Merhabalar arkadaşlar,
Yaklaşık olarak 1-1,5 ay kadar ilaç tedavisi ve benim olumlu düşüncelerim sayesinde bu hastalığı tamamen veya kısmi olarak atlatmış bulunmaktayım (İnş. hayırlısıyla :RpS_tongue: ). Panik atak (panik bozukluk) hastalığı hafife alınacak bir hastalık çeşidi değildir, ama bu sizin gözünüzü korkutmasın... Güzel bir ilaç tedavisi ve hastalığı tanıyarak (düşmanımızı), pozitif düşünceler ve fikirler, aile sevgisi ve desteği ile bu hastalığı hayatımızdan çıkartabiliriz. Bu hastalık tamamen geçer mi bilinmez ama bence, her zaman bizim boş bir a'nımızı kollar olacak unutmayın.
Şimdi gelelim bu Panik Atak hastalığını tanıtmaya ve panik atak sırasında neler yaşandığını anlatmaya;
Panik Atak Nedir ?
Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulunduran, nöbetler şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir.
Hasta Panik Atak Sırasında Nasıldır ?
Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür. Atak 10 dakika içinde en şiddetli halini alır. Hasta panik içinde doktora başvurur. Bayılacağını, çok kötü şeyler olacağını düşünür. Yarım saat kadar sonra atak geçmeye başlar. Kişi kendini çok yorgun ve bitkin hisseder. Hiç bir şey yapmak istemez. Tahammülü kalmamıştır, yalnız kalmak istemez. Birinin yanında kendini güvende hisseder.
Panik Atağın Belirtileri Nelerdir ?
Panik atağın 13 tane belirtisi vardır. Bunlardan en az 4 tanesi varsa panik ataklı olma ihtimali fazladır.
Panik Atak Nerden Ortaya Çıkar ? Tetikleyici Sebepler Nelerdir ?
Çoğunlukla nedensiz bir şekilde ortaya çıkar. Beyindeki kimyasal maddelerden ya da beynin yan kısmının fonksiyonunu yitirmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Tek başına ya da çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilir. Hastada belirtiler görülmeye başlar. Stresli bir hayat sürme panik atağı tetiklemektedir.
Bunlar dışında şu durumlar panik atağın ortaya çıkmasına neden olabilir:
Atak / Nöbet Sırasında Hasta Neler Yapabilir ?
Bir yere oturmalı ya da uzanmalısınız. Kendi kendinize bunun sadece bir atak olduğunu, korkulacak bir durum olmadığını söyleyin ve atağın geçmesini bekleyin. Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir. Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız. Kendinizi kontrol etmeye çalışın. Atak sırasında derin nefes almayın, çünkü şikayetler artar. Nöbet geçene kadar bir torbaya soluk alıp verilebilir.
Hastalık hakkında soru veya sorularınız var ise bu hastalığı geçirmiş veya geçiriyor olan bilgili arkadaşlardan bu başlık altında yardım alabilirsiniz.
Yaklaşık olarak 1-1,5 ay kadar ilaç tedavisi ve benim olumlu düşüncelerim sayesinde bu hastalığı tamamen veya kısmi olarak atlatmış bulunmaktayım (İnş. hayırlısıyla :RpS_tongue: ). Panik atak (panik bozukluk) hastalığı hafife alınacak bir hastalık çeşidi değildir, ama bu sizin gözünüzü korkutmasın... Güzel bir ilaç tedavisi ve hastalığı tanıyarak (düşmanımızı), pozitif düşünceler ve fikirler, aile sevgisi ve desteği ile bu hastalığı hayatımızdan çıkartabiliriz. Bu hastalık tamamen geçer mi bilinmez ama bence, her zaman bizim boş bir a'nımızı kollar olacak unutmayın.
Şimdi gelelim bu Panik Atak hastalığını tanıtmaya ve panik atak sırasında neler yaşandığını anlatmaya;
Panik Atak Nedir ?
Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulunduran, nöbetler şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir.
Hasta Panik Atak Sırasında Nasıldır ?
Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür. Atak 10 dakika içinde en şiddetli halini alır. Hasta panik içinde doktora başvurur. Bayılacağını, çok kötü şeyler olacağını düşünür. Yarım saat kadar sonra atak geçmeye başlar. Kişi kendini çok yorgun ve bitkin hisseder. Hiç bir şey yapmak istemez. Tahammülü kalmamıştır, yalnız kalmak istemez. Birinin yanında kendini güvende hisseder.
Panik Atağın Belirtileri Nelerdir ?
Panik atağın 13 tane belirtisi vardır. Bunlardan en az 4 tanesi varsa panik ataklı olma ihtimali fazladır.
- Çarpıntı, kalbin sert ve fırlayacakmış gibi atması,
- Terleme (ateş basması, üşüme),
- Titreme,
- Nefes almada güçlük, boğulma korkusu, tıkanma,
- Baş dönmesi, bayılacağını düşünme,
- Bulantı, geğirme, karın ağrısı çekme,
- Nefesi kesilmek, aldığı havanın yetmediğini düşünerek derin nefes alma,
- Göğüs sıkışması, ağrı,
- Kendini hissedememe,kendine yabancılaşma, algılama güçlüğü (depersonalizasyon),
- Çevrenin gerçek olmadığını düşünme (derealizasyon),
- Ölmekten korkmak,
- Çıldıracağını düşünmek, başkasına zarar verme korkusu,
- Vücutta uyuşma, karıncalanma.
Panik Atak Nerden Ortaya Çıkar ? Tetikleyici Sebepler Nelerdir ?
Çoğunlukla nedensiz bir şekilde ortaya çıkar. Beyindeki kimyasal maddelerden ya da beynin yan kısmının fonksiyonunu yitirmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Tek başına ya da çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilir. Hastada belirtiler görülmeye başlar. Stresli bir hayat sürme panik atağı tetiklemektedir.
Bunlar dışında şu durumlar panik atağın ortaya çıkmasına neden olabilir:
- Sara hastalığı (epilepsi), akciğer- kalp hastalıkları,
- Vitamin eksikliği, kafeinli besinlerle beslenme,
- Tiroid bezindeki sorunlar, fazla adrenalin salgılanması,
- Kan şekeri düşmesi, kansızlık, beyinde oluşan tümör,
- İlaçların yan etkisi sonucu,
- Kapalı yerlerde bulunma, kalabalık yerler,
- Depresyon, sinirsel bozukluklar,
- Uyarıcı madde kullanımı ve bu maddenin aniden kesilmesi sonucu ortaya çıkabilir.
Atak / Nöbet Sırasında Hasta Neler Yapabilir ?
Bir yere oturmalı ya da uzanmalısınız. Kendi kendinize bunun sadece bir atak olduğunu, korkulacak bir durum olmadığını söyleyin ve atağın geçmesini bekleyin. Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir. Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız. Kendinizi kontrol etmeye çalışın. Atak sırasında derin nefes almayın, çünkü şikayetler artar. Nöbet geçene kadar bir torbaya soluk alıp verilebilir.
Panik atak' ımı nasıl yendim
Panik atak' ımı nasıl yendim
Sevgili panikdaşlarım, bu yazıyı okumadan önce sakinleştirici hapınızı alın ki başınıza bir şey gelmesin. Müjdeli haber-ler de kalbi yorar, aman dikkatli olun. Bu satırların yazarını da yazdığına pişman ettirmeyin. Vicdan azabına gelemem ben. Çok iyi bilirsiniz ki, paniklinin halinden panikli anlar.
Öncelikle belirteyim ki bu hastalık; asil, hassas ve ince ruhlu insanların hastalığıdır. Aristokrat yanı ağır basar ve bulaşıcı değildir. Çocukluk ve gençlik çağlarını hasta olmadan geçirmiş sağlam bünyeli insanlara musallat olur. Seçiçi-dir yani.
Pek çoklarının sandığı gibi kökeninde "ölüm korkusu" yatmaz. Bu hastalığa kapılan her fani ölüm korkusunu da yener. Ölümden öte köyler de vardır bir Panik Ataklı için...
"Balkondaki çiçekleri de sulamadık" diye düşünür, ilk yardım hastahanesine yıldırım hızıyla giderken. İç çamaşırlarının temiz olup olmadığına kafayı takar. Mutfakta yıkamadan bıraktığı tabak, çanak yığınlarını, birer "utanç" abidesi gibi canlandırır gözünde. "Rahmetli pek de pasaklıymış!" söylentileri kulaklarında yankılanır. Özel notlarını yazdığı kağıt tomarlarını imha etmediğine bin pişman olur.
Sabahları erken kalkmak veya kalkmamak... Sabah ve akşam dişleri fırçalamak veya fırçalamamak... Sigara içmek veya içmemek... Bütün bunlar bir alışkanlıktır sonuçta... İyi veya kötü, insan zamanla her şeye alışır. Bir Panik Ataklı da hastalığına alışır ve kendince bazı tedbirler alır...
İçinde temiz iç çamaşırı, havlu, şampuan, traş veya makyaj malzemelerinin bulunduğu küçük bir çantayı el altında bulundurmayı alışkanlık haline getirir. Gerektiğinde imha edilmesi gereken özel evraklarına da bu küçük çantada yer vardır. Polisin ve ilk yardım servislerinin yanı sıra en yakındaki taksi duraklarının telefon numaraları özenle kaydedilir cep telefonuna. Yalnız yaşıyorsa eğer, kapı komşularıyla iyi geçinmeye çalışır. Gecenin bir vakti zillerini çalabilecek ölçüde bir sıcaklık oluşturur.
Zamanla farkeder ki, taksi veya ambulans acile yaklaştıkça sıkıntıları azalmakta, acilin kapısına geldiklerinde ise tamamen ortadan kalkmakta. Ambulansı devreden çıkarıp taksiyle ulaşmaya çalışır hastahaneye. Acilden içeri gir-mez ama pek de uzaklaşmaz. Hasta yakınlarının oturduğu bankların kenarına ilişir usulca. Yanında getirdiği Tıp ve Sağlık Ansiklopedisini okur canı sıkılmasın diye. Okuya okuya ezberlediği " Kalp" bölümünü bir daha okur. Çok iyi bilir ki, her Panik Ataklı kalbinden muzdariptir. Bir gün, hiç beklenmedik bir anda "pat" diye duracağını bilir bu organın.
Kriz geçince bir yorgunluk çöker üstüne... Biraz pişmanlık, biraz bezginlik, çokçası da bir mahcubiyet omuzlarını çö-kertir. "Hiç bir şeyiniz yok!" demiştir beyaz önlüklü. Ustaca kıvırdığınız bir yalanınızın yüzünüze vurulması gibi gelir size. Acilden evinize doğru yürümeyi tercih edersiniz. Kıyı kuytu bir yerde...Kimseciklere sezdirmeden... Pınar olur gözyaşlarınız. Ve biraz daha rahatlarsınız.
Hastalığın sonraki evrelerinde, sizin de duygularınızda bir nasırlaşma başlar. Kendinize acımamayı öğrenirsiniz zamanla. Yine acil servis kapılarında dolaşırsınız ama olayı pek de dramatize etmezsiniz. Kendinizle alay etmeyi öğrenirsiniz.
Kimi Panik Ataklılar şanslıdır tabii...
Sabah sabah, aç karnına... Üç koyu kahveyi beş sigara eşliğinde içerseniz, gözünüzü hastahanede açarsınız benim gibi... Her zaman sizi kapı dışarı eden acil servis doktorları, yatmanız gerektiğini söylerler. Yapılan muayeneler sonunda "Anjiyo" olmanız gerekmektedir. Sonuçta, kalp damarlarınızdan ikisinin yüzde elli oranında tıkalı olduğu söylenir size. Bu müjdeyi veren doktoru kucaklamak gelir içinizden. Düşman bellidir artık. Siz haklı çıkmışsınızdır.
Doktor, bu sevincinize bir anlam veremese de sigarayı, alkolü, ve kahveyi bırakmanızı tavsiye eder. Ömür boyu alınması gereken tansiyon ve dil altı ilaçlarını yazar.
Battı balık yan gider dönemi başlamıştır artık. 15 senedir size dünyayı dar eden bu hastalıktan kurtulmuşsunuzdur. Yer altı metrolarına rahatlıkla biner, en ucuz, düşme ihtimali en yüksek uçaklara binmekte bir sakınca görmezsiniz. Kimsecikler alaylı gözlerle süzemez sizi artık, kuruntulusunuz diye. Kalp damarlarınızdan ikisi tıkalıdır ama Panik Ataklı değilsinizdir artık. Çivi çiviyi söker işte...
İnsanlık halidir, bazen bir hüzün kaplasa da içinizi, eliniz gider sigara paketine...Ucuzundan bir Bordeaux açarsınız.
Kimseciklerin okumadığı, sulu zırtlak yazılar yazarsınız.
Göçüp gitmeden, doyasıya gülelim diye.
Panik atak' ımı nasıl yendim
Sevgili panikdaşlarım, bu yazıyı okumadan önce sakinleştirici hapınızı alın ki başınıza bir şey gelmesin. Müjdeli haber-ler de kalbi yorar, aman dikkatli olun. Bu satırların yazarını da yazdığına pişman ettirmeyin. Vicdan azabına gelemem ben. Çok iyi bilirsiniz ki, paniklinin halinden panikli anlar.
Öncelikle belirteyim ki bu hastalık; asil, hassas ve ince ruhlu insanların hastalığıdır. Aristokrat yanı ağır basar ve bulaşıcı değildir. Çocukluk ve gençlik çağlarını hasta olmadan geçirmiş sağlam bünyeli insanlara musallat olur. Seçiçi-dir yani.
Pek çoklarının sandığı gibi kökeninde "ölüm korkusu" yatmaz. Bu hastalığa kapılan her fani ölüm korkusunu da yener. Ölümden öte köyler de vardır bir Panik Ataklı için...
"Balkondaki çiçekleri de sulamadık" diye düşünür, ilk yardım hastahanesine yıldırım hızıyla giderken. İç çamaşırlarının temiz olup olmadığına kafayı takar. Mutfakta yıkamadan bıraktığı tabak, çanak yığınlarını, birer "utanç" abidesi gibi canlandırır gözünde. "Rahmetli pek de pasaklıymış!" söylentileri kulaklarında yankılanır. Özel notlarını yazdığı kağıt tomarlarını imha etmediğine bin pişman olur.
Sabahları erken kalkmak veya kalkmamak... Sabah ve akşam dişleri fırçalamak veya fırçalamamak... Sigara içmek veya içmemek... Bütün bunlar bir alışkanlıktır sonuçta... İyi veya kötü, insan zamanla her şeye alışır. Bir Panik Ataklı da hastalığına alışır ve kendince bazı tedbirler alır...
İçinde temiz iç çamaşırı, havlu, şampuan, traş veya makyaj malzemelerinin bulunduğu küçük bir çantayı el altında bulundurmayı alışkanlık haline getirir. Gerektiğinde imha edilmesi gereken özel evraklarına da bu küçük çantada yer vardır. Polisin ve ilk yardım servislerinin yanı sıra en yakındaki taksi duraklarının telefon numaraları özenle kaydedilir cep telefonuna. Yalnız yaşıyorsa eğer, kapı komşularıyla iyi geçinmeye çalışır. Gecenin bir vakti zillerini çalabilecek ölçüde bir sıcaklık oluşturur.
Zamanla farkeder ki, taksi veya ambulans acile yaklaştıkça sıkıntıları azalmakta, acilin kapısına geldiklerinde ise tamamen ortadan kalkmakta. Ambulansı devreden çıkarıp taksiyle ulaşmaya çalışır hastahaneye. Acilden içeri gir-mez ama pek de uzaklaşmaz. Hasta yakınlarının oturduğu bankların kenarına ilişir usulca. Yanında getirdiği Tıp ve Sağlık Ansiklopedisini okur canı sıkılmasın diye. Okuya okuya ezberlediği " Kalp" bölümünü bir daha okur. Çok iyi bilir ki, her Panik Ataklı kalbinden muzdariptir. Bir gün, hiç beklenmedik bir anda "pat" diye duracağını bilir bu organın.
Kriz geçince bir yorgunluk çöker üstüne... Biraz pişmanlık, biraz bezginlik, çokçası da bir mahcubiyet omuzlarını çö-kertir. "Hiç bir şeyiniz yok!" demiştir beyaz önlüklü. Ustaca kıvırdığınız bir yalanınızın yüzünüze vurulması gibi gelir size. Acilden evinize doğru yürümeyi tercih edersiniz. Kıyı kuytu bir yerde...Kimseciklere sezdirmeden... Pınar olur gözyaşlarınız. Ve biraz daha rahatlarsınız.
Hastalığın sonraki evrelerinde, sizin de duygularınızda bir nasırlaşma başlar. Kendinize acımamayı öğrenirsiniz zamanla. Yine acil servis kapılarında dolaşırsınız ama olayı pek de dramatize etmezsiniz. Kendinizle alay etmeyi öğrenirsiniz.
Kimi Panik Ataklılar şanslıdır tabii...
Sabah sabah, aç karnına... Üç koyu kahveyi beş sigara eşliğinde içerseniz, gözünüzü hastahanede açarsınız benim gibi... Her zaman sizi kapı dışarı eden acil servis doktorları, yatmanız gerektiğini söylerler. Yapılan muayeneler sonunda "Anjiyo" olmanız gerekmektedir. Sonuçta, kalp damarlarınızdan ikisinin yüzde elli oranında tıkalı olduğu söylenir size. Bu müjdeyi veren doktoru kucaklamak gelir içinizden. Düşman bellidir artık. Siz haklı çıkmışsınızdır.
Doktor, bu sevincinize bir anlam veremese de sigarayı, alkolü, ve kahveyi bırakmanızı tavsiye eder. Ömür boyu alınması gereken tansiyon ve dil altı ilaçlarını yazar.
Battı balık yan gider dönemi başlamıştır artık. 15 senedir size dünyayı dar eden bu hastalıktan kurtulmuşsunuzdur. Yer altı metrolarına rahatlıkla biner, en ucuz, düşme ihtimali en yüksek uçaklara binmekte bir sakınca görmezsiniz. Kimsecikler alaylı gözlerle süzemez sizi artık, kuruntulusunuz diye. Kalp damarlarınızdan ikisi tıkalıdır ama Panik Ataklı değilsinizdir artık. Çivi çiviyi söker işte...
İnsanlık halidir, bazen bir hüzün kaplasa da içinizi, eliniz gider sigara paketine...Ucuzundan bir Bordeaux açarsınız.
Kimseciklerin okumadığı, sulu zırtlak yazılar yazarsınız.
Göçüp gitmeden, doyasıya gülelim diye.

Senin adına da sevindim,inşallah daha da iyi olursun.Darısı panik atağı olan herkese.
Yorum