Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kıskançlığın mantığı ?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Kıskançlığın mantığı ?

    Diger arkadaslarin ne dusuncegini bilmiyorum ama ben kiskancligin mantığının olmadığına sadece guvensizlikten sevgisizlikten kaynaklandigini dusunuyorum siz ne dersiniz?
    Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

  • #2
    bence kıskançlıgın dozu olmalı fazlası zarar azı karar gibi birşey sevdigine herşeyi haram edersen senden sogur ve en yakın limana sıgınır.güven verip sevgi verip hafifte kıskanırsan karşı cins senden vazgeçmez ve harika olur hayatın.artı kıskançlıgın mantıgı yoktur duygulardan ileri gelir.

    Yorum


    • #3
      Kıskançlık dozunda olmalıdır..Abartılmamak koşuluyla kıskanılmak da sevgilinin hoşuna gider kimi durumlarda..

      Ben kıskançlığın kökeninde kaybetme korkusunun yattığını düşünüyorum..
      Öyle bir düşe daldım bir baktım ki aa sahiden ben

      Yorum


      • #4
        Özel mülkiyetin tabi sonucu. sınıflı, dolayısıyla özel mülkiyet duygusunun çok gelişmiş olduğu toplumlarda "sevgili" de bir özel mülktür. tıpkı malımızı mülkümüzü koruduğumuz ve sakındığımız gibi, onu da sakınır ve koruruz.

        Kıskançlığın temelinde mülkiyet duygusu ve güven eksikliği var. Fakat şöyle düşünecek olursak; kıskanan kişinin aslında karşısındakini değil kendini, ÖNCELİKLİ olarak kendini sevdiğini rahatlıkla görebiliriz.
        Yani kıskanan kişi de diğer bir çok konuda olduğu gibi "kendinin yüksek menfaati" için çabalamaktadır. Bu doğaya aykırı değil elbette, belki biraz eksik olabilir; çünkü bize tavsiye edilen "kendi yüksek menfaatlerimizi, ilişkide olunan diğerlerinin menfaati ile birlikte" dikkate alabilmektir.
        Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

        Yorum


        • #5
          kıskançlık aşırı olmadığı müddetçe iyidir

          Yorum


          • #6
            Orjinal yazı sahibi: ilksen
            kıskançlık dozunu anlamayamadım pek... :roll:
            kimin kriterlerine göre belirlenecek bu doz ? bizim mi , karşımızdakinin mi. :roll:
            İki tarafında kriterlerine uygun olacak..Doz derken anlatmak istediğim karşı tarafı boğmamaktır..Dozunda olduğu sürece karşı tarafın önemsendiğini de gösterir..Hiç kıskanma olmadığı zaman bu rahatsızlık bile verebilir.."Bu beni hiç kıskanmıyor acaba sevmiyor mu?" gibi..
            Öyle bir düşe daldım bir baktım ki aa sahiden ben

            Yorum


            • #7
              Orjinal yazı sahibi: ilksen
              hmmm ..... :roll:
              ben bu konuda hiç doz almamayı yeğlerim o halde..
              insanın sevgisini gösterebileceği o kadar çok sey varken kıskançlık eksik kalsın.. sevgi göstermek için kullanılacak en komik yöntem gibi geldi...
              Kişiye göre değişir bu işte..Çocukça ama eğlenceli tarafları da olabiliyor
              Öyle bir düşe daldım bir baktım ki aa sahiden ben

              Yorum


              • #8
                Orjinal yazı sahibi: ilksen
                kıskançlık dozunu anlamayamadım pek... :roll:
                kimin kriterlerine göre belirlenecek bu doz ? bizim mi , karşımızdakinin mi. :roll:
                Kıskanma diye tabir ettiğimiz eylem, burada tartışıldığı anlamıyla, sevgilimiz/eşimiz pozisyonunda olan kişiyi, kendi hemcinslerimizden sakınmak olarak özetleyebiliriz. Elbette sakınmak derken "koruma"yı kastetmiyorum. Kastettiğim, onun diğerleriyle girdiği sosyal ilişkilerin (kıskanmamızın boyutuna bağlı olarak), bizde belli bir rahatsızlık uyandırmasıdır. Kıskanma, sosyolojik bir olgudur, içinde yaşanılan toplumdan ayrı düşünülemez. Hatta bir parçası olduğumuz toplumun ve onun kültürel yapısının bir parçası olarak görülmelidir.

                Bir örnek;
                Kıskanmanın en şiddetli olarak belirdiği aşama olan "cinsellik" olgusunun, ekimo kültüründe tezahürü bambaşkadır. Eşlerin değiş tokuşu, onlarda doğaldır. Eşin (kadının) misafire sunulması bir misafirperverlik göstergesi olup, bunu kabul etmemek, çok ağır bir hakarettir.
                Burada sanırım ekimo erkeğinin karısını (söylediğimiz anlamda) kıskanmadığı açıktır.

                Dolayısıyla kıskançlık, toplumsal kültürün bir parçasıdır. O toplumla sıkı sıkıya bağlı, sürekli hareket halinde olan (değişen), bir sosyolojik olgudur.
                Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

                Yorum


                • #9
                  Orjinal yazı sahibi: ilksen
                  Orjinal yazı sahibi: MaLTtTt
                  Kişiye göre değişir bu işte..Çocukça ama eğlenceli tarafları da olabiliyor
                  aslında komik, dedim ama sanırım değil.. ben bir kıskançlık tepkisiyle karşılınca öfkeleniyorum aslında..
                  nerede ne yapacağımı bilmiyormuşum muamelesi görmek çok itici geliyor.. :roll:
                  Bak bu konuda haklsın aslında..Tam anlatamadım ama anlatmayı denicem Şimdi "nerdeydin, bunu yapma, şunu yapma" gibi sözlerle dile getirilen kıskançlıklar gerçekten insanı kendisini aptal yerine konuluyormuş gibi hissettirir..Ama kıskandığını sözlerle değil de imalarla dile getirmesi daha doğru..Aklıma örnek fazla gelmiyor ama bir tane vericem


                  Daha yeni yeni flört eden bir çift düşünün..Konuşmalar şöyle..

                  Kız:Bugün sinemaya gittim bir arkadaşımla(amaç kıskanacak mı ağzını aramak :P )
                  Ekek:İsmi ne?
                  Kız:Tanımazsın niye sordun?
                  Erkek: Hiiç öylesine

                  Yani bunun gibi imalarla dile getirilmesi anlatmak istediğim..

                  Bu bir bakıma çiftler arasında tatlı oyunlardır aslında..
                  Öyle bir düşe daldım bir baktım ki aa sahiden ben

                  Yorum


                  • #10
                    Siyah beyaz arasına katılmış canlı renkler diyelim..
                    Öyle bir düşe daldım bir baktım ki aa sahiden ben

                    Yorum

                    İşleniyor...
                    X