Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Eşcinselliği Değiştirmek

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Eşcinselliği Değiştirmek

    Bu alıntı, Amerikalı bilim insanı Joseph Nicolassi tarafından yayınlanan Erkek Eşcinseller İçin Onarım Terapisinden alınmıştır. Eşcinselliğinden memnun olmayan bireyler için bir umut ışığı olmasını umut ediyorum. Eğer çocuğunuzu veya bir yakınınızı zorla, korkutarak vs. tedavi ettirecekseniz, bu yazıda size uygun bir şey yoktur. Bu yazı kendi iradesiyle değişim yoluna baş koyanlar içindir.


    [COLOR="#000080"]Eşcinsellik nedir, ne değildir ?[/COLOR]

    Eşcinsel olduğu hâlde “gey” etiketini ve bu etiketin ima ettiği her şeyi reddeden erkekler var. Bu erkekler, psikolojilerinde yadsıyamayacakları bir “Eşcinsel” yönleri olsa da “gey” kavramının işaret ettiği yaşam biçimini ve değerleri benimsemiyorlar. Bu yüzden de değer yargıları ile cinsel eğilimleri arasında çatışma yaşıyorlar. Bu tür erkeklerin kişilik gelişimi öyküleri homoerotik arzularla yüklü olmasına rağmen, bu duygulara boyun eğmek yerine Eşcinsel yönelimlerinin üstesinden gelmeyi hedefliyorlar.

    Önceleri Eşcinselliği sağlıksız bir durum, hatta bir hastalık olarak sınıflandırmakta olan psikiyatri camiası, son yıllarda bu görüşün tam tersi bir tutum benimsedi. Bu durum gey olmayan Eşcinseller olarak adlandırdığım grubun kendi hâline bırakılması sonucunu doğurdu. Psikoloji bilimi, her türlü değerden

    bağımsız ve tarafsız bir felsefeye dayalı olduğunu iddia ettiği hâlde, bu gruptaki erkeklerin iç dünyasındaki mücadelesini görmezden gelip onlara, “içselleştirilmiş homofobi”, yani homoseksüaliteden rasyonel olmayan bir korku yaşadıklarını ve bu nedenle kendi kendilerinden nefret ettiklerini söylemeyi tercih etti.

    Eşcinsellik aslında gelişimsel bir problemdir ve genellikle erken çocukluk yıllarında, baba ile oğul arasında yaşanan problemlerden kaynaklanır. Heteroseksüel gelişimin sağlanmasında her iki ebeveynin ortak katkı ve desteği gerekir. Böylece oğlan çocuk, kendini anneden ayrıştırıp baba ile özdeşim kurar.

    Başarısız bir baba-oğul ilişkisi, erkek cinsiyet kimliğinin içselleştirilmesinde başarısızlığa sebep olabilir. Psikoterapide karşılaştığımız Eşcinsel erkeklerin büyük bir çoğunluğu, tasvir ettiğimiz bu gelişimsel sendrom tablosuna uymaktadır.

    Cinsiyet özdeşimini başarılı bir şekilde tamamlayamayan çocuk, sadece babasına yabancılaşmakla kalmaz, hemcinsi akranlarından da uzaklaşır. Çocukluk yıllarında erkeksi olmayan davranışlar ve aynı yaş grubundaki diğer oğlan çocuklarla yaşanan problemlerin birlikte görülmesi fenomeni, literatürde

    çoğunlukla Eşcinselliğin ilk belirtileri olarak kabul edilmektedir. Erkekler tarafından dışlanma ve kişinin kendi cinsiyetinden alacağı kuvvetten mahrum kalması, erkekliğin erotikleştirilmesine neden olur. Sıklıkla rastlanan, teşhircilik ya da aşırı tutuk davranışlarla kendini gösteren bir bedene yabancılaşma süreci söz konusudur. Ayrıca kişisel güç duyumunda eksiklik yaşanır. Sonuçta, örselenmiş cinsiyet kimliğini onarma dürtüsü olarak Eşcinsellik gelişir. Fizyolojik araştırmalar, genetik ve hormonal faktörlerin Eşcinselliğin ortaya çıkmasında rol oynamadığını göstermektedir. Ancak, bazı öncül belirleyiciler, bazı erkek çocukları, cinsiyet kimliği örselenmesine daha yatkın kılıyor olabilir.

    Eşcinsellikle ilişkilendirilen problemler arasında; hakkını savunmada ve kendini ortaya koymada zorlanma, bağımlılığın ve öfkenin cinselleştirilmesi ve diğer erkeklerden savunmacı bir tutumla kopma sayılabilir. Eşcinsel erkekler, tipik olarak, erotik olmayan erkek erkeğe arkadaşlık ilişkilerinde zorluk yaşarlar.

    Öte yandan, gey ilişkilerine baktığımızda, eşcinsel ilişkilerde birçok yapısal kısıtlamalar görürüz. Gey çiftler değişkenlikleri ve istikrarsızlıkları ile bilinirler. Araştırmalar, gey ilişkilerinde rastgele birçok partner değiştirmenin (promiscuity) sıklıkla görüldüğünü ve cinselliğin ön planda yer aldığını göstermektedir. İlişkide dişilik öğesinin eksikliği istikrarsızlığa neden olduğu için erkek çiftler, uzun vadede tek eşli bir hayat sürdürmekte güçlük çekmektedirler.

    Gey erkek, her ne kadar androjenliğin değerini vurguluyor olsa da, buna ters düşen bir şekilde gey dünyası, erkeksi (maskulen) arketip arayışı içersindedir. fiöyle ki, erkeksi olmayan erkek, ilişkide daha düşük bir hiyerarşik konumda görülür. Gey ilişkilerinin doğasından kaynaklanan diğer bir sorun, cinsiyet

    yapılarının aynı olmasından kaynaklanan sınırlılıklardır. Cinsel ilişki sırasında “benim sıram-senin sıran” tarzı cinsel tekniklerin gerekli olması, cinselliğin yalıtılmış ve narsist bir niteliğe bürünmesine yol açar. Erkek bedeninin anatomisinden kaynaklanan elverişsizliğe, bir de heteroseksüel çiftlerde yaşanan, birinin

    diğerini “tüm açıklığıyla ve bütünüyle” içine alma yaşantısının psikolojik yoksunluğu eklenir.

    Son yıllarda, gey özgürlüğü hareketinin yazarları, gey yaşam tarzının ve Eşcinselliğin toplum içinde sadece hoşgörüyle karşılanmakla kalmayıp aynı zamanda onaylanmasını da talep eden yazılar yazdılar. Bu tür yazılarda Eşcinsellikte yaşanan sık ve rastgele eş değiştirme (promiscuity) olgusu ya tümüyle yadsınır ya da Eşcinselliğin doğasının gerektirdiği yeni toplum düzeninin bir getirisi olarak rasyonalize edilir. Eşcinselliğin değerini aynı derecede takdir edemeyenler ise homofobik, yani Eşcinsellikten rasyonel olmayan bir korku yaşayan kişiler olarak nitelendirilir. Gey yazarlar, bir insanın kişisel değer yargıları çerçevesinde heteroseksüel yaşam tarzına daha fazla değer atfedebileceği görüşünün meşruluğunu kabul etmezler.

    Eşcinsellikten heteroseksüelliğe dönüş terapisi diye tanımlayabileceğimiz “onarım terapisi”, cinsiyet kimliği üzerine yapılmış deneysel araştırmalar ve nesne ilişkileri kuramı üzerine kuruludur. Terapide ilk olarak ele alınması gereken hedeflerden bir tanesi, danışanın Eşcinsel durumunun arkasında yatan aile ilişkilerindeki dinamiklerin açıklığa kavuşturulması olmalıdır. Babayla barışma, erken safhalarda halledilmesi gereken bir konudur. Terapinin diğer öncül hedefleri arasında, kendini kabul duygusunun geliştirilmesi ve aşırı suçluluk duygularının giderilmesi vardır. Cinsiyet farklılıkları üzerinde önemle durulur ve kişinin kendi cinsiyetini bütünüyle kabul etmesinin, beraberinde getirdiği güçlülük hissi ele alı-

    nır. İtaatkâr “iyi çocuk” rolüyle birlikte benimsenen sahte benliğin olumsuz etkilerinden sıyrılmak, birçok danışanın hedefleri arasındadır. Başlangıç aşamasında, ego güçlendirme ve kendini kabul ettirmeyi öğrenme sürecinde üstesinden gelinmesi gereken birçok zorlukla karşılaşılır. Grup terapisinde danışan, etkili bir sözel iletişim kurarak kendini ifade etme ve kabul ettirme yetisini geliştirmek durumundadır. Gruptaki erkeklerin, cinsellik içermeyen ve karşılıklı açık sözlülüğe dayanan bir bağ kurması, terapinin önemli hedeflerindendir. Çünkü savunmacı kopma, Eşcinsel erkeğin, “esrarengiz olmayan” sıradan erkeklerle arkadaşlık kurmasına karşı bir direnç yaratmaktadır.

    Onarım terapisinde terapötik ilişki çok önemlidir. Özellikle aktarım konuları terapi içinde dikkatlice ele alınmalıdır. Aktarımların birçoğu baba-oğul ilişkisinin yeniden sahneye konması gibidir. Negatif aktarım1, aslında terapinin gelişiminde değerli bir aşama işlevi görür; ancak danışan ve terapist tarafından

    bu sürecin tartışılarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Onarım terapisinde, alanında uzman bir bayan terapist de önemli rol oynabilir, ancak bayan terapist vakti geldiğinde danışmanlığı erkek bir terapiste devretmek için hazırlıklı olmalıdır. Onarım terapisi, Eşcinsel hislerin tamamen silinmesi anlamında bir “tedavi” olarak anlaşılmamamlıdır. Ancak, bir erkeğin diğer erkeklerle olan ilişkilerini olumlu anlamda geliştirmesi ve erkek cinsiyetiyle özdeşleşmesini güçlendirmesi anlamında son dercece etkin olabilir.

    Tedavinin sonunda birçok erkek danışan, bir müddet için cinsellikten uzak bir hayatı seçmişler ve bu konuda bizden de destek görmüşlerdir. Birçokları da, heteroseksüel evlilik hedeflerini gerçekleştirme yolunda ilerlemişlerdir.

    1

    negatif aktarım (negative transference): Psikanalizde hastanın, çocukluğunda ebeveynlerine veya diğer önemli kişilere yönelik düşman lık, nefret, vb. gibi duygularını analiste yönlendirmesi.
    Hayat yaşayanlarındır !!!

  • #2
    psikoterapi deneyimi olan biri olarak ve 1999 yılından beri uluslararası psikiyatri forumlarındaki katılımcıların terapi deneyimlerini takip etmiş biri olarak rahatlıkla ifade edebilirim ki psikoterapi basit bir depresyon sorununu bile çözmekte son derece başarısızdır.
    psikoterapi deneyimleri olanların genel izlenimleri şöyledir: "çok para gider ama hiç bir fayda gelmez"
    çünkü psikiyatrik sorunlar organik sorunlardır ve beyne bir organik etki yapmak gerekir. ilaçlar son derece başarılıdır.
    organik etki yapan ilaçsız yollar da mevcuttur ama psikoterapi ile organik etki olmaz. psikoterapi kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.

    Yorum


    • #3
      eşcinsel olman bir şey değiştirmez.
      heteroseksüel olup da cinsiyetinden memnun olmayanlardan farkın yok senin.
      onlar için de senin için de yapacak bir şey yok.
      internette bulduğun bu tür marjinal fikirler de derdine derman olmayacaktır.

      Yorum


      • #4
        Orjinal yazı sahibi: buhurizade View Post
        eşcinsel olman bir şey değiştirmez.
        heteroseksüel olup da cinsiyetinden memnun olmayanlardan farkın yok senin.
        onlar için de senin için de yapacak bir şey yok.
        internette bulduğun bu tür marjinal fikirler de derdine derman olmayacaktır.
        bu tıp fakültesinde eşcinsellik hakkında kitaptan bilgi almış bir insanın düşüncesidir. eşcinsellik doğaldır, heteroseksüellik gibidir, sağ ve sol el kullanmak gibidir.
        bu tür marjinal fikirler dediğiniz eşcinsellik konusunda sahaya inmiş insanların düşünceleridir. yani onları bizzat incelemiş olanların düşüncesidir.
        ben eşcinsellik konusunda uzmanlaşmış psikologlarla görüşmektense, sadece okulda eğitim almış doktorların, psikologların görüşlerine itibar etmeyi tercih etmiyorum.

        siz çok istiyorsanız homoseksüel olun. ben tercih etmiyorum.
        Last edited by scout; 09-03-2014, 06:46 PM.
        Hayat yaşayanlarındır !!!

        Yorum


        • #5
          Orjinal yazı sahibi: buhurizade View Post
          psikoterapi deneyimi olan biri olarak ve 1999 yılından beri uluslararası psikiyatri forumlarındaki katılımcıların terapi deneyimlerini takip etmiş biri olarak rahatlıkla ifade edebilirim ki psikoterapi basit bir depresyon sorununu bile çözmekte son derece başarısızdır.
          psikoterapi deneyimleri olanların genel izlenimleri şöyledir: "çok para gider ama hiç bir fayda gelmez"
          çünkü psikiyatrik sorunlar organik sorunlardır ve beyne bir organik etki yapmak gerekir. ilaçlar son derece başarılıdır.
          organik etki yapan ilaçsız yollar da mevcuttur ama psikoterapi ile organik etki olmaz. psikoterapi kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.
          nasıl düşünmek istiyorsanız öyle düşünün. bu iş artık bir inanç meselesi haline dönüştü. siz kendi rotanızda ilerleyin, bende kendi rotamda adımlarımı atayım.
          Hayat yaşayanlarındır !!!

          Yorum


          • #6
            Hayat yaşayanlarındır !!!

            Yorum


            • #7
              Onarım terapisi türkçe pdf olavarsa paylaşabilir mi ?

              Yorum


              • #8
                Lütfen türkçesini bulamadım ingilizcesini okumaya çalışıyorum saatte bir sayfa okuyabiliyorum satın almam da imkansız

                Yorum


                • #9
                  eşcinsellik bir hastalık değil,eğilimdir. yıllar önce psikiyatristler tarafından bir hastalık olmadığı açıklandı.

                  Yorum


                  • #10
                    Orjinal yazı sahibi: imray View Post
                    eşcinsellik bir hastalık değil,eğilimdir. yıllar önce psikiyatristler tarafından bir hastalık olmadığı açıklandı.
                    toplumsal baskılar eşcinsellerin psikolojisini bozuyor. toplum başa bela.

                    Yorum


                    • #11
                      O kadar uzun zaman oldu ki bu siteye girmeyeli. Şifremi çok zor hatırladım.

                      Eşcinselliğimi değiştirmek için bir terapist ile çalışıyorum aylardır. Adını vermeyeceğim. Ben nasıl bulduysam sizde bulabilirsiniz. Fakat size şunu söyleyeyim, eşcinselliği değiştiremeyeceğimi defalarca söylemiştiniz. Bu koca bir yalanmış. Özellikle bunu söyleyen doktorlardan tiksiniyorum ve diplomalarını zerre kadar önemsemiyorum. Eşcinsel derneklerinin sahte ve çarpık yayınları gençliğimi mahfetti. Eşcinsellik çok güzel değişiyor arkadaşlar. Değişince çok rahatlıyorsunuz. Araştırın, sakın bu eziyet ruh halini kendinize reva bulmayın. Eşcinselliği yaşamak isteyen yaşasın, siz istemiyorsanız bu sizin tercihiniz.

                      diesel ben o kitabı d&r da gördüm. online halini de facebooktan indirmiştim. fakat yalnızca o kitapla değişemezsin kardeşim. birinden yardım al, anlatıp konuşmalısın.

                      Şunu unutmayın, eşcinsellik kader değildir. Halinden memnun olanı değiştirmek yanlıştır ve imkansızdır. Halinden memnun olmayanı eşcinsel yaşama kanalize etmek ağır bir cezadır. Eşcinsel derneklerinin ve eşcinsellerin ve tabiki sözde aydın beceriksiz doktor ve psikolog müsveddelerinin eşcinselliğinden memnun olmayan eşcinsellere saygı göstermek zorunda olduğunu anlaması şart.
                      Hayat yaşayanlarındır !!!

                      Yorum


                      • #12
                        Bence değil. Şöyle bak; Eşcinsel duygulara sahip olmak iradi değildir. Tıpkı diğer duygularımız gibi. Bu nedenlede iradi olmayan birşeyi istememek gibi bir kavram mevcuttur.
                        Buna psikolojide egodistoni deniyor.
                        Hayat yaşayanlarındır !!!

                        Yorum


                        • #13
                          [QUOTE=scout;n516999]O kadar uzun zaman oldu ki bu siteye girmeyeli. Şifremi çok zor hatırladım.

                          Eşcinselliğimi değiştirmek için bir terapist ile çalışıyorum aylardır. Adını vermeyeceğim. Ben nasıl bulduysam sizde bulabilirsiniz. Fakat size şunu söyleyeyim, eşcinselliği değiştiremeyeceğimi defalarca söylemiştiniz. Bu koca bir yalanmış. Özellikle bunu söyleyen doktorlardan tiksiniyorum ve diplomalarını zerre kadar önemsemiyorum. Eşcinsel derneklerinin sahte ve çarpık yayınları gençliğimi mahfetti. Eşcinsellik çok güzel değişiyor arkadaşlar. Değişince çok rahatlıyorsunuz. Araştırın, sakın bu eziyet ruh halini kendinize reva bulmayın. Eşcinselliği yaşamak isteyen yaşasın, siz istemiyorsanız bu sizin tercihiniz.


                          Senin adına sevindim yani pozitif şeyler olmuş bu sorun hakkında.Belki bir gün evlenip çoluk çocuğa karışırsın;İş güç ne oldu bu arada?

                          Yorum


                          • #14
                            Böyle yazıların bir psikoloji forumunda yayımlanmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Eşcinselliğin değiştirilmesi gibi bir şey söz konusu değildir ve hiçbir zaman da bu olmayacaktır. Amerikan Psikiyatri Birliği 1973'te, Dünya Sağlık Örgütü ise 1993 yılında eşcinselliği hastalık kategorisinden çıkarmışlardır. Örnekler sadece bu ikisiyle sınırlı değil elbette, çoğu psikiyatri derneği ve kuruluşu da bu yönde kararlar almaktadırlar. Sevindirici haber şu ki tarih hep ileri yöne akıyor ve eşcinselliği tedavi adı altında uygulanan çağdışı hormon tedavileri ve psikolojik uygulamalar tarihin tozlu sayfalarına karışacak bir gün. İlla ki hastalık olarak değerlendirilecek bir şey aranıyorsa ben size söyleyebilirim mesela bir tanesini : homofobi. Eşcinsellik değil ancak homofobi bir hastalıktır, evet.
                            Last edited by broadchurch; 12-07-2015, 11:18 PM.

                            Yorum


                            • #15
                              Bir takım dernekler yada vakıflar siyasi örgütlenmelerdir. Bilim ve gerçekler ise başka konudur. Amerikan derneklerinin bunu hastalık sınıfından çıkarması bunun hastalık olmadığı anlamına gelmez. Bir defa insan ve psikolojisi gibi geniş ve muğlak bir konuda bir takım sınıflandırmalar yapılmasını önce şüphe ile karşılamalıyız. Bunlar kapitalist sistemle ilgildir; hizmeti belirli standardizasyon içerisinde sunmak adına yapılırlar. Homofobi bir hastalıktır, eşcinsellik değildir lgbti nin siyasi sloganlarından biridir. Sİyaset ile de psikolojinin bir ilgisi yoktur. Homofobik değilim, sadece eşcinsel olmak istemedim. Eşcinsellere kızmam yada iğrenmem ama üzülürüm sadece. Dediğim gibi; eşcinselliğin tedavisi mümkün, bunu değiştirmek mümkün. Bununla yaşamak zorunda değilsiniz. Değiştirmek gayesi olmayanları da zorlamayınız.
                              Hayat yaşayanlarındır !!!

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X