Yaşlılık Psikolojisi

yaşlılık psikolojisi

Yaşlılık Psikolojisi: Son yıllarda tıbbın gelişmesi, bireyin kendine ve yaşamına daha fazla değer vermesiyle ortalama insan ömrü uzamış, dünyada nüfus ise artmıştır. 2010 yılında dünya nüfusunun %7,3’ünün 65 yaşın üstünde olacağı öngörülmektedir. (Edirne 2000 Geriatri kongresi)

Yaşlılık dönemi 65 yaş ve üzeri olarak kabul edilir. Algılamada yaşlanmayla birlikte bir azalma, yaratıcı yeteneklerde bir azalma, dikkatsizlik, daha yavaş düşünme hızı görülebilir. Buna karşın yaşam deneyimleri ile birey zenginleşmiş olduğundan, iyi bir değerlendirme ve zengin konuşma dili ise kazançlarıdır. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya, hareketlerindeki yavaşlama da eşlik edebilir. Ribot kanununa göre, yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalır ve yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur.

Zihinsel değişikliklere paralel olarak, kişilikte de değişiklikler oluşabilir. Yeni durumlara uyum sağlayabilme, yeni düşünceleri kabul etmede güçlük yaşayabilir. Çevreye karşı daha az ilgili, kendi bedenine ve kendine karşı daha ilgili olup, ilişkilerde daha derin ve seçici olabilirler. Yeniliklerden ürkebilirler ve eski yaşamlarını özleyerek genç nesille aralarındaki uzaklık artamaya başlayabilir.

Yaşlılıkla birlikte bedende fiziksel yakınmalar da artar. Sağlıklarına aşırı önem verme, her gün bir hastalıktan söz edip, sık sık doktora başvurmalar artabilir. Ayrıca aşırı tutumluluk, kişisel eşyalarına karşı bağımlılık geliştirebilirler.

Yaşlılık bireyin geçmişini de daha sıklıkla sorguladığı bir dönemdir. Kişi geçmişinde kendisine doyum veren bir hayat yaşamışsa, hedeflerine, isteklerine, ideallerine yaklaşabilmişse, yaşlılığı daha kolay kabullenir. Üretkenlik döneminde yapamadığı etkinliklere katılabilir. Seyahat etmek, okumak, Artık daha genişlemiş olan ailesine ve arkadaşlarına zaman ayırmak gibi, yaşamını zenginleştiren şeyler yapabilir.

Yaşlılığı kabullenme her bireyin dinamiklerine göre değişir. Maddi olarak güvencesi olması ya da az olması, ailesi ve dostları içinde sevdiği kişileri kaybetmiş olması, kendini fazlalık olarak hissetmesi, yakınlarına yük olduğunu varsayması yaşlı kişileri etkileyebilir. Huzursuz bir dönem başlayabilir ve yaşlı kişi depresyona girebilir.

Yaşlılıkta Görülen Organik Hastalıklar

* Alzheimer

* Demans ( Bunama )

Yaşlılıkta Görülen Psikolojik Hastalıklar

* Depresyon

Kişi geçmiş yaşantısında ve şimdiki yaşantısında kendine ve ürettiklerine saygı duyamıyorsa depresyon başlayabilir. Geçmişteki hatalarını düzeltebilmek için ikinci bir şansı olmadığını anlar. Bazen yaşlılığı İNKÂR etme ve depresyonun bedensel bir hastalık olarak (Somatizasyon) ortaya çıkması görülebilir.

* Mani

Yaşlı hastada mani bir günün bir kısmında canlı ve neşeli iken, birkaç saat sonra depresif ve bitkin hale geçişi olarak tanımlanabilir. Sık sık duygu durumları değişir, şüpheci olabilir. Bir konu üzerinde, konuya fazla girmeden konuşma biçimi olan ” fikir kaçışları ” görülür.

* Yaşlılarda Anksiyete Bozuklukları

Genel olarak geleceği konusunda endişe yaşamaya başlar, çaresizlik duyguları artar. Basit fobiler ve saplantılı düşünceler görülebilir.

Yaşlı insanlarda görülen bu hastalıklar psikiyatri + psikoterapi ile tedavi edilirler.

Alzheimer

Alzheimer beyinde yıkılma ve yozlaşma hastalığı olarak tanımlanmıştır. Yaşlılık öncesi ve yaşlılıkta en çok görülen bunama nedenidir.

Birey daha önce öğrendiği bilgilerini hatırlamada olsun, yeni bilgilerini hatırlamada olsun, sürekli güçlük çeker. Yeni bilgileri öğrenmede ve saklamada karışıklık çeker.

Hastanın duyu – organ işlevlerinde bozukluk görülmez ama objeleri tanımada ve tanımlamada güçlük çekmeye başlar. Tasarlama bozulur. Yaşlılık öncesi başlayan Alzheimer hızlı gelişmesine karşın yaşlılıkta başlayan Alzheimer ağır ve sinsi gelişir. Hastanın kişiler arası ilişkilerini ve toplumsal rolünü olumsuz etkileyerek, geriye dönemeyerek ilerler. Hasta ruhsal bir gerileme de yaşayarak sonunda çöküntüye gidebilir.

Bütün bunamaların ( demansların ) %60’ını Alzheimer hastalığı kapsar.

Yakın bellek ( yeni öğrenilen şeyler ve yeni yaşanan olaylar ) bozukluğu ve entellektüel işlevlerde azalma şeklindedir.

Başlangıçta işe başlamada isteksiz, hevessiz olma, ilgi duymama, günlük işleri yapmada ihmal, zevk veren uğraşılardan vazgeçme gibi belirtiler görülebilir. Gittikçe ilerleyen unutkanlık meydana gelir. Kişi aynı soruyu durmadan sorar, o soruya verilmiş olan yanıt akılda kalmaz. Kişi yeni olmuş günlük olayları anımsamazken, eski hatta çok eski olayları anımsar. Yolunu, yerini kaybeder. Uzun yolculuklara çıkamaz. Huzursuzluk ve birşeyler yapma isteğinin kaybolması çok görülür. Hastalık ilerleyince yürüme bozukluğu, idrarını kaçırma, toplumdan uzaklaşma ortaya çıkabilir. İleri safhalarda hasta yatalak olur.

Hastalığın nedeni bilinmemektedir.

Bunamalarda tedavi, ekip olarak uygulanır. Nörolog hastaya bunama tanısını koyar. Bu bunamanın iyileştirilebilecek diğer nedenlere bağlı olup olmadığı da hastane araştırmaları ile saptanır ve tedavi planı hazırlanır.

Bunama (Demans)

Bunama zihinsel işlevlerin tümünde genel bir azalma ve entellektüel gerileme halidir. Yakın bellek bozukluğu ( yeni öğrenilen şeyler ve yeni yaşanan olaylar) belirgindir. İlerleyicidir. Yaşlılıkta en sık ve en ciddi görülen hastalık grubunu oluştururlar. (Bakınız Alzheimer )

Titreme (Tremor)

Nedenleri ve riskleri

Belirli kas gruplarının sinirlerinden kaynaklanan bir problemdir. Tüm vücudu ya da vücudun belli bir bölümünü etkileyebilir. ( Örn. El titremesi )

Titremenin birincil belirti olduğu durumlar şunlardır :

1- Ailevi tremor ( Ailesel )

2- Esansiyel tremor ( Nedeni belli olmayan )

3- İlaç alımına bağlı tremor

Başka hastalıklarda ise titreme hastalığın diğer belirtilerine eşlik eder.

Belirtiler:

1- Titremeler tek başına, kendiliğinden, geçici ya da aralıklı olabilir.

2- Saniyede 6 – 10 kez meydana gelebilir.

3- Baş, eller, kollar, göz kapakları veya diğer kaslar etkilenebilir.

4- Vücudun alt kısmı genellikle etkilenmez.

5- Vücudun her iki yanı eşit şekilde etkilenmez

Titreme, istemli hareketlerle veya stresle daha çok artar, uykuda kaybolur.

Araştırma testleri, tremorun tahmin edilen nedenine göre yapılır.

Tedavi:

Eğer titreme günlük aktiviteyi çok etkilemiyorsa tedaviye gerek yoktur.

Kişinin yapısına göre çeşitli ilaçlar önerilebilir. Kafein içeren içecekler ve diğer uyarıcılardan sakınmak gereklidir.

Titreme şiddetliyse, özellikle ince motor hareketlerini etkiler ( Ör. Yazı yazmak, konuşmak gibi )

Günlük aktiviteyi etkileyen titremede, mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Menopoz

Menopoz, bütün kadınlar için hayatlarının bir döneminde karşılaşacakları yeni bir başlangıçtır. Kısa bir süre öncesine kadar yakın arkadaşlarıyla bile konuşmaktan çekinen kadınlar, artık yaşamlarının bu önemli dönüm noktasıyla ilgili daha çok bilgi sahibi olmak istiyorlar. “Menopoz nedir?”, “Bu dönemde beni neler bekliyor?”, “Bu dönemi nasıl daha rahat geçirebilirim?”, “Hormon Replasman Tedavisi nedir?” gibi sorulara yanıt arıyorlar.

1- Menopoz hakkında genel bilgiler

a) Menopoz nedir?

Bir kadının hayatının orta yaşlarında (sıklıkla 45–55 yaşları arasında) adet dönemlerinde bazı değişiklikler meydana gelebilir; adetlerin düzeni ve şiddeti değişebilir. Sonunda adetler kesilir. Kesin olarak kadının gördüğü son adet menopozu işaret eder. Bunun nedeni, yumurtalıklardan yeteri kadar östrojen salgılanımının kesilmesidir. Menopoz bazen hayat değişimi olarak ifade edilir ve kadının doğurganlık döneminden kısırlık dönemine geçişini tanımlar.

b) Menopoz neden meydana gelir?

Her kadın doğurganlık yıllarındaki seks hormonlarının (örneğin östrojen, progesteron) yapımından sorumlu sabit sayıda yumurtalık folikülleri ile doğar. Herhangi bir zamanda tüm yumurtalık folikülleri kullanıldığında, yumurtalıklar seks hormonlarının yapımını keserler. Bu hormonların, özellikle östrojenin eksikliği durumu, menopoz ile sonuçlanır. Hormon Replasman Tedavisi, hormonal dengeyi korur.

c) Menopoz ne zaman meydana gelir?

Menopoz zamanı kadından kadına büyük bir değişkenlik göstermekle birlikte, sıklıkla 45–55 yaşları arasında meydana gelir. Ortalama menopoz yaşı 51’dir.

d) Menopoz ne kadar süre devam eder?

Menopoz yumurtalıkların östrojen yapımını kesmelerinden itibaren gerçekleşen bir hayat dönemidir. Hayat boyu devam eder.

2- Fiziksel değişiklikler

a) Menopoz döneminde hangi belirtileri yaşayacağım?

Menopoz döneminde kadınların çoğu değişen derecelerde menapozal belirtileri yaşarlar. Sıcak basmaları ve gece terlemeleri en sık görülen belirtilerdir. Aynı zamanda uykusuzluk ve huzursuzluk şikâyetleri olabilir. Bu belirtiler, birkaç aydan birkaç yıla kadar devam edebilir. Terlemeler ve sıcak basmaları (sıcak dalgaları) sıklıkla yüz, boyun ve göğüs üst kısmına yayılır. Diğer belirtiler arasında çarpıntı, depresyon, cinsel isteğin kaybı, vajinal kuruluk, eklem ve kas ağrıları bulunabilir. Postmenapozal kadınlarda erkek tipi kıllanma görülebilir. Kellik nadiren görülmesine rağmen saç kaybı ve özellikle yüzde kıllanma görülür.

b) 47 yaşındayım . Hangi semptomlar menopozda olduğumu anlamamı sağlar ?

Miktar ve süre olarak değişen düzensiz adet kanamaları bir gösterge olabilir. Aynı zamanda; sıcak basmaları, terlemeler ve uykusuzluk gibi tipik menopozal şikayetler görülebilir. Yakınmaların yoğunluğu kadından kadına farklılık gösterir. Bu tip semptomlardan etkilenmeyen kadınlar da vardır. Belki, siz o kadınlardan birisinizdir. Bir hormon testi yaptırarak, doktorunuz kolaylıkla menopozda olup olmadığınızı anlayabilir.

c) 59 yaşındayım. Birkaç yıldır menopozal semptomları yaşıyorum. Daha ne kadar devam edecek ?

Menopoz yaklaşık olarak hayatın 42. – 45. yılları arasında başlar ve genellikle fiziksel şikayetler 8 – 10 yılda sona erer. Kesin zaman kadından kadına farklılık göstermekle birlikte, tipik şikayetler sıklıkla yalnızca birkaç yıl görülür. Bununla beraber, uzun süreli östrojen eksikliği sonuçları (Örneğin : kemik kaybı ve jalp hastalığı riskinde artış) yaşam boyu etki gösterir. Tipik şikayetler Hormon Replasman Tedavisi ile ortadan kalkar.

d) 49 yaşındayım. Birkaç aydır artan miktarlarda saçlarım dökülüyor. Menopozla bir ilgisi olabilir mi ?

Menopozda bazı kadınların saçlarında dökülme görülebilir.Hayatın bu döneminde vücutta dişi ve erkek hormonları arasında bir dengesizlik gelişebilir. Vücutta sürekli östrojenlerin azalması sonucu erkek hormonları hakim duruma gelir. Erkek hormonlarının hakim duruma gelmesi sizin saçlarınızı da “erkeksileştirir”. Vücut kılları artar ve başta saç kaybı meydana gelir. Daha ileri giderek, yağ bezlerinin aktivitesinin artmasına neden olabilir. Ciltte sivilceler ve yağlanma meydana gelmesi ile sonuçlanabilir. Hormon replasman tedavisi hormonal dengeyi korur.

e) Cildim çok kuru ve sağlıksız . Menopozun bu durumda bir rol oynadığı doğru mu ?

Menopoz döneminde bir çok kadın ciltelerinde değişiklikler gözlemler. Yetersiz kanlanma ve daha az nem depolanması nedeniyle, sıklıkla cilt incelir. Bu durum sadece doğal yaşlanma olayına yüklenemez, fakat aynı zamanda östrojen seviyelerindeki azalma da sorumlu tutulur.

f) Ben de , ruhsal durumumda dalgalanmalar yaşayacak mıyım?

Bir çokkadın depresyon, sıkıntı hissi ve hafızanın zayıflaması gibi psikolojik semptomlar bildirmiştir. “Boş yuva sendromu” gibi diğer faktörler, çocukların evden ayrıldığı zaman , bu dönemde ruh durumunuzu etkileyebilir.

3) Osteoporoz

  1. a) Osteoporoz nedir?

Osteoporoz kemiklerin incelmesidir ve menopoz sonrasında östrojen azalması ile ilişkilidir. Kemik yoğunluğundaki azalma, kırıklara eğilimi artırır. El bileği, kalça ve omurga en sık osteoporoza bağlı kırık görülen kemiklerdir. Üç postmenopozal kadından birinde osteoporoz görülür.

  1. b) Osteoporoz önlenebilir mi?

Evet. Dengeli beslenen, sigara içmeyen ve egzersiz yapan kadınlar osteoporozu kendiliğinden önleyebilirler. Ancak bazı kadınlarda bu çabalar da yeterli olmaz. Yüksek risk grubu olarak tanımlanan bu kadınlarda HRT, osteoporoz gelişimini etkin bir şekilde önleyebilir. Bununla birlikte, HRT koruyucu bir tedavidir; hastalığı kesin olarak ortadan kaldırmaz.

  1. c) Bende osteoporoz gelişip gelişmeyeceğinin nasıl bilebilirim?

Menopoz sonrası hızlı kemik kaybının ana nedeni östrojen eksikliğidir. Bu nedenle, erken menopoz osteoporozu hızlandırabilir. Uzun süreli kalsiyum da yetersiz beslenme riskini artırır. Sigara, alkol kullanımı ve hareketsiz , sakin yaşam tarzı gibi sık yapılan yanlışlar da osteoporoz için risk faktörüdürler. Minyon, ince yapılı Beyaz ya da Asya ırkından olan kadınlar osteoporoz açısından büyük riske sahiptir. Doktorunuz tarafından yaptırılan kemik mineral yoğunluğu ölçümleri osteoporozunuzu belirler.

4) Menopozda üriner değişiklikler

a) Gülerken birkaç damla idrar kaçırıyorum. Daha kötüye gider mi? Öksürmekten, spor yapmaktan ve dans etmekten korkar hale gelir miyim ? Çocuk bezi kullanmak zorunda kalmaktan korkuyorum.

Bu çok rastlanan bir şikayettir. Üriner değişiklikler menopozun diğer semptomlarına eşlik eebilir ve hormonal değişikliklerle ilişkilidirler. Hormon eksikliğine bağlı olarak geliştiklerinden, bu konuda çaresiz değiliz. Bu semptomların önlenmesi veya ortadan kaldırılması amacıyla lokal ve/veya genel hormon preparatları kullanılmalıdır. Yaşam kalitesi söz konusu olduğunda, bu süratle ortadan kaldırılması gereken çok önemli bir tıbbi sorundur.

b) Hangi belirtiler lokal (intravajinal) östrojen tedavisi kullanmam gerektiğini gösterir ?

Vajinal kuruluk, kaşıntı, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken ağrı, yanma , sık idrara çıkma gibi belirtilerin görülmesi lokal (intravajinal) östrojen tedavisi kullanma gerekliliği gösterir.

5) Menopozda cinsel yaşam

a) Menopozdan cinsel yaşamım etkilenecek mi?

Bu kişiye bağlı bir durumdur. Östrojen eksikliği sonucu vajina duvarı incelir, vajinada kuruluk meydana gelir ve cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilir. Buna bağlı olarak bazı kadınların sekse karşı istekleri azalır. Bununla beraber, bazı kadınlarda da menopoz sonrası doğum kontrolü ile ilgili endişelerin sona ermesiyle birlikte düzelme görülmüştür.

6) Menopozda doğum kontrolü

a) 48 yaşındayım. Uzun süre yalnızlıktan sonra tekrar evlendim. Doğum kontrolü uygulamam gerekli mi?

Artan yaşla birlikte doğurganlık artabilir. Bununla beraber, her kadın için küçük de olsa bir gebe kalma olasılığı bulunur. Sadece son adetinizin üzerinden yaklaşık olarak bir yıl gibi bir süre geçmiş ise, artık gebe kalmanız beklenemez. Doktorunuz , hormon testi yaparak gebe kalıp kalamayacağınızı kolaylıkla bulabilir. Adet gördüğünüz sürece doğum kontrolü uygulamalısınız.

b) 42 yaşındayım. Yıllardır, doğum kontrol hapları kullanıyorum. Menopoza girdiğimi gösteren işaretler nelerdir?

Tipik menopoz belirtileri sıklıkla sıcak basmaları ya da uykusuzluk kadar, düzensiz ve az miktarda olan adet kanamalarını içerir. Bununla beraber, eğer hala doğum kontrol hapları kullanıyorsanız, bu değişiklikler yoluyla menopoza girdiğinizi anlayamazsınız. Doğum kontrol hapları alındıkları sürece “hormon çekilme kanamaları” adı verilen aylık kanamalar oluştururlar. Genellikle 40 – 45 yaşlarından sonra olası riskleri nedeniyle doğum kontrol haplarının bırakılması ve başka korunma yöntemlerine geçilmesi önerilir.

7) Hormon tedavisi

a) Hormon replasman tedavisi nedir?

Hormon Replasman Tedavisi, menopoz sonrası artık doğal olarak oluşturulmayan dişi hormonlarının düşük dozlarda yerine konması demektir. Rahimi (uterus) olmayan kadınlara sadece düşük doz östrojen ve rahimi (uterus) olan kadınlara düşük doz östrojen+progesteron tedavisi uygulanır.

Yaşlılık Psikolojisi ve Estetik Ameliyatlar

İlk insandan bugüne, insan canlısı daha iyiye, daha güzele, sığlıktan zenginliğe doğru bir ilerleme içindedir. Freud bu ihtiyacımızı içgüdülerimizin belirlediğini söylerken, Jung bunun özbenimizden gelen bir istek olduğunu söylemiştir. Bugün ABD’de büyük önem kazanan ” Nesne ilişkileri teorisyenleri ” varoluşçu terapistlere göre ise bireyin yaşamında varoluş referans noktası kişiler arası ilişkilerdir. Kişiler arası ilişkiler kuramında kabul edilme, değerli olma, ait olma, yapabilme, yaşam kalitesini artırma, spontanlık ve yaratıcılık, kişisel zenginleşmeye doğru sürekli ilerleyen bir harekettir. Bu hareket bir gün kendimiz ve sevdiklerimiz için ölüm ve yaşlanma gerçeği ile bireyi yüzyüze getirecektir. Ölümsüzlük, genç kalmak, yaşlanmayı durdurmak, insanlık tarihinden bugüne, bilim adamları ve araştırmacıların en çok ilgisini çeken alanlardan birisi olmuştur.

Yaşlanma ve yaşlanma ile bedenimizin görüntüsünün değişmesi, bedenin eskimesi, organların bazı işlevlerinin bozulmasının sonucu olarak bir organın cerrahi olarak çıkarılması ve fiziksel görüntüsünün bozulması, herkeste değişik psikolojik tepkilere neden oluşturur. Bu tepkilerin derecesi kişiden kişiye ve ortaya çıkan bozulmanın derecesine göre farklılık gösterir.

Yaşlanmanın yanında bedensel kusurlar ve bedenin dış görünümündeki değişiklikler, kişiden kişiye değişik anlamlar taşıyabilir. Kişinin kişilik yapısı, beden imgesi, fiziksel görünümünü kabul ediş biçimi ve yorumlar, başkalarının kendilerini küçümseyebileceği kaygılarıyla toplum içine karışmak, kişiler arası ilişkiler kurmakta çekinceler yaşayacak boyuta ulaşabilir.

Birey, kimliğini geliştirme ve zenginleştirme, daha çekici olabilme, ya da kusurlu bulduğu bir beden bölgesinin, daha estetik ve düzgün bir görünüm kazanması amacıyla estetik bir cerraha başvurabilir. Olağan koşullarda çağdaş bireyin kendisini daha iyi hissedebilmesine hizmet verdiği günümüzde giderek gelişen tıbbi beceri ve teknikler büyüleyici sonuçlara ulaşmıştır. Kadınlarda hamilelik ve doğum sonrası kaçınılmaz olarak yağlanma ve sarkma gibi beden değişiklikleri oluşacaktır. Rejim ve sporla bazen bu olumsuz değişiklikler düzelmemekte ya da uzun zamanı içermekte ve kadın kendi bedenine yabancılaşma duygusu yaşayarak bedenini kabul etmekte güçlük çekmektedir. Eşiyle olan ” cinsel ilişkisinde”, kendi bedenini sevmediği için çoğu kez bunu eşine yansıtmakta, eşinin artık onu beğenmediğini düşünerek yataktan çekilmektedir. Bazen erkek de eşinin bedeniyle ilgili yakınmalar getirebilmekte ve ilişki bozulabilmektedir.

Kadının kendini çekici hissedebilmesi için estetik cerrahi göğüslerin düzeltilmesi, fazla yağların emilmesi, hamilelik lekelerinin kaldırılması gibi işlemlerle kadına, kendi bedenine duyduğu güveni ve sevgiyi kazanmasında bugün büyük destek vermektedir.

Kazalardan sonra görülen bedensel deformasyonlarda aynı psikoloji, bireyi kişiler arası ilişkilerden uzaklaştırmakta, kaygılar bireyin yaşamının tüm alanını kapsamaktadır. Birey estetik cerrahi ile yanıklar, deforme olan organın düzeltilmesi, organ nakli ile ” ben kabulü ” kazanmaktadır ve psikoterapist bu varoluşu desteklemektedir.

Yaşlanmayı durdurmak ve genç kalmak, duygularda estetik, düşüncelerde estetik, yaşam alanlarında estetiği önemseyen bireylerin ihtiyacı olabilmektedir. Terapist kişinin yaşamını anlamlandırmasına duygu, düşünce ve davranışlarında genç kalabilmiş bir bireyin bedensel olarak da gençleşerek duygu, düşünce ve davranışları ile bütünleşme ihtiyacında estetik cerrahiyi önermektedir.

Bazen yaşamına anlam katmak, boşluk ve anlamsızlık duygularını bedeninde değişiklik yaparak giderebileceği yanılgısı, bireye hâkim olabilir ve ameliyat sonrası bir boşluk duygusu ve bunalım yaşanabileceği durumlarda plastik cerrah bir psikoterapistin görüşünü almayı gerekli görebilir.

Bugün psikoterapist, estetik cerrah ve hastanın yollarının kesiştiği noktadaki amaç, bireyin kendisi için seçmiş olduğu yolda; iç dünyasındaki estetik, fiziksel görüntü dünyasındaki estetikle yaşamına estetik katma ihtiyacıdır. Bu tıpkı bireyin güzel sanatlarla, müzikle, şiirle ve dansla kendini ifade etmesi, zenginleşmesi ve yükselmesidir.

Dr. Tülay ARSU

Kaynak:www.geocities.com/marufbecene/yaslilikpsikolojisi.htm

Yayınlanma Tarihi: 06.06.2005

About Psk.Dr.Sezai Kalafat 35 Articles
1967 Karadeniz Ereğli’si doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi burada tamamladım. 1993 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden Psikolog unvanıyla mezun oldum. 1996 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesinde yüksek lisansımı, 2012 yılında da İstanbul Üniversitesinde Doktoramı tamamladım. 1993 yılından itibaren üniversitede akademik personel olarak görevimi sürdürmekteyim. Aldığım Eğitimler (Eğitimi Veren, Eğitimin Konusu, Eğitimci, Eğitim Tarihi sırasında verilmiştir): 1- PSİKONET, Şema Terapi: Model ve Teknikler eğitimi, Psikiyatrist Dr. H. Alp Karaosmanoğlu, Ekim 2013; 2- CBTISTANBUL, Kognitif Terapi İlkeleri & Depresyon Tedavisinde Uygulanması, Dr. Emel Stroup, Kasım 2013; 3- CBTISTANBUL, Kognitif Terapinin Anksiyete Tedavisinde Uygulanması, Dr. Emel Stroup, Aralık 2013; 4- CBTISTANBUL, Kognitif Terapi Yönelimli Klinik İlk Görüşme & Terapi Becerileri, Dr. Emel Stroup, Eylül 2014.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*