Duyuru

Collapse
No announcement yet.

önerebileceğiniz hikayeler..?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • önerebileceğiniz hikayeler..?

    herkese merhaba bir konuda tıkandım ve yardımınıza ihtiyacım var..
    güzel konuşma dersimin finali için 3-4 dakika sürecek uzunlukta edebi bir yazı okumam gerekiyor. bu bir hikaye, bir kitaptan alıntı ya da felsefi bir metin de olabilir. karar veremiyorum tek başıma.. önerebileceğiniz bir şeyler var mı?
    şimdiden herkese teşekkürler...
    Bir şey yap, güzel olsun.. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle.. Dilin mi dönmüyor?
    Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla..
    Ama hep güzel şeyler olsun.. Çünkü; her insan ölecek yaşta…

    <Şems-i Tebrizi>

  • #2
    içeriği ne olmalı..
    bek bu sitede fincan hikayesi paylaşmıştım ben çok güzel..ama bir dk içinde biter..

    Yorum


    • #3
      anlamlı bir şey olmalı. edebi ya da felsefi, içerik önemli değil. yaşanmış bir hikaye de olabilir.. biraz daha uzun olsa iyi olurmuş
      Bir şey yap, güzel olsun.. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle.. Dilin mi dönmüyor?
      Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla..
      Ama hep güzel şeyler olsun.. Çünkü; her insan ölecek yaşta…

      <Şems-i Tebrizi>

      Yorum


      • #4
        bu dediğim benzetme yaparak fincanı konuşturmuştu..bir bak yine de.
        başka ne olabilir diye düşündüm de.aklıma gelen olmadı.

        Yorum


        • #5
          Cezmi Ersöz'ün ''Açıkla Bana bu Işığı'' adlı kitabındaki ''Büyümek dedikleri aslında hep üşümektir'' yazısını okuyabilirsiniz. Yazı 2-3 sayfa, anlamlı ve gerçekten güzel bir yazı... Başlangıcından birkaç paragraf alıntı yapayım sizin için;

          ''Yaralısın... Yaralıyım...

          Çünkü yaşıyor olmak bazı kalpleri yaralar. Bu hayatı böyle çırılçıplak görmek, hiç korunmadan ona öylece ve yıllarca maruz kalmak, yaralar bazı insanları...

          Yara açıktır ve hep içerilere işler. Hayatı senin gibi görmeyenlere anlatsan dinlemezler; dinleseler inanmazlar: ''Biz öyle görmüyoruz, senin ruhun hasta,'' derler. Kendin gibi birini bulana kadar hastasındır...

          Evet, aşk yoksa, hayat hep bir akşamın oluşu gibidir; ömrün anlamsızlığı, o kızıl, o düş yorgunu ışıklar gibi vurur yalnızlık pencereye. Kalbindeki yaranın acısı, o yürek yanması daha da büyür. Oysa, dışarıda küçümsenir, duyguların; alaya alınır, gözyaşın. Çünkü, kalkınma, güçlenme zamanıdır. Binalar yükselir, çelik kablolar sarar şehri. Yatırımlar büyür. Gelişme hızlanır, uğultular yükselir ve herkes gizlice evinin altına derin siperler kazar. Duygular, anılar, sayıklamalar, tuhaf rüyalar, herşeyi bırakıp bir eve, bir adaya, uzun bir yola kapanma düşleri gömülür içine, telaşlı bir nefretle.

          Gömülür en derine, insana kendisini hatırlatan her şey...''
          bişnev...

          Yorum


          • #6
            çok teşekkür ederimm hepsini inceleyeceğim
            Bir şey yap, güzel olsun.. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle.. Dilin mi dönmüyor?
            Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla..
            Ama hep güzel şeyler olsun.. Çünkü; her insan ölecek yaşta…

            <Şems-i Tebrizi>

            Yorum


            • #7
              Şöyle bir Alıntı var arşivimde ama kim yazmış nerden almışım hatırlayamadım....
              Güzel konuşma finali için çok uygun buldum ben ....Bir incele bakalım....

              Ne okursan oku sonunda çok beğenileceğinden emin olarak oku.....

              Başarılar.....

              Ne İstiyorum....

              Çok şey istiyorum, biliyorum Bazen yalnız kalmak, bu şehrin keşmekeşinden sıyrılmak istiyorum. Herhangi bir yerde, sadece yalnız... Sakin... Huzurlu... Kimsesiz...

              İnsan yaşayamaz belki uzun süre yalnız. Ancak yine de yalnızlık isteğinin önüne geçemiyor insan. İnsanı yalnızlığa iten belki de yine insanlardır, belki de şehirler,

              belki de binalar, kim bilir?... Bugünü bugünde yaşarken, dünde kaybolmaktan, yarını kurtarmaya çalışırken bugünü kaybetmekten bıkmışızdır belki insanlardan, şehirlerden...

              Yalnız kalmak, zamandan, mekandan bağımsız kalmak istiyorum. Hayatı zamana bağlı, insanlara bağlı yaşamaktansa "kendime" bağlı olarak, yalnız yaşamayı tercih ediyorum belki de.

              Şehirlerin beton ağaçlarından, metal çimenlerinden uzakta, "yapay doğa"dan uzakta yaşamak... Doğanın kendisinde yaşamak isteği belki de sadece. Zamanı "benim" ayarladığım,

              mekanımı kendim belirlediğim bir yerde yaşamak istiyorum. Sıkıldım belki de bana uydurulmaya çalışılan ancak bana hep dar gelen insancık rolünden... Sıkıldım belki de zamanımı,

              hayatımı başkalarının ayarlamasından. Bir gün gölün kenarında balık tutmak, ertesi gün bahçemdeki bitkilerle konuşmak, sonraki gün çimlerde uzanıp bulutları seyretmek istiyorum

              belki de, aklımda yarın olmadan. Bir sonraki anı aklımdan bile geçirmeden. Kıt olan kaynakların dağılım yarışı içerisinde olmadan, kendi kaynaklarımı yaratmak istiyorum belkide,

              belki de tüketen değil, üreten olmak istiyorum. Elimle ürettiğim, beynimle ürettiğim... Zevk alarak ürettiklerimi, yine zevk alarak tüketmek, zevk alarak dolaştığım yerleri

              tekrar tekrar keşfetmek istiyorum sanırım.


              Kendi yazılarımı, keşif yazılarımı, düş(ün)sel yazılarımı yazıp, onları 4 dolunay sonra yeniden okumak, 4 dolunay sonrasını tekrar hatırlamak istiyorum.

              Gölün su olduğu zamanları hatırlayıp, o buzken üzerinde yürümek istiyorum. Dijital seslerin (müziklerin) yerine, kuşların, rüzgarın, suyun doğal seslerini (müziğini)

              dinlemek istiyorum. Kendi yarattığım metronom üzerinden başkalarının yarattığı sesleri dinlemek yerine insandan önce var olan metronom yoksunu ilkel sesleri dinlemek istiyorum.

              İnsanların yan yana geldikçe insanlıktan çıkıp, robotlaştığı, onları var eden doğaya sahip çıkmaktansa, onu bir mal gibi kullanıp, yok etmeye çalıştıkları toplumdan

              soyutlanmak istiyorum. Yaşamımı yaşam mücadelesi vererek, başkasının planladığı bir hayatı yaşamaktansa, kendi başıma olduğum, benim planladığım ve zamanladığım,

              mücadelemi insanlara karşı değil, kendime karşı verdiğim bir hayat istiyorum. Yani asıl olarak bana verilen hayatı geri istiyorum ben. Arz - talep olgusunun olmadığı,

              piyasanın olmadığı, paranın, zamanın olmadığı bir yaşam. Zamanın merkeze göre değil, bana göre ayarlandığı, başkalarının değil, benim değerlerimin benim için geçerli olduğu,

              istemediğim birşeyi zorla yapmak zorunda olmadığım bir yaşam istiyorum.

              Bir yaşam istiyorum ben, benden binlerce yol uzaklıktaki insanlardan haberimin olmadığı, benimle ilişkisi olmayan bir insanın, bir olgunun, bir varlığın beni ilgilendirmediği

              bir yaşam... Bir yaşam istiyorum, sadece içinde kendisi olabilen insanların olduğu, sadece insan olma kurallarını barındıran, ancak toplum olma kurallarından uzak. Öyle bir

              yaşam istiyorum ki, içerisindeki insanlar yarınlarını bugünden hesaplamak için bugünlerini heba etmesinler, bugünlerinde dünleri için ağıt yakmasınlar. Zamanları kendileri

              olsun, ne dünleri olsun ne yarınları. Sadece kendi zamanları olsun. "O'nu Saat 6'da gördüm" demek yerine, "Gün batımına doğru onu gördüm" diyebilsinler. Diyebilsinler ki,

              zamana bağlı kalıp, zamana yetişmek yerine, zamanı kendisi kontrol edip, o "an"ları kendi zamanına uydurabilsin.

              Çok mu şey istiyorum? Hayır!... Çünkü benim istediğim aslında olması gereken. Yani "gerçek" olan. İnsanların kendi acizliklerinden dolayı yarattıkları "yapay" dünyayı

              istemiyorum sadece. İlk insanın geldiği, işleri insanların yerine yapan makinelerin çıktığı zamana kadar korunan aralığı istiyorum. Gerçek yaşam alanımı, gerçek yaşamımı

              istiyorum ben...

              Zamanın olmadığı, mekanın olmadığı...
              'Ben' diye başlamayı hakkettiğim tek cümle var,'Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur!...'

              Yorum


              • #8
                Unutmadan....
                Noktalama işaretlerine çok dikkat et ...Ne hızlı ne yavaş cümlenin anlamının gerekdirdiği hızda ve sakin oku...
                Nefesini iyi ayarla ....Hangi Metin'i okursan ezberlemeye çalış.....Unutmıyacağına emin olduğun ve etki yapacağın yerlerde Metne bakmadan Küçük
                Tebessümlerle yap sunumunu ....

                Sağlıcakla.....
                'Ben' diye başlamayı hakkettiğim tek cümle var,'Ben şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur!...'

                Yorum


                • #9
                  çok güzel bir metinmiş, keyifle okudum. teşekkür ederim emekleriniz için
                  Bir şey yap, güzel olsun.. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle.. Dilin mi dönmüyor?
                  Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla..
                  Ama hep güzel şeyler olsun.. Çünkü; her insan ölecek yaşta…

                  <Şems-i Tebrizi>

                  Yorum

                  İşleniyor...
                  X