Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Titreme (Bir Yeme Ve İçme Efsanesi)

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Titreme (Bir Yeme Ve İçme Efsanesi)

    Küçük çekirge(ben oluyorum), yine günlerden birgününü yaşıyordu. Onun için bütün günler hep aynı şekilde geçiyordu. Acaba darda mıydı? Topluluk içinde yemek, içmek ve konuşmaya gelince takılı kaset gibi aynı şeyleri düşünüp titriyordu. Küçük çekirge artık 25 yaşına gelmişti. Bu böyle gitmezdi. Evde otururken kendi minik aklınca bir karar verdi. Verdiği karar da şuydu. Oturup titreme esnasında gelen bütün düşüncelerini kağıda dökecekti. Eline kağıt kalemi almaya başladı. O da merak ediyordu. Acaba kendisi o zaman ne düşünüyordu? Düşüncelerini sıralamaya başladı.
    1-Ben yine titreyeceğim.
    2-Kahretsin.
    3-Herşeyden ve kendimden nefret ediyorum.
    4-Bak yine titriyorum.
    5-Kendimi kontrol edemiyorum.
    6-Diğer insanlar neden yapabiliyor?
    7-Çok büyük bir sorunum var.
    8-Burdan hemen kaçmalıyım.
    9-Biri bana bakıyor.
    10-Ben neden yapamıyorum?
    11-Yolda yürüken kollarım ve bacaklarım kilitlenecek.
    12-Yine beceremeyeceğim.
    13-Bu sefer mutlaka yapmalıyım.
    14-Bu sefer olmasında göreyim.
    15-Mükemmel yapmalıyım.
    16-Herkes bana hayran olmalı.
    17-Beni takdir etsinler ve beğensinler.
    18-Bakalım n'olcak?
    19-Beni övsünler.
    20-Zaman geçiyor; ama ben hep aynıyın.
    21-Acaba biri görecek mi?
    22-Yine REZİL olacağım.
    23-Beni beğenmeyecekler.
    24-Ya dökersem.
    25-Çok beceriksiz ve yetersizim.
    26-Eskidende böyleydim.
    27-Hep böyle mi kalacağım?
    28-Bu sefer de olacak mı?
    29-Korkuyorum.
    30-Dokunmazsam iyi olur.
    31-İçmezsem, bu seferde "niye içmiyorsun?" diyecekler.
    32-Ben de bir eksiklik mi var?
    33-Ellerim terliyor.
    34-Bardağı kaldıracak kuvvetim yok.
    36-Çok heyecanlıyım.
    37-Kendimi kasmalıyım, belki durur.
    38-Bu sulu şeyler resmen bir işkence.
    39-Yemek ve içecekler adamı deli ediyor.

    Küçük çekirge son sözünü söylüyor:
    "ALLAH'ım ne oluyor? Delirmek üzereyim. Patlama noktasına geldim.ALLAH'ım bana bir çıkış yolu göster. Yoksa sonum hiç iyi olmayacak."

    VE Yaradan ilk emrini buyurdu:
    "Oku, Seni yaradan Rabbinin adıyla oku!"

    Küçük çekirge ne olduğunu şaşırdı ve içini huzur kaplamıştı. Yaradan'ı onu unutmamıştı. Sonra Rabbinin dediklerini hatırladı. Acaba ne demek istemişti. Bir süre düşünmeye başladı ve sonunda şuna karar vermişti:
    "Okumak ne dmekti? Sadece kitapları okumak mıydı? Tabiki hayır. HAYATI, KAİNATİ VE KİTAPLARI OKUMAKTI."

    Yaradan dediki:
    "Düşünmüyor musun"

    Küçük çekirge birden afalladı. "Ben düşünmüyorsam, yukarıdaki şeyleri kim yazdı?"

    Küçük çekirge, Rabbinin ona şah damarından da yakın olduğunu unutmuştu.Rabbi ona buyurdu ki:
    " Senin kalbin var. Fakat anlamıyorsun, gözlerin var, fakat görmüyorsun, kulakların var, fakat işitmiyorsun. Sen gaflet içindesin."

    Küçük çekirge yine düşünmeye başladı. Bu kelimeleri bir insan söylemiyordu. Ne dediyse doğrudur. Ben bunun gerçek anlamını bulmalıyım. Bir an için uzunca düşünmeye başladı. Sonunda şöyle dedi:
    "Gerçekten hiçbir şey görmüyordum.Etrafımda koca bir kainat şekillenmiş ve nice güzelliklerle dolmuş. Ama ben dünya içinde dünya kurmuştum. Bunları görmüyordum. Etrafımda doğa, hayvan ve insan sesleri varken, ben sadece duymak istediğimi duyuyordum. Diğerlerini umursamıyordum. Etrafa boş boş bakıyordum."

    Yaradan devam etti:
    "Sen bir kapı istemiştin benden. Ben sana bilgeler meclisinden binlerce insan gönderiyorum. Eğer onlara uyarsan kurtuluşa erersin"

    Ve ilk olarak Peygamberimiz Muhammed dediki:
    "Herşeyin aşırısı zararlı"
    "Acaba ne demek istemişti? diye düşündü küçük çekirge. Bir uyanışı mı işaret ediyordu? İşaret ettiği şuydu, diye düşündü.
    "Düşünmenin de bilinçsizliğinde fazlası zararlıydı. Buna bir an son verilmesi gerekiyordu.Bolluk ve kıtlık içsel gerçekliğimizin dışa yansımasından ibaretti."

    Peygamberimiz İsa dediki:
    "Çünkü kendisinde bulunana daha çok verilecek. Hiçbir şeyi olmayandan elindeki bile alınacaktı."

    Acaba bu kelimelerin anlamı ne idi? Ve küçük çekirge karar verdi.
    "Sevgi istiyorsan, sevgi ver. Huzur istiyorsan, huzur ver. Mutluluk istiyorsan mutluluk ver. Gülücük istiyorsan, gülücük ver. Böyle bir sürü şey vardı."

    Bu arada üstat Eckhart Tolle dile geldi.
    "Sorun şudur: Çözdüğünüz her sorunun ardında bir diğeri gelecektir. Şu an bir sorun olarak görüldüğü sürece, sorunlarınız asla bitmez. "Ne olmamı istiyorsan o olacağım," der Hayat ya da Şimdi. "Bana nasıl davranırsan sana öyle davranacağım. Beni bir sorun olarak görürsen, senin için sorun olacağım. Beni bir engel olarak görürsen, senin için bir engel olacağım."
    En kötüsü ve oldukça yaygın olarak görülen bir durum olarak şu ana düşmanmış gibi yaklaşır. Yaptığımız şeyden nefret ettiğimizde, bulunduğumuz ortamla ilgili şikayet ettiğimizde, olan ya da olmuş olan şeylere sövüp durduğumuzda, içsel konuşmalarımız olmalı ve olmamalı gibi ifadeler kullandığınızda, onu bunu suçlamaya devam ettiğinizde, zaten var olan birşeyle tartışıyorsunuz demektir. Hayat'ı düşman edindiğinizde, o da size şöyle der; "İstediğiniz şey savaşsa, alacağında savaş olacaktır.é

    Küçük çekirge bir an için duraksadı. "Acaba bütün bunların anlamı neydi. Hayatın başka anlamları da mı varmış? Evet, hayatın iyi ya da kötü olması sadece bir yorum farkıydı. Benim yorumum kötüymüş. Ben yanlış yorumlamışım. En doğrusunu bulmak için bol bol kitap okuyup, insanlarla tartışmalıyım" dedi.

    MADDE İN MUSTAFA TOPRAK.
    GERÇEK HAYATIM

  • #2
    paylaştığın için teşekkürler....

    Yorum


    • #3
      İnsan ancak en yoğun olduğu durumlarda yazı yazabiliyormuş. Aslında bu duygularım var. Ama kelimelere dökemiyordum. Bu sabah hepsini hikaye şeklinde yazdım.

      Yorum

      İşleniyor...
      X