Duyuru

Collapse
No announcement yet.

ne kadar özürlüyüz?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • ne kadar özürlüyüz?

    bedensel özürlülerin özürlülük derecesi daha objektif ölçülebiliyor ama psikiyatrik özürlülerde durum bence karışık.
    örnek olarak şizofreni hastalığına bakarsak pratikte her şizofren özürlü belgesi alabilir.
    ama şizofrenlerin tedaviye cevap verme oranlarını düşünürsek şizofrenden şizofrene büyük farklar var.
    öyle şizofren var ki nisbeten düşük doz bir antipsikotik ile tam iyileşme gösteriyor ve öyle şizofren var ki hiç bir tedaviye yanıt vermiyor.
    bedensel özürlülerde böyle farklar pek yok. örnek olarak görme engellileri düşünürsek aralarında özürlülük farkı pek yok.
    bu durum psikiyatrik özürlülük halinin kötüye kullanılmasına yol açıyor.
    yine şizofreniden örnek verirsek tedaviye tam cevap veren bir şizofren de özürlü memur sınavına başvurabilmek için özürlülük raporu peşinde koşabiliyor.
    tedaviye iyi cevap vermeyen şizofrenin ise özürlü memur sınavı hiç umurunda olmayabiliyor.
    özürlülük durumu sadece şizofreniye has değil. diğer pek çok hastalık için de özürlülük durumu olabilir ama bu durum şizofrenlerde en yüksek orandadır.
    biraz da kendimden örnek vereyim.
    ben ilaç kullanmasam psikiyatrik özürlünün önde gideni olabilirim ama ilaçlarla tam düzelme yaşıyorum.
    bu yüzden kendimi özürlü görmüyorum.
    fakat sadece ilaçla gelen iyilik hali beni tembelleştiriyor çünkü ilaç dışında hiç bir şeyin faydası yok.
    işim olmasa da olur. eşim olmasa da olur. arkadaşım olmasa da olur. çünkü bunların faydası yok sadece ilaç olumlu etki yapıyor.
    zaten kısa bir evlilik dönemi yaşadığım için evlenmenin benim için çok olumsuz olduğunu biliyorum.
    ekonomik bir sorun yaşamadığım için de çalışmak da benim için bir zorunluluk değil.
    arkadaş hiç yok değil. var ama hiç olmasa da olur.
    yani sürekli psikiyatrik ilaca bağımlı yaşamak ilaçsız yaşayabilenlerden çok farklı bir durum oluşturuyor.
    ama bence bu yine de bir özürlülük değil.

  • #2
    Orjinal yazı sahibi: buhurizade View Post
    bedensel özürlülerin özürlülük derecesi daha objektif ölçülebiliyor ama psikiyatrik özürlülerde durum bence karışık.
    örnek olarak şizofreni hastalığına bakarsak pratikte her şizofren özürlü belgesi alabilir.
    ama şizofrenlerin tedaviye cevap verme oranlarını düşünürsek şizofrenden şizofrene büyük farklar var.
    öyle şizofren var ki nisbeten düşük doz bir antipsikotik ile tam iyileşme gösteriyor ve öyle şizofren var ki hiç bir tedaviye yanıt vermiyor.
    bedensel özürlülerde böyle farklar pek yok. örnek olarak görme engellileri düşünürsek aralarında özürlülük farkı pek yok.
    bu durum psikiyatrik özürlülük halinin kötüye kullanılmasına yol açıyor.
    yine şizofreniden örnek verirsek tedaviye tam cevap veren bir şizofren de özürlü memur sınavına başvurabilmek için özürlülük raporu peşinde koşabiliyor.
    tedaviye iyi cevap vermeyen şizofrenin ise özürlü memur sınavı hiç umurunda olmayabiliyor.
    özürlülük durumu sadece şizofreniye has değil. diğer pek çok hastalık için de özürlülük durumu olabilir ama bu durum şizofrenlerde en yüksek orandadır.
    biraz da kendimden örnek vereyim.
    ben ilaç kullanmasam psikiyatrik özürlünün önde gideni olabilirim ama ilaçlarla tam düzelme yaşıyorum.
    bu yüzden kendimi özürlü görmüyorum.
    fakat sadece ilaçla gelen iyilik hali beni tembelleştiriyor çünkü ilaç dışında hiç bir şeyin faydası yok.
    işim olmasa da olur. eşim olmasa da olur. arkadaşım olmasa da olur. çünkü bunların faydası yok sadece ilaç olumlu etki yapıyor.
    zaten kısa bir evlilik dönemi yaşadığım için evlenmenin benim için çok olumsuz olduğunu biliyorum.
    ekonomik bir sorun yaşamadığım için de çalışmak da benim için bir zorunluluk değil.
    arkadaş hiç yok değil. var ama hiç olmasa da olur.
    yani sürekli psikiyatrik ilaca bağımlı yaşamak ilaçsız yaşayabilenlerden çok farklı bir durum oluşturuyor.
    ama bence bu yine de bir özürlülük değil.
    Yani ilaclarimi aldigim müddetce rahatim, sorun yok ,kendimi iyi hissediyorum ,bunun disinda hicbirsey olmasada olur ,calismamada gerek yok mu diyorsun ?evlilikte bana göre degil varsada yoksada ilaclarmi ?

    Yorum


    • #3
      Her insanda biraz engel vardır aslında. Ya bedeninde ya ruhunda ya zekasında ya düşüncelerinde...

      Önemli olan bunu farketmektir.

      İşte sen kendini irdeleyerek farkındalığını artırmışsın. Kendini tanıyorsun. Bu çok güzel.
      Şuna inanmak lazımdır ki, Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir (Mustafa Kemal Atatürk)

      Yorum


      • #4
        Özürlülük engellilik, dayatılmıştır bir söylemdir. Küçük bir çocuğun ona bu anlatılmadan, böyle bir insanı "özürlü" diye tanımlayacağını kesinlikle düşünmüyorum.

        Sakatlık geçiren insanları "özürlü" yapan şey, toplumdaki yaşantının onlara göre düzenlenmemiş olmasıdır. Yani herşey, iş yaşamından tut, sokakta yürümeye kadar onlara göre de düzenlenseydi "özürlü" olmazlardı. Onlara bu etiketi yapıştırarak, istedikleri gibi yaşayamamalarının suçunu da onlara-bireylere yüklemiş oluyorlar. Tipik modern toplum tuzağı. Birey her zaman suçludur. Yapıştır bir etiket kurtul. Halbuki milyonlarca insan var böyle yaşayan, bir sürü iş de yapabilirler, istedikleri yere de gidebilirler gerekli destek sağlansa. O zaman o "engelli" mi oluyor yoksa "engellenmiş" mi.

        Bu şekilde bakınca psikiyatrik hastalar ne o zaman? Yaygın davranışları gösteremeyen bireyler? Depresyon, kapitalist yaşam şekline tahammül edemeyip çöken insan psikolojisine yapıştırılmış bir kılıf. Ve yine birey suçlanıyor. Psikologa gittiğinde sana "toplumsal koşullar"dan bahsedildiğini duyamazsın. İşsiz kalır depresyona girersin ama suçlu yine sensindir, sistem değil. Sana hasta derler. Sen düzene uymuyorsundur.

        Yani demek istediğim düzene uymadığın derecede özürlü diye etiketlenirsin.

        Yorum


        • #5
          Sizin kullandığınız antipsikotik ilaç hangisiydi?

          Yorum


          • #6
            Orjinal yazı sahibi: niyehala View Post
            Özürlülük engellilik, dayatılmıştır bir söylemdir. Küçük bir çocuğun ona bu anlatılmadan, böyle bir insanı "özürlü" diye tanımlayacağını kesinlikle düşünmüyorum.

            Sakatlık geçiren insanları "özürlü" yapan şey, toplumdaki yaşantının onlara göre düzenlenmemiş olmasıdır. Yani herşey, iş yaşamından tut, sokakta yürümeye kadar onlara göre de düzenlenseydi "özürlü" olmazlardı. Onlara bu etiketi yapıştırarak, istedikleri gibi yaşayamamalarının suçunu da onlara-bireylere yüklemiş oluyorlar. Tipik modern toplum tuzağı. Birey her zaman suçludur. Yapıştır bir etiket kurtul. Halbuki milyonlarca insan var böyle yaşayan, bir sürü iş de yapabilirler, istedikleri yere de gidebilirler gerekli destek sağlansa. O zaman o "engelli" mi oluyor yoksa "engellenmiş" mi.

            Bu şekilde bakınca psikiyatrik hastalar ne o zaman? Yaygın davranışları gösteremeyen bireyler? Depresyon, kapitalist yaşam şekline tahammül edemeyip çöken insan psikolojisine yapıştırılmış bir kılıf. Ve yine birey suçlanıyor. Psikologa gittiğinde sana "toplumsal koşullar"dan bahsedildiğini duyamazsın. İşsiz kalır depresyona girersin ama suçlu yine sensindir, sistem değil. Sana hasta derler. Sen düzene uymuyorsundur.

            Yani demek istediğim düzene uymadığın derecede özürlü diye etiketlenirsin.
            Konuyu çok iyi açıklamışsınız; bazen ben de hataya düşüyorum, sorunlarımızı aşamıyorsak bu sadece bizim sorunumuz gibi düşünüyorum. Ama çocukluğumu hatırlamam yeterli aslında: Ben Feriköy'de kenar mahalle denilen yerde büyüdüm, hayatın her olumsuzluğunu yaşadım, sonra tesadüfen çocukluğumda Almanya'ya gittim yıllarca orada yaşadım. Bir de gördüm ki; benim dişimle tırnağımla kazıyarak ulaşmaya çalıştığım şeyleri Almanya'daki yaşıtlarım ailesinde görüp öğreniyor. Doğduğumuz yeri, çocukluğumuzu seçemiyoruz ki her şeyden sorumlu olalım.

            Yorum

            İşleniyor...
            X