Duyuru

Collapse
No announcement yet.

derslik alıntılar....mutluluk...hayat dersleri...

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • derslik alıntılar....mutluluk...hayat dersleri...

    MUTLULUK

    Tolstoy'a "Nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı hiç düşünmeyerek."

  • #2
    Ya sahip olduklarımız bize zarar veriyorsa Tolstoy bunu hiç düşünememiş

    Yorum


    • #3
      Sahip oldukların sana zarar veriyorsa zaten onlar seni kaybetmiştir..

      Bu taraftan onlar sahip olmadıkların olur ve tolstoy gibi ''sahip olmadıklarını hiç düşünme''

      Bunun gibi birşey işte..
      Düşlemek bilmekten daha önemlidir.

      Yorum


      • #4
        Orjinal yazı sahibi: kapalikutu
        Ya sahip olduklarımız bize zarar veriyorsa Tolstoy bunu hiç düşünememiş
        öyle tabi ama bence kastettiği sahip olduğu güzel şeyleri düşünmek...kötü şeyleri zaten düşünmüyor...

        bi bacağı yoksa diğeri var gibi....

        Yorum


        • #5
          Ünlü bir konuşmacıya sormuşlar: "İyi bir konuşmaya hazırlanmanın öneminden söz etmiştiniz. Acaba beş dakikalık konuşma için ne kadar önceden hazırlanmaya başlarsınız?" Konuşmacı hiç düşünmeden "İki ay!" demiş. "Ya on dakikalık konuşma için?" Cevap "Bir ay!" olmuş. Konuşma süresi arttıkça hazırlanma süresi azalmış. En son soru şu olmuş: "İki saatlik bir konuşma için?" Konuşmacı gülümseyerek cevap vermiş: "Şimdi başlayabilirim."

          Yorum


          • #6
            Sahabelerden biri Hz. Ali'ye sormuş: "Senin zamanında meydana gelen üzücü hâdiselerin hiçbiri, niye daha önceki halifelerin devrinde görülmedi?" Hz. Ali'nin cevabı son derece manâlı olmuş: "Onların zamanında biz vardık, bizim zamanımızdaysa maalesef onlar yok."

            Yorum


            • #7
              Meşhur bir filozofa:
              - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar
              fakirsiniz?
              diye sorulduğunda:
              - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.


              --------------------------------------------------------------------------------

              Yorum


              • #8
                Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için:
                - Afedersiniz, siz veterinermisiniz? demiş. M. Akif hiç istifini
                bozmadan şu cevabı vermiş:
                - Evet, biryeriniz mi ağrıyordu?

                Yorum


                • #9
                  Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken,
                  keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
                  - 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
                  Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
                  - Bizde onlara yaklaşıyoruz.

                  Yorum


                  • #10
                    Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide
                    kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
                    - Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini
                    zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
                    - Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

                    Yorum


                    • #11
                      İngiliz garson, Türk müşteriye:
                      -“Çanakkale’de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz” deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
                      -Orada ne işiniz vardı?

                      Yorum


                      • #12
                        Hayat hakkında bilmem gereken her şeyi Nuh'un Gemisinden öğrendim..

                        Bir : Vapuru kaçırmayın.

                        İki : Hepimizin aynı gemide olduğunu asla unutmayın.

                        Üç : İleri dönük plan yapın. Nuh gemisini yapmaya başladığında henüz yağmurlar başlamamıştı.

                        Dört : Her zaman formda olun. 600 yaşına gelseniz bile birileri sizden çok önemli şeyler isteyebilir.

                        Beş : Eleştirileri dinlemeyin; yapılması gerekiyorsa o işi mutlaka bitirin.

                        Altı : Geleceğinizi yüksek topraklarda kurun.

                        Yedi : Güvenlik için çifter çifter seyahat edin.

                        Sekiz : Hız her zaman avantaj olmayabilir. Çitalar, salyangozlarla aynı gemideydi.

                        Dokuz : Stres altına girince bir müddet için kendinizi koyverin.

                        On : Nuh'un gemisi amatörler tarafından yapıldı; Titanik ise profesyoneller tarafından.

                        Onbir : Allah'a sığındınız mı istediği kadar fırtına olsun, sonunda sizi bekleyen bir gökkuşağı bulursunuz.

                        Yorum


                        • #13
                          ZAMANIMIZIN PARADOKSU

                          Daha yüksek binalarımız var, ama daha küçük tapınaklarımız.

                          Daha geniş otoyollarımız var, ama daha dar ufuklarımız.

                          Daha çok harcıyoruz, ama daha az sahip oluyoruz.

                          Daha çok satın alıyoruz, ancak aldıklarımız bizi daha az mutlu ediyor.

                          Daha büyük evlerimiz ve daha küçük ailelerimiz var.

                          Daha fazla konfora sahibiz, ama daha az zamanımız var.

                          Daha çok bilgiye ama daha az yargıya sahibiz.

                          Daha çok uzmanımız var, ama bir o kadar fazla da sorunumuz.

                          Daha çok tedaviye, ama daha az sağlığa sahibiz.

                          Daha pervasızca harcıyor, daha az gülüyor, daha hızlı ulaşım yapıyor, daha çok ve daha çabuk sinirleniyor, daha geç uyanıyor, daha çabuk yoruluyoruz.

                          Daha az okuyor, daha fazla televizyon seyrediyoruz.

                          Sahip olduklarımızın sayısını katladık, ama değerlerimizi azalttık.

                          Daha fazla konuşuyor, daha nadir seviyor ve daha çok yalan söylüyoruz.

                          Bir yaşantı kurmayı öğrendik, ama hayatı değil; hayata seneler ekledik ama senelere hayat değil...

                          Aya gidip geldik, ama yeni komşumuza ziyarete gitmek için caddenin karşısına geçmekte zorlanıyoruz.

                          Dış uzayı fethettik, ama iç uzayı değil; daha büyük işler yaptık, ama daha iyi değil;

                          Havayı temizledik, ama ruhları kirlettik; atomu parçaladık, ama önyargılarımızı kıramadık.

                          Daha çok yazıyoruz, ancak daha az öğreniyoruz; daha çok plan yapıyoruz, ama gerçekleştirdiklerimizin sayısı daha az...

                          Hızla hücum etmeyi öğrendik, ama beklemeyi değil.

                          Daha fazla gelirimiz, ama daha düşük ahlakımız var; daha çok yiyecek, ama daha az tatmin, daha çok tanıdığımız var, ama daha az dostumuz; daha fazla çaba, ama daha az başarı.

                          Daha fazla bilgi depolamak, şimdiye kadarkinden de fazla kopya üretmek için daha çok bilgisayar yaptık, ama iletişimimiz daha az; sayıca çoğaldık, ama kalitede azaldık

                          Yorum


                          • #14
                            Napolyon'un Sözlerini sizinle paylaşmak istedim arkadaşlar:

                            *Yeryüzünde yalnız bir devlet olsaydı, başşehri İstanbul olurdu,

                            *Bir düşmanınızla devamlı savaşırsanız, ona bildiğiniz bütün taktikleri öğretmiş olursunuz.

                            *İnsanın olgunlaşması İçin mutlaka acılarla yoğrulması gerekir. Çünkü o hem taş, hem de heykeltraştır.

                            *Sabırsızlık başarıya giden yolu üter.

                            *Soğukkanlılık bir liderin en iyi özelliğidir.

                            *Güç ortaya çıkınca kanunlar zayıflar.

                            *Bütün basarılarımı gençliğimde çektiğim açlık ve çilelere borçluyum,

                            *Yaşadığım sürece çalışırım, çalışmadığım an ölmüş sayılırım.

                            *Büyük insanların çoğu, günde en az bir kere çocuk gibi olurlar.

                            *Bana göre güçsüzlük, haklının hakkını vermemektir.

                            *Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir.

                            *İnsanlar başkalarının hayırseveriiğini anormallik, kendi anormalliklerini hayırseverlik; başkalarının İyiliklerini zaaf, kendi zaaflarını iyilik olarak değerlendirirler.

                            *Umutla umutsuzluğun arası bir adımdır.

                            *Analar bir elleriyle bebeği, diğer elleriyle dünyayı sallarlar.

                            *Akıl ve zekânın ne olduğuna çok araştırdım. Nihayet bunun düşünceli cür'etten başka birşey. olmadığını anladım.

                            *Ayrılık küçük ihtirasları unutturur, büyükleri kuvvetlendirir.

                            *Benim için faydalı olsa bile korkaklığa yanaşmam.

                            *Bütün devletler hazımsızlıktan ölür.

                            *En hakikî mürşit, kesin bir karardır.

                            *İnsan üniformasının adamı olur.

                            *İstikbal de şeref gibi, kumsalı olmayan kayalık bir adadır.

                            *Savunma halindeki birlik yenilmeğe mahkûmdur.

                            *Sulh, "Sulh!" diye bağırmakla elde edilemez,

                            *Şehidleri şehid yapan ölümleri değil, ölümlerinin sebebidir.>

                            *Türkler öldürülür, lakin mağlup edilemezler,

                            *Üç gazete beni yüz sancaktan daha çok korkutur.

                            *Yüce olarak bilinen şeylerden gülünç olana yalnız bir adım vardır.

                            *Zafer ısrar eden ve dayananındır.

                            *Zekânın hakları kuvvettin haklarından daha üstündür

                            Yorum


                            • #15
                              İMAM-I ÂZAM VE KADILIK



                              Zamanında İmam-ı Azam ile herhangi bir konuda tartışmaya girip de galip çıkan görülmemiştir. Hem derya gibi ilmi, hem de herkese nasip olmayan zeka ve mantığı sayesinde hepsinden kendisi galip çıkıyordu.

                              Abbasi Halifesi Me'mun İmam-ı Azam'ı Kufe'ye kadı yapmak istiyordu. İmamı çağırdı ve bu niyetini açıkladı. İmam-ı Azam yönetimin yanlışlıklarına alet olmamak için bu teklifi kabul etmedi.

                              - Ben kadılık yapamam, dedi.

                              Halife de herkes de kabul ederdi ki ondan iyi kadılık yapacak bulunamazdı. Bu nedenle Halife sert çıktı:

                              - Yalan söylüyorsun, sen kadılık yaparsın!

                              İmam-ı Azam akan suları durduracak şu cevabı verdi:

                              - Eğer ben yalan söylüyorsam, yalan söylediğim için kadılık yapamam, çünkü yalancıdan kadı olmaz. Eğer "yapamam" dediğim zaman doğru söylüyorsam, sözümün gereği olarak kadılık yapamam. O halde her iki halde de kadılık yapamam,

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X