Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Herkesten öğrenilecek birşey vardir!

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Herkesten öğrenilecek birşey vardir!

    Bir bilge göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür..

    "Benim bundan öğrendiğimm şu oldu" der;

    Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.
    Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için.

    Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır mutlaka...
    Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

  • #2
    güzelmiş... çok teşekkürler kimyon.
    Şuna inanmak lazımdır ki, Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir (Mustafa Kemal Atatürk)

    Yorum


    • #3
      kimsenin birşey öğrenmeye niyeti yok.

      Yorum


      • #4
        görmek lazım ...
        "Özgürlük" diye böğürmeyi seversiniz hepiniz en çok; oysa ben, çevresinde çokca böğürme ve duman bulunan "büyük olaylara"a inanmayı unuttum

        Yorum


        • #5
          evet vardır

          Yorum


          • #6
            Tüm dostlara selam olsun...

            Sonsuz bir karanligin içinden dogdum.
            Isigi gördüm, korktum.
            Agladim.

            Zamanla isikta yasamayi ögrendim.
            Karanligi gördüm, korktum.
            Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi. ..
            Agladim.

            Yasamayi ögrendim.
            Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu;
            aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu
            ögrendim.

            Zamani ögrendim.
            Yaristim onunla...
            Zamanla yarisilmayacagini,
            zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...

            Insani ögrendim.
            Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...
            Sonra da her insanin içinde
            iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

            Sevmeyi ögrendim.
            Sonra güvenmeyi...
            Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu,
            sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu
            ögrendim.

            Insan tenini ögrendim.
            Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..
            Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.

            Evreni ögrendim.
            Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.
            Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigin ögrendim.

            Ekmegi ögrendim.
            Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.
            Sonra da ekmegi hakça ülesmenin, bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.
            Okumayi ögrendim.
            Kendime yaziyi ögrettim sonra...
            Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...

            Gitmeyi ögrendim.
            Sonra dayanamayip dönmeyi...
            Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

            Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...
            Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.
            Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.

            Düsünmeyi ögrendim.
            Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.
            Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek
            oldugunu ögrendim.

            Namusun önemini ögrendim evde...
            Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;
            gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el
            sürmemek oldugunu ögrendim.

            Gerçegi ögrendim bir gün...
            Ve gerçegin aci oldugunu...
            Sonra dozunda acinin, yemege oldugu kadar hayata da
            lezzet kattigini ögrendim.

            Her canlinin ölümü tadacagini, ama sadece bazilarinin
            hayati tadacagini ögrendim.

            Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
            Olur ya ...
            Kalp durur ...
            Akıl unutur ...
            Ben dostlarımı ruhumla severim.
            O ne durur, ne de unutur ...

            MEVLANA
            Kimsenin seni üzemeyeceği kadar güçlü olduğunda ve sen kimseyi üzmeyecek kadar iyi olduğunda; mutlusun demektir .

            Yorum


            • #7
              Namusun önemini ögrendim evde...
              Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;
              gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el
              sürmemek oldugunu ögrendim.



              Her canlinin ölümü tadacagini, ama sadece bazilarinin
              hayati tadacagini ögrendim.


              Mevlana'nın diğer şiirleri gibi bu da güzelmiş, paylaştığın için teşekkürler.
              Her şey güzel olacak...

              Yorum


              • #8
                öncedende okumuştum güzel bir hikaye.Bu arada herkezin ramazanını kutlarım,Hayırlı ramazanlar...

                Yorum


                • #9
                  Çok güzel bilgileriniz için korkunun ecele faydası yok. paylaşımlarınız çok iyi ve güzel saygılarımla

                  Yorum

                  İşleniyor...
                  X