sınır... neyin sınırıdır benliğindeki düşlerin mi,
tutmak istediğin ellerin mi,
yoksa sana hediye edilen bu ruhun diğerlerinin gözlerindeki çizgisi mi?
insanların tabuları vardır, duaları, tutucu ve karanlık dehlizleri, inatları, korkuları, aşkları... insanların duyguları vardır; hepsi kendini diğerinden farklı tanımlar, farklı yaşadığına saplanır ve gerçekten de bir süre sonra buna inanır.. ama farklı yaşamak gerçek anlamıyla benzerliğin dışına taştığında, rengini bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle çoğalttığında Tanrıyla ters düşerler. E hadi, inanıyordunuz ona, seviyordunuz, şükrediyor ve yalvarıyordunuz.. neden Tanrı' nın farklı yarattığı ruhların aranızda dolaşmasına sınır çiziyorsunuz, betimliyor, tanımlıyor ve düzeltmeye çalışıyorsunuz? Neden yaratılanı yaradandan dolayı sevemiyorsunuz? Ruhunuzun bencil yanı baskın geliyor değil mi?
(Alışılmışın dışında bazen susmak konuşmaktan daha kolaydır.)
