Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Bipolar yada manik depresiflere sormak istiyorum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Bipolar yada manik depresiflere sormak istiyorum

    Herkeze merhabalar.

    Eşim manik depresif. 6 yıl kadar ara verdikten sonra atak dönemi 1 ay kadar önce tekrar nüksetti. Ciddi bir atak yaşadık.Yatılı tedaviye mecbur kaldık.
    Şu an durumu iyi gibi ancak ilaçların etkisindenmidir herşey de donuk.

    Özellikle bu hastalığa sahip olanlara yada tecrübesi çok olanlara sormak istediğim şu ki bu hastalığın görünmemesi için yada en aza indirebilmek için nasıl bir hayat tarzı geliştirmek lazım.

    Bu soru biraz saçma olabilir lakin durumu şöyle açayım.

    Eşim ilacını (lityum) düzenli olarak günde 4 adet alıyordu.Her ay rutin olarak doktarada gidiyorduk. Birgün eşim Yoga denilen olaylara merak sardı ve Yoga müdavimi oldu.Yoga için herşeyimizi verebilecek pozisyonlara düştük.Aktiviteler ,toplantılar geziler seanslar derken birgün Yogacılar ilaç içmene gerek yok biz seni iyileştiririz diyince iş koptu.

    Eşim bunlara inanıyor ve bu yolda ilerliyor.Yoga ile iyileşebileceğini düşünüyor.

    Nihayetinde atak sonrası yogadan uzaklaştırma kararı aldım ve uyguluyorumda. Ancak hala bu konulara meyilli ve devam etmekte istiyor.

    Onun alternatif tıpla yada bu tür inanç şekilleri ile iyileşemeyeceğini bir türlü ona anlatamıyorum.

    İşte bu yüzden soruyorum nasıl bir hayat tarzı lazım.Ona içindeki boşluğu doldurmak için bir aktivite önermem lazım ve bu asla sanal olmamalı diye düşünüyorum.
    Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

  • #2
    Merhaba RUNO


    Psikolojik rahatsızlıklarda ilacın dışında altarnatif tıpla iyleşmeyi umut etmek bence çok yanlış..

    Ciddi bir şekilde ilaçlara sadık kalarak iyileşmeye yönlendirmelisiniz.Gerçi siz bunu çok isitiyorsunuz ama eşinizin eğilimi olduğunu yazmışsın...


    Bu tip hastalıklarda sürekli ilaç kullanmak hastayı sıkabiliyor. Çabuk iyileşme moduna giriyor. Belki bunlarla çabucacık sağlığıma kavuşurum diyor ve çok yanılıyor


    Kesin ilaç tedavisi şart...Yogacılar inanılmaz büyük hata yapmışlar.Halbuki tamam sen bizim yaptıklarımızı uygula..Asla ilacını bırakma diye yönlendirseler yada ilaca asla müdahele etmeseler sizi rahatlatır deseler di böyle sorunlar yaşanmazdı. Maalesef yoga vb altarnatif tıp ile ilgili olan kimseler kendilerini inanılmaz güçlü görüyor ve çok şeyi çözeceklerini sanıyorlar...

    Tamamen yanlış ve gereksiz bir yönlendirme..

    Sizede tavsiyem...iİlacını ne olursa olsun kesmemesi yönünde uyarılarınız kesin ve net olmalı. Çok sıkmayın bu tarz hastalar baskı sıkıntı ve zorlamadan hoşlanmaz...

    ilacını kullandığı sürece aksatmadığı sürece zaten yoga bir hobi olur...

    H er ne olursa olsun ilaç içmeli ve bunu uzun süreli ve düzenli kullandığında zaten hastalığında gözle görülür iyileşmeler görülecektir..

    Sanal olmamalı diyorsun..Yalnız şunu iyi bilmelisinki sevdiği istediği hobiler ona yararlı olur.Zoraki iteklemeyle zoraki yönlendirmeyle sevmediği bir şey için yoğunlaşamaz...

    Yogayla ilgilensin engel olma..Manevi huzur verebilir...Yanında sevdiği aktivitelerede yönlenebilir. Tabiiki zamanı ve olanakları müsait olduğu sürece...

    Yeteneği ve isteği varsa resim çömlek olabilir...Bol bol eğer sıkılmazsa gazete dergi kitap gibi şeyler okursa vakit geçirebilir.Eğer okumayı seviyorsa..

    Reiki ve yoganın inanılmaz rahatlık ve huzur verdiğini söylüyorlar..

    Bir arkadaşımız forumlarda renklerinde iyi geldiğini yazmış ama ben asla bu tarz şeylerin psikolojik rahatsızlıklara sadece moral olduğuna inanıyorum.Kesin ilaç tedavisinin yanı sıra sakıncası yok..Öncelikle ilaç...sonra bu tarz hobiler..Terapilerde çok önemli...Konuşmalı birileri ile paylaşmalı..Yoga gibi hobileri yaparken çevre edinmesi onlarla hoş vakit geçirmesi eşiniz için güzel şeylere morale motivasyona huzura kavuşması için iyi bir etken...Eşinizin doktorlarında yardım alın bu konuda belki onlarında değişik akla yatkın önerileri olabilir...
    <div>Dusunmeden konusmanın cezası konustuktan sonra dusunmeye mahkum olmaktır.Oyle horozlar vardır kı ottuklerınde gunesin dogdugunu sanırlar.En buyuk cezaevı cahıl bır ınsanın kafasının ıcıdır.</div><br />

    Yorum


    • #3
      Cevabınız için teşekkür ederim.

      Yogacılar malesef o kadar ileri gidiyorlar ki, söyledikleri bir sözü aktarıyorum.

      "Bizim hekimlerimiz var seni iyileştirebilir ama uzun süre onların yanında kalman lazım ve onlara ulaşmak çok zor."

      Şimdi eşim böyle bir laf duyunca arkasında gidiyor tabi.
      Bende çaresiz kalıyorum. Artık dilim ,düşüncem,edebiyatım,kültürüm hiçbirşeyim yetmiyor bu durumu açıklamaya bunun çare olmadığını bir türlü ifade edemiyorum.

      Resim konusu gerçekten güzel. Bunu denedi evimiz küçük bir sergi salonu gibi oldu yaptığı resimlerle. Oldukçada başarılı lakin bundan da yoga ile tanışınca vazgeçti.

      Doktorumuzda yoga dan uzak durması hatta bu tür olaylardan uzak durması gerektiğini savunuyor. (Bu Sahaja Yoga dedikleri olay banada ayrıca çok mantıksız ve saçma geliyor bu benim fikrim)

      Atağımızın 6 yıl aradan sonra ve yoga olayları ile olması beni ister istemez bu sanal alemi düşünmeye zorladı.Her manik için aynımıdır sanal alemle fazla uğraşmak atağı tetikleyebilirmi acaba.

      Teşekkürler.

      Yorum


      • #4
        ...

        resim bana da çok iyi gelmişti. Hiç bir şey yapamadığım anlarda iyi geliyor. Şu anda ilaç kullanıyorum ama ilaç kullanmak istemiyorum. Bu nedenle eşinizin ne hissettiğini çok iyi anlayabiliyorum.İlaçlar olmadan da sorunsuz yaşayabileceğine inanıyor ve bunu görmek istediği için alternetif yöntem arayışı içnde olmalı. Resim iyi gelse bile resme 1 süre ara verdim.

        Yorum


        • #5
          Evet aslında kesinlikle ilaç kullanmak istemiyor. Zaten ne zaman artık iyiyim ilaç kullanmama gerek yok iddiasına girse atak başlıyor,başladı.

          Yorum


          • #6
            mrb benimde yaklaşık üçbuçuk yıl önce bu rahatsızlıkla tanıştım malesef yaklaşık üç aydır tekrarladı bu daha şiddetli bir şekilde oldu kendimi kontrol edemiyor hiç kimsenin iyiliğimede olsa bana herhangi bir yorum yapmalarına kızıyor kesinlikle bana karışılmasına deliriyordum ve kaç kere ölümle yaşam arasında gidip geldim ve ilaçlar bile etki yapmıyordu kriz anında tatile gittim ve şuan biraz iyiyim.pozitif pozitif arkadaşımızın söylediklerine tamamiyle katılıyorum ben
            Hayat Dediğin, Allah İçin Değilse; Ne Çıkar Kainat Önünde Eğilse!...

            Yorum


            • #7
              Yaklaşık 7 aydır yoga yapıyorum....Fiziksel olarak rahatladığımı hissediyorum...yoga hocam banada ilacı bırakabileceğimi söylüyor...ama sizin anlattığınız gibi hindistan olaylarıdır onlar yani hekimler hindistandadır muhakkak onlardan yardım umalım demiyor...belkide ben daha çok yeni olduğum için bana çok yaklaşmıyorlardır...ama yinede sanki huzur bulduğumu hissediyorum yoga ve meditasyon yaptığımda....
              ama çaktırmadan insanın içinde birazda boşluk varsa seni yanlarına çekiyorlar....ama bu tür mistik şeylerin Panik atağı yada eşinizin hastalığını tetiklediğini sanmıyorum....en azından bu bende olurdu...Pm dan size birşeyler yazıyorum...okursanız sevinirim....

              Yorum


              • #8
                aslaında çok yardımcı olacağımı zannetmiyorum ama kayıtsız da kalmak istemiyorum. çünkü zamanında benimde ataklarım oldu şu an yok allaha şükür.ben şunu merak ediyorum eşiniz ne iş yapıyor.çünkü bu gibi durumlarda meşguliyet şart. kendimden biliyorum yalnızlık iiçgüdüsü bu tür rahatsızlıkları tetiklliyor.her şeyden önce eğer bi iş yapıyorsa bu işi sevdirmeniz lazım (eğer sevmiyorsa),ve sevdiği kişilerle valit harcamasına özen gösteriin.ben son zamanlarda namaz kılmaya başladım çok iyi geliyor. ruhsal bir boşalım oluyor. tavsiye ederim.şu yoga işine de değineyim bende bi arkadaş sayesinde yapıyorum.yogadan sadece fiziksel bir fayda elde ettim...
                çok saol carpe diem

                Yorum


                • #9
                  Sevgili Runo...

                  Ben hep bu tip hastalıklarda şöyle düşünürüm...

                  Psikolojik rahatsızlığı olan kişilere ister psikiyatr olsun ister psikolog evvela ilaçları içmediği zaman başına nelerin gelebileceğini tedavi sürecenin süratle uzayacağını hatta tekrar başa döneceğini yan etkilerini iç organlardaki tahribatları vb olayları kesin ve net anlatmalıdır..

                  Hasta ilaçlarını rutin bir şekilde içmediği zaman daima böyle bir olayı yaşayacağını kesin ve net bilmelidir..

                  Bunu başaracak olan kişide hastalığı tedavi eden doktorun veya uzmanın veya psikologun açık açık hastaya uzun uzun derinlemesine detaylı anlatması ve beynini bu konuda yıkaması ile olabilir..

                  İlacı verirken yazarken hastayla öyle bir iletişim kurmalıdırki hasta doktoruna güvenmelidir.Kulanılan sözcükler tıp dilinde anlatıldıktan sonra yaşayacağı sıkıntıları hastalığın belirtilerini ilacı içmediğinde hastalığın seyrini rahatsızlığı olan kişi iyice öğrenmelidir.

                  Çünkü hasta olan kişi hastalığını bilmeli ve bunun tedavisine dört elle sarılmalıdır...

                  Dışarıdan gelebilecek yan etkiler hastayı delip geçmemeli hatta beyninde çeşitli istifamlar kuşku vs sorunların oluşmasına müsade etmeyecek düşüncelerle donatılmalı önce ilaç sonra başka şeyler konuma gelmesini sağlamak gerekir..

                  Doktorlarımıza psikologlarımıza bu konuda çok iş düşüyor.Çünkü aman banane kendi sorunu gibi yaklaşımlar hastayla doktor arasında kopukluğa neden oluyor..

                  Örneğin bir kalp hastasının damarları tıkalı ve enfaktüs geçirme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bilindik bir gerçektir.Bunu doktor olmayan halkımızda öğrenmiştir.

                  Benim babam kalp krizi geçirdi. Fakat biz birtürlü ikna edemedik. Doktora götürdük doktor kesinlikle ameliyat olmalı tıkalı olan damarlar açılmalıdır dedi. Babamda itirazlar kaprisler derken doktor bey ayağa kalktı ve bana bakın ister olun ister olmayın fakat zincirlikuyuda veya başka bir mezarlıkta kendinize yakın zamanda bir yer ayırttırın size lazım olacak dedi. Babam neye uğradığını şaşırdı. Ya öylemi dedi..Evet aynen öyle siz mutlaka ameliyat olup içki sigara vs kötü alışkanlıkları bırakacak sürekli ilaçların ve doktor kontrolünün devamıyla sağlığınıza kavuşacaksınız dedi.

                  Babamın yüz ifadesi üzerinden tam 8 sene geçmesine rağmen gözümün önünden gitmez. O gün bugündür sigara içik asla ağzına sürmez ilaçlarını düzenli içer...Doktor kontrollerini aksatmaz.Ameliyat oldu iyileşti ayağa kalktı doktor beyin sözleri hala kulağımda şimdi ameliyat oldun sanmaki iyileştin heran her şey olabilir kendine çok düzenli bakacaksın dedi. Şimdi babam bırakın sigara içmeyi içilen ortamdan hemen kaçıyor. İçki yok.İlaçlar hiç aksamaz.Demekki anlatan kişinin hastalığın vehametinide anlatması kişinin ölüm korkusu yaşaması tedaviye ve yanında yapması gerekenlere büyük etken..

                  Psikolojik rahatsızlıklardada bu tarz sorunlarda ilaçın önemide artık yaygınlaşıtırlamı...Halkımızda bukonuda bilinçlenmelidir. Doktorlarımız çeşitli sempozyumlarda seminerlerde tv medya vb iletiş yollarında sürekli bizim bu konuda son derece cahil ve konuya hakim olmayan halkımıza uygun bir dille anlatılmalıdırlar...Zaten ülkemizde psikolog veya psikaytr alışkanlığı yok. Çok darda kalmadıkça insanlar tedavi olmak isetimiyorlar.Ancak nöbetler sinir krizleri veya başka belirtiler ortaya çıkmadıkça hasta hasta olduğunu bile farkına varmıyor...

                  Yüzeysel anlatılan aman sendeci bir tutumla yaklaşılan yada sadece hadi ilacı verdim güle güle iyi günler ayda birkere uğra yaklaşımları maalesef hastayi böyle kopukluklarla karşı karşıya bırakıyor..

                  Hastanın hastalığının verdiği sıkıntıyla bunları keşfedebilmesi öğrenebilmesi kolay yolu seçmesi zaten doğaldır. Şaşılacak bir şey göremiyorum.Çevremizdeki bu tarz hastalığı olan dostlarımız arkadaşlarımız olduğunda sürekli ilaçlarını içmeyi önermeliyiz..

                  Belki şimdi bu yazıyı okuyan doktorlarımız bana kızabilir ya biz söylüyoruz görevimizi yapıyoruz gerisi ona kalmış bir şeyde diyebilirler..

                  Yok maalesef katılmıyorum doktorun hastasını benimsemesi hastanında doktorunu benimsemesi ve güvenmesi gerekir..Güven hastalıklarda çok önemlidir. Motivasyonu sağlar.Doktorum benim için en doğrusunu biliyordur düşüncesi kişide çok önemlidir..

                  Her ne olursa olsun öncelikle ilaç bundan vazgeçerek kaçarak iyi olmamız hastalığımızın tedavi olması mümkün değildir arkadaşlar...

                  İş bu sebeblerden dolayı Sevgili Runo sizin doktorunuzla sıkı bir iletişim kurarak eşinize bunu kesin ve net bir şekilde belki üç beş seans terapiyle anlatmasını yada anlatacak kişileri bulmanız gerekir..

                  Bir önceki yazınızda doktorumuz yogaya karşı diyor. Diyorda bunları oturup uzun uzun konuştularmı.Bunlar çok önemli.Eğer konuşulupta hala eşiniz bu eğilimin içine girip ilaç içmeden tedavi olma saplantısı içindeyse doktorunuz demekki tam iletişimi sağlayıp etki eksikliği içindedir. Siz bir hasta sahibi olarak bunu önemle dikkate alıp bu konuda doktorunuzda süratle yardım isteyip bu konun yoğunlaşmasına neden olmalısınız...

                  Çünkü siz eşinizle sürekli berabersiniz.Eşinizin çektiği sıkıntıların bir çoğunu sizde onunla birlikte yaşıyorsunuz..Bu konuda söz sahibi olup yönetebilecek konumdaki kişisiniz..

                  Velhasıl bu işi siz başaramıyorsanız başaracak etki yapacak insanlarla eşinizi muhatap etmelisiniz.. Çevresindeki arkadaş vb kişileri onun haberi olmadan yönlendirip çoğunluğun mutlaka ilacını içmelisin önerilerini dinlemesine zemin hazırlayarak topluca bir beyin yıkama yapmalasınız...

                  Lütfen bu çok önemli şimdi sizin eşiniz ilacını düzenli kullanmış olsaydı ve başkalarının etkisine kapılmasaydı belkide bu nöbetleri yaşamamış olacaktır. Demek oluyorki eşiniz ilaç konusunda eksik kalmış tarafları var..

                  Sizin eşinize bir hobi arayışı içinde olmanız gayet güzel bir davranış akıllı bir yaklaşım fakat bunun yanı sıra ilaç konusunda eşinizi ikna edip edecek ortamlarda bulundurup imkanlar sağlayıp bu işin önemi beynine yazmalısınız.

                  Eşinizin ve sizin daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeniz için önce ilaç sonra hobi vb uğraşlar..

                  İLAÇLAR HAYATIMIZI YÖNETMEYE KALKAN VİRÜSLERLE EN İYİ BAŞEDEN MADDELERDİR. DOKTORLARIMIZIN BİZLERİ TEDAVİ EDEBİLMESİ İÇİN İLAÇLARIN VAZGEÇİLMEZ OLDUKLARINI HEPİMİZ BİLMELİYİZ ARKADAŞLAR..
                  <div>Dusunmeden konusmanın cezası konustuktan sonra dusunmeye mahkum olmaktır.Oyle horozlar vardır kı ottuklerınde gunesin dogdugunu sanırlar.En buyuk cezaevı cahıl bır ınsanın kafasının ıcıdır.</div><br />

                  Yorum


                  • #10
                    Bu uzun ve anlamlı cevabın için ve tüm diğer cevaplar içinde tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Cevap ve yorumlarınız gerçekten önümü aydınlatıyor.

                    Yorum


                    • #11
                      hangi görüş doğru yada hangimiz daha doğru biliyor. psikoloji bilimini bile insanlar kaç senedir doğru bir işleyişinde tutabilmişki hangi kesinliğe ve hangi olumluluğa göre her söylediğinizin doğruluğundan eminmiş gibi hiç pervasız bu şudur diyebilecek cesareti bulabiliyorsunuz insanların yaşamı içerisinde. yoga içinde aynı şey olsunki tarihi 2 bin sene sanki ondan önce insan yoktu. yogada halletmişki bütün çözümleri görüyorum herkes yapıyor yediden yetmişe okullarda bunun eğitimini veriyorlar yada psikoloji sıkıcı bir ders değil lisede öğrenciler kolaydan not almak için girmiyolar bu derse hocalar maaş almak için vermiyolar insanlara birşeyler katalım uğraşı var herkesde. yada herkes birbirine o kadar sevecenki hayat toz pembe ilaçlarda çok yararlı bişeyki bence her beş yaşında çocuk başlamalı ilaçlara mazallah ilerde bir sorun çıkmasın. saçmalamayın artık.

                      Yorum


                      • #12
                        Sevgili SooDewaArimasen,
                        Okuyorum okuyorum mesajını lakin çözemiyorum.Sanırım şu an zor algılıyorum,anlayamıyorum .Biraz daha geniş olarak fikir verirsen memnun olurum.

                        Yorum


                        • #13
                          Bir Psikoloğa aldığı eğitimde hastayı eğitmesi değil, ona çözümü göstermesi öğretilmeli.

                          Bir yogada kişiliklerin büyük gösterilmeleri değil hayatın öğretileri doğru yanlış çözümlendirilmeleri gerekli.

                          Malasef toplumumuzda bazı uzmanlar yanlış biliyo. Açıkca bir hasta kendilerine bağımlı ilaçlar ile iyileşebileceği kendisine acıyan toplumdan kaçabilmek için eline verilmiş kozları olan bir yapı durumuna getirilmekde.

                          ilaçların acil durumlarda yada bir kriz anı yaklaşımında kullanılması mutlaka gerekli. kişi kendini kontrol edebilecek durumda iken, eğer ilaç ile o anki kötü durumunu geçirmeyi amaç ediyosa. Bir insan düşünün kendi kararlarını kendi alamıyor. ona ne katsanız ne söyleseniz ona inanacak.
                          ilaca bağlı zannediyor kendini işte o an kendi beyin fonksiyonları normale bile dönse artık bir uzmanın kesin kararı o insanın hayatının bir faciaya bitkisel bir yaşama dönüşmesi demek olabiliyor.

                          görüyorum bir çok uzman insan sorgulamıyor herkes kendi fikir savaşında, işini iyi yapanlar ise hastalardan vakit buldukları tüm zamanlarında kendi meslektaşlarına hatalarını göstermeye çabalıyor.

                          yogaya gelince hiçbirimiz üstün bir varlık değiliz. kendilerini üstün varlık gibi gösteren insanların başka insanlar üzerinde etki kurmak istemesi buda psikolojinin kötüye kullanımı gibi kişiselliğe kaymadır. hiç bir farkı yok çünkü yaşamın alternatif bilimsel somut yada soyut bütün alanlarında asıl değer yargılarını son olarak veren ve neye inanıp ne olacağına karar veren
                          (hasta yada normal)
                          insanın kendisinden başkası değildir. başkalarının hayatı söz konusu olduğunda sorular sorulup kişinin kendi cevapları vermesi istenir.

                          asla bir insana şunu yap sana iyi gelir deme lüksü hiçbirimizde yoktur. bunu ne diploma sağlar bize nede yüce güçler.

                          çünkü asıl yasa budur. derseniz o insanın sorumluluğu size geçer.

                          Yorum


                          • #14
                            bipolar bozukluk/manik depresif üzerine

                            Merhabalar,

                            Ben de 6 ay önce teşhis edilen bir bipolar bozukluk I, eski ismiyle manik depresif hastasıyım. İlaçlarımı, lityum 2x(300+300)=1200 mg ve 400 mg seroquel, kullanıyorum. Hastalığın atak aşaması geçti, ayakta tedavi oldum, şimdi uzun dönemli koruyucu tedavi evresine girmekteyim. Sanırım doktor yavaş yavaş sadece lityum tedavisini verecek; ayrıca kan serum lityum seviyesinin 0.8-1.0 mEq/L arasında olmasını istiyor. Benden başka ailemde yaklaşık 30 yıldır dayımda bu hastalık varmış. Bunlar benim bu hastalıkla ilgili geçmişim. 6 ay öncesinde kadar psikiyatr ile psikolog arasındaki farkın ne olduğunu bilmiyordum. Ancak bir süredir, ingilizce bilmemin de yardımıyla bipolar bozukluk vb. konularda hakkında ciddi bir araştırma yapmaya başladım.

                            Bilgi kaynakları şunlar: Özellikle www.google.com.tr
                            1. Internet siteleri (ruh sağlığı hakkında, psikiyatri, psikoloji)
                            2. Internet mail grupları
                            3. Kitaplar (tr+ing)
                            4. Kütüphaneler
                            5. Internet forumları (tr+ing)

                            İncelemiş olduğum çeşitli kaynaklardan yararlanarak ben de bipolar bozukluk konusunda edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum. Burada belirteceğim kimi istatistiki değerler yabancı kaynaklardan alınmıştır.

                            * Bir çok başka psikiyatrik hastalık gibi bipolar bozukluğun da kesin tedavisini sağlayan bir şifası (cure) yoktur. Psikiyatristler tarafından yazılan ilaçlar ve kendi hayat tarzınızı hastalığa uyarlamanız, sadece hastalığın semptomlarını, belirtilerini tedavi eder. Kendi hayat tarzınızı hastalığa uyarlamakla, içki ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durulması, stres seviyenize dikkat edilmesi, uyku sürelerine ve saatlerine dikkat etmek, aşırı siyah çay ve kahve içmemek vb. anlaşılabilir.

                            * Bipolar bozukluk hastalığının kendisi değil de belirtileri tedavi edildiğinden, her hasta farklı ilaçların birleşimine farklı bir cevap verebilecektir. Başka bir deyişle, bipolar hastaları aslında tedavi başlangıcında bir deney hayvanı gibi çeşitli ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır. Lityum vb çeşitli ilaçların koruyucu olması için kan serum seviyesi vb. testler yapılması ve dozun ayarlanması gerekir. Bunun yanı sıra hastaya verilebilecek başka ilaçlarla da tedaviye cevap verilen ideal dozlar bulunur. Bir doktorun demesine göre, A+B+C ilaçlarının birleşiminin X hastasında işe yaraması Y hastasında işe yarayacağını göstermez. Veya X hastasında farklı ilaçların birleşiminin aynı yararlılıkla işe tedavi edici olacağının garantisi yoktur…

                            * İstatistiklere göre, bu hastalığa sahip olanların % 60-70 kadarının tedavi olup, ilaçlarını kullanıp, çalışan kişiler olarak normal bir hayat sürebildiği belirtiliyor.

                            * Bu hastalıkla teşhis edilenlerin 1-2 yıllık tedaviden sonra % 7-13 kadarının bir daha hiç atak yaşamadığı belirtiliyor. Doktorunuz uygun görürse size 2 yıllık atak yaşanmayan dönemden sonra ilaçları bıraktırabilir. Ancak yeni bir atak olmayacağının hiçbir zaman garantisi yok.

                            * İstatistiklere göre 10 yıllık dönemde ortalama 4 defa atak geçirileceği belirtiliyor. Ancak kişinin doktor rızası olmadan ilaçları bırakması, atak tekrarladığında hastalığın daha kronik olmasına yol açabilir. Özellikle de eskiden kullanılan ilaçlar tekrar kullanıldığında, eskisi kadar faydalı olmayabilir tekrar kullanılırsa. Ancak araştırmalara göre lityum bir kez kullanılırken bırakılırsa, yeniden başlayan bir lityum tedavisi tekrar yararlı olabilir.

                            * Lityum/vb bir ilacın kullanılması için şöyle bir benzetme yapılmakta. Şeker hastalarına kanlarındaki şeker seviyesinin belli bir seviyede tutulması için her gün ensülin iğleri yapılır. Benzer şekilde bipolar bozukluk/manik depresif hastalığının bilinen sebepleri arasında birden fazla genden ortaya çıkan genetik bozukluklar, beyin biyokimyasal bozukluğu belirtilmektedir. Lityum beyindeki biyokimyasal dengenin sürmesine yardımcı olmaktadır. Bundan dolayı da, nasıl bazı şeker hastaları her gün ensülin iğnesi vurulmak zorunda ise, manik depresif hastalar da doktorun yazdığı lityum/vb ilaç ne ise onu düzenli olarak kullanmalıdır.

                            @runo,
                            * runo hastalığa sahip olanlara sormuş atağın tekrarlanmamsı hakkında. Yukarıda da belirttiklerime ek olarak.
                            - Hasta hastalığı kabullenecek
                            - Hasta doktorun verdiği ilaçları kullanacak
                            - Az stresli, uykusuna yatma saatine dikkat eden, içki vb. kullanmayan bir hayat tarzı yaşayacak
                            - Spor yapmalı
                            - Nasıl bir hayat tarzı geliştirmek sorusuna çözüm bulmak için çeşitli psikoterapi seçenekleri de araştırılmalı. Gerçi psikoterapi saat ücreti çok pahalı bir şey (1-2 yere telefonda sordum en az 90-100 YTL), ama işe yarayacağı, yardımcı olacağı yazıyor kitaplarda. Terapistin yaptığının da, hastalığının atak aşaması geçip uzun dönemli tedavi evresinde, size hayat tarzınızı hastalığa göre ayarlama, aile düzeni, negatif-pozitif düşünce eğilimlerinde yardımcı olma, daha sosyalleşmenizi sağlama şeklinde olduğu belirtiliyor.

                            * Bununla birlikte, siz her şeye dikkat etseniz, ilaçlarınızı kullansanız bile atak geçirilebilir. (Hiç atak geçirmeme olasılığı %7-13 arası) Ama atak kontrol altında ortaya çıkarsa, yani böyle bir atağın başladığını hasta ve yakını fark edip doktoruna en kısa zamanda ulaşırsa, tedavisi daha çabuk başarıyla sonuçlanır.

                            @runa,
                            * Yoga, meditasyon vb. aktivitelerin ilk amaçları yanı sıra bir çeşit sosyalleşme aracı olduğunu düşünüyorum. Eminim ki eşiniz yogaya başlarken ilaçları bırakmak gibi niyette değildir. İlaç kullanmak zorunda olan birine cahil cesaretiyle ile ilaç kullanma diye akıl veren bir yogacı güvenilir, iyi niyetli olamaz. Eşiniz hala yoga gibi tarzı aktiviteyle ilgilenme niyetindeyse, farklı bir yoga merkezi ile daha seyrek olarak bu etkinliğe devam edip etmemeyi değerlendirmelisiniz.

                            @runo
                            * Sizin bu yoga hakkında yazdıklarınız ve ilaç kullanan bir hastanın işine karışılması ben de şu çağrışımı yaptı. Yeni teşhis edilmiştim, internette bipolar hakkında bir kitapçık buldum ve giriş kısmını kağıda bastım hızlıca okudum. Hastalığı kendince tanımlıyordu. Sonrasında içindekilere falan baktım biraz daha okudum. Kitabı yazan kişi aman lityum almayın, şöyle işe yaramaz böyle yaramaz falan yazıyordu. Sonra kendince bir dinsel yol yazmış; bu yolu izleyin lityum gerekmez diyordu. Ama bu bana bariz bir şekilde üfürükçülüğün yabancı versiyonu olarak göründü. Bence yoga, meditasyon veya dinsel bir ibadet insana daha dengeli ve huzurlu yaşam sürmelerinde faydalı olabilir. Ancak hiçbir şekilde kullanmanız gereken ilaçların ikamesi olamazlar.


                            Geçmiş olsun dileğiyle

                            Yorum


                            • #15
                              Teşekkür ediyorum.
                              Genel olarak kendi durumumu bir daha özetleyerek genele adapte etmek istiyorum.

                              Eşim 2000 yılında atak geçirdi. Bu atak ile beraber biz çok düzenli ve muntazam kontrollu olarak ilaca devam ettik.Sorunlarımız azaldı hayatımız düzeldi. 2005 Yılında ise sahaja yoga olayı ile tanıştık. Bu aşamadan sonra düzenimiz yavaş yavaş bozulmaya başladı.(sahaja yoga diğer yoga çeşitlerinden baya farklı).Ve yaklaşık 7 ay kadar sonra ilaçlarımız aksamaya ve düşüncelerimiz artık iyileştim şeklini almaya başladı.6 yıl boyunca atak geçirmemiş olmak iyiye işaretti.
                              Ve 2006 Temmuz da çok şiddetli bir atak yaşadık.

                              Bu son halimizin özetiydi.

                              Ben son atağımızın sebep ve sonuçları üzerinde düşünmeye başladım tabi. İlacı neden aksattık, düzeni neden bozduk bu seviyeye nasıl geldik.

                              Düşüncelerim dönüp dolaşıp bu ne olduğu belirsiz olan olaylara inanmak ve bu olayların arkasından gitmek konusunda yoğunlaştı.Bu inanç ve bu inancın temsilcileri bize iyilik değil kötülük yapmış ve bir bakıma hastalığımızın ayaklanmasına sebep olmuştu.

                              Bütün bu olanların sebep ve sonuçların eşim farkında ilaç içmediği için bin pişman....Şimdi hayatımızda bir boşluk belirdi.Artık yoga yok lakin bu olaylara tekrar girmek için arzu büyük.Ben ve doktorumuz ise şu an için bu isteği baskılamakla meşguluz.

                              Neticeye gelmek istiyorum.
                              Düşüncem şu ki yoga olsun yada paralelindeki bu tür olaylar tamamen inanmaya, inanca dayalı olan bu tür aktivite ve fikirler bir manik depresifte,uzun dönemde pozitif bir etkmi yaratır yoksa negatif bir etkimi yaratır.

                              Ben negatif etki edeceğini düşünüyorum açıkçası lakin değerli fikirlerinizide bekliyorum.Çoğu arkadaşımız rahatlatır diyor lakin bu kişiye dayanmış bir inanç sistemi, bunu değerlendirmekte fayda var.

                              Ayrıca da şunu eklemek istiyorum pozitif etki yaratacak aktiviteler olarak neleri öngörüyorusunuz. Bunu neden soruyorum , mesela bazı aktiviteler olumlu olmasına rağmen (resim gibi,) el titremesi yada benzeri sebeplerden netice güzel olamayınca kişi olumsuz etkilenebiliyor.

                              Bir arkadaşımızda eşimin bir mesleği olup olmadığını sormuştu, eşim devlet memuru işini çok seviyor ve oldukçada başarılı.Birde çocuğumuz var ilkokul 3. sınıfta.Bütün bu uğraşlara rağmen boş vaktide oldukça fazla..

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X