Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Bereketsiz Topraklar...

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #16
    Seninde yüreğine sağlık olsun Azemarenc...

    Kalemin kuvveti, olgunluğa ulaşmış kulakların ve gözlerin paralelinde mana bulur...

    Düşün,
    Bolca meyve veren bir ağaç tohumunu, kurumuş, bereketsiz topraklara ekersen ne olur ? Bırak meyve vermeyi, büyüyemeden kurur... :idea:

    Düşüncesine sahip çıkanın kelamı,
    Hayallerine ! sahip çıkanın boş lakırdıları iyi olur...

    Var edebildiklerimiz, yok edebildiklerimizden daha az...

    Düşünüp değer verebildiklerimiz, düşünemeyip de direkt karaladıklarımızdan az...

    Bazen yazmakta zorluk çeker insan, gerçekten yazacakları vardır ama yazamaz. Bazen ise ipler kopar ve döküverir ne varsa, kırılırcasına camlar...

    Kıra kıra cam,
    Yaza yaza kelam,
    Hızlandıkça zaman,
    Kalmadı, kalmadı...

    Kiminin ruhunu okşayan birer şiir tadındadır yazılan her bir duygu yüklü cümleler, kiminin gözüne batan ve nefsini parçalayan bir zehirdir çektikçe ciğerlerini parçalayan...

    Bir dilekti yaşamak, bir düşünceydi doğruyu aramak, bir ifadeydi olduğu gibi yaşamak...

    İsteklerimiz, dünyadan öteydi çoğu zaman ve zamanın gerisinde kalmıştık bizler. Bu zaman bizler için çok fazla ilerlemişti aslında. Bizler tarihe gömülmüş zamanların insanıydık istisnalar hariç olarak...

    Farklı yetiştirildik, farklı geliştirildik, hep nefret ettiğim gibi tek tip öğrenci gibi eğitilmedik, dizilerle büyütülmedik, mallarımızla övütülmedik, sanatçılara benzetilmedik, kimliğimizden çekinmedik....

    Bizler !!
    Nesli tükendik !
    Bizler !!
    Yok olduk gittik.....



    Saygılarımla...

    Yorum


    • #17
      Kayıp dugularımızı,
      Ayıplanan huylarımızı,
      Hayıflanan dugularımızı,
      Bizi çirkinleştiren bulgularımızı.

      Bir daha gözden geçirerek, bir daha hayata farklı anlamlar yükleyerek, kendimize gelmemiz adına Kurban Bayramımızın hepimize hayır olarak vesile olmasını dilerim...

      Unutulanları hatırlamak,
      Küstüklerimize barış mesajı göndermek,
      Büyüklerimize gereken saygıyı tekrar göstermek,
      Kimsesiz ve özellikle yetimlerin başını okşamak için güzel bir zaman daha...

      Değerlendirmek lazım Mübarek günleri...

      Güzellikleri farklılaştırmakak ve her maneviyat dolu duyguyu bilimsel denklemlerle çözmek adına polemik yaratmamak dileği ile...



      Saygı ve sevgilerimle...

      Yorum


      • #18
        Yokluğum kadar mı belli olur ?
        Varlığım kadar mı tesir bulur ?
        Her yazılan cümlenin, her düşünülen gerçeğin, her hissedilen yoğunluğun manası....

        Kimine ekmek, kimine sapkınlık davası...

        Bana acı, sana tatlı,
        Ona dert, bana gülümsemedir hayat...

        Aynı film şeridi üzerinde farklı karelerde bulunan karakterler, birbirlerini görmemek için yandan geçer. Aynı filmde bir çok başrol oyuncusu, bu senaryonun sonunda bağrı yanık hüzün tüter...

        Empatik ve sempatik tavırlar içinde bulunacağız diye, çeşitli kalıplara girdiğimiz haller.
        Bilginliğimizi, muhalefetimizi belli edeceğiz diye hayata, her bir kelama eksi yönde düşünce.

        Meleşir kuzular, çoban kaçmış
        Bir selam vermişsin, diğeri lafı çakmış,
        Ürünler telef olmuş, haberin yok
        Aynı soruları farklı renklerde sormanın manası düşünce için tok....

        Zımpara gibidir hayat, sivrilen tarafları veya kıymıkları temizler yavaş yavaş. Her dökülen kelam günü geldiğinde bulur insanı, olur bir bumerang...

        Sonu gelmeyen dolambaçların türlüsü
        Geçilmeyi bekleyen hudutların türküsü,
        Elbet her derdin devası vardır umut kesilmez nefes çıkmadıkça,
        Bereketsiz topraklarda ürün dikebilmenin korkutucu gürültüsü...



        Saygılarımla...

        Yorum


        • #19
          Sıralanmış çark dişlilerinin birbirine geçmesi ile ilerleyen bir döngü, herkes birer çark ve tek başına hareket edemez hale gelmişken umudu bitmiş kitlelere beyin ameliyatı yapmak isteyen çok...

          Herkesin elinde bir iplik, bir iğne, açıkta kalan beyinleri alınmış kafa taslarını dikmek ! için sıra beklerken bir süre sonra kendi beynindeki sorunları farkeder...

          Sıradan vatandaşdım, sıradan bir çalışandım, sıradan bir öğrenciydim. Dünya ile bağlantıları bir noktada kestim sıradanlıktan çıktım.

          Ezik ruhlara, doymayan kullara, sidik yarıştıranlara güldüler hep.. Ondan sonra aşırı hızın verdiği sarhoşluk sonunda karşısına çıkan duvarda yapılan sert fren... Sonu hüsran, insanı yok eden bir acı siren...

          O kadar insan gördük, yaşadık, yaşatıldık. Ne yaşananlar, ne görünenler ibret aldıramadı son denen mutlu başlangıca hazır olabilmek.

          Melek siması arkasındaki, şeytansı şekiller içinde varlıkların olduğu test aşaması yaşam. Hangi kutuyu açarsan zulüm, işkence, sadakatsizlik çıkıyor...

          Karalama, yuhlama, çirkeflik kampanyasına davet var !!
          Haydi yüklenelim, tıklamalarımızla dünyayı devirelim...


          Yazıları cilalı çıkartıpta, içindeki kömür karası düşünceleri saklayanların...

          Canım benim hadi sen üzülme deyipte, arkandan zil çalanların...

          Koruyuculuk ayağına yatıp, yetim haklarını yutanların...

          Sonu dramatik bir final sahnesidir...

          Kaygıların, menfaatlerin ! , düşüncelerin bireye getirisi hayır adına ise sorun yoktur. Aksine ise bireyin zaten yaşantısı zora grimiştir... Takdir beklemek ilk önce bir şeyleri yapmakla başlar, gerekenleri biz yapalım, takdiri de gereken yere bırakalım. Beşerden fayda gelmez (istisnalar hariç). Bize ebedi olan destek lazım...

          Umulmadık baş ! taş ! yararmış, taşları gereksiz yere, temeli olanların üzerine atmayalım...

          Boşluktan sallamadan, hayaller içinde çiçek gibi solmayalım..

          Toplumsal olaylara duyarsız kalmamak için yırtınır hale gelmeye çalışırken, evinde cips ve kolası ile dvd de film keyfi yapanların kuru gürültüsü...

          Olduğumuz gibi yaşayalım, yaşadığımız gibi yok olalım...
          Arkamızdan küfür değil, bol bol Fatiha ve iyi kelamlar alalım. Faydası olacaktır mutlaka...

          Ablalarım, abilerim, kardeşlerim, sırdaşlarım, sıra bekleyen yamyamlarım, aynaya bakmadan başkasının penceresinden içerisini görmeye çalışan manyaklarım... (istisna, istisna,istisna)

          Biraz kendimizi tokatlayalım, başkası tokatlamadan...
          Biraz da kendi kusurlarımızı bulalım, başkasının kusurlarını aramadan (Bende dahilim, söyleyeyim de biri çıkmasın sen farklı mısın diye.)...

          Çok bilmişlik değil, çok yardımlık yapalım.
          Artistlik değil, mütevazı olalım.
          Dengesiz değil, bir ayarda kalalım...
          Ne ben, ne sen, ne o, kimsenin kimseden farkı yok yolun sonu adına...
          Hepimiz aynı sona gideceğiz...

          Fark, yolun sonuna varılınca belli olacak...


          Saygılarımla...

          Yorum


          • #20
            Karanlıklar aydınlığa kavuşmadan,
            Canan, canın yanına varmadan,
            Hakikat yeryüzüne yayılmadan,
            Yoktur verecek son nefes beden denen ömürlük kıyafette,
            Sıra ile gerçekler yolunda yanmadan...

            Sabreyle gönül,
            Sabreyle...

            Varsın, dünya üzerinde tek kalasın
            Varsın, doğruluk yolunda yanasın
            Varsın, canına can diye ateşi basasın...

            Elbet her karanlığın bir aydınlığı var, her ne kadar kendine dizilerde ki modelleri seçen insanların sayısı medeniyet abidesi görünür gibi olsa bile.

            Yaşadığı dini inkar ettiğinde sanki karizma sahibi olduğunu düşünenler varken de doğacak bu güneş...

            Fayda değil, muhalefet olmak için yeryüzünde yer işgal edenlerin sonu ezilmiş bir toz zerresi olacak...

            Üzülme, düşünebilen kardeşim, arkadaşım, bacım, sırdaşım, ablam, ağabeyim, yoldaşım...

            Dualarla kaldı kimileri ayakta, kimileri parası ile.
            Kimileri sevdikleri, kimileri nefret ettirdikleri ile..

            Aralarında fark var ki ehli isen anlamı bilirsin...

            Varsın duyguları sömürsün dünya malı için birileri, sen olduğun yerde gülyüzlüsün uzak kaldığın kadar pislikten...

            Varsın çağdaşlık adına kampanya yapsınlar, sen bu kampanyaları kimin yaptığını görebilecek kadar faziletlisin...

            Hani demokrasi ?
            Hani medeniyet ?
            Hani kültür ?
            Hani eşitlik ?
            Nerede kaldı insanlık denen şeref ?

            Zulüm altında ezilirken gerçek yardım sahibi, sen olmayanlar için yırtma kendini... Yan komşun kıvranırken dertler içinde, bırak oturduğun yerden ahkam kesmeyi..

            Psikolojisi bozuk olmayanların bozdurulduğu zamanların içinde bul bulabilirsen yolu.
            Sanma kolay olur her yalanın sonu.

            Kalbi temiz olup, maneviyatını sadece kalbinde yaşayanlara !
            Toplumsal yaralara parmak basıp, çevresinde şekil takılanlara !
            Sempatik smileylerden ibaret hayatına karşılık, suratsız simalara !
            İnsan gözünden okunur derken, kem gözle çevresine bakanlara !

            ......... !!!


            Baba sus !!
            Bulandırma denizi, uyandırma !

            Mevzu derin, egoları orta yerinden çatlatan...

            İnsan düşer, kalkar, hata yapar farkeder.
            İnsan ! aynı hataları bin defa yapmaz...

            Unutulmuş hatıralara, silinmiş duygulara karşı canlı tutabilmek geçmişi bu günde görerek kör gözlere batarcasına..


            Kimse mükemmel değil, beklenmedi böyle bir durum
            Hergüne bile bile farklı bir uçurum,
            Ölmüş duyguların götürdükleri ile liste çok kabarık
            Her selam veren karşısınsa bir kere durdum...
            Selam verdin borçlu çıktın,
            Merhaba dedin hayıflandılar
            Gerçeği sundun, yalancı çıktın
            Katılıyorum dostum, arkandan lafları bir bir çaktılar..
            İnanmadıkların üzerine kaderine isyan etmen saçma
            Işık gördüğünde karanlığına geri kaçma
            Mengenelere kaptırsanda ellerini her defasında
            İşini yapmaktan çekinme ve bıkma...
            Ezbere yürüdüğümüz her yol sonunda hüsran
            Geceleri hüzün, gündüzleri ise isyan
            Koş koşabildiğin kadar üzerine mermi sıkanlara inat
            Deli gibi koş, hiç ama hiç durma Küheylan !
            Yoğun bakım ünitesi çevremiz, makinaya bağlı beynimiz
            Bize ait olsa da uzuvlar, başkalarına gebeyiz
            Söylenenler geçisi, kalıcı olan hissedilenlerdir
            Kötülük için can verirken, iyilik gördüğümüzde firariyiz...
            Yaslan arkana ve derinde bir fon müziği çalsın
            Oku okudukça belki bunalırsın ama gözlerin açılsın
            Umutsuzluk değil yüreğe ektiğimiz her bir anlam,
            Vicdana bir tokat, canlandırıp umut eken
            Varsa yeryüzünde ızdırap çeken
            Vardır sebebi kendi içinde saklı bir anlam...
            Bir bir sönerken şehrin ışıkları karanlığa hazırlık için
            Aydınlıklar içinde ışık söndürmenin anlamı ne ?
            Kendini tanımlayamazsan başkası tanımlar
            Bu böyledir elbet, beyler ve hanımlar
            Her bir hayat köşesinde farklı sıkıntıları ağırlamanın verdiği alışkanlık ile devam ederken yola
            Umudu gördüğümüzde sapıtıyoruz alışkın olmadığımızdan bir süre
            Benimde kapıma gelsin mutluluk, ak sakallı dede çıksın diye karşımıza beklerken,
            Huzuru yakaladığımızda rahatsız olup, kendimizi hüzünlere bile bile itiyoruz.
            Bizler mutlu olmayı dil ile istiyoruz ama kalp ile tasdiklemiyoruz,
            Bizler insanlara yardım etmeye çalışıyoruz ama hiç kendimizi düşünmüyoruz.
            Bizler, ufak mutlulukların daha ne olduğunu kavrayamadan saraylar içinde kaybolmak istiyoruz.
            Bizler çok ayıp ediyoruz...
            Kimi giydiği kıyafetinden, kimi makyaj takımındaki eksiklerden şikayetçi
            Biri gözünün renginden, diğeri sözünün denginden şikayetçi.
            Özlü sözler gibidir hayat denen sırlı yolculuk,
            Biz soruları okumadan çözüm için cebelleşiyoruz...
            Böyledir işte yaşam....
            Güneşden kaçan, kışa girdiğinde sıcaktan yanmak istermiş
            Hakikatten kaçan, zora düştüğünde Allah' tan yardım talep edermiş.
            Bugüne ağlayan yarın güler, bugüne gülen yarına ağlarmış..
            Bu bilindik hikayelerin sonunda ise hep aynı kapanış perdesi
            Saygı ve sevgilerimle diye iki kelime çıkarmış...



            Saygılarımla...

            Yorum


            • #21
              Sen bende, ben ölürsem ölürsün.
              Sen ölürsen ben zaten ölürüm...

              Bize kalan, zaman, vefat bir de amansız yarış.
              Büyük bir mücadele, toprak üzerinde üç karış.
              Ah ile vah edipte üzüldüklerimiz ve ardından gelen geyikler.
              Gidenlerin dolmaz yeri
              Gelenlerin büyüktür kederi.
              Kayan yıldız gibi gözler gördüğü kadar varsın dost
              Yok olduğunda bir gün hatırlanırsın.
              Diğer günlere sadece ismin geçer sızın kalmaz.
              Böyle acımasız ve kahpedir yaşam...
              Kime kalmış ki bana kalsın dünya
              Kime yar olmuş ki insan gibi insan bize denk gelsin.
              Böyle gelir düzen ve gider ağır ağır telaşlanmadan
              İnsanlar yine günlük dertlerine yansın..
              Yüzümdeki akne, cebimdeki eksik akçe.
              Kara güne aydınlık dünya yaratmaya çalışanların kararan yürekleri
              Maneviyat yolunda ilerleyelim derken dünyaya tapanlar.
              Bir veda bile edemeyenlerin yok olup gitmesi zamansız...
              Bizler devam ediyoruz ağabeyciğim, ablacığım, kardeşim.
              Bizler hala nefes alıyoruz
              Bizler hala şekil yapıyoruz...
              Kaçımız gece yatarken dua ediyoruz kendimiz dışındakiler için
              Kaçımız gidenlerin yokluğunu bir kere olsa derinden hissediyor ?
              Kaçımız, gerçeklerden kaçıyoruz ?
              Ağlıyoruz ki gözden akan yaşlar kurumadan çatır çatır gülüyoruz
              Dest-i izdivaç hayallerinde, platonik kuramlarında psikolojik bir yaşam...
              Değil kardeşim değil,
              Kimsenin psikolojisi bozuk değil.
              Sadece rol yapıyoruz bir işe yaramadığımız zaman
              Olması gereken zamanlarda kaçarken,
              İşimize gelmeyen durumlarda herşeyin arkasına sığınıyoruz...
              İyiliğe sevk verirken yazılı ve sözlü kanunlar
              Şeytanlığa gelince birer cillop gibi insan oluyoruz.
              Yok kardeşim yok,
              Kimse hasta değil,
              Kimse dertli değil,
              Kimse muhtaç değil...
              Herşeyi aşmışız, dünyayı sollamışız, muhalefetlerimizle Baykal' ı bile geride bırakmışız...
              Nefsi kafesler içinde çırpınan kuş misali halimiz yaman
              Saldıklarına başka bir kafesteki yem için yine içeri dalan
              Acı, mutluluk, hüzün, keder, gülme, kader, mahlukat
              Geriye kalan sadece boşalmış bir bedendir cenaze törenine saklanan...


              Ölüye ve diriye saygılarımla...


              (kimse alınmasın, darılmasın, kırılmasın, katılmasın... İçimden geldi yazdım kendimce...)

              Yorum


              • #22
                O baba son yazı gerçekten öz olmuş geneli çok güzel anlatmışsın.

                Bütün olay son yazıda gerçekten depresif değilde hikmete yönelirsen mük

                emmel şeyler ortaya çıkırıyorsun

                Aferin
                <div><strong>Ateşe dayanabildiğin kadar g&uuml;nah işle....</strong></div><br />

                Yorum


                • #23
                  sen de yüreğine fazla gelipte fazlalıklardan olan insan,
                  muammalar içinde bir dizi anlam arayan insan,
                  ve en çokta dünya kadar koca bir yüreği olan güzel insan...

                  seni okumak ve yazdıklarını anlamlandırmak gene bir o kadar keyifli ve bir okadar çetrefilli. kalemin de yazdıklarında daim olur hep inş. ve biz de burda keyifle okumaya devam ederiz. söylenecek ve söylenmesi gerekenleri çok ii anlatmışsın fazla söze ne hacet tekrardan emeğine yüreğine ve kalemine sağlık..
                  <div>asıl şeytanlık şeytanın her yerde olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektir.</div><br />

                  Yorum


                  • #24
                    Allah cc razı olsun baba. Çok güzel yazılar yazıyorsun.
                    Hayat Dediğin, Allah İçin Değilse; Ne Çıkar Kainat Önünde Eğilse!...

                    Yorum


                    • #25
                      Samimiyetiniz için yürekten selamlarım sizi arkadaşlar...

                      Samimiyet, çizgi önemlidir...

                      Bizde yoktur marifet, yazdırana şükür etmeli. Anlamsızdır tek başına cümleler, okuyan yürekli beyinlerin varlığına inanmalı...

                      Uzun yıllardır istediğim bir şey vardı ve bu günlerde daha da çok istedim. Rabbim, İsrail denen domuz soylarının ve yandaşlarının topunu kökten kurutsun İnşallah...

                      Bizde de var hata kardeşim...

                      Ot gibi yaşarsak adamlar çatır çatır bombalar... Biz gerizekalı gibi hala Türk-kürt, alevi-sunni ayırımı yapıyoruz... Biz Müslüman değilmiyiz her ne kadar birilerinin zoruna gitse de kimliğinde İslamiyet yazdığı halde...

                      O kadar çok şeyler yazdım ki aslında buradan gerisini sildim...

                      Biraz akıllı ollalım, ota b..a ağlamayalım...

                      İnsan gibi insan gibi olalım, sitede yazılanlara baktıkça sinirlerimin çatlayacağını hissediyorum. Bir çok kişiyi kıracaktım ama şimdilik vazgeçtim...



                      Ölüye ve diriye saygılarımla...

                      Yorum


                      • #26
                        Her hikaye son bulur...
                        Zamanlı, zamansız hayatın son sahnesinden alkış istemeden inmek
                        Yığılırcasına düşlerin, solarcasına samimi gülüşlerin
                        Sahneden bir an önce çekilmek istersin kendi dünyana dalarak..
                        Parmak izlerim her sessiz çığlığın üzerinde bir anlam ifade ederken
                        Her düşüncem, bumerangın dönerken kafana saplanması kadar acı verici.
                        Yarımı bıraktım, yarımı yanıma aldım.
                        İleri gidebilmek için hayattan feragat ettirdim ruhumu.
                        Kendimden çok başkasına güzel yaşamı hediye ettim...
                        Zor gelir bazen evreler,
                        Tükenmek bilmeyen devreler,
                        Hayata gülümse !
                        O devam eder, sen kalmak istesende yerinde
                        Yetişmek zorundasındır hiç durmadan, bir acıdır durduğunda yüreğine oturan.
                        Solarsa şeyet güneş,
                        Biterse birgün umut,
                        O zaman yaşamanın manası bir sır olmaktan çıkar sadece yüktür.
                        Devam edeceksin hırsla tutunmaya zalim kadere inat,
                        Yüreğin, kaldırabildiği üzüntü kadar büyüktür...
                        Bize kalan tek şık oldu yol sonuna daha varamadan
                        Bize kalan ağır anlamlar oldu, başladığında içinden çıkılamayan
                        Beynimde uğuldayan tüm sesleri yırttım bir gece yarısı
                        Saldım kendimi hayat denen nehrin hırçın dalgalarına
                        Erteledim yine,
                        Yine başka bir bahara yeşermeyen yapraklarımı daha da sararmadan.
                        Koptuk, koparıldık dalından gövde sallanırken derinden,
                        Zararı engellemek farz oldu, karanlıklar daha da üzerimize saldırmadan...
                        Yorgundur Furkan Muhammed
                        Gör halimi, anlık düşlerinde bir kere resmet.
                        Hüzünlerin türlüsü varken yüreğe ağır gelen
                        Farkeder mi dünya gülse yüzüne, bir dostun yok oldu ise acıyı hisset.
                        Geçilmeyi Bekleyen Hudutlarım !
                        Aşılması gereken Monotonluk Maratonlarım !
                        Ektikçe bereket yerine, küfür eden Bereketsiz Topraklarım !
                        Kalmadı artık içine gömülebilecek sükunet
                        Yok yüreğimde zerre nefret
                        Herşeyde vardır bir hayır ve şer,
                        Nefes aldıkça beden yeter mutluluk için, haline şükret...
                        Gidenin arkasından boşluk ekilmez yüreğe
                        Bir yerde saklı kalır vakti geldiğinde hatıra olarak anılır
                        Ya da ömür sonuna dek silinir her yaşanmışlığı geçmişe gömerek.
                        Kendimi aldım bir tek yanıma ve tekrar yola vurdum,
                        Koştum hiç durmadan, arkamdan kovalasada düşünce girdapları
                        Her dinlendiğim köşelerde erirken yavaş yavaş, dünyadan koptuğumda kendimi buldum...
                        İsmimin kaç harfi değerli ?
                        Cismimin varlığı ne kadar sürer ki ?
                        Her güne farklı farklı yüz mimikleri takarak başlarken
                        İçimden geleni takmak için uzun süre kendimi boşta bıraktım.
                        Dolduruldum, boşaltıldım.
                        Ben bir sürahi, hayatımdakiler ise bir bardak
                        Ben fazlalıktım bazı anlar için, zaten taşmışdım kendimden...



                        Ölüye ve diriye saygılarımla...

                        Yorum


                        • #27
                          Hikayeler son buluyor mu gerçekten...

                          Bu son buluş yok olmaya eş değer oluyor mu...

                          Yoksa sadece üstlerini mi örtüyoruz...


                          Solarsa şeyet güneş,
                          Biterse birgün umut,
                          O zaman yaşamanın manası bir sır olmaktan çıkar sadece yüktür.


                          Ne güzel cümleler bunlar.
                          Paylaşımınız için teşekkür ederim.
                          <div>Yureğin ,kaldırabildiği uzuntu kadar buyuktur...</div><br />

                          Yorum


                          • #28
                            Ben teşekkür ederim Ebrum...

                            Hayat sorudur, hayat cevaptır.
                            Her yaşanan, sorulu cevaplı, sorusuz ve cevapsız bir karmaşadır...



                            Uzağı göremez oldu gözlerim
                            Yorgunluk var düşüncelerimde,
                            Olduğum an içime oturan bir sancı,
                            Korkaklık var soğuyan ellerimde.
                            Yaşanmamış anıların kederi,
                            İçine sinmiş küçücük yüreğimde...
                            Aldanışım, farklılaşmılığım,
                            Kimi zaman toplumdan uzaklaşmışlığım.
                            Kim toplar peşimden dökülen kırılmış parçaları
                            Kim bekler sabır ile saymadan anlık dakikaları...
                            Hudutlarımda parçalanmış bedenler topluluğu, geçebilene aşk olsun !
                            Rüyalarımda anlam veremediğim yaşanmışlıklar,
                            Cevabını bilen olursa alsın bu can ona feda olsun...
                            Gülüşlerim kısa, hüzünlerim uzun sürer
                            Baharlarım hızlıdır, ayazlarım ise kalıcı.
                            Belki birgün nefes veririz son kere derinden kim bilir
                            O zaman durur zaman, geçer dünya üzerimden herşey kaldığı yerden devam...
                            Market reyonunda bulunan bir madde değil duygular,
                            Her silahın atabileceği bir mermi değil besmele ile başlayan kelamlar.
                            Öldürme düşüncelerini her an bir köşede beklet
                            Dön bak dünyaya olduğun yerden, insanların umursamazlığını seyret
                            Bugüne varız yarın ise yok,binlerce kez söylerken bu cümleyi,
                            Gönüle engel olamıyor insan, ister sev, ister terket...
                            Kavuşamadan ayrılanların,
                            Barışamadan küsüp kavrulanların,
                            Mesafeleri eritip kapıda kalanların derdine derman olsun her akıtılan gözyaşı...
                            Taş üzerinde taş bırakmaz iken bazen düşünceler
                            Kimi vakitlerde sessizce kalırmış bir şey gelmeden elden.
                            Ne dünden garantilendi bu yaşam,
                            Ne geleceği belli olmayan yarınlarım
                            Olduğum an da yaşamaya çalışıyorum kısadır bakışlarım
                            Dünya benden çokca büyük bir dev, ben ise kıçı yere değen bir cüce...
                            Gökyüzüne sitemkar olarak fırlatılsada yüreğimden bin hece
                            Gündüzlere alışkın değilim her taraf yasak dolu,
                            Beni yazdıran ve dirilten sessiz gece !!
                            Nefeslerim kısa kısa, düşüncelerimin iflas eşiği kapıda hüsran
                            Geriye baktımlarım hatıra, yarınlarım ise koskoca bir yalan
                            Ben kapanmaz yarayım yıllardır kanayan
                            Elinden tuttuklarımıda kanatan...
                            Farkındayım bir gerçeğin,
                            Bu dünya bana dar geliyor kimi zaman sıkışmışlığım var derinlerde
                            Hazine kalır mı hiç fırtınada parçalanmış gemide
                            Her gelen bir yolcudur, ağırlanır ve değerine göre uğurlanır
                            İleriye dönük hikayem yok, tüm yaşanmışlıklarım gerilerde...



                            Ölüye ve diriye saygılarımla...

                            Yorum


                            • #29
                              Her yaşanan ,sorulu cevaplı, sorusuz ve cevapsız bir karmaşa...

                              Biz mi hayatın hep karışık yönünü görüyoruz yoksa hayat mı bu kadar karışık....
                              Her cevap yeni bir soruyu da beraberinde getiriryor...

                              Yüreğine sağlık...
                              <div>Yureğin ,kaldırabildiği uzuntu kadar buyuktur...</div><br />

                              Yorum


                              • #30
                                Herkesin düşünebilen ! yüreğine sağlık...


                                Virajlı yollarda dışarı çıkmamak için savrulan düşünceler
                                Hadi gel buradan yak, biri bitti derken başka bir denklem
                                Çözebildiklerim kadar içinde boğuluyorum,
                                Çözemediklerimde ise sıkıntılarla bütünleşip hüzün ile yoğruluyorum.
                                Gemiler batık,
                                İsimler silik,
                                Yol dediğin ince bir kesik,
                                Gerginlikler arasında gidip gelmeler gönüller hoş olsun.
                                Hudutlarımdaki cesetleri kaldırmanın verdiği ağırlık hissi
                                Yorgunluğumu suratımdaki her bir çizgiden takip et,
                                Belki de gözlerimin altında yer edinen düşünce çöküklerinden.
                                Adımın eş anlamlısı 26 senelik denklem
                                Yaşlanıyorum hergün yeni gün arkamdan biterken.
                                Vurduğum umarsızca düşüncelerim,
                                Anlamsız gülüşlerim,
                                Dünyaya karşı siper alan tümleşiklerim arasında sorunlu bir problem.
                                Kırılan hayallerin pazarlarda değersiz eşya olarak hediye verilmesi kadar acı verir her kaçan fırsat.
                                Yağmurun yağmadığını belli etmemek için akıtılan gözyaşlarının gözlerine verdiği sancı kadar huzursuz zaman.
                                Depresif mi ?
                                Stres etkisi mi ?
                                Psikolojik dert mi ?
                                Yoksa gerçek mi ?
                                Belkide pesimist tarzında bir iki mırıldamalık nakaratlardır yaşanan her an.
                                Şerrimde bana saklı, hayrımda kendime.
                                Yüreğine dokunanlar var ise yazılan kelamların anlamından
                                İçinden bir dilek tutsun, ister mutlu ister mutsuz.
                                Ama hak ettiği kadar hayatta var olsun...
                                Olmadığı kadar kenarda dursun.
                                Herkese eşit değildir şartlar,
                                Herkese mutluluk saçacak değil teraziler...
                                Yelkenleri paramparça çıkar dalgalardan kiminin teknesi
                                Kimi ise sığındığı limanlarda sakin bir gün yaşar.
                                Herkesin üzerinde bir yük mutlaka olacaktır,
                                Kimi hayal, kimi ise gerçekler içinde yaşar...
                                Umutsuz biten filmlerin verdiği kasvet hissi kadar sıkıcı olur ya hayatın bazı kareleri
                                Bazen ise kimine Bayram, her ne kadar kahroldu gibi poz verse de mecliste.
                                Derinden gidersen derinlikler içinde hazineyi bulursun
                                Yüzeyde takılırsan çöpler içinde boğulursun...
                                Kimi sürünür,
                                Kimi güldürür,
                                Kimi öldürür,
                                Herkes bir şekilde haz alır bu dengesiz yaşamda.
                                Karanlıklar çöktüğünde belli olur yürekteki ışığın gücü
                                Yaşamak rüya değil, gerçeğin ta kendisi
                                Kimi ilgilendirmiş ki devenin sırtındaki hörgücü...
                                O kadar kolay değil her yaşanan husus !
                                Varmak isteyipte çakılı kaldığın olursa güçsüz zamanlarında
                                Kimseye belli etmeden olduğun yerde sus !



                                Ölüye ve diriye saygılarımla...

                                Yorum

                                İşleniyor...
                                X