Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Sıkıntıları ortaya çıkaran durum ve eylemleri deşifre etme adına bir çalışma

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #16
    Orjinal yazı sahibi: kayıp 00 View Post
    dürtülerim o kadar güçlü ki, onlara karşı gelemedim hiç.. aç bi insan düşün ve karşısında en sevdiği yemek duruyor.. o yemeği yememesi, çöpe dökemesi gibi bi şey bu.. oldukça güç..
    kalıplaşmış ruhsal bir düzlemden başka bir ruhsal düzleme geçmek hemen olmaz. Senin dürtülerinin boyunduruğunda olman ruhsal bir düzlem. Bu düzlemden kontrolü kendi eline almaya doğru bir yolculuğa çıkacaksın sen. Bu yolculukta karşına basamaklar çıkacak. Her bir basamak çözülmesi gereken alt bir sorunu simgeliyor.

    Şimdi elinde bir silahın olması gerekiyor. Varoluşunda var olan bir silah, bu silahın ismi "isyan". Dürtülerin zalim, despot bir hükümdar diyelim. Sende onun emrinin boyunduruğunda bir kölesin. İsyan önce fikirde başlar. Dürtülerinin sana her emir yağdırışında sen onun dediklerini yapsan bile içinden ona isyan etmeya başla. bu ilk basamağımız olsun. her bir emrine kafa kut. İsyan et. Aşağıla. Bu seni dürtülerinden hemen kurtarmayacak fakat, kurtulmana yardımcı olacak eline aldığın silahlarından biri olacak.

    Bu dediğimi yapmaya başla istersen
    ... ve ruhunun ilhamını dinledi insan. Sonuçlara razı olmak şartı ile istediğini seçmekte ve şeçtiğini yapmakta özgürsün....

    Yorum


    • #17
      Duygular karar mercii değildir. gerçekleri bildirir bir görevi yoktur.

      İnsan her çağda kendi varoluşunun gerçeğine ilişkin doğru bilgilere ulaşma arayışına girmiştir. Kendi varoluşunu daha sağlıklı kılma ve yaşamını daha doyumunda geçirme arzusu ile insan kendisini tanımaya çalışır. Bu tanıma sürecinde insan bilgi toplama veri kaynaklarını keşfeder. Bu kaynaklardan birisi de duygulardır.

      İnsan hayatın realitesini ispatlardan beslenir bir bilgi ile anlamaya çalışır. Gerçekliği ispat edilmişse bir şey kesinlikle vardır ve o bilgi doğrudur der. Bu formatta var olan insan farkında olmadan veri kaynağı olmayacak alanları da veri kaynağı gibi algılamaya başlar. Onlardan biri de hislerdir.

      İnsanlar bir şeyler hissediyor olması gerçektir ama hisler gerçeklerin habercisi değildir. Hisler düşüncelerin rengi ile ortaya çıkar, inanışlara göre şekil alır. Bir yalana inanan bir insanın hisleri de yalanına eşlik eder cinsten olur. şöyle bir örnek vereyim. Panik atak hastaları panik atak sırasında öleceğini ve kalplerinin duracağına inanırlar. Bu inanç ile hisleri aynı ölecekmiş gibi olur. Ama bilinen gerçek şu ki panik atak ve anksiyete ile ölen kişi daha literatüre geçmemiş.

      Panik atak yaşayan insanın o an ölüm anı gibi düşünmesi bir yalan, hissettiği hislerde bir yalanın şarlatan destekleyicisi.

      Bu kısım çok önemli arkadaşlar. Eğer nesnel gerçeğin haricinizde bir olgunun gerçekliğine inanırsanız sürekli sıkıntı çekersiniz. Var olan gerçek gerçeğe uygun bir algılama ve anlama düzleminde iseniz sorunsuz ve sıkıntısız bir hayat yaşarsınız. Bişeyler sizi rahatsız ediyorsa var oluşunuza uygun olmayan bir yapılanma içindesinizdir.
      ... ve ruhunun ilhamını dinledi insan. Sonuçlara razı olmak şartı ile istediğini seçmekte ve şeçtiğini yapmakta özgürsün....

      Yorum


      • #18
        Orjinal yazı sahibi: Gülben
        ilaçlarımı içtim ve geldim.Şimdi panik atak denen illeti çok güzel ve basit bir şekilde tanımlamışsın.Panik atak normalde hafif bir hastalık yani borderline yani bipolar a göre çok daha basit bir hastalık.Fakat yine de tedavisi ilaçlara bağlı olan bir rahatsızlık.Panik atak bu kadar basit iken niçin terapi yoluyla bir tedavisi mevcut değil.Ben ilaç dışında bir tedavisi olduğuna inanmıyorum.Sence durum nasıl????

        Beynimiz niçin gerçek dışı düşüncelerin esiri oluyor? Bu yanlış düşünceleri beynim nereden üretiyor
        ?
        yanlış inanmaları ile kendi ürettiği bir duyguyu bir kanıt gibi kullanıp inançlarını daha da pekiştiren bir beyin ancak bu ve buna benzer kısır döngüyü oluşturabiliyor gülben. malesef tüm panik ataklar ve diğer sorunları yaşayanların çoğunda böyle bir beyin var.

        şimdi şöyle diyeyim. sen sevinçli bir şey düşünürsen sevinirsin. sen kızacak bir şey düşünürsen kızarsın. sen korkacak bir şey düşünürsen korkarsın. fakat korkunu o düşündüğün şeyin ispatı olarak düşünürsen duygunun gerçekliği inancının gerçekliğine bulaşır. inandığın şeyin olacağını çok yoğun bir gerçeklik duyumuyla algılarsın. ne kadar gerçeklik tonu ile algılarsan o kadar duyguların yoğunlaşır. o kadar rahatsız edici olur.

        anlamadığın yerleri söyle daha açıklayıcı anlatayım
        ... ve ruhunun ilhamını dinledi insan. Sonuçlara razı olmak şartı ile istediğini seçmekte ve şeçtiğini yapmakta özgürsün....

        Yorum


        • #19
          Hayatta problemlerin olması iyi bir şeydir.

          Bir insan problemsiz bir hayat ister. sorun olmayacak, aksaklıklar olmayacak, günlük gülistanlık olacak dünya. Hiç sorunun olmadığı bir dünya gerçekten güzel olur mu?

          Birincisi meslekler olmaz, çünkü mesleklerin hepsi ihtiyaçlardan ortaya çıkar. İhtiyaçların hepsi bir sorundur. İkincisi insanların birbirine olan bağları zayıf olur. Çünkü insanlar işe yararlılığını insanlara katkıları ile anlar. Üçüncüsü ve bence en önemlisi gelişim ve ilerleme olmaz.

          Üçüncü maddeyi biraz açalım. Matematik hayatın bir gerçeği, çoğu yapılar, aletler, araçlar ve icatlar matematik bilgisi ile mümkün olmuş. Matematiksel problemler çıkmasa insanların karşısına bu kadar icadın ortaya çıkması söz konusu olur muydu? Peki matematikte ileri gidenler nasıl ileri gitmişler. Bir işte ustalaşmak var olan problemleri çözümleye çözümleye mümkün olur. Matematik ustaları sanatını hayranlık derecesinde konuşturup televizyon, araba gibi cihazları insanlığa katmadan önce alt basamakları basa basa o seviyeye ulaşmışlar.

          Bir basamak atlamak bir problemi çözmek demektir. Bir insan bir işe kalkıştığında icat etmek istediğini hemen bulamaz. Nerde hata yapıyorum, yanlışım nedir sorusunu kendisine sora sora insan yaptığı hataları bulmaya başlar.

          İnsan ilk problemi fark eder. Sonra çözüm arayışına girer. Bilinen yolları dener. Denediklerinden işe yarayan yolları öğretir kendine. İşe yarar yollarla karşılaşmadığında keşif arayışlarını yine sürdürür. Belki insan bu sayede daha önce hiç denenmemiş bir yöntemi bulmayı başarır.

          İnsan problemi çözdükçe kendi donanımını bir üst seviyeye çıkarır. Keşifler yaptıkça insan belki katkılarıyla insanlığı bir üst seviyeye çıkarır.

          problemle karşılaşmaktan haz almayanlara gelince, problemler karşısında bir set bir engel gibi yıkılır. gelişimsel dönemleri geçtikçe insan patolojisini çözemedikçe o daha ilerleyen yaşlarda daha ciddi bir sorun olarak insanın karşısına dikilir. Ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan insanın yaptığı hata nedir? Bence bu insanın yaptığı hata bir arayışa girmemek, çözümün yokluğu gibi yanlış inanışlara kapılıp kendini boş yere eylemsizleştirmek.. tabi bu neden üstüne buna benzer çok nedenlerde sayılabilir.
          ... ve ruhunun ilhamını dinledi insan. Sonuçlara razı olmak şartı ile istediğini seçmekte ve şeçtiğini yapmakta özgürsün....

          Yorum

          İşleniyor...
          X