Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Suçlu mu lazım çözüm mü?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Guest's Avatar
    Guest started a topic Suçlu mu lazım çözüm mü?

    Suçlu mu lazım çözüm mü?

    Katıldığım bir seminerde, değerli bir eğitmen bizlerle anılarını paylaşıyordu. Beni özellikle etkileyen bir tanesini aklımda kaldığı kadarıyla aktarıyorum.

    Bir Japon firması Türk firmasıyla birleşir ve Japon yöneticiler buradaki kültüre alışmak için bir dizi eğitimden geçerler. Bunların bir tanesinde Japon ve Türkler aynı masada otururken eğitmen Japonlara şöyle bir soru sorar:

    “Diyelim ki sizler Japon bayanlarsınız ve bir arkadaşınıza yosun çayı içip sohbet etmeye gitmişsiniz. Çocuklar içerideki odada kendi başlarına oynuyorlar. Derken içeriden bir bir şangırtı geliyor, kesin bir kaç bardak kırıldı. Ev sahibi hızlıca çocukların oynadığı odaya gidiyor”.

    Eğitimci Japonlara döner ve evin hanımı odaya girince çocuklara ilk olarak ne sorar der.

    Japonlar bir ağızdan “Neden oldu bu?” diye cevaplar.

    Aynı soru Türklere gelir, ev hanımı ne sorardı der eğitimci.

    Seminerdeki herkes ne soracağını biliyordu, sen de biliyorsun diye tahmin ediyorum:

    “Kim yaptı bunu?”

    Amacım Japon kültürünü övmek değil, fakat bundan 60 küsür yıl önce atom bombasıyla yerle bir edilen bir ülkeden çıkan küçük bir otomobil firmasının bugün dünyanın en karlı, en kaliteli ve en büyük otomotiv devi olan Toyota’ya dönüşmesinin altında yatan temel felsefelerden birisi bu.


    Suçluyu bulmak kolaydır, o kadar kolaydır ki suçlu yoksa bile bir tane yaratıveririz.
    Benim kişisel tecrübem, suçlu aranır ve bulunur. Fakat bu, problemin çözümüne katkı sağlamaz. Öyle olsaydı, hapisanelerdeki insanların sayısı artmaz azalırdı.

    Nedeni bulmak ise o kadar kolay değildir. Yoktan da yaratamazsınız. Ama bir kez bulup ortadan kaldırınca sorunu çözmüş oluruz.

  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Orjinal yazı sahibi: azemarenc
    güzel ve faydalı paylaşımlar gülümse..teşekkürler..
    çözüm odaklı yaşamayı öğrenmek lazım.
    Başlığımda yorumunu görmek beni onurlandırdı.
    Ben teşekkür ederim.

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    güzel ve faydalı paylaşımlar gülümse..teşekkürler..
    çözüm odaklı yaşamayı öğrenmek lazım.

    Leave a comment:


  • gokche
    replied
    işte ürettiğim çözümler işe yaramıyorsa elimden gelenin fazlasını yaptığım halde busefer paralamaya başlıyorum kendimi benimki farklı okuyunca aklıma geldi sadece birden

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Orjinal yazı sahibi: gokche
    ben çok yakınırım neden böyle oldu neden şöyle oldu haksızlık bu diye...


    ama şu durumlarda; elimden gelebilecek olan gösterdiğim çabalara herşeyi heryolu denemeye çalışmama rağmen benim yanımda olan bir insan benimle aynı fikri paylaştığı halde korkularından dolayı beni bi şekilde engelliyorsa...yapacağım şeyi aslında yapmamam gereken biyoldan yapmam gerekiyorsa....yaptığım takdirde insanlar beni anlayacak fakat o insanların gözünde mimleneceksem....ozaman yakınırım...
    Soruna çözüm aramak değil yakınmak...
    Benim kastedtiğim bu tür insanlara siz ne kadar çözüm sunsanızda hala döner durur aynı şeyi söylerler. Hep şikayet edecek bir şeyleri vardır...

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Evet islam_güneşi atalarımız her duruma anlamlı sözler bulmuşlar...

    Bir an çok mu sert oldu dedim ama sonra gerçek sonuçta ve birçok insanında farkında olmadığı bir konu yani kronik şikayet etme problemi...

    Leave a comment:


  • gokche
    replied
    ben çok yakınırım neden böyle oldu neden şöyle oldu haksızlık bu diye...


    ama şu durumlarda; elimden gelebilecek olan gösterdiğim çabalara herşeyi heryolu denemeye çalışmama rağmen benim yanımda olan bir insan benimle aynı fikri paylaştığı halde korkularından dolayı beni bi şekilde engelliyorsa...yapacağım şeyi aslında yapmamam gereken biyoldan yapmam gerekiyorsa....yaptığım takdirde insanlar beni anlayacak fakat o insanların gözünde mimleneceksem....ozaman yakınırım...

    Leave a comment:


  • islam_gunesi
    replied
    Hayat dilencisi "çözüm odaklı olmayan"

    Yakınan insan, yakındığı olay için çözüm aramıyordur.
    Sadece bu değiştiremeyeceği olayı bahane ederek hak etmediği ve karşılıksız bir yardım istiyordur. Sakın bu insanlara çözüm önerisiyle gitmeye kalkma, ters teper.
    Aradıkları şey çözüm değil karşılıksız bir yardım, şefkat ve yakınlıktır, aynı dilencilerin istedikleri gibi.

    Dünyada çeşit çeşit insan ve çeşit çeşit karakter var.
    Yakınarak hayatını sürdürmek de bir tercihtir.
    Fakat önünde yapabileceğin birçok tercih varken, emin ol yakınan birisi olmak yapabileceğin en kötü tercihlerden birisi.

    Neden kendi sorunlarını çözen, korkuların ve zorlukların üzerine giden ve onları aşan birisi olmak varken, başkalarına tamah eden ve onların duygularını sömüren biri olasın ki?
    Neden kendine güvenen, onurlu birisi olmak varken dilenciliği seçesin?

    Aynı şekilde, eğer etrafında yakınmayı hayat şekli haline getirmiş insanlar varsa, bil ki onlara her yardım etmek, evine giren hırsıza para vermekten çok farklı değil. Ben etrafında bir sürü hırsızla yaşayıp da mutlu olan kimseyi tanımıyorum.
    Hatta hırsızlar bile hırsızlarla beraber olmak istemez, çünkü çalacakları birilerine ihtiyaç duyarlar.

    Bu yazının tarzı biraz ağır gelmiş olabilir ama bazı gerçekleri başka türlü anlatmanın yolu yok, böylesi daha etkili oluyor

    Dikkat et, yakınan insanlar hep böyle genel olaylardan yakınır: pahalılık, trafik, kötü yönetim, kirli siyaset, haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik, vs..vs.. Yani muallak, kendilerinin değiştiremeyeceği, engelleyemeyeceği, onlara zarar veren şeyler.

    Afrika’da hala medeniyet girmeyen bir kabilede, erkekler ava çıkıyor ve herkes az veya çok bir avla eve geri dönüyor. Eğer bir avcı kendisini ve ailesini doyuracak kadar avlanabildiyse sorun yok. Ama eğer avlanamadıysa o zaman diğer avcılar durumu tartıyor: Eğer yapabileceği halde uğraşmadığı için avlanamadıysa o zaman kimse yardım etmiyor. Fakat gerçekten elinde olmayan bir sebep varsa, hastalık, hava şartları gibi, o zaman kendisine ihtiyacı olan yiyecek veriliyor

    Çalışmayı yapanlar şu anafikri çıkartıyorlar: Eğer bir insan elinde olmayan ve değiştiremeyeceği bir olay yüzünden zarar görürse (örnek de aç kalmak), diğer insanlar ona yardım edecektir. Aynı deprem, sel gibi felaketlerde insanların akın akın yardım etmek için koştuğu, bağış yaptığı gibi. Yakınmayla ne ilgisi var derseniz, şöyle kurnazca bir ilgisi var:

    Yakınma, bu içgüdüsel yardım duygusunu sömürmenin dahice bir yoludur.
    Yakınma, insanları sömürme ve kullanma isteğidir.
    Bunun bilinçsiz yapılması bu gerçeği değiştirmez.
    Herhalde ''İyilikten maraz doğar'' sözü böyle durumlar için söylenmiş olsa gerek...

    Sadece iyimserlikle işler düzelmez; ama sadece kötümserlikle işler berbat olur.



    Çk beğendim paylaşımı ellerine sağlık, teşekkür ederim.

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Hayat dilencisi "çözüm odaklı olmayan"

    Yakınan insan, yakındığı olay için çözüm aramıyordur.
    Sadece bu değiştiremeyeceği olayı bahane ederek hak etmediği ve karşılıksız bir yardım istiyordur. Sakın bu insanlara çözüm önerisiyle gitmeye kalkma, ters teper.
    Aradıkları şey çözüm değil karşılıksız bir yardım, şefkat ve yakınlıktır, aynı dilencilerin istedikleri gibi.

    Dünyada çeşit çeşit insan ve çeşit çeşit karakter var.
    Yakınarak hayatını sürdürmek de bir tercihtir.
    Fakat önünde yapabileceğin birçok tercih varken, emin ol yakınan birisi olmak yapabileceğin en kötü tercihlerden birisi.

    Neden kendi sorunlarını çözen, korkuların ve zorlukların üzerine giden ve onları aşan birisi olmak varken, başkalarına tamah eden ve onların duygularını sömüren biri olasın ki?
    Neden kendine güvenen, onurlu birisi olmak varken dilenciliği seçesin?

    Aynı şekilde, eğer etrafında yakınmayı hayat şekli haline getirmiş insanlar varsa, bil ki onlara her yardım etmek, evine giren hırsıza para vermekten çok farklı değil. Ben etrafında bir sürü hırsızla yaşayıp da mutlu olan kimseyi tanımıyorum.
    Hatta hırsızlar bile hırsızlarla beraber olmak istemez, çünkü çalacakları birilerine ihtiyaç duyarlar.

    Bu yazının tarzı biraz ağır gelmiş olabilir ama bazı gerçekleri başka türlü anlatmanın yolu yok, böylesi daha etkili oluyor

    Dikkat et, yakınan insanlar hep böyle genel olaylardan yakınır: pahalılık, trafik, kötü yönetim, kirli siyaset, haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik, vs..vs.. Yani muallak, kendilerinin değiştiremeyeceği, engelleyemeyeceği, onlara zarar veren şeyler.

    Afrika’da hala medeniyet girmeyen bir kabilede, erkekler ava çıkıyor ve herkes az veya çok bir avla eve geri dönüyor. Eğer bir avcı kendisini ve ailesini doyuracak kadar avlanabildiyse sorun yok. Ama eğer avlanamadıysa o zaman diğer avcılar durumu tartıyor: Eğer yapabileceği halde uğraşmadığı için avlanamadıysa o zaman kimse yardım etmiyor. Fakat gerçekten elinde olmayan bir sebep varsa, hastalık, hava şartları gibi, o zaman kendisine ihtiyacı olan yiyecek veriliyor

    Çalışmayı yapanlar şu anafikri çıkartıyorlar: Eğer bir insan elinde olmayan ve değiştiremeyeceği bir olay yüzünden zarar görürse (örnek de aç kalmak), diğer insanlar ona yardım edecektir. Aynı deprem, sel gibi felaketlerde insanların akın akın yardım etmek için koştuğu, bağış yaptığı gibi. Yakınmayla ne ilgisi var derseniz, şöyle kurnazca bir ilgisi var:

    Yakınma, bu içgüdüsel yardım duygusunu sömürmenin dahice bir yoludur.
    Yakınma, insanları sömürme ve kullanma isteğidir.
    Bunun bilinçsiz yapılması bu gerçeği değiştirmez.

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Biraz olsun düşündürtebildimse ne mutlu bana...

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Güzel ve de yararlı bir paylaşım. Teşekkürler..

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    doğru bizler hep neden oldu değilde kım yaptıdayız hep

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Bu konuda birde eşsiz lider olan Atatürk’ün bir anısını aktarmak istiyorum.

    “Kurtuluş Savaşı’na başladığı sırada Atatürk’e sorarlar:

    - Düşmanı yenmek nasıl mümkün olur? Ordu yok!

    Atatürk hemen yanıt verdi.

    - Yapılır!

    - İyi ama bunun için para lazım… O da yok?

    - Bulunur!

    - Diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok?

    - Olsun yenilir! “

    Leave a comment:

İşleniyor...
X