Duyuru

Collapse
No announcement yet.

islamda intiharın günahı ne

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • islamda intiharın günahı ne

    ben intihar edecem ama öbür dünyada intihar edersin aynı olayı defalarca yaşıyomuşsun intihar ettiin anı yani... ben böyle duydum bu doğru mu? ya da başka ne günahı var?ALLAH affetmez mi?cehennemden çıkamıycak mıyız?dini bilgisi olanların yazmasını istiyorum çok bunalımdayım tek yolum ölmek başka bişey kalmadı zorla yaşıyorum

  • #2
    delirdinmi destinya?Hayat güzel ,yaşamak güzel, herşey güzel neyden sıkılıyorsun,yada seni boğan ne bu hayatta bende bir çok kez bu tarz triplere girince kendimle alay ediyorum mesela (Diyorum ne acizsin,güçsüzsün biraz dirençli ol güzel şeyler düşün gibi) etkili oluyor aslında kendime kendi kendime telkin edince etkisini hissediyorum.Bu kadar sıkılmandaki sebeb ne bu hayatta yaşın kaç ki daha bu kadar bunalmışsın.

    Yorum


    • #3
      Re: islamda intiharın günahı ne

      Orjinal yazı sahibi: destiny89
      ben intihar edecem ama öbür dünyada intihar edersin aynı olayı defalarca yaşıyomuşsun intihar ettiin anı yani... ben böyle duydum bu doğru mu? ya da başka ne günahı var?ALLAH affetmez mi?cehennemden çıkamıycak mıyız?dini bilgisi olanların yazmasını istiyorum çok bunalımdayım tek yolum ölmek başka bişey kalmadı zorla yaşıyorum
      Burada yazıyor http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2685


      Sorununa gelince, senin şiddet ve hakaret içeren aile ortamından bir şekilde uzaklaşman lazım . Bu ortam değişmedikçe ilaç veya terapi tedavisinin faydası yeterli gelmeyebilir. Yine de bunlar intihar sebebi olamazlar. İntihar bir felakettir , çözüm değildir.

      Yorum


      • #4
        Re: islamda intiharın günahı ne

        Orjinal yazı sahibi: destiny89
        ben intihar edecem ama öbür dünyada intihar edersin aynı olayı defalarca yaşıyomuşsun intihar ettiin anı yani... ben böyle duydum bu doğru mu? ya da başka ne günahı var?ALLAH affetmez mi?cehennemden çıkamıycak mıyız?dini bilgisi olanların yazmasını istiyorum çok bunalımdayım tek yolum ölmek başka bişey kalmadı zorla yaşıyorum
        Her zaman bir yol vardır, bu kadar ümitsiz olma. Etrafa bir bak ibret için ne kadar şükrediceğin şey var aslında. Mutsuzluğa gitme mutluluğa yürü. Seni mutlu eden şeyleri düşün. Sana yok gibi gelsede muhakkkajk vardır, sadece iyi düşünmen lazım. Her zamanda senden daha kötü durumda olanlara bak inan bunun çok yararı var. Kısaca sana söyleyim canım. İntihar etme sakın helak olursun Allah muhafaza.
        Hayat Dediğin, Allah İçin Değilse; Ne Çıkar Kainat Önünde Eğilse!...

        Yorum


        • #5
          Eğer bunları düşünüyorsan ( günah-sevap,affedilmek-affedilmemek) ve hala hayattaysan, hiç üzülme boşuna değil...
          Herkes düşün(e)mez.Bu düşünceler herkes için caydırıcı olamaz, ama sizin için olmuş.Demek ki hala şansınız var demekki şanslısınız.

          Şanslı olan herkes yaşamak ister... Ve yaşayabilir!

          O kötü eylemi ihtimalden bile çıkarın derim.Ve sewdiğim 2 yazı:

          Hayatta hiçbirşey daimi değildir, hüzün de mutluluk ta...
          Sabır mewsimi biter, şükğr mewsimi gelir hemen ardından.Şükür mewsimi biter, sabır mewsimi gelir...
          Dönüşümlüdür hayat bu anlamda.
          O halde madem ikisi de kalıcı değil, hangi mewsimde isen onu doya doya yaşa, hatta tadını çıkar her mewsimin!
          Diğerinin gelmesini gözleme(kle üzülme).
          We bil ki boşuna gelmiyorlar, we inan ki boş gitmiyorlar...


          Hüzünlere nereden baktığımız önemlidir.
          Kuyunun dibinden mi bakyoruz?Yani yukarı bakınca her an üstümüze düşecekmiş de altında ezilecekmişiz gb...
          Yoksa gökyüzünden kuş bakışı mı?
          Yani ayağımın altnda ve minnacık!

          Bakış açısı hayat kurtarır!...
          sebeplervesonuçlar haladeğişebilir...

          Yorum


          • #6
            Yaşamayı kendi elimizle sonlandırmanın eğer olsaydı bir haklı sebebi ; bu sebep ne olabilirdi ? Yaşamanın nedenleri kalmadığını düşündüğümüz zaman bile doğanın eliyle yaratıcının bize vermiş olduğu bu muazzam evrendeki yerimizi reddetmek ne kadar mantıklı ? Yaşamamızın amacı sıkıntısız ve maksimum mutluluk içinde geçen bir hayat sürmek mi? Yaratıcı bir gece yi süslendiren bir yıldızı yarattığı gibi,canlı olarak insanın oluşması için nedenleride oluşturdu.Ve insanın tabiatı gereği bir karakteristiği hata yapma potansiyeli ... gibi insana has olan özelliklerde sonuçlandı. Çevremizdeki insanlar ve biz hata yapabiliriz ve bu hatalarda ısrarcı ve yanlış karakteristik özelliklerde tutumcu olabiliriz. Önemli olan insan olmanın bilinciyle çevremizi doğanın bir sonucu olarak görmeli ve evrende kendi varlığımızı anlamaktır.

            Senin gibi benimde bu anları düşündüğüm çok oldu.Sadece geçici bir durumun içinde olduğunu bil ve kendini üzme. Bu üzüntü çekme durumunun ileride kaybettirdiği zaman ve çabaya pişman olmanı istemem.

            Bu hayatı şu an nasıl geçirdiğin senin varlığın değildir.
            Geleceği ve mutluluklarını yazmak için kalemine sarılmalısın.Çevrene bakmadan ve onların varlığını bilerek ve onların hayatına etkilemesini minimumda tutarak ;yaşamalısın siyahın hüznünü mavinin hayalllerini sarının coşkusunu beyazın temizliğini . . .

            Yorum


            • #7
              Asla intiharı düşünme.Sorunlarının gelip geçici olduğunu düşün.Depresyondan kaynaklanıyor intihar düşüncelerin.Hayatta mutlaka sevdiğin,seni hayata bağlayan şeyler de vardır,onlarla ilgilen.

              Yorum


              • #8
                İntihar etmek

                Sual: Düşmanın işkence ve tecavüzüne maruz kalacağını bilenin kendini ve yakınlarını öldürmesi veya acı duymamak için uyku hapı ile intihar etmesi günah mı?
                CEVAP
                Hastalık ve dünya sıkıntılarından kurtulmak için ölümü istemek caiz değildir. Fakat dindeki fitneler sebebiyle ölüm istenebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
                (Ölümü istemeyin! Çünkü bir kişi iyi ise, yaşadıkça iyiliği artar. Kötü ise, hatalarından dönüp doğru yola gelebilir.) [Buhari]

                (Sıkıntılardan dolayı ölümü istemeyin! Dayanamayan, "Ya Rabbi, hakkımda yaşamak hayırlı ise, yaşamayı, ölmek hayırlı ise, ölümü nasip et!" desin!) [Buhari]

                Düşmanın her türlü işkence ve tecavüzüne maruz kalacağını bilen kimsenin kendini ve yakınlarını öldürmesi caiz değildir. Zorla tecavüze uğrayan günah işlemiş de olmaz. Ayrıca düşman elinde ölen şehid olur. Şehid olan kimse, ölüm acısını duymaz.

                Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
                (Şehid, ölüm acısı duymaz, kabirde üzülmez, kıyametin dehşeti, hesap, mizan, sırat onu rahatsız etmez, doğruca Cennete gider.) [Beyheki]

                Genel olarak imansız veya imanı zayıf olan intihar eder. Müslüman, intiharı düşünmez. Çünkü intihar, bir çare, bir kurtuluş değil, aksine tarifi imkansız azaplara kendini atmak demektir.

                Ölüm acısı çok şiddetlidir
                İntihar etmek, küfre yakın çok büyük günah olduğu için, ölürken dayanılmaz acılara maruz kalınır. Ölüm acısı, sanıldığı gibi bir an değildir. İntihar edince ahirette de daha büyük acılara girilir. Ahiret sıkıntıları dünya sıkıntıları gibi değildir. Çok ağırdır. Dünya sıkıntılarına dayanamayıp intihar eden, ölüm acısına ve ahiret sıkıntılarına nasıl dayanır? İntihar eden, dirilene kadar intihar acısını duyar. Kendini öldürmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır.
                Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
                (Kendinizi öldürmeyiniz!) [Nisa 29]

                Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
                (Bir şeyle canına kıyana, Cehennemde onunla azap edilir.) [Buhari]

                (İple boğazını sıkarak intihar eden, boğazı sıkılarak azap görür. Herhangi bir bıçakla intihar eden, Cehennemde bıçaklanarak azap görür.) [Buhari]

                Bir kâfir, uyku hapı içerek veya narkozla her tarafı uyuşturulduktan sonra da ölse, çok şiddetli olan ölüm acısını duyar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
                (Ölüm meleğini görmek, bin kılıç darbesinden daha şiddetlidir.) [Ebu Nuaym]

                (Ölüm acısı çok şiddetli ise de, ölümden sonraki acılara göre çok hafiftir.) [İ.Ahmed]

                Dirilene kadar ölüm acısı duyulur. (İ.Evzai)

                İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
                (Ölmek felaket değil, öldükten sonra başına gelecekleri bilmemek, tedbirini almamak felakettir.)

                Narkozlu hasta, ameliyat acısını duymadığı gibi, salih mümin de kurşun yağmuruna tutulsa, vücudu dilim dilim dilinse ölüm acısını duymaz. Hazret-i Yusuf’un güzelliği karşısında kendinden geçen kadınlar, ellerini kestikleri halde farkına varamadılar. Ölüm meleğinin güzel suretini gören mümine Allahü teâlâ acı duyurmaz. İntihar etmek çok büyük günah ise de, intihar eden kâfir olmadığı için cenaze namazı kılınır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
                (İntihar etmiş olsa da, her müslüman ölünün cenaze namazını kıl!) [Deylemi]

                Bizde, Tanzimat’tan sonra tek tük intihar olayları görülmeye başladı. Müslümanların çok olması intiharın yaygınlaşmasını önlemiştir. İntihar kelimesi, Tanzimat’tan önce yazılan lügatlarda bile yoktu. Dinsizliğin ve inanç zayıflığının intihar üzerindeki etkisi büyüktür. Avrupa’da, hayat standardı yüksek olan yerlerde, intihar oranı daha yüksektir. Bu oran, kuzeye gidildikçe artıyor. Avrupa’daki intihar oranı Türkiye’dekinden 15-20 kat daha fazladır. Mesela Fransa’da 100 bin kişiden 44’ü intihar etmektedir. İntiharda Türkiye en alt sıralardadır.

                Eskiden İstanbul’da yıllarca kalmış olan araştırmacı Fransız Dr. A. Bayer diyor ki:
                (Batı ülkelerinde insanların yalnız kalması, hayattan nefret etmeye, hatta intihara yol açmaktadır. Halbuki Müslüman Türkler arasında hiçbir zaman bu hâle tesadüf edilmez; medeni sayılan milletlerde çok sık görülen intiharı onlar bilmez. Müslümanlar, Allah’ın kendilerine bahşettiği varlığa tecavüzün, Allah’a karşı gelmek olduğuna inandıkları için, intiharı düşünmezler. Bunun için, intihar eden hiçbir İslam âlimi yoktur.)

                Maalesef şimdiki bazı gençler, Avrupa'nın her türlü kötülüğüne özeniyorlar. İntihar etmek de bunlardan birisidir.

                Sual: İntihar eden veya öldürülen kimse, eceli ile ölmez mi?
                CEVAP
                Muteber kitaplarda diyor ki:
                Öldürülen kimse de, eceliyle ölür, ömrü ortadan kesilmiş olmaz. Ecel birdir. (Akâid-i Nesefi s.3, Cevheret-üt-tevhid 89. beyt, Avn-ül-mürid c.2 s.982, Bed-ul-emâli 62. beyt, Merah-ul-meâli s.209, Hediyyet-ül-mehdiyyin s.5, Nűr-ul-islâm s.246, Fıkhi ekber şerhi 334, Hadika c.1 s.265, Teftâzâni-Şerh-il-akâid s.211, Ithaf-ul-mürid s.213, Tenvir-ul-kulűb s.61, Berika s.233, Nuhbet-ül-leâli s.36, Hak dini Kur’ân dili c.2 s.1195)

                Ecel değişir mi?
                İntihar eden eceli ile ölmez diyorlar. Bu yanlıştır. Şeyh-ül-islam Ahmed bin Süleyman bin Kemal paşa buyuruyor ki:
                (Rad suresindeki, (Allahü teâlâ, dilediğini siler. Dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitab, Ondadır) mealindeki âyette, levh-i mahfuz bildirilmektedir. Ümm-i kitab, ezeli olan kelam-ı İlahinin ismidir. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Allahü teâlâdan başka, kimse bilmez. Hiç yok olmaz. Levh-i mahfuzda değişiklik olur. İnsanın, işine göre, ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Böylece biri ölümüne yakın, iyi işler yapıp, son nefeste iman ile gider. Bir başkası kötü amel işler, imansız gider. Bunun için, Resulullah her zaman, (Allahümme, ya mukallibelkulub, sebbit kalbi, ala dinik) duasını okurdu. Hadis-i kudside, (İnsanların kalbi Rahmanın kudretindedir. Kalbleri, dilediği gibi çevirir) buyurulmuştur. Yani, Celal ve Cemal sıfatları ile, kötüye ve iyiye çevirir. Levh-i mahfuza, kıyamete kadar gelecek insanların iyileri, said olarak, kötüleri de, şaki olarak yazıldı.

                Kader değişmez. Kaza, kadere uygun olarak meydana gelir. Kaza, her gün çok değişip, sonunda kadere uygun olunca, yaratılır. Kaza-i muallak şeklinde yaratılacağı yazılmış olan bir şey, kulun iyi ameli ile değişip yaratılmaz. İmam-ı Gazali hazretleri, (Kaza-i muallak, Levh-i mahfuzda yazılıdır. Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir) buyurdu.

                Hadis-i şerifte, (Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur) buyuruldu. Duanın belayı önlemesi de, kaza ve kaderdendir. Kalkan, oka siper olduğu gibi dua da, Allahü teâlânın merhametinin gelmesine sebeptir. Bir hadis-i şerifte, (Kaza-i muallakı, hiçbir şey değiştiremez. Yalnız dua değiştirir ve ömrü, yalnız, ihsan, iyilik arttırır) buyuruldu. Allahü teâlânın takdirinin, yani kaderin, Levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, yani, o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca, belayı önler. (Ecel-i kaza)’yı da, iyilik etmek geciktirir.

                Fakat, (Ecel-i müsemma) değişmez. Ecel-i kazaya bir misal verelim: Bir kimse, eğer iyi iş yapar, yahut sadaka verir, hac ederse ömrü 60 yıl, bunları yapmazsa 40 yıl takdir edilmişse, vakit tamam olunca, eceli bir an gecikmez. Birinin 3 gün ömrü kalmış iken akrabasını, Allah rızası için ziyaret etmesi ile, ömrü 30 yıla uzar. 30 yıl ömrü olan da, akrabasını terk ettiği için, ömrü 3 güne iner.

                Takdir, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır ki, buna kaza-i muallak denir. (Lübab-üt-te'vil)

                Allahü teâlânın kaderi [ezeldeki ilmi] nasıl ise, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur.

                Hazret-i Ömer yaralanınca, Ka'bül-ahbar, “Ömer daha yaşamak isteseydi, dua ederdi. Çünkü onun duası elbette kabul olur” buyurdu. İşitenler şaşırıp, “(Ecel, bir an gecikmez ve vaktinden önce gelmez) mealindeki âyet-i kerimeye ne dersin” denilince, buyurdu ki: “Evet, ecel hazır olunca, gecikmez. Fakat, ecel hasıl olmadan önce, sadaka ile, dua ile, iyi amel ile, ömür uzar. Fatır suresinde, (Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması yazılıdır) buyuruluyor.”) [Levh-il-mahfuz ve Ümm-ül-kitab]

                Emali'deki, (Öldürülen kişinin eceli, o anda, ömrü ortadan kesilmiş değildir) ifadesini Ahmed Asım efendi, (Öldürülen kimsenin [ve intihar edenin] o anda eceli gelmiştir. Ömrü ortadan kesilmemiştir. Herkesin eceli bir tanedir) şeklinde açıklamaktadır. Öldürülen kimse, eceli geldiği için ölür. Fakat, bunu öldüren de, cezasını görür. İntihar eden de eceli geldiği için ölür. Herkes, eceli gelince ölür. Araf suresi 34. âyetinde mealen, (Ecelleri gelince, onu azıcık ileri-geri alamazlar) buyuruldu. Kişi doğmadan önce, ne kadar yaşayacağı takdir edilmiştir. Kişi, nerede ölür, tevbe ile mi ve tevbesiz mi, hangi hastalıktan, iman ile mi, imansız mı gider, hepsi levh-i mahfuza yazılmıştır.

                Sual: (İntihar etmek benim kaderimde, alınyazımda var ise, günahı bana ait olmaz) demek doğru mu?
                CEVAP
                Bu çok yanlıştır. Ezeldeki takdir, yani alınyazısı, bir emir değil, bir ilimdir. Kader, yani alınyazısı, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer yaratıkların yapacağı işleri bilmesi demektir. Kur'an-ı kerimde, (Allah her şeyi en iyi bilir) buyuruluyor. Allahü teâlâ da, ezeli ilmi ile, kulların kendi istekleri ile, günah veya sevap işleyeceğini, ne kadar yaşayacağını ve intihar edip etmeyeceğini bilir. Onun bu bilmesi, kulların yaptıkları işlere zorla bir müdahale değildir. Bu bakımdan günah işleyen de, intihar eden de, kendi isteği ile bunları yapmıştır.

                Sual: Kader neleri içine alır?
                CEVAP
                Kader her şeyi içine alır. Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi demektir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allahü teâlâ herkesin ne yapacağını bilir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
                (Allah her şeyi hakkıyla, en iyi bilir.) [Hucurat 16,18]

                Onun bilmesi kulların yapacağı iyi ve kötü işlere tesir etmez. Mesela bir sene içinde güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağı hesaplanarak takvimlere yazılmıştır. Güneş takvimlerde bildirilen saatte doğup, batar. Takvime öyle yazıldığı için mi güneş o saatlerde doğup batıyor? Takvime yazılmasa da yine güneş o saatlerde doğup batar. İşte Allahü teâlâ da, ezeli ilmi ile, kulların kendi istekleri ile, günah veya sevap işleyeceğini, hastalanacağını, ne iş yapacağını bilir. Fakat bu bilmesi, kulların yaptıkları işlere cebri bir müdahale değildir.

                Kaderi bilmeyenler
                (Trafik kazası kader değildir. Ülkenin kaderini değiştireceğiz. Eceli gelmeden öldü) gibi şeyler söyleniyor.

                “İnsan, yaratılışında boyunun uzunluğu ve saçının renginde kadere hükmedemez. Fakat hür iradesiyle yaptığı işlerde kaderin rolü olmaz”,

                “Emr-i ilahi gelmeden intihar eden, takdir-i ilahiyi değiştirdiği için Cehennemlik olur” deniyor.

                Kimisi, “Kader utansın” diyerek suçu kadere yüklüyor.
                Kimi de, “İnsan kaderini kendi çizer” diyor.

                Bunların hepsi yanlıştır. Kaza ve kader konusu çok ince mesele olduğu için, birçok âlimin ayağı kaymış ve çeşitli bid'at fırkaları meydana çıkmıştır. Âlimlerin bile dalâlete düştüğü bu konularda, kaderden bahsetmek uygun olmaz. Sadece nakil yapılır. Peygamber efendimiz de, (Kaderden bahsedilince susunuz) buyuruyor.

                Her Müslümanın, Amentü’deki esasları tasdik edip inandıktan, hepsini beğendikten sonra, işlediği günahlardan mesul olduğunu bilmesi kâfidir. Eceli gelmeden kimse ölmez. Trafik kazasında veya vurularak ölen de; eceli gelerek, kaderi ile ölmüştür. Yani öldürülen veya kazada ölenin ömrü ortadan kesilmiş olmaz. O anda eceli gelmiştir, yani ömrü biterek ölmüştür. Her insanın bir tek eceli vardır. Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi çizer. İnsanların işlerine Allah karışmaz) der. Bu, çok yanlıştır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
                (Allah her şeyin yaratıcısıdır.) [Zümer 62]

                (Hayrı, şerri, imanı, küfrü de yaratan Allah’tır.) [Beydavi]

                (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

                (Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir.) [Bekara 255]

                (Allah her şeyi bilir.) [Hucurat 16]

                (Yaratan, sinelerde olanları da bilir. Yaratan hiç bilmez mi?) [Mülk 13,14]

                Allahü teâlâ ezeli ilmi ile, kullarının yapacakları işleri bilir. Eğer Allah, yarattıklarının ne yapacağını bilmezse, bilmeyenden ilah olamaz. İlahın her şeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi gerekir. Bilmeyen, gücü yetmeyen, muhtaç olan, ölebilen ilah olamaz. Allahü teâlâ herkesin ne yapacağını bilir. Cebriyye fırkası da, (Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. Hiç kimse, işlediği günahtan mesul değildir) der. Bu da çok yanlıştır. Herkes yaptığından mesuldür. İyilik eden mükafatını, kötülük eden cezasını görür. Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını alır. (Tekvir 14, Zilzal 7,8)

                İyi kimse, iyilik yapmak isterse, Allahü teâlâ, irade edip yaratır. Böyle kimseden hep iyilik meydana gelir. Kötü kimse, kötülük yapmak isteyince, Allahü teâlâ da irade eder ve yaratır. Böyle kimse, iyilik yapmak istemediği için bundan hep kötülük hasıl olur. İnsan irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i cüziyye ile yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allahü teâlâdır. Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu inkâr etmek, “İntihar eden takdir-i ilahiyi değiştirir” demek küfürdür. Allahü teâlâ, onun intihar edeceğini elbet bilir. (Yaratan hiç bilmez mi?) buyuruyor. Allah’ın verdiği ömrü kimse değiştiremez. Allahü teâlâ buyurdu ki:
                (Allah’ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez.) [Nuh 3,4]

                (Ölümü Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.) [Al-i İmran 145]

                (Sizi yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak Odur.) [Enam 2]

                (Her ümmetin bir eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.) [Araf 34]

                Günah işleyen kâfir olmaz
                Sual: Mehdi olduğunu söyleyen biri, «İntihar etmek küfürdür. Nisa suresinin 29. âyetinde yazıyor. Kâfir olduğu için cenaze namazı da kılınmaz» diyor. İntihar eden dini inkâr etmiyor ki, niye küfür olsun? Sadece haram işliyor. Amel imandan parça değil ki. Bu mutezile itikadı değil mi?
                CEVAP
                Evet, Mutezile inancı böyledir. Bu bâtıl inanç, sinsice Müslümanlar arasında yayılmaya çalışılmaktadır. Amel imandan parça değildir. Yani günah işleyen kâfir olmaz. Günah işleyen kâfir olsaydı, yeryüzünde müslüman kalmazdı. İntihar edene kâfir denmez. Din kitapları diyor ki:

                Şuuru yerinde iken intihar etmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır. (Berika)

                İntihar eden kâfir olmadığı için cenaze namazı kılınır. (Dürer ve Gurer)

                Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
                (İntihar etmiş olsa da, her müslüman ölünün cenaze namazını kıl!) [Deylemi]

                Şimdi bildirilen âyete bakalım:
                (Ey iman edenler, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret hâli müstesna, mallarınızı, bâtıl [haksız ve haram] yolla yemeyin ve nefslerinizi öldürmeyin. Elbette Allah size merhamet eder. Düşmanlıkla, zulüm ve tecavüz ile bu yasakları işleyeni ateşe koyarız; bu ise Allah’a çok kolaydır.) [Nisa 29-30]

                Burada faiz, kumar gibi bâtıl yollarla kazanç sağlayanların da Cehenneme atılacağı bildiriliyor. Haram yoldan para kazanmak küfür değil haramdır. Haram işleyenler elbette cezalandırılır.

                (Nefslerinizi öldürmeyin) âyeti için, tefsirlerde, (Birbirinizin canına kıymayın) demek olduğu bildiriliyor. Başkasının canına kıymak da haramdır, küfür değildir. Sadece, müslümanı, müslüman olduğu için öldürmek küfürdür. Bu ise farklı şeydir. Müslümanı, müslüman olduğu için öldürmek ise İslam’a düşmanlık olduğundan dolayı küfürdür.

                İntihar ederken tevbe
                Sual: Bir Müslüman Boğaz köprüsünden intihar etmek için kendini denize atarken pişman olup gerçekten tevbe etse, intihar günahından kurtulmuş olur mu? Yahut zehir veya zehirli hap içse, sonra pişman olsa, ama hemen ölse, intihar günahından kurtulmuş olur mu?
                CEVAP
                Yeis halindeki tevbenin kabulü hususunda ihtilaf edilmiş ise de, muhtar kavle göre Müslümanın tevbe etmesi sahih olur, fakat, kâfirin imana gelmesi sahih olmaz. (Dürr-ül muhtar)

                Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
                (Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır.) [Bekara 37]

                Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
                (Ölmeden az bir süre önce, tevbe edenin tevbesi kabul olur.) [İ. Ahmed]

                İntihar, onursuz bir davranıştır
                Sual: Bazı ülkelerde, işinde başarılı olmayanlar, yolsuzluğa karıştığı anlaşılan bakanlar, yöneticiler intihar ediyorlar. Bunun için de, intihar için onurlu davranış diyorlar. Bu doğru mudur?
                CEVAP
                Kesinlikle doğru değildir. Batının ilim ve teknikteki yenilikleri alınacağı yerde, her türlü ahlaksızlıkları taklit ediliyor. İntihar etmek de bunlardan biridir.

                İmanı olan, intiharı düşünmez. İntihar bir kurtuluş değil, sonsuz acı azapların başlangıcıdır. İntihar etmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır!

                Yorum


                • #9
                  ne yazık kii bende bir ara ölmeyi öyle çok istedim çünkü hastalık olduğunu bilmiyordum yaşadığım sıkıntılardan dolayı hatta intihar bile etmek geçebliyo nsanın beynindençünkü intihar ne ki diyo insan ben dünyanın en kötü insanıyım diye düşünüyodum çok şükür şimdi öyle düşünmüyorum şimdi çok şükür istemiyorum rabbime güveniyorum bu hastalık belki çok şey götürüyo bizden ama güçlüde kılabiliiyo aynı zamanda onun içn intiharı falan düşünme ömrünü nasıl en güzel şekilde sürdürebilrsin onu düşün oldu muuuuuuu

                  Yorum


                  • #10
                    Sabır mewsimi biter, şükğr mewsimi gelir hemen ardından.Şükür mewsimi biter, sabır mewsimi gelir...
                    Dönüşümlüdür hayat bu anlamda
                    islam güneşi kardeşim bu eklediğn yazı var ya o kadar doğru ki herşey geçici hüzünlerde mutluluklarda ama ben hastalığın verdiği ruh halinden ötürü mutlu olmaya bile korkuyorum sanki kötü bir şeyler bunu bozacak diye aslında yanlış ama naparsın işte

                    Yorum


                    • #11
                      armağanını beğenmedim geri al demek gibi bu.

                      Yorum


                      • #12
                        Orjinal yazı sahibi: dert
                        armağanını beğenmedim geri al demek gibi bu.
                        işte sorun burada beğenilmeyen armağanın iyadesini yapamamak

                        Yorum

                        İşleniyor...
                        X