bildiğiniz gibi dini takıntılardan sonra kişiye büyük suçluluk duygusu ve sıkıntı veren diğer takıntı türü cinsel takıntılardır.cinsel takıntılar kişiye anksiyete ve depresyon dışında birde cinsel tiksinti bozukluğuda yaratır.eğer kadınsa vajinusmus olma olasılığı gelişir.düşünün kişi eşi ile yada sevgilisi ile cinsel ilişkiye girerken aklına babası yada annesi vs. istenmeyen kişi yada kişilerle ilişkiye girdiği düşüncesine kapılırsa kişi bu cinsel ilişkiden tabiki büyük acı çeker.kendi hayatı dışında eşi yada sevgilisinin hayatınıda zehir eder.ve cinsel hayat tamamen büyük bir ızdıraba dönüşür ki aynı durum dini obsesyonda ibadet ederken erotik görüntülerin akla gelmesi ile eşdeğerdir.peki bu cinsel takıntılar en çok kimlerde görülüyor.yapılan araştırmalarda katı ahlaklı,aşırı muhafazakar çevrede yetişmiş,cinselliğin çok kötü ve ayıp sayıldığı toplumlarda bu takıntıların çok olduğu özellikle ortadoğu,orta asya,ve türkiyenin doğu,güneydoğu ve içanadolu,karadeniz bölgelerinde çok yaşanılan takıntı türü olduğu ortaya çıkmıştır.yani isveçte yada amsterdamda ahlak anlayışından çok uzak bir kültürde elbise değiştirir gibi sevgili değiştiren bir kızın aklına babası ile cinsel ilişki yaşadığı gelse büyük ihtimalle kız kendini paralamaz,utanmaz,suçluluk duygusuna kapılmaz zaten bu gibi bir düşüncenin aklına gelmesi milyonda bir ihtimaldir ki zaten avrupada ensest ilişkiler yaşanıyor ve bu durumlara fantazi olarak bakılıyor.yanlış anlaşılmasın''ahaklı toplumlarda cinsel takıntı yaşanır''sonucuna varmıyorum sadece takıntı türünün toplumdan topluma değişikliğine işaret ediyorum.gelelim cinsel takıntısı olanlara;evet ne yapmalı bu kişiler zaten bu gibi düşünceler hepimizin aklına geliyor aradaki tek fark kişinin bu düşünceye değer biçmesi ve önemsemesi zaten kişi önemsemediği düşünceyide aklının bir köşesinde saklamaz ve beynin filtreleme merkezi bu düşünceyi geçirtmez.asıl sorun cinsel takıntıları olanların küçükken yada ergenlikte cinsel tranvalar yaşadıkları yada bastırılmış cinsel duyguları olduğu evet kişi o gün oduyguyu bastırmıştır fakat gün gelmiş o bastırılmış duygu büyük bir intikam almak için günyüzüne(bilince)çıkıp kişiye hesap sormuştur.eğer kişi o düşüncenin köküne inip sorunu analiz etmez ise bu düşünce asla onun peşini bırakmayacaktır.unutmayınki insanların duyguları hayvanların duyguları ile parallelik gösterir aradaki fark insanların duygularına yön verebilmesidir.duygulara yön verme işlemi ise doğumdan başlayıp 20 li yaşlara doğru tamamlanır.genelde kişiliğini çevresel ve ailesel faktörler belirler.benim söyleyeceğim son olarak ne olursa olsun şuanki takıntılı düşüncenizle yüzleşin ve sorunun dibine inin.
,
,

Yorum