Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Sınırlarımız...

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Sınırlarımız...

    “Samimi, ancak aynı zamanda karşı tarafa derinlemesine hissettirilen bir mesafe” dedi kadın yorum yaparken diğeri için. Alışmışız bir kere daha ilk görüşmede enseye tokat muhabbetine. Sululuğu, hatta terbiye sınırlarını aşan durumları, ne var, ne olacak ki diye yorumlamışız yıllar yılı. Sonra ilk karşılaşmada bize güler yüzlü ancak mesafeli davranmaları anlamamışız.

    “Hımmm, evet, iyi ama sanki soğuk mu ne?”

    Oysa ben kendi adıma ne çektiysem, samimi ilişkilerden çektim. Mesafeli olduklarımla bir problemim olmadı. Sınırları seviyorum. Sınır tanımazlık beni ürkütüyor. Yolda yürürken kişisel alanımı korumak istiyorum, bana teğet geçen, değen insanlar olsun istemiyorum. Ya da gereksiz yere dokunuverirler bazen. Hele ki ilk tanışmada. Durun bakalım bir, belki siz samimi olduğunuzu hissettirmek istiyorsunuz ama ben istiyor muyum? Hele de şu hemen “sen” diye edilen hitapları seneler senesi anlayamadım."Sizi" neredeyse kaldırdı toplumumuz hayattan. Siyasiler bile artık birbirlerini senli benli eleştiriyor. Toplumdaki bu samimi hava en tepeden en alta kadar hepimizi sarmakta.

    Bir de şu “canım” kelimesi... Olur olmaz herkes birbirinin canımı oluverdi. Bu can canlık hali, en çabuk, para bozdurmak istediğinizde ortadan kalkıyor oysa. Bir deneyin, uzatın birilerine bütün olan paranızı, sanki felaket bir durumla karşılaşmış gibi saniyesinde başlarını çevirip uzaklaşıveriyor insanlar sizden. Borç da istemediniz halbuki, derdiniz sadece para bozdurmaktı. Bir de bu can canlar, aynı zamanda sizin en özellerinizi öğrenme arzusu ile de yanıp tutuşmaktadırlar. Samimiler ya!!! Bilmek isterler ne olmuş, ne bitmiş. çünkü aynı can canlar, ilk fırsatta arkanızdan kulis yaparlar. Malzeme lazımdır her daim... Ve sonunda kendinizi koruma arzusunun neticesi olarak, karşı tarafa hissettirilen derin bir mesafe “Kadın biraz soğuk mu ne?” Bu cümlenin özü şudur aslında; “Bundan malzeme çıkmaz!”. Öbürünü sardıralım...


    (Aylin Kotil)
    Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

  • #2
    Sınırlar, içinde sonsuz özgürlüğü barındırır

    Sınırlar ikiye ayrılır; birincisi kendi sınırlarımız, ikincisi ise karşımızdakilerin sınırları.

    Sınırlar olmazsa olmaz. Tüm dengeler bozulur, her şey birbirine girer, hiç kimse kendini, varlığını ifade edemez. İnsan egosunu bir anlamda sınırlar durdurur. İnsan haklarını sınırlar doğurur. İnsanlar gerçek özgürlüğü sınırlarıyla belirler. Aksi halde herkes birbirinin sınırları içinde anlamsız bir hayat yaşanır, belki de yaşanamaz hale gelir.

    Sınır saygı içerir. Önce kendine saygı daha sonra da karşısındakine... Kendi arzu ve isteklerimizle, karşımızdakilerin arzu ve isteklerini dengelemektir. Davranışlarımıza dur diyebilmektir. İzin istemeyi gerektirir. İzin istemek egolarımızı törpüler, bizim diğerleriyle eşit şartlara sahip olduğumuzu hatırlatır. Bu durum bizim karşımızdakine karşı içine girdiğimiz bir tutum olmakla beraber karşımızdakinin de bize karşı tutumunu belirler. Dolayısıyla aslında karşımızdakine nasıl davranması gerektiğini biz öğretmiş oluruz. Bunu sınırlarımızın farkında olarak yapabiliriz. Biz istemediğimiz müddetçe karşımızdaki bizim sınırlarımıza asla giremez. Eğer giriyorsa bu bizim zaaf anlarımıza denk gelmiş demektir. Zaaflarımızın da eğer farkında değilsek işte o zaman karşımızdaki kişi bizi kontrol etmeye başlamış demektir. Düşünün bir kere kendi kontrolümüzün başkalarının eline geçmesi ne kadar kabul edilmesi güç bir durumdur. İşte insanlar kendilerini yeterince tanımıyorlarsa kendilerini başkalarının onların sınırlarına müdahil oldukları bir durumda buluverirler. Bu farkındalıksız durum devam edersede artık kişi kendinin değil başkasının hayatını yaşar hale gelmiş demektir. Nereye kadar? İlk farkındalığa varana kadar, ilk bilinç uyanışına kadar, özünün gücünü farkedene kadar, kendi sınırlarını belirleyene, sınırlarını koyana kadar!

    Ancak bu sürece gelene dek, kişi farkında olmadan sınırlarının çiğnenmesine izin verir durur. İkili ilişkilerde bunu sevgi adına, sevilmek adına, birliktelik adına yapar. Sınırların çiğnenmesiyle karşımızdaki kişiden fedakarlığa varan talepler giderek artan bir şekilde gelmeye başlar. Gelinen nokta, saygının yitirildiği noktadır, İşte bu noktadan sonra da ilişki zora girer, İsteyen taraf ve veren taraf arasında dengeler kalmamıştır. İstekler bazen şiddete dönüşür. İşte bu noktada çekilen acılar ilk farkındalık anları, ilk bilinç uyanışının başladığı anlardır. Kişi o zaman sınırlarının çiğnendiğini, aslında bu duruma kendisinin izin verdiğini, kendisinin ne istediğini bilmediğini, karşısından ne istediğini bilmediğini farkettiği anlardır.

    Varılan bu nokta kişinin acı ile başbaşa kaldığı bir süreç olmakla beraber aslında kendi gelişimi için oldukça olumlu bir sürecin başlangıcıdır. Ayağa kalkış, uyanış işte bu düşüş anından sonra başlar. Yeni sınırlar belirlenir, istekler, arzular, zaaflar gözden geçirilir. Oldukça zor, yavaş geçen bu süreçte zihin ve ego iş birlikçiliği kişiyi bu değişim sürecinden vazgeçirmek için çok uğraşır. İşte asıl aşılması gereken zaman o andır. Kendine yenilmemek. Zira bizi yaşadığımız o acı anlarına düşüren aslında bizden başkası değil midir? Biz izin vermesek kim bizim hayatımıza müdahil olabilir ki? Kim bizim namımıza kararlar verebilir, kim bizi biz olmaktan alıkoyabilir?

    Evet dostlar, eğer bir suçlu arıyorsak o biziz, yani kendimiz !.. İğneyi başkasına değil de kendimize batırırsak ancak bunun farkına varabiliriz. Karar sizin! Çünkü yaşamınız sizin seçimlerinizin belirleyeceği sınırlar içinde yaşanacaktır. Unutmayın, sınırlar, içinde sonsuz özgürlüğü barındırır.

    (Rüya Yüksel)
    Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

    Yorum


    • #3
      Sınırlarımızı bilsek,

      Sınırlarımızı koruyup,ihlal ettirmesek / etmesek

      Yabancılaşmayacak kadar "uzak"
      Özensizleşmeyecek kadar "yakın" olabilsek...
      Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

      Yorum


      • #4
        Kişisel alanım önemlidir. Kimseye ihlal ettirmediğim alanlar koruyor beni.
        Sınır önemlidir. İnsan kendi sınırlarıyla çize kişiliğini. Taviz başladı mı kişilik, karakter falan kalmaz ortada...
        Soğuk nevale diyenler işine gelmeyen insanlar haliyle. Bundan iş çıkmaz vakit kaybetmeyeyim tarzındaki insanlar...

        Kısacası kendi çizdiğiniz sınırlarınız insanları elemekte ki en önemli aracınız...
        cennete gidicem çünkü cehennemi burada yaşadım

        Yorum


        • #5
          Sınırlar konusunda sorun yaşayanlar genellikle;

          Hayır derken kendimi suçlu hissediyorum.

          Hayır demek bencilce, ben bencil olamam.

          Sınır koyarsam kimse beni sevmez.

          Benim sınırlarım yüzünden kimseyi kırılmasın, üzülmesin...diye düşünürler.
          Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

          Yorum

          İşleniyor...
          X