Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kitaplardan alıntılar...

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #16
    Bir gün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklar ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır........."



    " Mahkemede, suçlu sandalyesinde, bilerek ya da işledikleri suçu bilmek zahmetine katlanacak dahi düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşmayan, insanlar arasına duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, yalnız bırakan, terkeden, baskı yapan, istismar eden, ezen, cesaret kıran, iyilik etmeyen, değer vermeyen, kalbi temiz olmayan, doğruyu yanlış gösteren, yanlışı doğru gösteren, samimiyetsiz, insafsız, korkutan, yanına yaklaştırmayan, başkasının yaşama hakkına saygı duymayan ve kendinden memnun olabilmek için her davranışı meşru sayan onlar, yani bizim küçük kalabalığımızı hava sızdırmayan tabakalar halinde üst üste saran, nefes almamızı dahi engelleyen, yani mahallemizin bütün bileği kuvvetli küçük kabadayıları ve onların büyük ortakları, yani sayıca üstün olanlar, yani her zavallıdan daima bir rütbe bir kademe bir sınıf yukarda olanlar, yani şekilsiz hüviyetleriyle daima vuran ve kaçınabilenler, yani hem ezip, hem de ezdiklerini kabul etmeyenler, yani bir mertebe aşağıdayken ezilen ve bir derece terfi edince ezenler, yani çırağını, birşeyler öğretmesine karşılık her zaman döven ve ona insan muamelesi yapmayan ustalar, muavininin başına vuran şoförler ve onlarla birlikte memurlarına dalkavukluk ettiren amirler, duygusuz amirlerle birlikte garsonlara paralarıyla orantılı olarak bağıran müşteriler ve kaba müşterilerle birlikte hakkını arayanlara yumruklarını gösteren görevliler ve yetkilerini kötüye kullanan görevlilerle birlikte bilgisizin bilgisizliğini suratına çarpan ve ondan bir kelime fazla bilen bilgiçler, yani öğrenmek isteyen herkese eziyet eden öğreticiler ve onlarla birlikte bilgisizlerin bilgisizliğine gülen onlardan daha bilgisizler ve cahillerle birlikte her değişik davranışa saldıran şekilsiz kalabalık ve kalabalıkla birlikte her savaşta kazananı tutanlar ve onlarla birlikte kimseye zararı olmayan zayıfları ezerek kuvvetli olma duygusunu tatmin edenler ve onlarla birlikte her zaman ve her yerde her sınıftan, her ideolojiden ve her düşünceden insanlar arasında daima ön safa geçerek aslan payını kendilerine ayıranlar ve ayırır ayırmaz insanlarla aralarına aşılmaz duvarlar örenler ve böylelerine her zaman haklı çıkarıcı bahaneler sebepler yasalar kurallar sınıflamalar bulup çıkaranlar yani her zaman insanları insanlardan ayıranlar ve onları birbirine düşman edenler ve onlara körükörüne uyan kalabalıklar ve gerçeği boğanlar ve onlarla birlikte insanı bu koca dünyada yalnız bırakarak arkadaşlık dostluk sevgiyle uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar onlar...
    Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

    Yorum


    • #17
      Allahım, onu neden yalnız bıraktın? neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin? neden, apartmanın bodrumunda saklambaç oynarlarken ayla'yla yalnız kaldığı zaman kıza dokunacak cesareti vermedin ona? oysa, bu çeşit küçük cesaretleri en değersiz kullarından bile esirgememişsindir. isa' yı neden bu kadar geç tanıttın ona? neden günahlarının yükünü taşıyacak gücü ona da vermedin? selim de, kendi çapında birkaç kişiyi kandırabilirdi senin yolunda. meyveleri gösterdin de ağaca çıkma becerikliliğini esirgedin. neden küçük yaştan latince, eski yunanca, fransızca, ingilizce filan öğretmedin ona? (sen ki bütün dilleri ezbere bilirsin). dua etmesini bile öğretmedin ona. evde yalnız kaldığı geceler, karanlıkta yorganı başına çekti ve ter içinde, mısra 193 ile mısra 214 arasında söylediği gülünç yakarmayı uydurabildi o zor şartlar altında. daha iyi bir şeyler söyletemez miydin? neden, onu canı kadar seven annesinin bile selim'i ; 'benim korkak oğlum' diye okşamasına göz yumdun? 'benim akıllı oğlum, güzel oğlum' dediği zaman da neden, şımarmasını önlemedin? bir duvardan duvara çarpıp durdun onu. bir uçtan bir uca itip durdun onu. öğretmeni 'yalan söyleme, bu resmi sen yapmadın,' dediği zaman neredeydin? neden, bir karşılık bulmasına yardım etmedin? oysa, o resmi selim yapmıştı. on bir yaşında, 'benim kızla konuşuyorsun,' diye erdal' dan ilk tokadı yediği zaman, aslında kızla konuşmamıştı. neden, babasının verdiği on liranın üstünü bir kerede yolda düşürmesini sağlamadın da, önce iki buçuk lirayı düşürdü ve koşa koşa dönüp parayı ararken kalan dört lirayı da kaybetti? soruyorum: neden? sonra, neden karakola gönderdin selim' i parayı bulan oldu mu diye sormaya? neden polisleri güldürdün ve selim' i ağlattın? polisler daha mı iyiydi selim'den? biliyorum, isa daha büyük acılar çekti diyeceksin. bu kadar ayrıntılara girmez diyeceksin. asıl, ayrıntılara girmeliydi bence. her şeyi yaşamalıydı. ilkokula göndermeliydin isa'yı da selim gibi. sonra selim senin oğlun değildi ki. olsaydı da bilmiyordu. biliyorum bunlardan daha acıklı sözler yazdı romancılar, diyeceksin. ben daha neler duydum, diyeceksin. demek bunu söylemekle bitiyor her şey. sen onlara inan (ne kaybettiğini bilmiyorsun onlara inanmakla). küçük ayrıntılara daha girme bakalım. isa'nın ikinci gelişiyle durumu kurtaracağını sanıyorsun. selim de ikinci kere gelirse görürsün. yalnız, bu sefer lütfen aynı zamanda gelsinler artık. araya gene binlerce yıllık bir uçurum koyma. sonunda, ilk gelişlerinde yaptığın gibi ikisini de yalnız bırakma.

      oğuz atay-tutunamayanlar
      aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek
      ne kadar acı
      ne kadar komik
      ve ne kadar bana ait

      Yorum


      • #18
        Hiçbir şey değişmedi, ama yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor. Anlatamıyorum. Bulantıya benziyor bu, ama aynı zamanda onun tam tersi: Sonunda başımdan bir serüven geçiyor, kendimi sorguya çekince, kendimin kendim olmaklığımın ve burada bulunmaklığımın başımdan geçtiğini görüyorum. Geceyi yarıp geçen benim. Bir roman kahramanı gibi mutluyum.
        Jean Paul Sartre, Bulantı

        Yorum


        • #19
          "Karanlık uzun geceler vardır. kapalı gözlerle uzandığım. Birkaç saatin bana ait olduğu karanlıklar. Bazen fırtına sesi işitilir. Bazen pancurların çinkolarına gür yağmur damlaları çarpar. İçime denk gelir yağmurun coşkusu, ıslaklığı. Çoğu kez sokak köpekleri havlar. Köpek havlamaları bir köyde ya da orman kıyısında bir evde yattığım duygusunu uyandırır bende. Hiç bitmesin isterim havlamaları. Sabah kalkınca bahçeye, kıra çıkayım isterim. Yazı yazarım bu saatlerde. Uzun uzun. Hep düşüncelerle yazmaktır bu. kalkmak isterim. Kalkarsam, denize vuran ışıkların parlaklığını görürüm. Ve ağaçların koyu gölgelerini. evler, geceden daha karanlıktır. bazı odalarda ışık yanar. Uyandığımda yitmiştir yazdıklarım. Yazın, özellikle temmuz ya da ağustos ise, sıcak bir güneş havayı, sokakları, evin içini koltukları tahtaları ısıtmış müthiş bir parlaklık basmıştır kenti. İnsanı sıkan, garip, nedeni belirsiz, umutsuzluklara düşüren bir parlaklık ve kızgın güneş. Bir kaç gün uzunluğundaki yaz günleri. kış aylarındaysa gri bulutlar kentin üzerine inmiştir. Yağmur dolu bulutlar. Gün başlamış ilerlemiştir bile." Çocukluğun Soğuk Geceleri / Tezer ÖZLÜ
          Last edited by dreamside; 12-09-2012, 07:24 PM.

          Yorum


          • #20
            Vay vay canım kardeşlerim,Oğuzcular,Tezerciler buradaymış,canlarım benim,Onları seveni ben de severim
            Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

            Yorum


            • #21
              Dibe ulaşmak hiç bir anlam taşımaz. Ne umutsuzluğun dibine, ne nefretin dibine, ne alkole bağlı düşüşün ne de kibirli yalnızlığın dibine. Ayağını dibe kuvvetle çarparak su yüzüne çıkan dalgıcın aşırı güzel imgesi, gerektiğinde kendine düşen kişinin her türlü saygıya hak kazandığını hatırlatman içindir. Günahkar adamlar tıpkı balıkadamlar gibi günahlarının bağışlanması için yaratılmışlardır.

              Yorum


              • #22
                ...biz emirler ve yasaklar ağı ile kuşatılamayız. bir sistemin parçasıyız.ferde klavuzluk eden gönül değil,kendi dışında bir kafa.
                bir işletmeye giren herkes ruhunu vestiyere bırakıyor.insanın gerçekten insan olduğu bir medeniyet sona ermiştir artık.-Cemil Meriç-

                Yorum


                • #23
                  Yoksulluk, kişinin kendi sınırlarını görememesi demektir. Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir.

                  Tanrılar Okulu

                  Yorum


                  • #24
                    Ölüm bir hatadır ve doğaya aykırıdır.

                    Fiziksel ölüm, her gün içimizde gerçekleşen milyonlarca ölümün maddeye dönüşen görüntüsüdür; acıya düşkün ve ıstırap çekmeyi seven bir insanlıktan alınıp benimsenmiş bir inancın kristalleşmesidir.

                    İnsanlar ölümü kaçış yolu haline getirdiler. Kendilerini öldürmek için ne yapmaları gerektiğini ve bütün yöntemleri kusursuz bir biçimde biliyorlar. Beden yok edilemez! Yine
                    de olanaksız olanı, kaçınılmaz kıldılar... Hiçbir insan ölemez, ancak 'kendi kendisini öldürebilir'! Bunu başarabilmek içinse elindeki tüm imkânları bu işe koşması, kendine acıma ve kendini baltalamayı tam günlük bir iş haline getirmesi gerekiyor.


                    Tanrılar Okulu

                    Yorum


                    • #25
                      "Umut olmasına var, sınırsız denecek kadar umut var, ama bizim için değil." Franz Kafka

                      Yorum


                      • #26
                        ...Sen yokmuşsun ancak vardım farkına... İnsan eve gelince anlıyor yorgunluğunu, terk edilince anlıyor yalnızlığını, ölünce anlıyor günahkarlığını...
                        Herkes şairdir bu coğrafyada; yeter ki terkedilmiş olsun') 'Ne ironi yah')' Oğuz BaL//

                        Yorum


                        • #27
                          Yalnız değilim; azım! Yalnızlar, yalnızları bulamadığı için çoğalıyorlar... Ondan işte bu yalnız yalnızlıklar.. Bir küçük çocuksunuzdur şimdi; her uyandığınızda, anne diye kendi mutsuzluğunu öpen... BukRe//

                          Yorum


                          • #28
                            Bana kitap demeyin') Kendimde bibliyomani olduğunu düşünecek kadar aşığım kitaplara') Duramıyorum işte...Son bi' şey paylaşayım..

                            .....BAzen sözcükleri unutuyorum... İnsan sözcükleri istediği gibi biraraya getiremediğinde ölmek istiyor... SeN OLsaydıN YapmAzdIN BiLiyoRuM// Kürşat BAŞAR

                            Yorum


                            • #29
                              Etki (uyaran) ve tepki arasında bir boşluk vardır. Bu boşlukta tepkimizi seçme özgürlüğü ve gücümüz yatar. O seçimlerde gelişimimiz ve mutluluğumuz yatar.

                              8'inci Alışkanlık, Covey.

                              Yorum


                              • #30
                                PARADOKSAL EMİRLER

                                1. İnsanlar çoğu kez makul değildir, mantıksız ve bencildirler. Onları yine de sevin.
                                2. İyilik yaparsanız, insanlar sizi bencillikle, gizli amaçlara sahip olmakla suçlayabilirler. Yine de iyilik yapın.
                                3. Başarılıysanız, sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar edinebilirsiniz. Yine de başarılı olun.
                                4. Bugün yaptığınız iyilik, yarın unutulacaktır. Yine de siz iyilik yapın.
                                5. Dürüstlük ve açık sözlülük sizi kırılgan yapabilir. Yine de siz dürüst ve açık sözlü olun.
                                6. En büyük, büyük düşünen kadın ve erkekler, en küçük küçük düşünen kadın ve erkekler tarafından alaşağı edilebilirler. Yine de siz büyük düşünün.
                                7. İnsanlar güçsüz insanları tercih eder, ama yalnız güçlüleri izlerler. Yine de siz birkaç güçsüz adına savaşın.
                                8. İnşa etmeye yıllarınızı verdiğiniz bir şey bir gecede yıkılabilir. Yine de inşa edin.
                                9. İnsanların gerçekten yardıma ihtiyacı olur ama siz yardım ettiğinizde size saldırabilirler. Yine de yardım edin.
                                10. Dünya için elinizden geleni yapın ve tekmeyi yiyebilirsiniz. Yine de dünya için elinizden geleni yapın.

                                (KENNETH M. KEITH)


                                8'inci Alışkanlık, Covey

                                Yorum

                                İşleniyor...
                                X