Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Her insan, kendi ateşinden sorumludur !!

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Guest's Avatar
    Guest started a topic Her insan, kendi ateşinden sorumludur !!

    Her insan, kendi ateşinden sorumludur !!


    Öyle bir girmiş ki herşey iç içe...

    Birilerinin öldüğünü, birilerinin gömüldüğünü, birilerinin gülerken diğerlerinin üzüldüğünü hayal ederek yaşamışız hep...

    Tohumların ekildiği güzel bahçeler hayali ne olmuş ?
    Tezekle dolu talan edilmiş bir bahçe kalmış, gül bahçesi yerine mis kokan...

    Kusmuşlar, pusmuşlar, susmuşlar ama bir Allah' ın kulu çıkıpta yalandan teselli vermek ve yalakalık yapmaktan dolayı gerçekleri görememişler..

    Saldırmışlar, yıldırmışlar, insanları bunaltmışlar. Hokkabaz yürekli iki bacaklı mikroplar yüzünden kanser olmuş her taraf. Yok olmuş yavaş yavaş...

    Acayip acayip karakterler hak etmediği koltuklara oturturken geride kalan saf halkı yalanlarla uyutmuşlar istisnaları hariç tutarak. Meydanı boş bulup at koşturmuşlar, eee ölmedi ki yaralı Küheylan ! sadece yaşlandı artık yavaş yavaş...

    Hayatı, maneviyatı, rakamsal sayılarla ifade etmişiz, ama bir b.ka fayda verememişiz...

    Övündüklerimizin, gurur duyduklarımızın değeri nedir ?
    Bağıra bağıra, kendimizi yırta yırta ve üzerine basa basa egoist kelimeler kullanmak kime fayda verir. Çok kullandığımız, kalpte yaşayamadığımız ama dilimizde söylediğimiz Allah' mı ?

    Hayatı yalan dolanların içinde beyni işlemci, elleri klavye, gözleri monitör olarak kullanıyorsan insanlığını kaybetmişsindir dostum, sende embesil bir varlığa dönüşmüşsündür aç gözlerini aç...

    Alınan akıl sahiplerine döndüğün sırtınla alnıma enayi yazısını yansıttıran tavırların ve ohh keyfim yerime geldi deyip s.. olup gidenlerin celemesini mi düşünmek lazım, kul hakkını mı ?

    Koskoca yalan dolan... !!

    Kimseye kalıcı bir fayda vermedi sabitlenmiş mekanlarda ! kalmak, sadece geçici hazlar, anlık tebessümler verdi egoları tavan yaptırarak. Ama, ama... Verdiği kalıcı hasarlar, şiddet, nefret, çevredeki insanlardan kopmuşluk hali ile büyük bir zaman kaybından ibaret...

    Öyle kelimeler edilir ki aralarında egositlik, aralarında benlik işaretleri vardır ve insan ! olabilen her varlık farkeder...

    Bıraksın tüm insanlık, yalandan yalakalığı, canım cicim ayaklarını...

    Ne insanlar gördük, ablalar, ağabeyler ve kardeşler ve hepsi sıfır haline düşüp gittiler....

    Yazdıklarımdan aşırı alınmak veya saldırmak yerine biraz daha mantıklı düşünmek lazım. Bir insan kendi içinde bin parçaya bölünür ama dünyanın umurunda olmaz...

    Her ne kadar buradaki nicklerin arkasında emitasyon gerçek üyeler olsada kalpten söylüyorum kafanızda büyütmeyin...

    Boş muhabbetlerin, laylaylomların sonu gelmez ve kimseye de fayda vermez. Anlık keyif uyandırır ama kendinize geldiğinize yine oturup ağlarsınız.. Uzun vadeli motivasyonlar bulmak akıl karı iştir..

    Sevdiklerimiziyapalım ama sevmediklerimizi zorla yapmayalım.


    Bildiğimiz kadar konuşmak, kavrayabildiğimiz kadar fetva vermek, anlayabildiğimiz kadar konuşmak !!

    Car car car diye sinir harbi ile insanların bam teline basıp çıldırtmayı marifet sanmak aciz bir varlık modelidir. Oysaki asıl huzur sukünettedir, özellikle aradan yıllar geçsede aynı çizgiyi koruyabilmektir bize yakışan...

    Kimse kimseye (şu garibanda dahil) anlam vermeye çalışmasın, herkes kendi anlamını bulsun, kendini keşfetmeden başkalarını keşfetmeye çalışmasın yoksa yolun bir bölümünde lastik gibi patlar ve kalır...

    Hayat devam ediyor....

    Hayat devam ediyor....

    Hayat devam ediyor....

    Ama her yerde değil, bazı yerlerde sabit kalıyor
    ...


    Ölüye (pese) ve diriye saygılarımla... !!

  • Muhammed_Furkan
    replied
    Çok kafa tuttum herşeye zamanında, zamansızlık içinde bir anlık zamana muhtaç hallerde,
    Bazen fayda vermez insana hiç bir şey.
    Umut, maddiyat ve maneviyat arasında kuramadığımız denklem, kurmaya çalıştığımız günlük tekerlemeler...
    Biri geri giderken diğeri geriye bakmadan ilerler.
    Ağır gelir bazen sözler,
    Sana doğru dik dik bakan gözler,
    Yıllar akarken derinden aşındırarak,
    Yangın belki söndü ama geriye kaldı küller...
    Ne olaylar,
    Ne yaşamlar,
    Ne bahaneler,
    Ne hevesler....
    Geldi geçti ve gitti yanımızdan...
    Yaşlanmaya yüz tutan yüzüm,
    Çok mu ağlamaya müsait iki gözüm,
    Dağılmadan toparlayamazsın dağınıklığını bazen,
    Kalmadı ise de gücü, yine de var bir kaç edecek sözüm....

    Leave a comment:


  • ranil
    replied
    Orjinal yazı sahibi: aze.. View Post
    evet bu arkadaşımızın yazıları güzeldir..takip ederim hep..
    demek arada arşivlerde dolaşmanın günışığına çıkarmanın faydası var ..)
    evet evet ..
    birde arşivi sen karıştırıp bu güzellikleri gün yüzüne çıkar ..
    çünkü ilgi alanlarımız nerdeyse aynı ..
    senin okuduğunu bende beğeniyorum ..
    buradan da babaya selam olsun ...

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Orjinal yazı sahibi: ranil View Post
    inanırmısın utanarak söylüyorum ama ..ben denk gelmedim bu yazılara ..
    sağol azem iyi oldu ortalara çıkarman ..
    gerçekten güzel yazılar ..
    yazanın ellerine ve yüreğine sağlık ...
    evet bu arkadaşımızın yazıları güzeldir..takip ederim hep..
    demek arada arşivlerde dolaşmanın günışığına çıkarmanın faydası var ..)

    Leave a comment:


  • ranil
    replied
    inanırmısın utanarak söylüyorum ama ..ben denk gelmedim bu yazılara ..
    sağol azem iyi oldu ortalara çıkarman ..
    gerçekten güzel yazılar ..
    yazanın ellerine ve yüreğine sağlık ...

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    etkileyici bir yazı ..

    gitme ..
    kaç kişi için kaç defa gerçekten yürekten söylenen bir kelimedir..!!

    çok kişi için söylenmez,çok defa da söylenmez..yada yürekten söyleyebilen kaç kişi vardır gurur perdesini yıkıp??

    Bu yazıyı daha önce de defalarca okudum ,bazı kısımları özellikle 12den vurdu..
    Kalemine yüreğine sağlık...

    Leave a comment:


  • Muhammed_Furkan
    replied
    Sessizlik ve sensizlik arasındaki iki cümleden ibaret derinlik...

    Her gelmelerin ardından gitmelerin yokluğuna dayanabilmek için yerin katça dibine girip, nefes alamayacak şekilde sessizliğe ve karanlığa gömülmek.

    Her bir yüreğe düşen hatıralar içinde en güzellerini seçebilmek için yorulmuş beynin verdiği sabırlı ve sonsuz mücadele. Derinden çekilen bir ah ve geri verilen nefeste dağılan duman gibi gülüşmelerin olduğu düşler !

    Gitme !

    Kaç kişi için, kaç defa gerçekten yürekten söylenen bir kelimedir ?
    Manası içinde derinliğini hissettiği kadar sahibine anlam katar, hayat verir, bazen ise alır...

    Sevgiler, dostluklar, sevilenler..... Gitmeler !

    Gel-git arasında yuvarlanıp sağa sola çarpmak zorunda bırakılan kör topal bir bedenle yaşamak denen mücadele. Her bir gidenin senden bir parça götürdüğü, her geçen gün yavaş yavaş eksildiğini farketmen, her geçen gün eridiğini görmen kadar acı verici, sanırım hergün ölmek bu olsa gerek...

    Gitmeye meyillileri katmamak hayatına, katmamak ruhuna...

    Bir selamla başlayıp, derinlere giren ve ardından batan bir gemi kaybolan insan parçacıkları !

    Karamsar değilim, karamsar değilsin, sadece gerçekçiyim, gerçekçisin !
    Sadece bir anlık, dünyanın geyiğinden kopup bir başına düşünebilmek.

    Kaç tane yürekte kapanmayan yaraların olduğunu kaç kişi bilmekte, unutmak, unutturmak adına safsatalarla zaman harcamak, kafayı dağıtmak uğruna dağılan karakterlerimizi toplamak için düşünüyoruz. Bir defa geldik ve hızlıca bir defa gidiyoruz !

    Teknolojinin patladığı bir çağda, değerlerimizi kaybedip sevilenlere, sevenlere yüz çeviriyoruz. Bazen çevirmeden yalvarırcasına gitme ! demek zorunda bırakılıyoruz.

    Alevler sarmış etrafı, ya ateşten kurtulmakla, yada dumanından boğulmamakla uğraşıyoruz. Git işine kör şeytan, daraltma içimi. Daraltacaklara sıra gelmeden zıplama benim haneme...
    Hayat boyunca kazıdığım en önemli şey şu ufacık aciz beynime,

    Bugün varız, yarın yok,
    Bugün açsak, yarın tok
    Kimseye kalmadı bu dünya
    Farklı değilsin, bunu aklına sok...


    Ölüye (Pese) ve diriye saygılarımla
    Muhammed Furkan (baba)

    Leave a comment:


  • Muhammed_Furkan
    replied
    Hangi gerçek, hangi mevkiye kadar yanımızda kalmış ?

    Bir çok deneme yanılma yöntemiyle çözüm aranmış, bazen bir dost sözüne gözler kapalı yol alınmış. Gidenlerin arkasından ağıt yakılırken, yeni gelen herşey hayatımıza dadanmış.

    Nerede masum kalmış ?

    Mutasyona uğramış insani değerlerin genetik olarak çöktüğü bir zamanda ne kadar masum ve inandırı bir insan kalmış. Bir el uzattığında samimice içinde korku olmadan tutabilen var mıymış ?

    Varsa da geçmişte kalmış. Mış mış mış. Hayat bir masalmış !!

    Boğaza oturmuş bir yumruk varken düşünceyi geçtim artık, yutkunması bile çok zor. Öyle anlar olur, nefes yetmez ciğerlerine, her çektiğin duman yakar dudaklarından midene kadar inen ağır bir sancı ? İçe çekilen duman mı yoksa keder mi ?

    Harabe olmuş gönüllere su damlası taşımak ümidiyle koşarken bir bakarsın bataklığa saplanırsın, bir bakarsın olduğun yerde kök salarsın, bir daha hakikate uyanamazsın !

    Ne zamanlar oldu acıların, mutlulukların coştuğu zamanlar. Artık yavaş yavaş duygusallıktan çıkan ruh, mantık zincirinde yürümek için mücadele vermektedir. Her bir yere düşüren tekmede daha da güçlenmektedir. Düşüpte kalkamayanların etrafında telef olduğunu görerek...

    Devam ediyor nefes alışlar...

    Devam ediyor mücadele...

    Devam ediyor sessizliğe haykırış son nefese kadar !!!




    Ölüye ve diriye saygılarımla...

    Leave a comment:


  • Muhammed_Furkan
    replied
    Sağolasın Azemarenc...

    Ara ara yazmaya çalışırız İnşallah.

    Hayat bize kısa molalar verirse eğer bunca koşuşturmacanın ardından.

    Bir nefes alıp verişi arasında geçti sanki onca yıl anlam veremiyor insan. Geride bırakılanlara bakıldığında çöp yığını gibi, geri dönüşüm bile yapılamayacak materyallerle dolmuş, doldurulmuş beynimiz, ruhumuz, kalbimiz. İçinden belki işe yarar diye birşey çıkarmaya çalışıyoruz ama nafile !

    Biri doğdu, biri vefat etti, biri ayrıldı, biri evlendi, biri kaldı diğeri taşındı.
    Kimler hangi karanlık sokaklarda ne kadar taban aşındırdı ?

    Sürüklüyor sel suyuna kapılmış taş gibi bizi hayat denen ömür törpüsü, yavaş yavaş tüketiyor ömrümüzü, yapacağımız ve yapamayacaklarımız hanemizde yazılı !
    Her ne kadar belli hudutlarına erişim izni verilsede asıl hatları belli olmayan kaderimiz alnımıza yazılı !

    Yazacaklarım, geçmişte yazdıklarımdan kalan sadece birazcık tortu. Çok derin yazmak istemiyorum artık yaşlandım sanırım..

    Herşey zamanında güzel...




    Ölüye ve diriye saygılarımla.

    Leave a comment:


  • Muhammed_Furkan
    replied
    Aradan yine uzun zaman geçmiş...

    Yazdıklarıma baktım, sanki başka bir yabancı yazmışda ayna karşısında kendimin diğer halini görüyorum, okuyorum, düşünüyorum.

    Yıllardır aynı şeyleri yazıp duruyorum, dalgalar arasında bir batıp bir çıkıyorum. Kimine anlamlı geliyor, kimine ise kafa ütüleme. Kimine ise üzerine düşülmesi gereken gerçekler, kimine göre ise aman zaten dünyaya bir kere geldik lakırdıları içinde aşağılayıcı gülüşler.


    Dünyaya bir kere geldik elbet, bir kere de imtihan olacağız !

    Bin kere ağladık, bin kere güleceğiz.

    Bin kere bölündük, bin kere toplanacağız.

    Her bir atılan adımda daha bir olgunlaşacağız...

    Hayatın zilli zurnalı laylamlomlarından başımızı kaldırabildiğimiz an kendi dünyamızdaki sessizliği hissedecegiz, ve o zaman başkasının kusurlarını aramak yerine kendi halimizi düzelteceğiz.

    Taş attık birilerinin başını yardık zamanında, bazı attığımız taşlar kendi kafamızı yardı. Hata yaptık bazen, bazen ise doğru yanlışlar kalabalıklar halinde üzerimize gelirken.

    Kim için ne değişti ? Kim için ne farketti ?

    Şu an herkes kendi sanal olmayan gerçek hayatında bir mücadele vermiyor mu ?

    Herkes alınteri dökerken birileri kan dökerek mi mutlu oluyor ?

    Birileri doğru konuşmanın faziletini bilirken, birileri sürü psikolojisi halindeki yalanlarımı savunuyor ?

    Herkes kendi dünyasının kralı fakat bu dünyanında en büyük kralı var !



    Ölüye ve diriye saygılarımla...

    Leave a comment:


  • sevde_
    replied
    Gözler daha donuk, daha ümitsiz gibi görünsede insanlık namına değerler yine de son nefese kadar umut çıkmayacaktır bedenden.
    Manevi boşlukların, fizyolojik zorlukların, psikolojik eylemlerin arasında yol alabilmek için sağlam bir sabıra ve cesarete gerek vardır...
    baba yine harika yazmışsın, gerçekleri göz önüne sermişsin bu sitenin sana yazılarınıza ihtiyacı var. Yazılarınızı daha sık görebilmek dileği ile. Yüreğinize sağlık.

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Geç oldu, teşekkürler elzemm....

    ...... Zaman daha da hızlı geçer olmuş ay değil aylar girmiş araya...

    Halden anlamazların içinden çıkma çabaları hala devam etmekte baba' da. Bazen tek bazen topluluk halinde egoist duvarları yıkmak için hücum etmekte son nefese kadar...

    Çekilen her bir nefeste, beyine resmedilen her bir canlı görüntüde, işitilen yalan veya doğru her cümlede devam etti mücadele.

    Yıkıktı kaldırıldı,
    Kırıktı onarıldı,
    Onarılmıştı dağıldı....

    Derken değişen zaman ve mekan kavramları arasında kolaya kaçmak her işin özüydü zora gelemeyen insan için...

    Çok derine giripte derindekileri yüzeyin oksijensizliğine mahkum olmuşlara çıkarmaya gerek yoktu hiç. İsteyen yüzeyden, isteyen derinden giderdi.

    Hesap ediyorum dünden, bugünden geriye kalanları ve geleceğe kalacak olanları. Artıların yanında gözle görülecek kadar eksilerde hanemize eklenmiş. Temizlemeye kalksak uzun zaman alacak, nasıl ki her sabaha sigarayı bırakmış halde kalkacağım diye gece son bir dal içmek derinden, kalktığında ise aklına kahvaltıdan önce ilk sigara gelmesi gibi. Yapamadıklarımız, yapmak için çaba veripte gerçekten inanmadıklarımız için yas törenleri düzenliyoruz hergün sosyallikten koparak... İçimize kapanıyoruz, anlam veremiyoruz, verdirmiyoruz. Bazende çok bencil davranıyoruz...

    Beden çok fakat ruhlar kimsesiz kalmış.
    Akıl çok ama raflarda duran tozlu kitap gibi örümcek ağına maruz bırakılmış.

    Bıkık hallerde sıkık şekilde zıpkın gibi dik durabilmek için verilen çabanın içten içe çöküşüne kaç kişi şahit olmuştur. Kimlerin arkasında duyguları kalmış, kimler arkasında umutları paramparça paçalarına takılmış. Kimler arkasında hatırlanacak çok güzel birşey kalmış...

    Bazen hayata bayıktım, bazen ise karşımdakine göre düşüncelerimle tipi kayıktım, ben en büyük okyanusa bile atladım zamanında deliydim, tek başına küreksiz bir kayıktım...
    Her yanlışımda bir doğruluk payı, her doğrumda yanlışa yönlendirilebilen bir açık kapı buldum, kapamaya çalıştım kendi içimde boğuldum. Her iyi niyetle gelenlere bile duvarlarımdan bir sınır koydum, kaldırmadım çünkü arada kötülerle vuruştum...

    Gözler daha donuk, daha ümitsiz gibi görünsede insanlık namına değerler yine de son nefese kadar umut çıkmayacaktır bedenden.

    Her içe saklanmış maneviyatın yeniden doğuşunda daha bir aydınlanacakır karanlığa ve kimsesizliğe terk edilmiş kalpler. Elbet herkesin kendi kıyameti koparken bir bir kendi cenneti de verilecektir her bir doğrusuna sağlam sarılarak...

    Manevi boşlukların, fizyolojik zorlukların, psikolojik eylemlerin arasında yol alabilmek için sağlam bir sabıra ve cesarete gerek vardır...


    Ölüye ve diriye saygılarımla...

    Leave a comment:


  • Elzemm
    replied
    Sagopa Kajmer-Dil yaratmakta en asil silahları


    Batık güneş, soğuk zemin
    Boğuk nefes, içim emin
    Tahrik son radde kalbim boş bir cadde, yüzler serin
    Güven uzaklaşır içimden, bu kuşku iğneler derin
    Benim kendimden başka sadığım varsa bana verin
    Kaçıncı kuyuyu kazmaktasın, içine beni düşürmek için?
    Biriktirdiğin toprakların, soluklarımı kesmek için
    Bak bir bildiğim var, öl demezse tanrım yaşar kul
    Taşar deniz, yüzer balık, batmaz bizim kayık
    Aşar boyumu dalga, loş bir oda bu boş kağıtların içinde oturduğu
    Yalnız adamın dilsizliğine eşlik eder taş duvar
    İçimde şefini kaybeden bir orkestranın hüznü var, dışımda Charlie Chaplin gülüşü
    Kimsenin bir kimseden bir farkı yok, çıkar en önde
    Kalabalık bir dost listesi, gereksizler tepelerinde
    Anladım ki geçti yıllar adlarını unuttu dilim
    Bir yere kadar dayandım, yol ortasında bitti pilim

    Tercihini yap, seçeneklerinden seç
    Geç köprüyü sınavın sonu malum
    Dil yaratmakta en asil silahlarını
    Cümleye yükle cephaneyi bekle

    Zaman yalancılarla, arsızlarla geçer, irdeledim
    Henüz küçüksün, ben de senin yaşlarında asileştim
    Annem babam öğüt verirdi, en doğrusunu ben bilirdim
    Hayat denen ekmekten bir dilimdim ben de yendim
    Unutma bir delil gerek, bir dostluk kanıtı lazım
    Ucu kırılmış bir kurşun kalemle, kalemtraşın aşkı misal
    Dost masal, bir önsözü ve birde buruk sonu var
    Kısa bir süre güneş açar yanarsın, sonra kar yağar donarsın
    Karanlık olmadan aydınlık değersiz bir pırlanta
    İçini dinle sesini duy, konuş ruhunla karanlıkta
    Şişman pişmanlıkların içini kemiren
    Utan, sıkıl, korkma, geçer
    Kaderin eli içimizden en zayıf halkayı seçer...

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Yine uzunca bir süre geçmiş...

    Yine değişen tortular arasında değişmeyenler kalmış. Biri yanmış, biri bakmış, biri ip üzerinden atlarken bacağını kırmış...

    Dünle bugünü topla ve çıkar birbirinden eşittir sonuç !

    Kapıma gelen her bir dilenci için kapıyı açmak yerine sadece delikten bakıyorum ve tedirginlik hali ile tekrar koltuğuma oturuyorum. Bugüne varım hala ve yarına ne olacak halim bilmiyorum.

    Aklıma gelen ve giden onca fikirlerin, düşüncelerin içinde yine olduğum anda keyfime bakmak istiyorum fakat bakamıyorum. Keyif alamıyorum keyfiyeti iki laklak zanneden embesillerin tiki hallerine hiddetlenerek..

    Ortada ben varım, etrafımda bir daire, ne giren çıkabiliyor nede çıkan girebiliyor. Hayat böyle anlamlı ve güzel oluyor ki kalkarsa şayet sınırlar, yine gerilecek sinirler. Yine düzenler bozulacak, yine hayat denen tadın şekeri terk edip yerini zehire bırakacak !!

    Doymak bilmeyen nefslere, görmek bilmeyen gözlere, duymak istemeyen kulaklara ve söylemek istemeyen dillere koydum koskoca bir bant... Böylesi daha iyi, böylesi daha umut verici...

    İki laklak, bir tam birazda çatlak.
    Ömür gidiyor tepetaklak...

    Yanıyor bir bir hatıra denen olgular yerine daha beter acıları bırakarak...

    Anlamanın yolu kavrayabilmekten geçer bilirim
    Perde yine kapanır bir süreliğine
    Ölüye ve diriye saygı, selam ederim.....

    Leave a comment:


  • Guest's Avatar
    Guest replied
    Ekstra yoruma veya kelama gerek yoktur...

    http://www.dailymotion.com/relevance...a-kajmer_music


    Ölüye ve diriye saygılarımla...

    Leave a comment:

İşleniyor...
X