Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hava Durumunun Psikolojimize Olan Etkileri

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Hava Durumunun Psikolojimize Olan Etkileri

    Öncelikle hepinize merhaba arkadaşlar. Forumu uzun süredir takip etmeme rağmen yeni üyeyim ve bu ilk mesajım.
    Sorum/tartışma konum şu: Hava durumu insan psikolojisini etkiler mi? Eğer öyleyse ne derecede?

    Bu gün yurt genelinde hava ne alemde bilmiyorum ama benim bulunduğum şehirde gökyüzü gri bulutlarla kaplı ve acayip yağıyor. Az önce sigara içmek için balkona çıktım ben de. Sigaramdan iki nefes aldıktan sonra kendimi anlamsız bir hüznün içinde buldum. Bir buçuk ay önce ayrıldığım eski sevgilimle alakalı anıların içine, ki daha çok üzücü olanlarının, dalıp dalıp çıktığımı fark ettim. Bu durumun nedeni hakkında biraz kafa yormaya başladığımda; sabahtan beri cep telefonuma gelen mesajları karşı tarafın hak etmediği bir soğuklukla cevapladığımı gözlemledim.

    Daha sonra içeri geçtiğimde bilgisayarımı kucağıma alıp Google amcaya hava durumu ve psikoloji hakkında bir kaç soru sordum. Sanırım google amca da bu konu hakkında pek fazla bilgiye sahip değilmiş ki; bir iki makaleden fazla bir şey sunamadı bana.

    Bu küçük çaplı araştırmamdan size bir kaç kesit sunayım:


    "Ani hava değişikliği vücutta nelere yol açar?
    Hava değişimlerinin etkisi kişiye göre değişebilir:
    * Depresyon
    * Belirgin endişe hali, aşırı duygusal hassaslık ve sinirlilik
    * Olağan aktivitelere karşı ilgi azalması
    * Yorgunluk
    * Kas, baş ve eklem ağrıları dahil soğuk algınlığına benzer belirtiler
    * Uyku düzeninde değişme (uykuya dalma ve uyuma problemleri veya çok uyuma)
    * İştah değişimleri (aşırı yeme, iştahsızlık veya belirli gıdalara aşırı istek duyma)"


    "Hava şartlarındaki değişim ne kadar ani ve hızlı ise duyarlı kişilerin yakınmaları da o kadar artar. Organizma hava kütlesindeki ani değişimlere yeterince hızlı ayak uyduramayabilir. Söz gelimi tansiyonu düşük olan kişilerde kan dolaşımı aksayabilir.
    Astımlı ya da eklem hastalıkları olan kişiler havadan en çok yakınan hastalar arasındadır. Soğuk havalarda solunum güçlüğü veya eklem ağrıları gibi semptomlar şiddetlenebilir. Alçak basınç vücut üzerinde genellikle olumsuz etki yaparken kararlı bir yüksek basınçta şikâyetler ortadan kalkabilir. Ancak yüksek basınca rağmen hava çok sıcak ya da çok soğuksa vücut yine yüklenebilir. Bu bakımdan, vücut üzerinde en olumlu etki yapan havalar ilkbahar ve sonbahar aylarındaki yüksek basınçtır. "


    "Karanlık günler veya kapalı havaların biyolojik saat üzerinden de olumsuz etkilerinin ortaya çıktığını ve bu etkinin en tipik örneğinin kuzey ülkelerinde görüldüğünü belirten Psikolog Filiz Yakmaz, "Bu etkinin en tipik örneği ise kuzey ülkelerinde günlerin oldukça kısaldığı ve karanlık geçen sürenin uzadığı kış dönemlerinde, adına kış depresyonu (mevsimsel afektif bozukluk) denilen bir depresyon türünün ortaya çıktığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Biyolojik saat kadınlarda adet döngüsünün organizasyonunda görev alır. Gün ışığı veya karanlık döngüsünün biyolojik saat üzerine olan etkileri nedeniyle karanlık-aydınlık döngüsünün bozulmasının kadınlardaki aylık ritimleri de etkileyebiliyor' şeklinde konuştu."

    "Açık, temiz ve bol güneşli bir Havanın insanları Pozitif etkilediğini ve enerji artışı, moralde yükselme, canlılık ve dışa dönük davranışların ortaya çıkmasını sağladığını ifade eden Psikolog Yakmaz, "Bu olayın temelinde güneş ışığının insan duygu durumda yer alan bazı kimyasal Maddelerin düzeylerini etkilemesi önemli yer tutuyor. Özellikle Depresyonun biyokimyasal sebepleri arasında kabul edilen serotonin adlı madde güneş ışığı veya parlak ışıklar ile aktive olmaktadır. Tam tersine kapalı veya bulutlu Günler ise serotonin düzeyini azaltmaktadır. Gün ışığı veya parlak ışıkların diğer önemli bir özelliği de beynimizde hipotalamus adlı bölgede yer alan vücut Saatini düzenlemesidir. Bu biyolojik Saat uyku ve uyanıklık döngüsü ile duygu durum ve enerji düzeylerini kontrol etmektedir.' dedi."

    Araştırmaların doğruluk derecesi nedir bilemiyorum ama şundan eminim. Bugünki kapalı hava bana hiç yaramış gibi durmuyor.
    Vaktini ayırıp okuma inceliğini gösteren arkadaşlara teşekkür ediyorum. Cevap yazarak fikir belirten/konuyu pekiştiren arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum.
    İyi forumlar.

  • #2
    Havanın psikoloji üzerine etkisine aklıma gelen örnek İskandinav ülkelerinde intihar olaylarının fazla olması.. Havanın sürekli kapalı olduğu ülkelerde insanlar daha çok bad yaşıyor.
    ........

    Yorum


    • #3
      bazıları hava kapalı olunca melankolik olurmuş. yok öyle bir şey. keşke hava hep yağmurlu olsa...
      ''bilirim, gidenlerle ölünmez ama kalanlarla da yaşanmıyor''
      18.12.2012 - 2015
      ©

      Yorum


      • #4
        Orjinal yazı sahibi: dertli biri View Post
        bazıları hava kapalı olunca melankolik olurmuş. yok öyle bir şey. keşke hava hep yağmurlu olsa...
        Demek ki sizi de açık hava kötü etkiliyor =)

        Yorum


        • #5
          Orjinal yazı sahibi: mreren View Post
          Demek ki sizi de açık hava kötü etkiliyor =)
          vampir soyundan geldiğim için ışığı sevmiyorum evet.
          ''bilirim, gidenlerle ölünmez ama kalanlarla da yaşanmıyor''
          18.12.2012 - 2015
          ©

          Yorum


          • #6
            Havanın insan üzerinde psikolojik etkileri var mı? Yeri geldiği için Covey'in 7 Alışkanlık kitabının küçük bir kısmını buraya ekliyorum. İlginç gelebilir.

            1. ALIŞKANLIK- PROAKTİF OL

            Kişisel Vizyon İlkeleri

            Bu kitabı okurken kendinize dıştan bakmayı deneyin. Bilincinizi yukarıya, odanın bir köşesine doğru yollayıp kendinizi, kitabı okurken görmeye çalışın. Kendinize, hemen hemen bir başkası gibi bakabilir misiniz?

            Biz, duygularımızdan ibaret değiliz. Ruhsal durumlarımızdan da ibaret değiliz. Hatta düşüncelerimizden de ibaret değiliz. Bütün bunları düşünebiliyor olmamız, bizi bunlardan da, hayvanlar dünyasından da ayırır. Özbilincimiz, dışarıdan bakıp kendimizi nasıl “gördüğümüz”ü; yani, etkili olmanın en temel paradigması olan kendi paradigmamızı incelememizi sağlar.

            Aslında kendimizi nasıl gördüğümüzü (ve başkalarını nasıl gördüğümüzü) hesaba katmadıkça, diğerlerinin kendilerini ve dünyalarını nasıl gördüklerini, bu konuda neler hissettiklerini anlamayı başaramayız.

            Aslında üç toplumsal harita; insan doğasını açıklayan, birbirinden bağımsız olarak ya da bir arada kabul gören üç determinizm (belirleyicilik) kuramı vardır.

            1. Genetik (kalıtsal) determinizm, doğanızı temelde atalarınıza borçlu olduğunuzu söyler. Bu nedenle çabuk öfkeleniyorsunuz. Atalarınız da çabuk öfkelenirdi ve bu sizin DNA’nızda var. Örneğin İrlandalı iseniz, İrlandalıların doğası gereği, çabuk öfkelenmek sizin kanınızda var demektir.

            2. Psişik (ruhsal) determinizm, aslında her şeye annenizle babanızın neden olduğunu söylüyor. Yetiştirilme tarzınız, çocukluk deneyimleriniz, temelde karakter yapınızı ve kişisel eğilimlerinizi belirliyor. Bu nedenle bir topluluk karşısına çıkmaktan korkuyorsunuz. Annenizle babanız sizi böyle yetiştirmişler. Bir hata yaptığınız zaman kendinizi alabildiğine suçlu hissediyorsunuz, çünkü benliğinizin derinliklerinde çok savunmasız, zayıf ve bağımlı olduğunuz sırada içinize yer eden o duygusal senaryoyu “hatırlıyorsunuz”.

            3. Çevresel determinizm temelde her şeye patronunuzun ya da eşinizin, ya da o şımarık yeni yetmenin ya da ekonomik durumunuzun ya da milli siyasetin neden olduğunu söylüyor. Durumuzdan, çevrenizdeki biri ya da bir şey sorumlu.

            Özbilinç dışında, hayal gücü, yani şimdiki gerçeğimizin ötesindeki bir şeyleri kafamızın içinde yaratma yetimiz vardır. Doğru ve yanlışı, davranışlarımızı yöneten ilkeleri içten içe iyice bilmemizi, düşünce ve hareketlerimizin onlarla ne dereceye kadar uyumlu olduklarını anlamamızı sağlayan vicdanımız ve özgür irademiz, yani başka etkilere aldırmadan, özbilince dayanarak hareket etme yeteneğimiz vardır.
            En zeki hayvanlara bile bunların hiçbiri verilmemiştir. Bilgisayarla ilgili bir benzetme yapmak gerekirse; hayvanlar, güdü ve/veya eğitim yoluyla programlanmıştır: Onlar, sorumlu olacak biçimde eğitilebilir, ama bu eğitimin sorumluluğunu yüklenemez, yani bunu yönlendiremezler. Programlamayı değiştiremezler. Hatta bunun farkında bile değildirler.

            Proaktif Model
            “Proaktivite”nin Tanımı: Proaktivite sözcüğü, iş yönetimi literatüründe oldukça sık rastlanılan, ancak birçok sözlükte yer almayan bir sözcüktür. İnisiyatifi ele almaktan çok daha öte bir anlamı vardır: İnsan olarak, kendi yaşamlarımızdan sorumlu olduğumuzu ifade eder. Davranışlarımız, koşullarımızın değil, kararlarımızın işlevidir. Değerlerimizi duygularımızdan üstün tutabiliriz. Bazı şeylerin olması için hem inisiyatifimiz vardır, hem de sorumluluğumuz.

            Doğamız gereği proaktif yaratıklarız. Bu tür bir seçim yaptığımız zaman reaktif (tepkisel) oluruz.

            Reaktif insanlar, çoğu zaman fiziksel çevrelerinden etkilenirler. Hava iyiyse onlar da kendilerini iyi hissederler. Hava iyi değilse, bu, tutumlarını ve çalışmalarını etkiler.

            Proaktif insanlar ise, havalarını birlikte taşıyabilir. Hava açmış, ya da yağmur yağmış, onlar için fark etmez. Onları gerçek değerler etkiler. Kaliteli iş çıkarmaya değer veriyorlarsa, bunun, havanın uygun olup olmamasıyla bir ilgisi yoktur.

            Reaktif insanlar toplumsal çevrelerinden, “toplumsal hava”dan da etkilenir.

            Reaktif insanlar, duygusal yaşamlarının merkezi olarak başkalarının davranışlarını seçer, diğer insanların zayıflıklarının kendilerini denetlemesine izin verirler.

            Bir değeri anlık bir dürtünün önüne geçirme yeteneği, proaktif bir insanın özünü oluşturur. Reaktif insanları yöneten duygular, koşullar, olaylar ve çevreleridir. Proaktif insanı ise, değerler; dikkatle düşünülmüş, seçilmiş ve sindirilmiş değerler yönetir.

            Proaktif insanlar da fiziksel, toplumsal ya da psikolojik dış dürtülerden etkilenir. Ancak onların dürtülere bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde verdikleri tepki, değere dayanan bir seçim ya da tepkidir.

            Eleanor Roosevelt’in dediği gibi: “İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez.” Ya da Gandi’nin dediği gibi: “Biz kendi elimizle teslim etmedikçe, onlar özsaygımızı alamazlar.”

            Bize zarar veren, başımıza gelenler değil, onlara gösterdiğimiz tepkidir. Kuşkusuz, bazı şeyler bize fiziksel ya da ekonomik açıdan zarar verip kederlenmemize yol açarlar. Ancak karakterimizin, temel kimliğimizin zarar görmesine hiç gerek yoktur.

            Yorum


            • #7
              Evet etki ediyor kimileri güneşli havada daha enerjik olurlar kimileri ben dahil yağmurlu rüzgarlı havalarda kendimi çok iyi hissediyorum güneşten hoşlaşmıyorum.

              Yorum


              • #8
                Orjinal yazı sahibi: bagurel View Post
                Havanın insan üzerinde psikolojik etkileri var mı? Yeri geldiği için Covey'in 7 Alışkanlık kitabının küçük bir kısmını buraya ekliyorum. İlginç gelebilir.

                1. ALIŞKANLIK- PROAKTİF OL

                Kişisel Vizyon İlkeleri

                Bu kitabı okurken kendinize dıştan bakmayı deneyin. Bilincinizi yukarıya, odanın bir köşesine doğru yollayıp kendinizi, kitabı okurken görmeye çalışın. Kendinize, hemen hemen bir başkası gibi bakabilir misiniz?

                Biz, duygularımızdan ibaret değiliz. Ruhsal durumlarımızdan da ibaret değiliz. Hatta düşüncelerimizden de ibaret değiliz. Bütün bunları düşünebiliyor olmamız, bizi bunlardan da, hayvanlar dünyasından da ayırır. Özbilincimiz, dışarıdan bakıp kendimizi nasıl “gördüğümüz”ü; yani, etkili olmanın en temel paradigması olan kendi paradigmamızı incelememizi sağlar.

                Aslında kendimizi nasıl gördüğümüzü (ve başkalarını nasıl gördüğümüzü) hesaba katmadıkça, diğerlerinin kendilerini ve dünyalarını nasıl gördüklerini, bu konuda neler hissettiklerini anlamayı başaramayız.

                Aslında üç toplumsal harita; insan doğasını açıklayan, birbirinden bağımsız olarak ya da bir arada kabul gören üç determinizm (belirleyicilik) kuramı vardır.

                1. Genetik (kalıtsal) determinizm, doğanızı temelde atalarınıza borçlu olduğunuzu söyler. Bu nedenle çabuk öfkeleniyorsunuz. Atalarınız da çabuk öfkelenirdi ve bu sizin DNA’nızda var. Örneğin İrlandalı iseniz, İrlandalıların doğası gereği, çabuk öfkelenmek sizin kanınızda var demektir.

                2. Psişik (ruhsal) determinizm, aslında her şeye annenizle babanızın neden olduğunu söylüyor. Yetiştirilme tarzınız, çocukluk deneyimleriniz, temelde karakter yapınızı ve kişisel eğilimlerinizi belirliyor. Bu nedenle bir topluluk karşısına çıkmaktan korkuyorsunuz. Annenizle babanız sizi böyle yetiştirmişler. Bir hata yaptığınız zaman kendinizi alabildiğine suçlu hissediyorsunuz, çünkü benliğinizin derinliklerinde çok savunmasız, zayıf ve bağımlı olduğunuz sırada içinize yer eden o duygusal senaryoyu “hatırlıyorsunuz”.

                3. Çevresel determinizm temelde her şeye patronunuzun ya da eşinizin, ya da o şımarık yeni yetmenin ya da ekonomik durumunuzun ya da milli siyasetin neden olduğunu söylüyor. Durumuzdan, çevrenizdeki biri ya da bir şey sorumlu.

                Özbilinç dışında, hayal gücü, yani şimdiki gerçeğimizin ötesindeki bir şeyleri kafamızın içinde yaratma yetimiz vardır. Doğru ve yanlışı, davranışlarımızı yöneten ilkeleri içten içe iyice bilmemizi, düşünce ve hareketlerimizin onlarla ne dereceye kadar uyumlu olduklarını anlamamızı sağlayan vicdanımız ve özgür irademiz, yani başka etkilere aldırmadan, özbilince dayanarak hareket etme yeteneğimiz vardır.
                En zeki hayvanlara bile bunların hiçbiri verilmemiştir. Bilgisayarla ilgili bir benzetme yapmak gerekirse; hayvanlar, güdü ve/veya eğitim yoluyla programlanmıştır: Onlar, sorumlu olacak biçimde eğitilebilir, ama bu eğitimin sorumluluğunu yüklenemez, yani bunu yönlendiremezler. Programlamayı değiştiremezler. Hatta bunun farkında bile değildirler.

                Proaktif Model
                “Proaktivite”nin Tanımı: Proaktivite sözcüğü, iş yönetimi literatüründe oldukça sık rastlanılan, ancak birçok sözlükte yer almayan bir sözcüktür. İnisiyatifi ele almaktan çok daha öte bir anlamı vardır: İnsan olarak, kendi yaşamlarımızdan sorumlu olduğumuzu ifade eder. Davranışlarımız, koşullarımızın değil, kararlarımızın işlevidir. Değerlerimizi duygularımızdan üstün tutabiliriz. Bazı şeylerin olması için hem inisiyatifimiz vardır, hem de sorumluluğumuz.

                Doğamız gereği proaktif yaratıklarız. Bu tür bir seçim yaptığımız zaman reaktif (tepkisel) oluruz.

                Reaktif insanlar, çoğu zaman fiziksel çevrelerinden etkilenirler. Hava iyiyse onlar da kendilerini iyi hissederler. Hava iyi değilse, bu, tutumlarını ve çalışmalarını etkiler.

                Proaktif insanlar ise, havalarını birlikte taşıyabilir. Hava açmış, ya da yağmur yağmış, onlar için fark etmez. Onları gerçek değerler etkiler. Kaliteli iş çıkarmaya değer veriyorlarsa, bunun, havanın uygun olup olmamasıyla bir ilgisi yoktur.

                Reaktif insanlar toplumsal çevrelerinden, “toplumsal hava”dan da etkilenir.

                Reaktif insanlar, duygusal yaşamlarının merkezi olarak başkalarının davranışlarını seçer, diğer insanların zayıflıklarının kendilerini denetlemesine izin verirler.

                Bir değeri anlık bir dürtünün önüne geçirme yeteneği, proaktif bir insanın özünü oluşturur. Reaktif insanları yöneten duygular, koşullar, olaylar ve çevreleridir. Proaktif insanı ise, değerler; dikkatle düşünülmüş, seçilmiş ve sindirilmiş değerler yönetir.

                Proaktif insanlar da fiziksel, toplumsal ya da psikolojik dış dürtülerden etkilenir. Ancak onların dürtülere bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde verdikleri tepki, değere dayanan bir seçim ya da tepkidir.

                Eleanor Roosevelt’in dediği gibi: “İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez.” Ya da Gandi’nin dediği gibi: “Biz kendi elimizle teslim etmedikçe, onlar özsaygımızı alamazlar.”

                Bize zarar veren, başımıza gelenler değil, onlara gösterdiğimiz tepkidir. Kuşkusuz, bazı şeyler bize fiziksel ya da ekonomik açıdan zarar verip kederlenmemize yol açarlar. Ancak karakterimizin, temel kimliğimizin zarar görmesine hiç gerek yoktur.
                Eline sağlık hocam.

                Yorum


                • #9
                  Aslında evrende insanı etkileyen o kadar çok şey var ki bu gerçekten de inanılmaz. Nasıl mevsim değişikliklerinin insan psikolojisi üzerinde etkisi var ise renklerin de bir o kadar insan kimyası üzerinde etkileri vardır. Bu örnekleri daha da arttırabiliriz fakat evrenin gizemlerini çözmek gerçekten de imkansız gibi bir şey. Ben de özellikle kış mevsiminden yaza, yazdan da kışa geçerken kendimi hep tuhaf hissetmişimdir
                  Şeytanla dans edersen şeytan değişmez; seni değiştirir...

                  Yorum


                  • #10
                    Orjinal yazı sahibi: \IndependenT/ View Post
                    Aslında evrende insanı etkileyen o kadar çok şey var ki bu gerçekten de inanılmaz. Nasıl mevsim değişikliklerinin insan psikolojisi üzerinde etkisi var ise renklerin de bir o kadar insan kimyası üzerinde etkileri vardır. Bu örnekleri daha da arttırabiliriz fakat evrenin gizemlerini çözmek gerçekten de imkansız gibi bir şey. Ben de özellikle kış mevsiminden yaza, yazdan da kışa geçerken kendimi hep tuhaf hissetmişimdir
                    Kesinlikle. Koyu yeşil görünce de canım sıkılır benim. Aynı şekilde açık mavi içimi ferahlatır.

                    Yorum


                    • #11
                      Yağmurlu hava olsa her zaman süper olur.
                      ....

                      Yorum


                      • #12
                        Evden çıkacaksan hava durumu biraz önem arzediyor.
                        Beni etkilemiyor pek

                        Yorum


                        • #13
                          Orjinal yazı sahibi: serhat_ View Post
                          Yağmurlu hava olsa her zaman süper olur.
                          Sanırım herkesi mutlu edecek bir hava durumundan söz etmek mümkün değil =)

                          Yorum

                          İşleniyor...
                          X