Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Anksiyeteyi hayatıma bir daha girmemek üzere çıkarmak istiyorum artık!

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Anksiyeteyi hayatıma bir daha girmemek üzere çıkarmak istiyorum artık!

    Merhaba arkadaşlar, ben yeni üyeyim. Aslında sadece bu siteyi yeni keşfettim yoksa bu illetlerle uğraşmakta yeni değilim, maalesef, öncelikle burada sorunu olan/olmayan herkese merhaba ve geçmiş olsun dileklerimle başlıyorum kısa hikayeme. Okursanız sevinirim, benimle aynı sorunları yaşamış olanlar, yenenler, ya da yaşamakta olanlar vesaire görüşlerinizi heyecanla bekliyorum..

    19yaşındayım. Meslek lisesi mezunuyum. Şu an 2yıllık bir üniversiteye devam ediyorum. Çocukluğumdan beri bir takım psikolojik sorunlarla uğraştım, ve yaşım ilerledikçe farkına daha da varmaya başladım, dolayısıyla hayatımı çekilmez bir acıya dönüştürmeye başladı. Lise son sınıfa kadar inanılmaz derecede sosyal, yeniliklere açık, neredeyse korkusuz, çok eglenceli, güler yüzlü bir kişiliktim. Arkadaş ortamım hiç eksik olmazdı, hatta o çoğu gruplardaki muhabbetleri açan, sevilen espirili insanlardan biriydim. Lise son sınıfta meslek lisesinin verdiği ağır yük ve ÖSS stresi ile aşırı içime kapandım. O dönem stajım vardı,dershanem vardı ve okulum 11dersti. Hala gece rüyalarıma giriyor, sınavlardan kaldın EveningStar liseyi bitiremiyorsun diye(bunn nedenini sonra anlatıcam.) Neyse o dönem stres benim hep olduğu gibi mideme vuruyordu, önce basit mide bulantısı ilaçları keser olmuştu stresimi çünkü sadece midem bulandıgında stres olurdum. Daha sonra Passiflora filan.. Ama kaç kere okuldan&işyerinden&dershaneden mide bulantısı ve titreme ile geri döndüm eve, o zaman rahatsızlığımı bilmiyordum. Okul bitti, tercihler bitti, ama ben hala mutlu degildim. Derin bir boşluktaydım sanki, sürekli ağlıyordum.

    Sonunda bir psikiyatra gittim ve depresyon tanısı konuldu. 3ay süren Remeron maceramdan sonra daha da kötüleşmiştim. Sınavlarım filan iyiydi ama, kendimi kontrol edemiyordum, panik atak belirtileri göstermeye basladım. ve ilacım Lustral ile değiştirildi. yaklaşık 6-7ay kadar kullandıktan sonra zaten zayıflığı takıntı haline getirmiş bir insan olan ben, her ne kadar ilaç iyi gelmiş olsa bile 49kilodan 41 kiloya kadar düştüm! ve aniden ilacı kestim! Tabi bu benim sonum oldu diyebilirim, yeniden tüm sıkıntılarım başladı, ve doktorumu değiştirdim.

    Ekim ayında başka bir psikiyatr ile konuştum ve bna anksiyete bozukluğu teşhisi koydu. Neden mi diyeceksiniz? Çünkü ben çocukluğumdan beri hayatıma girmiş bir takıntı ile uğraşıyorum arkadaşlar. Öss zamanı sadece bu tetiklendi. Ben çocukluğumdan beri kusmaktan korkuyorum! 5yaşımda bir tatildeyken boğazıma takılan bir yemek yüzünden boğulma tehlikesi geçirip sanırım kusmusum, hatırlamıyorum bile. O günden itibaren 6sene ağzıma meyve suyu ve sevdiğim yemekler harici ( ki bu çok azdı ) hiçbirşey koymadan yaşadım. Bunun sonucunda tabii ki gelişim olarak akranlarımdan eksik kaldım ve lise yıllarımda bu bende takıntı yaptı. Zayıf olduğum için kendimi beğenmiyordum. ortason ve lise3. sınıfa kadar dışarıda yemek yiyebiliyordum, kendi kendine geçmişti sanki, ama şu 2senedir sosyal ortamlara bile giremez oldum artık. Birisi bana buluşalım dediğinde aklıma gelen ilk şey, gittiğimiz yerde yemek önüme gelince ya panik atak belirtileri gösterirsem, karşımdaki bunu anlarsa, ya kusarsam? Üstlelik kusarsam ya çocukluğumdaki gibi eski halime dönersem ne yaparım. korkusu beni yiyip bitiriyor arkadaşlar.

    Artık bu korku hayatımın her alanına yayılmış durumda. Okulumu zaten uzattım, gidemiyorum bile orada ya kusarsam ya bilmem ne diye. Finallere gidemiyorum, rapor alıcam. Yaz okuluna kalırım artık o son çarem, belki okuldan bile atılıcam bu finallere de girmeyerek Umarım kalmam. Mahvolmuş durumdayım, babamın iş yeri var benim orada telefonlara bakmamı istiyor en basidinden bana yardım et diyor adamın yanına bile gidemiyorum. Bu o kadar berbat bir duygu ki.. Hayatımın kontrolü benim elimden çıkmış. Aptal bir korkuya yeniliyorum. İnsanoğlunun en doğal hallerinden birinden bu kadar ölesiye korkmak.. Üstelik bunun getirdiği fiziksel görüntümden tiksinmem.. Güzel bir bayanım, ama istedigim gibi degil. Bunun tek nedenini bilmek ise dha acı verici.. Şu an Mirtaron kullanıyorum. Ve bir daha kilo vermek istemiyorum asla şu an zar zor 47kiloya çıktım daha da almak istiyorum.

    Bu ve bu benzeri olaylar yaşayan var mı .. Tecrübeniz, forumdaki arkadaşlar, sizlerin tavsiyelerine çok ihtiyacım var. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim? Bu sene artık herşey bitsin ve hayat benim için yeniden başlasın istiyorum. Haftaya doktora da gidicem zaten. Kısa demiştim ama uzun oldu galiba, okursanız çok sevinirim. Yardıma gerçekten çok ihtiyacım var.. ve desteğe..

    İyi forumlar.

  • #2
    mirtaron ve remeron aynı ilaçtır. ve çok iştah açar ve uyutarak sakinleştirir. uygun bir ilaç gibi görünüyor. ilaç iyi gelmiyor mu?
    daha önce Lustral kullanmışsınız ve iyi geldiğini söylüyorsunuz. Lustral ve Mirtaron birlikte kullanılabilir.
    ilaçlar arasında iştah açma rekortmeni tartışmasız Zyprexa ve muadilleridir. Zyprexa bir antipsikotiktir.
    bence daha fazla ilaca ihtiyacınız var ve tek ilaç yetmiyor.
    ben 4 değişik ilaç kullanıyorum ama sizinkinden çok farklı nedenlerle.

    Yorum


    • #3
      Merhaba, öncelikle cevapladığınız için teşekkür ederim.
      Mirtarondan memnunum. Yani normalde o ilaç olmadan panik atağım geldi, şimdi şöyle olucak şimdi böyle olucak, eyvah mahvoldum heh şimdi de şu olucak ruh hallerimi en aza indirgiyor. Tabi bu sadece normalde. Ev/okul ortamında olduğumda. Aman boşver diyorum ve neredeyse son 3aydır taş çatlasa 2-3 kez(o da haklı sebeplerle) panik yaşamışımdır.. Fakat gel gör ki, tamamiyle iyi etmedi malesef. İlacı kullandığımdan beri sadece bir kez dışarda yemek yiyebildim tek başıma. ve sınavlarıma giremedim. o kadar deli cesareti vermiyor yani. lustral kullandıgım zaman kendimden çok emindim, herşeyi yapabilirdim neredeyse. ama işte dediğim gibi o da beni çok zayıflattı, zaten çocukluğumdan beri zayıf olduğum için takıntı halindeyim ve bir daha kilo vermek istemiyorum açıkçası

      Doktorum bir psikologada gitmen gerekli dedi, ama gidemedim henüz. Çünkü fiyatlar uçmuş durumda. Devlet Hastanesinde ise en erken 1ay sonraya randevu veriyorlar..

      Yorum


      • #4
        Bak başabileceğin şeylerden korkma. Her ilk bizi korkutur. Unutma doğarken bile ağladık hep. Ama o ağlayışlara değecek kadar korkunç bir yer değil dünya. Mesela hiç çikolata yemeyen birine tadını anlatsan da korkar. Çünkü daha denememiştir. Ama sende bilirsin çikolatanın ne kadar tatlı olduğunu. O yüzden korkma. İyi şeyleri yaşayabilmek için kötülerini de yaşamak gerek. Kusmaktan korkuyorsun anlıyorum ama ne yaparsan yap eğer kusacaksan zaten kusarsın. Seninkisi ölmemek için sana zarar verebilecek her şeyden kaçmak gibi. Ama insanların belli bir süresi var ve ne olursa olsun ölmesi gereken zaman geldiğinde ölecektir. Korkularının üstüne gitmekten çekinme. Korkularını yendikten sonra alacağın haz inan bana çok başka...



        Yaşam ard arda gelen mevsimlerden oluşur.
        Her insan mükemmel yazların ihtişamına ulaşmak için
        birkaç şiddetli kışa katlanmak zorundadır.
        Ve unutmamak gerekir ki, kışlar asla kalıcı değildir

        Yorum


        • #5
          @Hurricane, güzel mesajın için çok teşekkür ederim. İnan bana şu hallerde olupta yine de umutları tükenmemiş olmak bile güzel..
          Umudum var, ama korkularım ondan daha büyük. Yani bilmiyorum ya geçmezse? ah kafada yankılanan o soru yok mu..
          Ya olursa, bazen eeeh be olursa olsun napayım artık diyorum ama. İşte o düşüncelerle birlikte vücudun verdiği tepkiler yok mu?
          O beni savunmasız bırakıyor, tamam sevgili beynim. Sana bir daha duymak istemediğin bir şey söylemicem diyorum.
          Belkide beynimin, duymak istemediklerini söylediğim için bana kızıyordur? Ahhh saçmaladım gene ama

          Yaza kadar iyileşmek istiyorum. Beni çok seven ve İstanbul'u pek bilmeyen bir arkadaşıma buraları gezdirecegime söz verdim. Onu yüz üstü bırakmak istemiyorum, kusura bakma ben sokağa çıktığım zaman acaba kusarmıyım endişesiyle panik ataş yaşıyorum da, o yüzden dışarı çıkamam diyemem herhalde.. ooof of..

          Yorum


          • #6
            Orjinal yazı sahibi: EveningStar View Post
            @Hurricane, güzel mesajın için çok teşekkür ederim. İnan bana şu hallerde olupta yine de umutları tükenmemiş olmak bile güzel..
            Umudum var, ama korkularım ondan daha büyük. Yani bilmiyorum ya geçmezse? ah kafada yankılanan o soru yok mu..
            Ya olursa, bazen eeeh be olursa olsun napayım artık diyorum ama. İşte o düşüncelerle birlikte vücudun verdiği tepkiler yok mu?
            O beni savunmasız bırakıyor, tamam sevgili beynim. Sana bir daha duymak istemediğin bir şey söylemicem diyorum.
            Belkide beynimin, duymak istemediklerini söylediğim için bana kızıyordur? Ahhh saçmaladım gene ama

            Yaza kadar iyileşmek istiyorum. Beni çok seven ve İstanbul'u pek bilmeyen bir arkadaşıma buraları gezdirecegime söz verdim. Onu yüz üstü bırakmak istemiyorum, kusura bakma ben sokağa çıktığım zaman acaba kusarmıyım endişesiyle panik ataş yaşıyorum da, o yüzden dışarı çıkamam diyemem herhalde.. ooof of..
            Yavaş yavaş başla olur mu? Eğer sistemli gidersen çok rahat atarsın bu problemi üstünden. Geçenlerde bir programda izledim. Çerçevelerde parmak izi olmasına sinir oluyormuş bir kadın. Başkasının evi bile olsa alıp siliyormuş. Fobisi varmış görmemeliymiş öyle bir şey. Kadın kendi elleriyle camı kirletti ve resmi duvara astı. O yüz ifadesi o kadar kötüydü ki. Sanki bıçak saplıyorlarmış gibiydi vücuduna. Ama yaptı. Psikolog zorla yaptırdı bunu tabii ki Sende kendi başına yap. Kusarım korkusuyla yiyemediğin şeyleri başta evde ye. Daha sonra dışarıda. Bir şey olmadığını anlayacaksın. Kusmakta kötü bir şey değil.



            Yaşam ard arda gelen mevsimlerden oluşur.
            Her insan mükemmel yazların ihtişamına ulaşmak için
            birkaç şiddetli kışa katlanmak zorundadır.
            Ve unutmamak gerekir ki, kışlar asla kalıcı değildir

            Yorum


            • #7
              Orjinal yazı sahibi: HurricaNe ~ View Post
              Yavaş yavaş başla olur mu? Eğer sistemli gidersen çok rahat atarsın bu problemi üstünden. Geçenlerde bir programda izledim. Çerçevelerde parmak izi olmasına sinir oluyormuş bir kadın. Başkasının evi bile olsa alıp siliyormuş. Fobisi varmış görmemeliymiş öyle bir şey. Kadın kendi elleriyle camı kirletti ve resmi duvara astı. O yüz ifadesi o kadar kötüydü ki. Sanki bıçak saplıyorlarmış gibiydi vücuduna. Ama yaptı. Psikolog zorla yaptırdı bunu tabii ki Sende kendi başına yap. Kusarım korkusuyla yiyemediğin şeyleri başta evde ye. Daha sonra dışarıda. Bir şey olmadığını anlayacaksın. Kusmakta kötü bir şey değil.
              Teşekkür ederimm, ah sonunda bende kendi kusmuğumu asıcam duvara yani Evde yiyebiliyorum hiçbir problem yok, olan dışarıda oluyor hep
              Ama mesajların bana ümit oldu şu an, yarın deniycem mesela ufak menülerle başlıycam yavaş yavaş..
              çünkü ben eskiden bunları yapabiliyordum.. gene yapabilirim..

              Yorum


              • #8
                Orjinal yazı sahibi: EveningStar View Post
                Teşekkür ederimm, ah sonunda bende kendi kusmuğumu asıcam duvara yani Evde yiyebiliyorum hiçbir problem yok, olan dışarıda oluyor hep
                Ama mesajların bana ümit oldu şu an, yarın deniycem mesela ufak menülerle başlıycam yavaş yavaş..
                çünkü ben eskiden bunları yapabiliyordum.. gene yapabilirim..
                Aynen öylee. Güçlü ol ve bir yerden başla...



                Yaşam ard arda gelen mevsimlerden oluşur.
                Her insan mükemmel yazların ihtişamına ulaşmak için
                birkaç şiddetli kışa katlanmak zorundadır.
                Ve unutmamak gerekir ki, kışlar asla kalıcı değildir

                Yorum


                • #9
                  Huzursuzluk, gerginlik bende fazlasıyla var. Dişlerimi fırçalarken, yüzümü yıkarken bile kendimi sıkıyorum. Bazen dikkatimi çekiyor normal zamanda bile gereksiz yere tetikte olduğum oluyor.
                  Her şey güzel olacak...

                  Yorum


                  • #10
                    niye ne oldu ankisiyitenle kavgamı ettiniz. niye hayatından çıkarıyorsun . ne yaptıkı sana. ankisiyeten şimdi tek başına sokaklarda ne yapıcak havalar soğuk kar kış var. üşücek donucak sersefil olacak. hiç utanmıyormusun ankisiyetini terkedip onu yalnız tek başına bırakmaya. çok ayıp.

                    Yorum


                    • #11
                      @darkwater sana vereyim istersen çok düşüncelisin

                      Yorum


                      • #12
                        ' Lise son sınıfa kadar inanılmaz derecede sosyal, yeniliklere açık, neredeyse korkusuz, çok eglenceli, güler yüzlü bir kişiliktim. Arkadaş ortamım hiç eksik olmazdı, hatta o çoğu gruplardaki muhabbetleri açan, sevilen espirili insanlardan biriydim.' Bu parça yaşadıklarınızı anlamlı bir hale getiriyor.insan kendi başına ,istediği şartlarda hayata başlamadığı gibi, kendi keyfince ,sınırsız bir hayat da yaşayamaz.her şeye bir ölçü takdir edilmiştir. ölçüleri taştığımız anda düzeni bozar ve ihtar ediliriz.ihtarlara uymak emniyet ve umudun temel şartıdır, o halde bize düşen durdurulmadan önce duracağımız sınırları bilmek ve sağlığımızın iade edilmesini talep etmektir.dahasını, sizin gibi zeki birine izah etmeye gerek görmüyorum.geçmiş olsun

                        Yorum


                        • #13
                          Yazdığımdan ne anladınız bilmiyorum ama, ben sınırları filan aşmadım. Her gençlik çağında olan insan gibi şen şakrak olan bir insandım. Hala da neşeliyim fakat geçirdiğim rahatsızlıklar yüzünden sosyalleşemiyorum. Bana bir ihtar çekildigini falan düsünmüyorum, zira çocukluğumdan kalma bir takım sorunlar beni o zamandan beri sınamaz herhalde? Bu, çok acımasızca olurdu.

                          Yorum


                          • #14
                            9 Ocak 2012 .. Uzun zamandır yoklamayan panik atağım bütün gün benimle beraberdi.. Final sınavlarıma giremedim.. İyicene battım ben.. Dibe doğru.....

                            Yorum


                            • #15
                              Böyle düşünmemelisin ama.... Bak ne kadar çok insan sana pozitif anlamda bir şeyler katmak için ne kadar olumlu şeyler yazıyorlar.. Tüm bunların üzerine şu son yazdığın mesaj alıp her şeyi çöpe atmış bir anda... Bu hastalığın iki boyutu vardır. Ve buna bağlı olarak iki de tedavisi... Birinci kısım ki % 40 lık bir bölümünü oluşturan ilaçla destek tedavisidir. İkinci kısım ise bilişsel ve inanca dayalı tedavi... ( % 60 )
                              Mesela ilaç alıyorsun bir kere o ilacın iyi geleceğine sebat edip inanmadığın sürece o ilaç sana iyi gelmeyecektir. Ya da yan etkilerini çok daha şiddetli hissedeceksindir. İşte bunlarla birlikte bazı şeyleri de kendinde değiştirmen gerekiyor.
                              Çok küçük örnekler vermek gerekirse... Bana da doktorum söylemişti bunların çoğunu ; Geç kalkan ve gününün bir çok kısmını uykuda geçiren insanlarda psikomatik bozuklukların daha yoğun yaşandığını... Sonra bedenini yormayı öğrenmen gerekiyor.. Teknoloji o kadar ilerledi ki, artık her şeyi o kadar kolay bir şekilde elde ediyoruz ve ulaşabiliyoruz ki, bilgisayarlar sayesinde artık bedenimizi bile çok fazla hareket ettirmemize gerek kalmıyor. Bunun sonucunda, fiziksel olarak yorulmamış bir vücuda, uykuyu sokmaya çalışıyoruz. Hani eskilerin tabiri ile " sızıp kalmak" diye bir deyim neredeyse tarihe karışıyor... Gün içerisinde ne kadar kahve ne kadar çay ne kadar sigara ( içmiyor da olabilirsin ) tükettiğimizi sormuyorum bile. İşte bunlar iyileşme, ya da iyi olma yolunda minik adımlar..
                              Bu arada kullandığın ilaçlarla ilgili olarak şunları söylemek istiyorum ; Psikolojik tedavilerde kullanılan ilaçlar yıllarca test ve deneylere tabi tutulduktan sonra üretim aşamasına geçilip insanların faydasına sunuluyor. Fakat her ilacın her insanda bıraktığı etki tabi ki çok farklı oluyor. Ama bu işe yaramadığı anlamına da gelmiyor. Benim kullandığım ilaçlar arasında olan ve bana çok iyi gelen bir ilacın ben gerçek anlamda etkisinin 3 ay sonra ortaya çıktığını hissettiğimi iyi biliyorum. Bu yüzden yeterince kullanmadan ilaçları kesme ya da değiştirme.

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X