Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Derdin büyüklüğünü neye göre ölçersiniz?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Derdin büyüklüğünü neye göre ölçersiniz?

    bir çok insanın kendilerine göre büyük gördükleri,yada önemsemedikleri dertleri var.
    Kişisel görüşüme göre dert şartlara göre göreceli önem arz ediyor kişiye.
    bildiğimiz bazı dertler bunların dışında belki,bi yakınını kaybetmek,Ölümcül bi hastalık.
    bunun dışındaki dertlerimiz bizi nasıl etkiler :?: size göre kriter nedir :?:
    :arrow: helede psikolojik sorunlarımızın dertlerimizi ne şekilde bize çekilmez gösterdiğini merak ediyorum. :?:
    bazen derdini anlatan bir arkadaşımızın yazısını ,böyle dert mi olur :?: Deyip cevap bile vermiyoruz.
    Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye baslamış olacaktır.

  • #2
    efendim benim ölçü birimim taşıdığım,ya da kırdığım taşların matematiksel karşılığıdır.
    sivri bir demirimdir ben.çok güzel taş kırarım da bazen acıtır.ama su da burdan çıkar.ne buyurdunuz efendim.

    Yorum


    • #3
      şöyle düşün gothica bir insan grip olur hastalanır 2 3 gün yataktan kalkmaz kalkmak istemez aynı şiddete gribe yakalanan biride ayakta atlatabilir.insanın direncine ve yapısına göre değişir bu durum.psikolojide böyle bence mesela her insan depresyona giriyor ama intihar etmiyor edenlerde var belkide onlar kadar ağır yaşıyor ama intihar etmiyor.göreceli bir durum ya anlatılmıyor :?bana göre mesela ben yaşadıklarımdan dolayı kendimi çok sabırlı görüyorum herkezde böyle der başkası yaşasa çoktan intihar ederdi diye düşünüyorum beni ayakta tutan allah korkusu sadece başka neden yok.

      Yorum


      • #4
        :arrow: takip edenler farketmiştir.koşullar öyle hale getirdi ki beni,örnek olsun diye yazıyorum bunu.sizlerde kendi örneklerinizi yazın.
        fazlaca dengesiz bir ruh hali içindeyim son 2 aydır.
        işsizlik,kriz,bana özel dertler,kendime edindiğim başka dertler,yanlızlık.bunlar başkalarını benim kadar yıpramıyabilir.
        Başkalarının ki de bana hafif gelir belki.
        Yaşa görede beki değişiklik gösteriyor sanki :roll:
        Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye baslamış olacaktır.

        Yorum


        • #5
          tahammül edememe derecesi sorunun şiddetini belirler

          Yorum


          • #6
            herkese göre değişir...herkese kaldırabileceği kadarı verilir ama bazılarımız daha hassas oluyoruz daha şiddetli hissediyoruz...


            ben kolayına takmam bişeyi sadece sevdiğim insanlarla ilgiliyse bence şiddetlidir...onun dışında umurumda olmaz...hatta öyleki şizofrene yakın belirtiler gösteriyo olmam bile umurumda değil...kendimi gizlemiyorum utanmıyorum...hatta ütün yakınlarım bilir...ugün ne gördün derler bana :?: :lol: intihar edicem derim ertesi gün saçma gelir kendi kendime gülerim hayal dünyasındayım yani bence bi insanın yaşadığı sıkıntının sadece kendisiyle alakalıdır....isterse hafife indirgeyeilir...ben telkine çok güveniyorum...herşeyin ilacı...

            Yorum


            • #7
              Orjinal yazı sahibi: depresifsancı
              tahammül edememe derecesi sorunun şiddetini belirler
              Küçücük bir çocuğun bile anlaşılmaz sanılan derdi,irdelenince (mesela bir sinema filminde)gözyaşlarına boğuluyor insan.
              "bide kişiye kaldıracağı dert verilir"sözüne katılmıyorum.küçücük omuzlarında kaldıramıyacakları yükler taşıyan çocuklar özellikle.çocuk öyle bir ortamda yaşıyor ki dertlerin normal şeyler sanarak yaşıyor.
              :arrow: asıl sorun çocukluk bitip ergenliğe geçildikten sona başlıyor.
              Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye baslamış olacaktır.

              Yorum


              • #8
                Bence hayatın zaten kendisi sorun çok felsefik oldu ama öyle. Asıl sorun bunu biz sorunmu yapıyoruz yoksa boşmuveriyoruz? Çok kötü durumda olan biri için o an kötü değilken çok ii durumda olan biri hayatını çok kötü mutsuz adlandırabilir.Yani derdin büyüğü algılayıs biçimimizdir..
                Bu durumda iki yol var; ya hayatın kötü oldugunu anlayıp çabamızın yersiz oldugunu düşünerek hiçbirşeyi sorun etmeyecegiz ya da hayatı hep sorgulayıp ii yapmaya çalışıp habire mutsuz olacagız..

                Yorum


                • #9
                  ya şöyle söyleyim.bütüncül düşünürsen,yaşamla ölümü birleştirip korkmayı bırakırsan.ve bi gün güzel bi şey olacağı umuduyla yaşarsan gerçekleşeceğine inanmasan bile en azından acıların hafifler.ki bencede gerçekleşir.
                  inanç herşeyin başı .illa dine inan demiyorum.bişeye inan güzel bi şeye.belli mi olur yol seni en güzeline götürür.
                  ben bi sürü ilaç kullandım.kolumdan 4 kere ameliyat oldum.fakülteyi bitirmem dokuz senemi aldı.ve anladım ki tüm dertlerimin kaynağı bir adım eksikliği,bir cesaret eksikliği.
                  düşe kalka büyüyoruz işte...

                  Yorum


                  • #10
                    her insanın hassas tarafları farklı. yani bence acı her insanı aynı derecede etkiler ama eğer söz konusu konuda aynı dercede hassaslarsa. mesela ben para kaybettiğimde ya da bir mala değerinden fazla para ödediğimde pek umursamam ama alışveriş yapmadan önce ciddi ciddi araştırma yapan arkadaşlarım da vardır.

                    bi de durumlara ya da olaylara yüklediğimiz anlam değiştikçe onların bizi etkileme düzeyleri de değişiyor. yani para konusunda hassas olan arkadaşlarım için o parayı kazanırken harcadıkları çaba ya da mala değerinden fazla para ödediklerinde hisettikleri enayilik duygusu önemliyken benim için alacağım şeye bir an evvel sahip olmak yani onun benim olması önemli.

                    önem verdiğimiz şeylerin farklı olması (yani hassaslıklarımızın) aynı olay karşısında hissettiğimiz acının derecesinin farklı olmasına sebep oluyor. şu durumda ben kazıklansam bu bende küçük bir acı oluşturur ama o kazıklansa benim hissettiğimden beş kat daha büyük bir acı çeker, dolayısıyla canı daha çok yanar ve bu acıya karşı benden daha dayanıksız görünür. oysa onun hissettiği büyüklükte bir acı bana yüklense (yani kazıklandığımda hissettiğimin beş katı) muhtemelen benim vereceğim tepki de aynen onunki gibi olacaktır. bunu kimse hesap etmez.

                    kısaca :lol: acı can acıtır hem de herkesin canını. sadece bazı insanlar bazı acılara kördür, o yüzden hissetmezler ama bu onların acıya karşı daha dayanıklı oldukları anlamına gelmez.

                    biraz karışık oldu ama neyse :lol: umarım anlaşılıyordur :lol: çünkü güzel şeyler anlatmaya çalıştım :lol:

                    Yorum


                    • #11
                      Orjinal yazı sahibi: gothica
                      :arrow: takip edenler farketmiştir.koşullar öyle hale getirdi ki beni,örnek olsun diye yazıyorum bunu.sizlerde kendi örneklerinizi yazın.
                      fazlaca dengesiz bir ruh hali içindeyim son 2 aydır.
                      işsizlik,kriz,bana özel dertler,kendime edindiğim başka dertler,yanlızlık.bunlar başkalarını benim kadar yıpramıyabilir.
                      Başkalarının ki de bana hafif gelir belki.
                      Yaşa görede beki değişiklik gösteriyor sanki :roll:
                      Ne zamanki beterinde beteri olacağını öğrendim(yaşayarak) o zaman dertlerim o kadar ağır gelmedi bana. Haklısın ben birçok kere yazamıyorum aklım almıyor bazı sorunları, çok ağır görünüyor. Belki onlarada benim sorunlarım taşınmıcak gibi görünüyordur. Ama birşekilde sabır ediyoruz. Allah cc hiç kimseye taşıyacağından fazla bir yük yüklemez.
                      Hayat Dediğin, Allah İçin Değilse; Ne Çıkar Kainat Önünde Eğilse!...

                      Yorum


                      • #12
                        ben ölümü de yaşadım yanlızlığı da ayrılığı da..ama dert etmedim..benim dert ettiğim tek şey hastalığım oldu..insan hiç beklemediği bir anda hiç tanımadığı bir hastalıkla tanışıp onu yenmeye gücü yetmiyorsa ve bu hastalık hayatını parçalamaya başlıyorsa yaşam alanını kısıtlıyorsa ve acı çektiğini hissettiriyorsa dibine kadar artık başka hiçbir şeyi dert olarak görmüyorsun..mesela ben sağlığıma kavuşursam başaramayacağım hiçbir şey olmaz ve hiçbir şey beni yıkmaz..insanın en büyük derdi hastalığıdır bence..onun dışındakileri halletmek bence çocuk oyuncağı

                        Yorum


                        • #13
                          herkesin derdi kendine gerçi..

                          Yorum


                          • #14
                            SERSERİ


                            Yeryüzünde yalnız benim serseri,
                            Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
                            Herkesin dünyada varsa bir yeri,
                            Ben de bütün dünya benimdir derim.

                            Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
                            Aradım bir ömür, arkadaşımı.
                            Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
                            Halime ben bile hayret ederim.

                            Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
                            Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
                            Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
                            Gölgemin peşinden yürür giderim...







                            Necip Fazıl KISAKÜREK



                            peki bu şiir senin için bi şey ifade ediyormu.

                            Yorum


                            • #15
                              KALDIRIMLAR


                              I

                              Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
                              Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
                              Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
                              Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

                              Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
                              Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
                              İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
                              Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

                              İçimde damla damla bir korku birikiyor;
                              Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
                              Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
                              Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

                              Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
                              Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
                              Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
                              Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

                              Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
                              Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
                              Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
                              Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

                              Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
                              İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
                              Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
                              Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

                              Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
                              Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
                              Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
                              Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

                              Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
                              Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
                              Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
                              Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

                              ya da bu..

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X