Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Bu durumda ölmek çözüm mü?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Bu durumda ölmek çözüm mü?

    Arkadaşlar son zamanlar da iyice sıyırmaya başladım birilerine anlatmam lazım bazı şeyleri o yüzden burdayım sizlere anlatacağım.

    Uzun zamandır gerçek hayatımla kopuk yaşıyorum.Çok düşünüyorum bir sonuca varamıyorum.Her günün çabuk bitmesi tek isteğim yaşıyorum ama ölüden bir farkım yok biliyorum.Çok boş geliyor hayat yapacak birşeyim yok, hayallerim yok, sevdiğim insanlar yok, beni seven insanlar yok.Hoş bu zamanda sevgi nedir diye sormak lazım hayatında konuşmayı bırak gerçekte görmediği kişilere aşık olan şahıslar var.

    Neden yaşıyorum ki? Mutlu olmak için mi? Nasıl mutlu olabilirim bilmiyorum ki. Hiçbir şeyden zevk almıyorum. Hiçbir şeyden hoşlanmıyorum. Nefret gerçekten anlamını öğrendiğim kelimelerden.Gelecekte ne olacak ki?Her hangi bir meslek büyük ihtimalle aile kuramam sorumlulukardan nefret ederim hergün işe gitmem gerek para kazanmak yaşayabilmek için ee?Aynı ben olacağım ki o zaman ile şuan arasında tek fark daha az tatilimin olması mı olacak? Neden yapayım ki? Neden kendime acı çektireyim?

    Bu hayattan kopukluğumda yeni tatlar keşfettim tabi en başta alkol birikmiş param bile vardı.Para harcamazdım pek fazla.Alkolle tanışana kadar eskiden zevk veriyordu. En azından kafamı dağıtmama herşeyi boşlamama birkaç saat katkısı vardı.Sonra ne oldu? Param uçuvermiş.İçemiyorum daha kötü oluyorum.Sinir hastası gibi dolaşıyorum etrafta.

    Hergün aynı şeyler ne için hiçbir şey için sorular var kafamda çok fazla düşünmeye imkan buluyorum.Bol bol düşünüyorum cevapları olmayan sorular geliyor aklıma.Çok fazla soru, çok fazla düşünce tek kurtulma yolu ölmek gibi gözüküyor.Ölsem ne olur dünya aynı şekilde devam eder.Ailem belki birkaç akrabam üzülür birkaç gün sonra hiçbir şey olmadan devam eder.

    Yada ölmek çözüm değilse çözüm ne?Hergün daha kötüye gidiyor, inançlarım hergün eriyor, kendi acizliğimi görmek, boşuna insanların parasını ve zamanını tüketiyorum.Saçma halisülasyonlar görmeye başladım korkutmuyor beni bu hergeçen gün nefretimle cesaretim artıyor.Zaten yeterince cesaretim olsa şuan burda olmazdım.

    Hayaller var birde herkesin kurduğu değişik değişik sınırları kendinin belirlediği.Benim nefretimin kaynağı belki de hayallerdir.Uzun bir zaman hayal kurmadım.Sonra da kuramamaya başladım.Bu daha iyi oldu sanki üzüntümü azalttı.Yaşamdaki üzüntülerin sebeblerinden biriside hayaller galiba.Ama öyle birşey oldu ki hayal kurmaya ne zaman çalışsam, kendimi avutmaya ne zaman yeltensem durduruyor aklım beni.Biliyor asla gerçek olmayacağını, bu galiba iyi birşey.

    Saat daha 11-12 daha akşam olucak bir günü daha geride bırakacağız ama çok zaman var yapacak hiçir şeyim yok.Büyük ihtimal bilgisayar başında 2-3 saat daha kalırım bir film izlerim yemek yerim tekrar bilgisayarımın başına geçerim 9-10 gibi bir film daha izlerim sonra da yatarım.Yarın da böyle yaparım ondan sonra da.Gerek var mı sizce kasmaya?

    Dünyanın sadece yüküyüm bir ileri bir geri.En mantıklısı en kısa ve temiz olan çözüm müdür?

    Yani bu durum da ölmek çözüm müdür?


    Son olarak okuyan herkese çok teşekkür ederim.İçimi dökmek istedim.Anlatacak şeylerim çok fazla ama zamanınızı daha fazla çalmak istemedim.

  • #2
    ....................
    Last edited by hale46; 04-07-2015, 07:17 AM.

    Yorum


    • #3
      Ölmek çaresizliktir unutmaki bugücü hissetmek senin elinde

      Yorum


      • #4
        Okuyorum ama istediğim yerde değil,arkadaşlarım zamanında oldular ama hepsinin gerçek yüzlerini gördüm hiçkimseye güvenemeyeceğimi anladım.Sevgilim olmadı hiç bir zaman istediğim kızı bulamadım hiç kimseden hoşlanamadım yada aşık olmadım bu duyguyu bilmiyorum ama galiba dürüst güzel fedakar bir kız bulmak imkansız.Ailem var babam sürekli işi ile uğraşıyor benle hiç ilgilenmez annem de bıktı hergün aynı şeyleri söylemekten kavgalardan.

        Yorum


        • #5
          Orjinal yazı sahibi: BloodBloom
          Okuyorum ama istediğim yerde değil,arkadaşlarım zamanında oldular ama hepsinin gerçek yüzlerini gördüm hiçkimseye güvenemeyeceğimi anladım.Sevgilim olmadı hiç bir zaman istediğim kızı bulamadım hiç kimseden hoşlanamadım yada aşık olmadım bu duyguyu bilmiyorum ama galiba dürüst güzel fedakar bir kız bulmak imkansız.Ailem var babam sürekli işi ile uğraşıyor benle hiç ilgilenmez annem de bıktı hergün aynı şeyleri söylemekten kavgalardan.
          istediğin insanı birgün bulacaksın yeterki bakmasını bil

          Yorum


          • #6
            ...................
            Last edited by hale46; 04-07-2015, 07:19 AM.

            Yorum


            • #7
              Bölümden bahsetmişsin istediğim yere girmek için tek şansım vardı şanssız günümdeydim kaybettim.Bütün hayallerim geleceğimi kaybettim tekrar kazanmam olasılıksız.

              Yorum


              • #8
                ......................
                Last edited by hale46; 04-07-2015, 07:21 AM.

                Yorum


                • #9
                  Orjinal yazı sahibi: BloodBloom
                  Okuyorum ama istediğim yerde değil,arkadaşlarım zamanında oldular ama hepsinin gerçek yüzlerini gördüm hiçkimseye güvenemeyeceğimi anladım.Sevgilim olmadı hiç bir zaman istediğim kızı bulamadım hiç kimseden hoşlanamadım yada aşık olmadım bu duyguyu bilmiyorum ama galiba dürüst güzel fedakar bir kız bulmak imkansız.Ailem var babam sürekli işi ile uğraşıyor benle hiç ilgilenmez annem de bıktı hergün aynı şeyleri söylemekten kavgalardan.
                  Bilirim kimseye insanın güveninin kalmama duygusunu hayalkırıklıklarını yitirilmiş değerleri kaybedilmişlikleri

                  Yorum


                  • #10
                    Orjinal yazı sahibi: hale46
                    Orjinal yazı sahibi: BloodBloom
                    Bölümden bahsetmişsin istediğim yere girmek için tek şansım vardı şanssız günümdeydim kaybettim.Bütün hayallerim geleceğimi kaybettim tekrar kazanmam olasılıksız.
                    tamam bu kötü olmuş gerçekten üzüldüm şimdi.peki seni cezbeden heyecanlandıran ben bu işi yaparsam mutlu olurum dediğin herhangi bir sektör yok mu başka
                    Malesef varsa da ben bilmiyorum.

                    Yorum


                    • #11
                      ölümden kasıt intihar mı acaba? bir gün ölürüm o gün her şey biter diye mi düşünüyorsun, yoksa..?

                      Yorum


                      • #12
                        Şu an intihara cesaret edemiyorum ama her geçen gün büyüyen nefretim cesarete dönüşüyor yani bir adım daha yaklaşıyorum.

                        Yorum


                        • #13
                          çözüm olsa ben yaşamazdım :cry:

                          Yorum


                          • #14
                            Benimde sorunum seninle aynı galiba kardeşim ama biraz daha hafif sanırım.Senin gibi benimde aklıma geliyor intihar etmek ne kaybederimki zaten hiç bir şeyden zevk almasını bilmiyorum diyorum.Düşünüyorum kendi kendime nasıl kendimi mutlu edebilirim ama mümkün gelmiyor bana.Yaşamak istediğim hayatı biliyorum bir hayalim var ama tembelim oturduğum koltuktan kalmak zor geliyor 2 adım yürümek zor geliyor.

                            2.5 yıldır ilaçlarla tedavi görüyorum ama başladığım günden ne farkım var bilmiyorum.

                            Son birkaç yılı düşünürsem "iyileştiğim" 4 gün var:Bir kızla tanışmıştım dünyalar güzeli, komik, konuşkan, davranışları vs herşeyi ile çok iyi biriydi.Kızla mesajlaştığım+okulda görüştüğüm bu 4 gün bana ilaç gibi geldi normalde hiç ders çalışmazdım ama bu 4 gün içinde sınavlara çalıştığmı fark ettim.Ama sonra kızı kendimden uzaklaştırdım.Tecrübesizlik yüzünden kızlarla deneyimim pek iyi değildir.

                            Benim hayalim iyi bir gitarist olmak ve sevdiğim kızla beraber olmak.Gitar iyi çalıyorum ama hayalim için gelecek için caba sarfetmeyecek kadar umutsuzum tembelim içimde birşey var beni yiyip bitiriyor.

                            Hayal kurmaya çalış derim seni ne mutlu edebilir.Herhangi birşey sınırlarını geniş tut herhangi birşey olabilir uçuk kaçık birşeyde olabilir.

                            Yorum


                            • #15
                              Sen Önemlisin... Hem de Nasıl...

                              Tüm yazılanları okudum ve Hıncal Uluç’un bir makalesini paylaşmakta fayda gördüm makalenin başlığı: "Sen Önemlisin... Hem de Nasıl..."
                              İşte o makale:

                              “Yağmurlu bir günde bahçe keyfi bir başka oluyor.. Havalar iyice soğumadan bu keyfi yaşamak için elimden geleni yapıyorum..
                              Sabah erkenden kalktım gene.. Zeytin, Kevin, Cindy ve Zeyno her zaman olduğu gibi bahçe kapısının önünde toplanmış bekliyorlar.. Kapıyı açar açmaz beni bırakıp hemen yana koşuyorlar.. Orada dört tane boş mama çanağı var biliyorlar ve benim bu dört çanağı doldurmak üzere kapıyı açtığımı da biliyorlar..
                              Mamaları döküyorum, bir süre onların büyük bir hırs ve iştahla, kıtır kıtır yemelerini seyrediyorum.. Sonra bir elime kahvemi, bir elime gazetemi alıp tentenin altındaki rejisör koltuğuna oturuyorum..
                              İşte günün en keyifli anı..
                              Dün sabah ayrı keyifliydi.. Dedim ya yağmur yağıyordu.. Yağmurda toprağın ve çimin kokusu bir başka oluyor.. Ve yağmurun hışırtısı.. Ve de etraftaki o yeşilden kızıla renk cümbüşünden kopup gelen sarı yaprakların görüntüsü..
                              Bir yaprak tam da kucağıma düşmez mi?..
                              Alıp yere atmaya kıyamadım inanır mısınız, o kadar güzeldi.. Kurumuş.. Ama ıslak..
                              Gazeteyi aldım elime.. Sayfaları çeviriyorum.. Servet'e takıldı gözüm.. Servet Gürbüz'e..
                              İster inanın, ister inanmayın.. Son sayfada "Hayata Dair" başlığı altında hergün felsefe incileri dizen Servet, bakın dün ne yazıp çizmişti..
                              Bir çocuk yere bakıyor.. Yerde rüzgârda sürüklenerek gelen bir sarı yaprak..
                              Ve Servet diyor ki..
                              "Sen önemlisin! Bir yaprağın bile sana gelmesi için evrenin bütün kanunları birlikte hareket ediyor."
                              Hiç ama hiç aklıma getirmemiştim bugüne dek, bu yaprağın nasıl kopup bana geldiğini.. Kucağımda hâlâ duran ıslak yaprağa baktım ve ilk defa düşündüm, kaç doğa yasasının gerektiğini..
                              Sonbaharda bitkilerin odunsu borularının kapanması ve artık köklerden aldığı suyu yukarı taşımaması bir yasa.. Bu kapanma sonunda kuruyor yapraklar.. Renklerinin yeşilden bu cümbüş içinde sarıya dönüşmesi ayrı bir yasa tabii..
                              Tepedeki yerinden kopan yaprağın aşağı düşmesi, Newton Yasası.. Bunu biliyorum işte.. Yer çekimi.. Ama niye dibine düşmüyor hemen de uçuyor..
                              Havanın kaldırma gücünün, tonlarca uçağı uçuran karmaşık yasaları var ya.. İşte o yüzden..
                              Peki niye bana doğru geliyor?.. Rüzgâr.. Onun oluşum yasaları daha da karışık.. Alçak basınç, yüksek basınç, havanın hareketlenmesi ve saire, ve saire..
                              Tam da kucağıma düşmesi için başka sebep yok mu?.. Olmaz olur mu?.. Yağmur.. Islak ya yaprak.. Daha ağır dalından koptuğundan.. Daha az uçuyor havada.. Daha çabuk düşüyor.. Peki yağmur ne?.. Isınan suyun buharlaşması.. Buharlaşan suyun gökte soğuk tabakaya çarpıp yeniden sıvı hale dönüşmesi.. Al sana bir sürü yasa daha..
                              Ve de bunların hepsi, ama hepsi öyle bir araya geliyor, öyle bir ortak güç oluşturuyorlar ki, saçaktan kopan yaprak gelip tam benim kucağıma oturuyor..
                              Şimdi söyleyin bakalım.. Ben gerçekten çok önemli değil miyim?..
                              Gazeteye gelir gelmez, Servet'in bir gün evvel masama bıraktığı iki kitabı aradım. Bu köşedeki felsefe incilerini kitapçık halinde derlemiş..
                              "Güzel Bir Şey Söyle.."
                              ..ve de "Gülümseyin.."
                              Laf aramızda bu kitabı da mutlak alın ve el altında bulundurun. Sevgilinizle, dostlarınızla bir arada iken, aynen benim gibi yapar eğlenirsiniz. Yalnızsanız bu defa aynen böyle yapıp düşüncelere dalarsınız..
                              Hani kitaplardan fal tutulur ya..
                              Rasgele bir sayfa açtım..
                              "Hayatın boyunca 100 kişi tanıdın, beş tanesi gerçek dostun oldu. Bu orana göre eğer dünyadaki herkesi tanıyabilseydin, 300 milyon dostun olurdu."
                              Nedense aklıma birden "Umutsuz" âşıklar geldi.. Terk edilmiş ya da kaybetmiş.. "Bitti.. Benim için bitti.. Başkasını bulamam artık" diyen, hatta, hatta karamsarlıklarını ölümü düşünmeye vardıran kişiler..
                              Oysa kaç kişi içinde buldular aşkı..
                              100 kişi tanıdılar belki.. Birinde gerçek aşkı buldular.. Dünyadaki herkesi tanıma şansları olsaydı, ayni hesapla tam 30 milyon gerçek aşk bulmaları mümkün olurdu..
                              Aşk hesaba gelir mi?.. "Gelmez" deseniz bile, açıkça ortaya çıkıyor ki, "Umutsuz" diye de bir durum da yok..
                              Tersinden düşünün.. "Tek.. Eşi bulunmaz.. Benzersiz" aşkı nasıl buldunuz?. Bir tesadüf değil mi, eninde sonunda.. O tesadüf olmasa.. O kentte olmasaydınız?.. O okulda okumasa ya da o tatile, o seyahate çıkmasaydınız, aşksız mı kalacaktınız hayat boyu..
                              Gene başa dönüyoruz..
                              Evrenin bütün yasaları bir araya geldi ve yaprak benim kucağıma düştü.. Niye kucağıma düştü?. Bu yüzlerce karmaşık yasa yüzünden mi?..
                              Hayır.. Yetmez.. Asıl sebep..
                              Çünkü ben o an oradaydım..
                              Ben orda olduğum için o yaprak kucağıma düştü, önem kazandı, milyarlarca yapraktan ayrıldı ve yazı konusu oldu.. Yani önemli olan benim.. Yaprak değil..
                              Önemli olan sizsiniz dostlarım.. Önemli olan sadece siz..
                              Geri kalan her şey sizin değer verdiğiniz kadardır!..
                              (9 Kasım 2003'te yayınlandı)
                              ****
                              Önemli olan sizsiniz dostlarım.. Önemli olan sadece siz..
                              Geri kalan her şey sizin değer verdiğiniz kadardır!..”

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X