Duyuru

Collapse
No announcement yet.

2012 son mu başlangıç mı?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • 2012 son mu başlangıç mı?

    2012 son mu başlangıç mı?

    Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu yok oluş anlamında değil fiziksel bir değişim. İnsanoğlu dört kez geriledi ve artık değişim zamanı. Mayalar'a göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak.

    Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. "Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceğini söyleyen Sınır Ötesi Yayınları'nın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Candan, dünyadaki iklimlerin değişimini de buna bağlıyor. Candan, "Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi" diyor.

    * Peki tüm bu bilgiler bilimsel olarak ortaya konup kanıtlandı mı? Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayalar'ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli.

    NİRVANA'YA DOĞRU

    * Yani bu görüşe göre 2012 yılındadünya yok mu olacak? Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu dünyanın top yekun yok oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.

    * 2012 yılında başlayacak olan bu yukarıya doğru çıkış ne kadar zamanda tamamlanacak? Bildiğimiz kadarıyla bu yukarı çıkış süreci başladı. Belki 2012 bir final olabilir. Bu bir süreç. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım. Kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demektir. Kıyamet hem tasavvufi hem de ezoterik (gizli öğreticilik) anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demektir. Bu uyanıştan kastedilen ruhsal aydınlanmadır. Böylelikle dinsel metinlerin içindeki sembollerin anlamları da çözülebilecek ve dinsel metinlerde gizlenen gerçeklerle herkes yüz yüze gelebilecektir.

    İKİ YILLIK HATA PAYI...

    * 22 Aralık 2012 tarihi konusunda hiç şüphe yok mu? Mayalar'ın yakın geleceğimize ilişkin kehanetleri tüm ezoterik bilgilerle örtüşmektedir. Bu nedenleverilen tarihin önemi çok büyüktür. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de gözardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi'nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi'ne çevrilişinde MÖ 1'den MS 1'e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir.

    * Bugüne kadar Mayalar'ın hangi kehanetleri yerini buldu? Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey.

    * Mayalar'la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli'nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert'in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque'deki Yazıt Tapınağı'nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.

    * Şifre nasıl çözüldü? Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar'ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel'i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar'ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi!... Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen "Güneş Haçı"nın üzerindeki ilikler ise Güneş'in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar'ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş'te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!..
    Dilek Sancılı

    Kaynak:http://arsiv.sabah.com.tr/2005/05/07/gun101.html

    2012 de neler olacak ?

    Bu kehanetler gerçekleşek mi ?

    İnsanların yarısı yok olacak mı ?

    Ne düşünüyorsunuz ?
    Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

  • #2
    maya kehanetlerine gore 5. çağın sonu..
    kımse bilemes aslında başlangıcmı sonmu die..
    ama maya kehanetlerıne gore bi 6.çağ yok.. çok ilginç ve ben şu an bu kıtabı okuyorum..

    Yorum


    • #3
      Mitolojinin en unutulmaz efsaneleri--Mayalar neden yok oldu?

      --------------------------------------------------------------------------------



      Mayalar neden yok oldu?
      Mitolojinin en unutulmaz efsaneleri

      Yüzyılın başından beri bilim adamları Mayalar´ın kim olduklarını, nasıl yaşadıklarını, ve uygarlıklarının bir anda neden yok olduğunu araştırıyorlar. Bu garip uygarlık MS 300´lerde dünyanın en gelişmiş uygarlığıydı ama dünyanın güneşin çevresinde 365 günde döndüğünü dahi bilen Mayalar tarihin en kanlı kasaplarıydılar ve yemeklerini dahi yarım bırakarak birden yok oldular. Bilim Mayalar´ın bilimi ve kültürü vardı, onlara bu bilgiyi kim öğretmişti?

      Guetamala ormanlarındaki, kan kırmızı rengindeki piramidin önünde, büyük bir kalabalıklar saatlerdir ayakta bekliyordu. Kimse kıpırdamıyordu; tüm gözler, piramidin doruğundaki ataların bilgileriyle dolu süslü kafatasındaydı. Kalabalık kralın hareketlerini göremiyor fakat dinsel bir ayin olduğunu anlayabiliyordu. Kral yanardağda oluşan keskin taşları alıp penisini delecek ve sonra yaranın üstünü bir iple bağlayıp; kanın ağaç kabuğundan yapılmış kaba akmasını sağlayacaktı. Daha sonra bunu alıp, bir ateş yakacak, bu ateşten yükselen duman aracılığıyla iblisle konuşacaktı. Ve Kral, ortaya çıktı peştemalinin altından kanlı elini göstererek, atalarının mesajını daha öncelerde de olduğu gibi yine haykırdı; ”Savaş için hazırlanın” Kalabalık, neşe içinde tekrarladı. Artık kan dökme zamanı başlamıştı.

      Savaş, onların yaşamıydı...

      Mayalar kimdi? İnanılmaz büyüklükteki piramitleri Amerika’nın ortasına inşa eden ve sonra birdenbire terkedip kaybolan bu insanlar kimdiler? Neden o garip dinsel kurallara inanıyorlardı? Bu sorular bugüne kadar sayısız bilim adamının zihnini kurcaladı.150 yıl geçtikten sonra Maya’lar daha anlaşılır olmaya başladılar. Artık, Maya’ların MS. 250-900 arasında yaşadıklarını, dönemlerinin en gelişmiş yazı sistemini bulduklarını, matematikle ilgilendiklerini , astrolojik takvimler oluşturduklarını ve piramitler inşaa ettiklerini biliyoruz. Bugüne örnek olacak mimari örnekler bulundu. İnşaatlarını, yağmur ormanlarına zarar vermemek belli zamanlarda yapıyorlardı. Mayalar doğallığın bozulmaması için bize iyi bir ders vermişlerdir, Güney Belize’nin orman kaplı dağlarında; yeni bulunan dört Maya kenti gösteriyor ki; Maya’lar buralarda yaşamaktan kaçınmışlardı, işte buraları 900’lü yıllarda yokolan Maya’ların toplumsal yaşamları hakkında henüz çözülememiş bir çok soruya ışık tutacaklardı. ”National Geographic” yazarlarından arkeolog George Stuart; ”Her sabah uyandığımda Maya’lar hakkında ne kadar az şey bildiğimizi düşünüyorum, bu tropik iklimde nasıl yaşadıklarının %1 ini ancak biliyoruz” diyordu. Kısıtlı imkanlara rağmen, arkeologlar, sanat tarihçileri, yazıt uzmanları, antropologlar, coğrafyacılar, ve dil uzmanları yıllardır Maya’ların peşinde. Ortada, Mayamanik bir durum var; Tennesse Üniversitesi arkeologlarından Arthur Demarest son 4 yıldır Kuzey Guetemala’da Maya kenti Dos Pilas’ı inceliyor. Demarest´e göre ormanın içinde kayıp kentler var; buralarda çözümlenemeyen yazıtlar bulunuyor ve bu yazıtlar Maya’ların ani yok oluşunu açıklayabilir. Ortaya çıkan bilgi patlaması, şiddetli tartışmalar yarattı. Herkes kimin kuramının doğru olduğunu tartışıyor. Yine de uzmanlar bir görüş üzerinde fikir birliğine vardılar; savaş, Maya halkının oluşmasında ve yaşamında kilit noktaydı.

      Maya kentleri yaşamak için değil miydi?

      Maya’ların spordan dine kadar her konuda işkence ve kurban törenleri düzenliyorlardı. Meksikalı Antropolojist Carlos Navarette “Bu, Mayayla ilgilenenleri şok edecek bir iddiadır” diyor. Klasik Maya Kültürü’nün oluşmaya başladığı MS 250´den sonraki yüz yıllarda, küçük çatışmalardan, büyük savaşlara dönüşen kabile çekişmeleri, görkemli kentlerin hayalet kasabalara dönüşmesine neden oldu. İlk batılı araştırmacılar olan Stephens ve Latherwood, büyüleyici diye tanımladıkları Copan, Palenque, Uxmal ve diğerleri hakkında kitaplar yazmaya başladılar. Stephens’in yazdığı başarılı kitaptan sonra onu, Catherwood ve diğer yazarlar takip etti. Sonraki yarım yüzyılda Popol Vuh (Mayaları anlatan kutsal kitap) ve "Relacion de las Cosas de Yucatan" adlı kitaplar yayımlandı. 16. yüzyıldan sonra piskopos Diego de Landa, Maya kültürüne karşı İspanyol zaferlerini anlatan bir kitap yazmıştı. 1890’larda ise, İngiliz araştırmacı Alfred Maudslay değişik kaynaklardan derleyerek, Maya kentlerinin mimarisini anlatan bir kataloğu oluşturdu. Tüm bilgiler, 19. Yüzyıl bilginlerini hiyeroglif yazılarını yorumlamaya, Mayaların tarihini yeniden incelemeye ve bu toplumun neden yok olduğunu araştırmaya itti. 20. yüzyılın ilk yarısında daha çok kazılar ve kataloglar yapıldı ama hala ortaya ciddi bir şey çıkmamıştı. 1950’lerde Carnegie Enstütüsü’nden J. Eric Thompson ve Slyvanus Morley, bölgeyi incelemeye aldılar onlara göre bulunan kentler, yaşamak için değil dinsel ayinler için yapılmıştı. Yazıtlarda astronomi ve takvim çalışmaları yer alıyor fakat tarihi olaylar, çiftçilik yöntemleri ve tarımdan bahsedilmiyordu. Böylece bu mekanların sadece özel durumlar ve çalışmalar için yapıldığı kanıtlanıyordu. Morley ve Thompson; Mayaların yok oluşlarına ait bilgileri antik kentlerden elde edemeyeceklerini düşünüyorlardı. Çağdaş bilginler ise, daha iddialı ve umutludur ama modern teknoloji gibi bir de avantajları var; radyo karbon testi gibi... Dos Pilos’ta çalışan Arthur Demarest MS. 761’den önce ve sonra olarak Mayaların tarihçesini iki bölüme ayırdı. 761’den önce savaşlar düzenliydi; kabileleri tek bir yönetim altında toplamak için yapılırdı. Ama 761’den sonra savaşlar; kabile üstünlüğüne ve malların yağmalanmasına dayanmaya başladı. O yıl, Dos Pilos Kralı kabilelere dur demek için savaş açtı ama Tamarindito’da yakalanarak kurban edildi. Demarest’e göre; bu dönemden sonra ortaya çıkan soylu kanun yapıcıları, çıkar uğruna birbirlerini yemeye başladılar ve güçleri çok arttı. Böylece sivil iç savaş başladı; işte bu da Mayaların sonu oldu ve buna benzer olaylar başka bölgelerde de yaşandı.

      Susuzluk ve nüfus patlaması kuramları;

      Florida Üniversitesi arkeologlarından Arlene ve Diana Chase’e göre Belize’de yaptıkları araştırmaların sonucunda, kabile savaşları Mayaların sonunu hazırlamıştı. Bu iki arkeolog, kazılarda binalar üzerinde hasarlar tespit etmişler ve gömülmemiş bir çocuk iskeletiyle, silahlar bulmuşlardı. Bir çok uzman yok oluşun nedenini savaşlara bağlarken, başkaları bunun tüm hikaye olmadığını düşünüyorlar. Diğer neden; yağmur ormanının ekolojik dengesindeki ani bir bozukluk olabilirdi. Arizona Üniversitesi arkeoloğu Patrick Culbert; “Yeraltı çalışmalarından anladığımıza göre, neredeyse orman tamamen yok olmuş” diyordu.Su sıkıntısı, yok oluşlarında rol oynamış olabilirdi. Cincinnati Üniversitesi arkeologlarından Vernon Searborugh ise,

      Tikal’deki kazısında gelişmiş kanalizasyon sistemleri buldu. Yılın 4 ayı yağmurlu bir bölgede yaşayan bu insanların ani bir susuzluğa uğramaları gerçekten yok oluş nedeni olabilirdi. Bir başka neden nüfus patlaması olabilir, yirmi kentten toplanan verilerden anlaşıldığına göre km kareye 200 insan düşüyordu. Culbert’e göre; endüstrisi olmayan bir toplumda nüfus bir sorun olabilir. Araştırmacılar, kazılarda, iyi gelişmemiş çocuk iskeletleri buldular, bu da yetersiz beslenmenin göstergesiydi. Yine Culbert, böyle karmaşık ve kalabalık bir toplumun çöküş nedeninin; savaş, çılgın bir kral, açlık ya da susuzluk olabileceğini düşünüyor ve ekliyor "Böyle bir toplumun çöküşü için milyonlarca neden söylenebilir." .

      Takvimi ve diş dolgusunu bilen insanlar;

      Bu çöküşten çıkarılacak ders nedir? Birçok uzman, çevreci mesajlar veriyorlar; Culbert; “Nüfus patlaması, ekolojik rengeyi bozdu ve milyonlarca insan öldü.” diyor. National Geographic dergisi yazarı George Stuart; bu fikre katılıyor ve bu bilgilerin günümüz dünyasının sorunlarını yeterince çözemese bile önemli uyarılarda bulunduğunu düşünüyor. Ona göre en önemli mesaj, yağmur ormanlarını kesmemek ama diğerleri bundan pek emin değil. Hiyeroglif uzmanı Stephen Houston de, Mayalardan daha pek çok ders alınacağı düşüncesinde; ”Çok farklı bir toplumdular ve onları bir arada tutan çok başka bir şeydi”. Arkeologlar, Mayaların gerçekten farklı bir toplum olduğunu, onların günlük yaşamlarından çıkarıyorlar. Mezarlarda bulunanlar, gömütler, alelade evlerin mimarisi ve bulunan duvar resimleri; ortalama bir Maya gününün nasıl geçtiğini bizlere gösteriyor. 5-7 kişiden oluşan tipik bir Maya ailesi kahvaltıda sıcak çukulata, yeterince zengin değillerse haşlanmış mısır ve şeker kamışı yiyorlardı ve “atole”denilen bir içki içiyorlardı. Genelde evler tek odalı ve çamur sıvalıydı. Büyük olasılıkla gün içinde mısır, bezelye, tavşan ve hindi yiyorlardı. Hasat mevsimi erkekler tarlalarda çalışırken, kadınlar evde yemek pişiriyorlardı. Günün sonunda tüm aile evde toplanıyor ve evin reisi küçük bir dini ayinle atalara dua ediyordu. Zamanlarını sadece tarımla geçirmiyorlar, piramitler ve tapınaklar inşa ediyorlardı. Genelde düğün törenlerine ve kutlamalara katılıp, astrolojik ve takvimsel çalışmalara katılıyorlardı. Böyle zamanlarda kral kurbanlar kesiyor ve top oyunları düzenliyordu. Kaybedenler piramide asılıyor ya da kurban ediliyordu.

      Çiftçiler bu günler için yemek hazırlayıp, standlar açıyorlardı. Mayalar´ın gelişmiş bir estetik anlayışı vardı. Yale Üniversitesi antropoloğu Michael Coe “Mayalar” adlı kitabında; ”Aileler çocuklarının burunlarına onların gücünü artırıcı süsler takarlardı” diye yazıyor. Mayalar aynı zamanda bebeklerin iskeletlerine şekil vermek amacıyla onları sararlar ve koni şeklinde bir şapka takarlardı. Belki de günümüzün beşik ve kundak alışkanlığı onlardan miras kalmıştır. Bazı araştırmacılar, bu şekildeki kafataslarının bu alışkanlığın sonucu olduğunu ileri sürüyorlar. Mayalar dişlerini bazen “T” şeklinde bazen de delerek doldururlardı (anestezi yapıp yapmadıkları kesin değil). Dişlerini çoğunlukla değerli taşlarla en çok da yeşimle kaplarlardı. Coe’ya göre; genç erkekler evlenene kadar kendilerini siyaha boyuyorlar daha sonra ise değişik dövmelerle süsleniyorlardı. Bu bilgiler sadece bulunan nesnelerden değil geride bıraktıkları hiyerogliflerden de öğrenildi.

      "Birden beyin kanallarım açıldı..."

      Maya yazıtları, çeşit ilgi alanları oluşturdu. Güney Alabama Üniversitesi sanat öğretmeni Linda Schele eski yazıtlar konusunda birdenbire ortaya çıkan ilginç bir örnektir. 1970 yılında Meksika ziyaretinde, Palenk konferansında Schele; 7. Yüzyıl başlarından 8 Yüzyıl sonlarına kadar yaşayan yasa yapıcıların kanunlarını 2.5 saat süren bir konuşmada açıkladı ve bunlar doğruydu. Bu nasıl olmuştu? Çünkü Schele bir amatördü; Profesyoneller kabartmaların açıklamasının bir çeşit içgüdüye ve sezgiye bağlı olduğunu söylüyorlar. Verilen yazı sistemine uyularak çözülmüş olabileceğini de ekliyorlar. Linda Schele; "Aydınlanma dakikaları kariyerimin dönüm noktasıydı. Birden beyin kanallarım açıldıve herşey yerli yerine oturdu” diye anlatıyor. Bu olaydan sonra, bir çeşit dil çözüm devrimi başladı. Bölge genç tarihi yazıt uzmanları ile doldu. 34 yaşındaki Stephen Houston ile 28 yaşındaki David Stuart’da bunlara dahildi. Kariyerlerine çok küçük yaşlarda başlamışlardı. Maya arkeoloğu George Stuart’ın oğlu ilk Maya gezintisini 3 yaşındayken yapmıştı ve1984’de 18 yaşındayken çözdüğü bir Maya grafiğiyle, Mac Arthur Derneği tarafından en genç yazı çözücüsü ve dahi ilan edildi. Stuart’ın sonraki projesi şimdiye kadar çözülmüş tüm Maya yazıtlarını inceleyen bir katalog yapmak. Neredeyse yüzyıllık bir çalışma bu ve genç Stuart; ”Bu çalışma benden sonra da aranan bir kaynak olacak” diyor.

      Bir uygarlığın umutsuzluğu ;

      Bir çok örnekte görüldüğü gibi kabartmalarda propaganda da var; düşünün, Körfez Savaşı’ını anlamak için Saddam’ın konuşmalarının duvarlara yazıldığını... Arlen Chase; Mayalar´ın politik ve sosyal yaşamlarını çözmek için bu yazıtları okumanın yeterli olduğunu, arkeolojinin bunların sağlamak için gerekli olduğunu ifade ediyor. Houston ise, yazıtların propaganda ile dolu olduğunu ama yine de bir toplumu anlamak için yararlı olduğunu söylüyor. Maya yazıtlarını deşifre etme üzerindeki tartışmalar sürüyor, ve hiçbir zaman nihai çözüm bulunmayacak. Çünkü yeni bulgular farklı bakış açıları getiriyor. Chase’in araştırmalarına dayanarak söylenebilir ki, Mayalar orta sınıf bir toplumdular. Mezar kazıları, yaşam tarzlarının, bilimsel yönleri kadar gelişmediğini gösteriyor. Kimyasal toprak araştırmaları, iskelet incelemeleri bize onların hastalıklarını, tarım yöntemlerini hatta iklim koşullarını bile gösteriyor. Birçok araştırmacı ve bilim adamı hala Mayalar´ın yokoluş gizeminin peşinde. David Freidel, Mayalar´ın tarihte eşine az rastlanan bir umutsuzluğa düşmüş oldukları görüşünde; ona göre, geçmişe bakıldığında Mayalar´ın ulaştığı bilimsel ve toplumsal düzeyin nedeni, hayalgücü ve reel eylemin dışındadır çünkü onlar yaşamı anlamlı kılmak istiyorlardı. Mayalar´ın birden yokoluş nedeni veya nedenleri hala bilinmiyor, dev bir uygarlık nasıl ve neden kayboldu? Uxmal´da yarısı yenmiş yemek tabakları hala durmaktadır; kimden ya da neden kaçtılar ve en önemlisi şu anda onların kalıntıları nerede?

      Meksika’daki tur rehberleri bir öykü anlatırlar. Bir turist, korku içinde piramitlere bakar ve rehbere dönüp; ”Bu binaların hepsi çok güzel, fakat tüm insanlar nereye gitti?” der. Rehber kafasını alaycı bir şekilde sallayarak cevap verir; “Şu anda bir Maya ile konuşuyorsun, bizler hala buradayız hiç bir zaman burayı terk etmedik. Yaşanan karmaşa,Maya bilmecesinin kalbindedir. Bilim adamları binlerce yıl öncesindeki Maya İmparatorluğu´nu araştırırlarken bugün Guatemala çevresinde 1.200.000, Belize çevresinde ise, 5.000.000 Maya insanı yaşıyor. Etnik olarak, onlar dünyanın en gelişkin imparatorluğunu, Orta Amerika’da kurmuş insanların soyundan geliyorlar. Maya kalıntılarını gezmeye gelen birçok turist Orta Amerika’da eski Mayaların torunlarının yaşadığını öğrenseler şoka girerlerdi. Yüzyıllardır olagelen kültür etkilenmesinden sonra Orta Amerika’da Mayaların torunları yeni bir kültür yaratarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Orta Amerika’da yaşayan Mayaların torunları şimdi sadece gelen ziyaretçiler için atalarının kıyafetlerini giyiyorlar. 1992´de Orta Amerika’nın yerlileri olan Maya halkına karşı Meksika devleti tarafından zulmedildi, yapılanlar, insan haklarına aykırıydı.1990’daki toprak kavgasında 11 kişi, bundan iki yıl önce de Maya halkından 100 kişi yakalanmış ve işkence edilmişti. 30 saat boyunca hiç bir tıbbi müdahale olmadan aç bırakıldılar ve Mayalar, 140.000 Guetamalalıyı öldürecek gerilla savaşına başladılar. Hükümet onların köylerini yaktı.16.yy’da İspanyol istilası sırasında birçok yerli, dini inançlarından uzaklaştırılmışlardı. Kabartmalar yıkılmış, dini inançlarına ait olan herşey misyonerler tarafından harap edilmişti. Yeni koloniler kurmak için köle gibi çalıştırıldılar. 400 yıl boyunca İspanyollar tarafından ezildikten sonra Meksikalılar tarafından işgale uğradılar ve hala öyleler... Bugün Meksika Hükümeti, insan hakları adına Mayalara eşit şans tanıyacaklarını açıklamasına rağmen; Mayalar hala sosyo ekonomik sıranın en altındalar. Chipas’ta 9 tane yerli dili konuşuluyor ve Meksikalılar azınlıklara rağmen iktidarı ellerinde tutuyorlar. Ne yazık ki, yerli nüfusu ülke potansiyelinin çok üzerinde. Ayrıca yerlilerin % 70’i su sıkıntısı çekiyor. Bu kötü koşullarda birçok Maya insanı modern yaşam şartlarını reddederek eski alışkanlıklarını sürdürüyorlar. Dağlarda yaşayan Mayalar, 4000 yıl önceki ataları gibi yaşıyorlar.

      (alıntıdır)

      Mayalar'dan bahsettik kim oldukları ve neden yok oldukları konusunda birşeyler öğrenelim istedim..
      Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

      Yorum


      • #4
        madde,enerji,space,teim(MEST) in baslangcinin 76 trilyon yil once olduğunu duymamissinizdir
        öyleyse duydunuz iste

        Yorum


        • #5
          Maya tutmuş şeyler bunlar....Emeğine sağlık genede....
          <div>Sen gıt ben gelemem bu yurekle,ya da kal eylul yagmurlarını bekle.</div>

          Yorum


          • #6
            Bende şu sıralar Tanrıların arabaları kitabını okuyorum....Gerçekten insanların koşulsuz şartsız inandıkları herşeyi bir kere daha düşündürten ve hala bilinemeyen piramitlerin sırlarını mantıklı varsayımlarla açıklayan çok ilgimi çeken bir kitap.Orda mayaların gökyüzünde tanrılarını beklediği(tanrıları:uzaydan gelen ınsanoğlundan daha bilgili ve teknolojının ilerisinin yaşandığı astronotlar olabilecegi) ve tanrılarının bekledikleri zamanda gelmeyişlerinden orayı aniden terkedmiş olabilecekleri gıbı farklı farklı daha ilginç acıklamalar yazılıyor.M.Ö. toplayıcılıkla yaşayan mağra insanı nasıl oluyorda şuanki teknolojıyle bile açıklanamayacak bilgileri buluyorlar.Bunları düşündürtüp açıklayan bir kitap.Çok merak ettim ve bunun gibi kitapları okumak istiyorum.Bana önerebileceğiniz bu tarz kitaplar varmı?
            GELSİN HAYAT BİLDİĞİ GİBİ

            Yorum


            • #7
              bütün gecmisin nasil olduğun anlatan bir kitapvar insanlik tarihi diye
              türkceye yeni cevriliyor
              1000 lerce kisinin ağzından anlatilan ayni ortak bir gecmisimiz var.
              madde uzay zaman enerjinin baslangcindan bu güne neler olmus madde nasil var olmus ısık nasil var olmus.hepsini 1 e 1 yasayanlarin ağzından yazilmis bir kitap

              Yorum


              • #8
                bonnie
                bütün gecmis hafizanda var ama sen bunu hatirlayalmiyorsun
                bütün gecmisi hatirlatan bir teknik mevcut artik
                bu dünyanin gelmis gecmis en büyük kesfi
                bütün bilinmeyen yani metafizik olark tanimlanan alan ve gecmisins sırrı çozüldü artik
                bu gecmiste coook uzun ve hepimizde 76 trilyon yil çikiyor

                Yorum


                • #9
                  çok güzel süpersin
                  acıklamiyorum cünkü hemen üzerine bir etiket yapistirip skaralam kampanyasina giriliyor
                  ve sizlerin kafasginda on yargi olusturup bu teknolojinin sizlere ulasmasina engel oluyorlar
                  saniylorum anlamissindir
                  bu teknoloji bir inanc olmayip kesin veriler ve deneylere dayanan bir bilim
                  isin en güzel tarafı bunu oğrenen kisiye bunu deneyslel olarak ispatliyor

                  Yorum


                  • #10
                    bütün bilinmyen görünmeyen her seyin tam net kesin deneye dayanan olçülebilen denenebilen bir sekilde ortaya sunuyor

                    Yorum


                    • #11
                      haklisin.ben çok hizli konustuğum gibi düsünmeden cümleye basyalarak yaziyorum
                      ne oğrenmek istiyorsan bana soracaksin bende cevaplayacağım
                      biz derste not tuttuk cok hocalarin ağzından bundan dolayi düsünmeden yaziyoruz basin sonu özneyi

                      bu teknoloujiyi bulankisi sizler icinsbizler icin bu teknolojiyi arastirmak icin ömrünü vermis
                      bir soru sor ben cevaplayayim

                      Yorum


                      • #12
                        oyle bütün sorulari birden sormayacaksin
                        teker teker
                        benim bundan nasil haberim olduyu cevaplayabilirim.yazicam bekle bi zahmet

                        Yorum


                        • #13
                          çok sey fark eder eğer oğrenmek istiyorsan her sey basamak basamak olmali
                          öğrenmemin kurlaarindan

                          Yorum


                          • #14
                            1991 yilinda tesadüfen türkiyede kacak korsan olarak basilmis bir kitabi uygulamaya basladim
                            18 yil boyunca 8000 saat sizofrenlere ve ruhsal hastaliklari olanlara uyuladim kitabin her satirinin doğru olduğun gördüm
                            insanlarin ruhsal hastaliklarina anne karnindaki olaylarin iacindeki bilgi ve hafizadaki kayttlarin neden olduğun gördüm bu bilgileri aciğa cikarinca hastaliklarinin hafilediğin gördüm

                            Yorum


                            • #15
                              evet cok onemli bir sey bulunmus
                              eğer oğrenmek istiyorsaniz anlatbilirm
                              hepsini anlatmam imkanisz cünkü
                              2....3 tane üneversite süresince uygulamali olarak eğitim görülen bilgi varherseyi basamak basamak anlamaniz gerekir yoksa bilgi ağır ve anlasilmaz gelir

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X