirsin. Hak verdim Cemal’e. Güzel konuşuyordu, inandım ona.
    Cemal’e borcumu ödeyeceğim. Yeryüzünde insanlar tarafından kanatılmamış hiçbir aşık olmayı yeniden deneyeceğim. Cemal’e borcumu ödeyeceğim. Az kaldı, bekleyin beni.”
    Cemal’e borcumu ödeyeceğim. Yeryüzünde insanlar tarafından kanatılmamış hiçbir aşık olmayı yeniden deneyeceğim. Cemal’e borcumu ödeyeceğim. Az kaldı, bekleyin beni.”
    ''People who don't know me think I'm quiet, people who do wish I was.''

  • #2
    bak sen akıllıya

    KuzuZade
    Derdest etti gönlümü serabınla gelen nazarın, n'ola ki aslına rücu etse suret-i nigarın..BeyZade
    BEYNİNİZİ değiştirin , HAYATINIZ değişsin... ( Dr. Daniel G. Amen )
    Psikiyatrik rahatsızlığı olan bu kitabı okusun etkili çözüm bulacaksınız. !

    Yorum


    • #3
      Orjinal yazı sahibi: sorun
      Çok beğendim, edebi yönü çok kuvvetli, kitap yazsa keşke gerçekten. ve ciddiye alınsa.

      Kaynağını da belirtirmisin, eğer bir linki varsa?
      Ben aslında ekşisözlükten gördüm, youtube'da bir adam tarafından seslendirilmiş hali var ama berbat seslendirmiş açıkcası.
      Kaynağının tam linkini veremeyeceğim o yüzden maalesef.. =/ Beğenmenize sevindim.
      ''People who don't know me think I'm quiet, people who do wish I was.''

      Yorum


      • #4
        ................................
        Last edited by stolz; 22-08-2013, 09:02 PM.

        Yorum


        • #5


          buda kısa videosu

          Yorum


          • #6
            Orjinal yazı sahibi: ayılırsınveanlarsın View Post


            buda kısa videosu
            İşte youtube'daki videosu bu. Ama gerçekten çok kötü seslendirmiş kim seslendirdiyse, hiç sevmedim ben.
            ''People who don't know me think I'm quiet, people who do wish I was.''

            Yorum


            • #7
              Ahahaha İzmirliymiş. Hiç şaşırmadım. Teşekkürler röp. koyduğun için @sorun.. =)
              ''People who don't know me think I'm quiet, people who do wish I was.''

              Yorum


              • #8
                İlk önce kendisini sorgulamış. Daha sonra etrafını sorgulamış. Olumsuz olayları gördükçe bu onda derin bir duygusal travma yaratmış ve her insan gibi olumsuzlukları , haksızlıkları nasıl çözerim diye kafa yormuş.

                Gücünün yetmeyeceğini anlayınca madem bir yaratıcı var neden haksızlıklara müdahale etmiyor diye ona sitem etmeye başlamış.
                Şeytan ile yaratıcı arasında oynanan bir oyun olduğunu düşünüp , kendisini oyuncak gibi hissedip bu oyuna müdahil olmak istemiyorum demeye başlamış.

                Dini yönünü kuvvetlendirmesi ve bilgi dağarcığını bu yönden geliştirip biraz fıkıh , tasavvuf konularını okuması gerekirken bu bilgilerden yoksun olan batılı bazı yazarların kitaplarını okumuş ve etkisinde kalmış.

                Bu bilgilerle yola çıktığından yaşamsal temel taşları yerinden oynamış ve dünya yaşamında çalışmak gerektiği ,
                gıda , yiyecek , içecek , barınak , kişisel temizlik vb bir çok ihtiyaçlarını gidermesi için düşüncemenin yanında , bedenen de emek verilmesinin şart olduğu , gerektiğini unutup sadece beynini diğer konulara verip kendisini geliştirememiş ve sadece kendisinin bunları düşündüğünü başka hiç kimsenin bunları düşünmediğini sanmaya başlamış.

                Beyin içi kimyasal sorunlar ve beyin içi tümörde varsa bunlar duygu , düşünce ve davranışlarına etki etmeye başlamışda olabilir. Onu kendisine bakan doktorlar daha iyi bilir.

                Siyasete girmeye uygun bir arkadaş aslında. Kendisini biraz daha geliştirtikten sonra Muhtarlık , belediye meclisi , belediye başkanlığı , , kaymakamlık , valilik , milletvekilliği , bakanlık hatta başbakanlık bile yapabilirler. Fakat düşüncelerini daha düzgün ve daha doğru , mantıklı ifade etmesi şartı ile.

                Sevgilinize , altın bir küpe alıp hiç bir kutuya koymadan , "Al bunu sana aldım. Takda mutlu ol." deyip vermek var.
                - Al dünyalar güzeli , taçsız kraliçem , güzel sevgilim , bunu senin için aldım. Daima mutlu ve huzurlu bir beraberliğimizin , aşkımızın simgesi olsun" deyip onu güzel bir kutuda vermek var.

                Dünyada oluşan haksızlıkların ve adaletsizliklerin hepsini biz düzeltemeyiz. Bu bizim bir insan olarak gücümüzü aşar. Bunun için ya yetkili kurumların başına geleceksiniz veya yetkili kurumlara şikayetlerinizi istek ve taleplerinizi ileteceksiniz.

                Kendi başınıza düşünüp düşünüp durur mızmızlanırsanız ve bunu fazla kafanıza takıp , işinizi gücünüzü bırakırsanız , bütün dünyada olan biteni bahane edip kişisel sorumluklarınızıda yerine getirmemeye başlarsanız gideceğiniz yer bellidir.

                Uygarlıklar gelişme halindedir , gelişmeye devam etmekdedir. Uygarlıkların gelişmesi için Her insanın elinden geldiğince gücü yettiğince bir taş koyması yeterlidir. . Bütün taşları ben koymalıyım diye düşünmek doğru bir düşünce tarzı değildir.

                Yorum


                • #9
                  Lacrycoma güzel yazıydı, sevdim :67:

                  Yorum


                  • #10
                    Orjinal yazı sahibi: Lacrymosa. View Post
                    Ahahaha İzmirliymiş. Hiç şaşırmadım. Teşekkürler röp. koyduğun için @sorun.. =)
                    İzmir insanı hasta eder. İnsanlar genelde 'mış' gibi yaşarlar. Yani kimliği olmayan şehir. Maalesef:RpS_thumbdn:

                    Yorum


                    • #11
                      nayıır yanılıyorsunuz ''Ben Deli Değilim''

                      KuzuZade
                      Derdest etti gönlümü serabınla gelen nazarın, n'ola ki aslına rücu etse suret-i nigarın..BeyZade
                      BEYNİNİZİ değiştirin , HAYATINIZ değişsin... ( Dr. Daniel G. Amen )
                      Psikiyatrik rahatsızlığı olan bu kitabı okusun etkili çözüm bulacaksınız. !

                      Yorum


                      • #12
                        Orjinal yazı sahibi: ercio View Post
                        İzmir insanı hasta eder. İnsanlar genelde 'mış' gibi yaşarlar. Yani kimliği olmayan şehir. Maalesef:RpS_thumbdn:
                        Sen bulunduğu yer kısmını yanlış yazdın herhalde? İzmir insanı beni pek ilgilendirmiyor açıkcası, İzmir Türkiye de ki bana göre en güzel şehirlerden biri. Türkiye de 'mış' gibi yaşamayan bi şehir var mı?
                        ''People who don't know me think I'm quiet, people who do wish I was.''

                        Yorum

                        İşleniyor...
                        X