----
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
imdat yardım!
Collapse
X
-
Re: imdat yardım!
Sizin yerinizde olsam zorda gelse işi bırakırım. Eğer şimdi bırakmazsan daha sonra altından kalkamıyacağın sorunlarla başbaşa kalabilirsin. Bu his senin elinde olan birşey değildi ama bundan sonrası senin elinde...Orjinal yazı sahibi: genderarkadaşlar iğrenç bir durumdayım. aynı iş yerinde çalışan evli bir kadından hoşlanıyorum oda benden hoşlanıyormuş. ben bekarım. onu unutmam gerekiyor. benim istediğim onu nasıl unuturum problem ise onu her gün görüyorum bana biri yol göstersin nasıl bir yol izlemeliyim :!:Hayat Dediğin, Allah İçin Değilse; Ne Çıkar Kainat Önünde Eğilse!...
Yorum
-
cok zor bir durum, turk filmlerinde ki gibi kendinden sogutma da olmazki , yani ne bileyim gonul bu ota da herseye de konuyo. simdi burada yapilacak en akillica sey sevde ninde dedigi gibi asla iletisim kurmamak ama insanogluyuz bunu akilli sakin zamanimizda becerebiliriz de ya onun yada senin boslukta oldugun bir zamana denk gelirse hic gozunuz gormez yanlis oldugunu bile bile bir cikamaza girebiirsiniz. ikinizinde is degistirme olanaginizda yoksa Allah yardim etsin baska ne diyeyim.
Yorum
-
zor bir durummus gibi görünüyor ama degil aslinda. Henüz cok baslardasiniz bu güzel.Kesinlikle araya mesafe koyun ve ona böyle birseyin olmayacagini davranislarinizla gerekirse agzinizla da söyleyin. sinir oluyorum böyle insanlara evli olupta gözü baskasina kayan insanlara.evliliginde büyük bir problemi de yoktur kesin onunki bir heyecan arayisi olabilir gecer... arkadasim mantigini kullan zaten fazla yer kaplamamis kalbinde buna izin vermeyin. daha dürüst bir ask yasamak, ve daha dürüst bir insani sevmek senin hakkin, birak evli kadini güvenilmez...yüz vermeyin, ayni is yerinde olabilirsiniz ama konusmayin kendisiyle araya sogukluk girsin.
kolay gelsin sevgiler...
Yorum
-
Selamun Aleyküm.Selam; esenlik dileğim...
''Sen başına gelen bir dert içinde 'ALLAH' diyorsan, O sana Kendisini zikrettirmek için bu derdi vermiştir.Gaye; seni Kendisiyle meşgul etmektir.
Korkma! 'ALLAH' de! Zikre ve duaya devam et,hiçbir zikir veya dua karşılıksız kalmaz.
Ne kadar uzun sürse de gecenin gece biter,acı diner,kriz geçer ve zorluk son bulur.Başımıza gelen her 'imtihanda' ALLAH diyebilmek duasıyla...''
Yukardaki bana gelen bir Cuma tebriği idi... Ne hikmet ise,yazma ihtiyacı duydum.Belki de özellikle 'ALLAH'a hesabını nasıl veririm' sözünüz beni etkiledi,bilmiyorum.Ama ne var ki bu da bir nefis imtihanı olsa gerek!
Empati kurmanızı tavisye ederim.Malum kişinin 'eşi' olsanız ne yapardınız ya da bir başkası aynı sorunla size gelse nasıl bir çözüm önerisinde bulunurdunuz?
Kesinlikle bu durumdan kurtulmalısınız.Madem telefonda da görüşüyorsunuz ona bu yazıyı* okutun ve bu son iletişiminiz olsun!
*Haramdan sakınmak;
Helali genişletmek adınadır!...
Hatta belki biraz ağır olacak ama benzer konulara da açıklık getirir belki,belki kimisi utanır okuyunca,belki kimisi ibret alır,belki kimisi 'doğru' karar verir.Ne bileyim... ( ! )
*“Açık”ta bırakılmış kadınlar…
Kalabalıkta özellikle o dikkat çekiyor. Yakası açık bırakılmış, kolları kısa tutulmuş, eteğinin ucu hayli yukarıdan kesilmiş, beli iyice daraltılmış elbisesi değil dikkat çeken. Elbiseden taşan beden parçaları.. O elbiseyi özenerek seçmiş olmalı. “Üzerinde güzel duracak” demiş olmalılar. “Bana yakışacak” diye umutlanmış olmalı. Ama hoyrat bakışlar, elbiseyi değil, elbiseden arta kalan kısımları süzüyor. Öylesine yok gibi ki elbise hepten çıplak kalmak istediğini haykıran bedenin üzerinde “engel” gibi duruyor. Bedenin tamamlayıcı parçası değil, “fazlalık” gibi görünüyor.
Bakılsın diye oradaydı bedeniyle. Bakıldıkça varolacağına inandırılmıştı. Bir tür bakılma açlığı ile donanmış olmalıydı. Farkında olmadan, diğer gözlerin “nesne”si haline getirilmişti. Öyle bir nesne ki, üzerine bakış düşmediğinde karanlıkta kalıyordu. Gözler üzerinde olmadığında kıymetini kaybettiğini sanıyordu.
Gözlerin kayması için açıkta bırakılmış bir bedene, teşhir etme niyeti de eşlik ederse,-bu niyetle bakılanın gözleri de sizin bakan gözlerinize kilitlenmişse- kendi içinde tutarlı bir sahne seyredersiniz. Seyredilmek isteyen bir ruh ve seyredilen bir beden, birbiriyle yan yana, kardeşçe oturuveriyorlardır: Sorun yok gibidir. Ama çıplak bırakılmış bedene, içindeki ruh başka telaşlar peşinde koştururken gözünüz kaydığında, mağdur edilmiş bir beden buluyorsunuz karşınızda. Uçağa yetişme telaşının sardığı, tatilden dönme hüznünün hükmettiği bir ruhun ardı sıra yürüyen, hâlâ daha plaj kıyafetine takılmış bir beden, gözünüzün önünde, birden bire çıplaklaşıyor, topraklaşıyor, et ve kemik soğukluğuna düşüyor. “Açılmış” değil “açıkta bırakılmış” oluyor.
Onu o çıplaklığa özendiren tüketim mekanizmalarıyla paketlenmiş, onu açıklık içinde utanmaktan alıkoyan ısrarlı teşviklere sarılmış bir cesedi sürüklüyor ardı sıra. Kadın bedeninin özellikle sivriltilmiş bir kaç detayına indirgenmiş bir kişilik sergisine icbar edilmiş, zorlanmış, itilmiş oluyor. Özel bir insan olarak yaratılmış, yüzü özel, duyguları biricik, kalbi bi’tane, varlığı müstesna bir kadını, “her kadın gibi” eyleyen, “herhangi bir kadın” gibi “den den”leştiren, sıradan bir serinin modüler parçası kılan sürecin ucuna yerleşiyor: Kalça hareketleri kadar var olan bir kadın. Göğüs dekoltesi kadar öne çıkan bir kadın. Yüzünden çok belden aşağısı muhatap alınan bir kadın. Kişiliği dişiliğine kilitlenmiş bir kadın.
Mağlup, mağdur, mazlum o. Kendi rızasının şimdi ve burada olması bir şeyi değiştirmiyor. Kendi rızasını iptal eden, kendi iradesini unutturan, utanma duygusunu uykuya yatıran hayli uzunca, karşı konulmaz ve sistemli bir ikna sürecinin kurbanı.. Ara sıra, varlığını hatırlatan o kadınsı irade, o utanç duygusu hiç uzamayacak eteğini refleksif bir hareketle çekiştirtiyorsa da ona; nafile. Bedeni üzerine yapışmış gözleri kabullenen, yaban bakışları evcilleştiren bir çaresizlikle oturduğu yerde oturtuyor onu görünmez bir iktidar. Alnına boncuk boncuk dizilmeye hazırlanan utancını müşfik bir el hareketiyle siliveriyor. Bir anda çıplak olarak yakalandığını hissettiği o nadir şaşkınlık anlarında gözlerini kurnazca kapatıveriyor. Sakinleştiriyor onu, uysallaştırıyor, hırçınlığını gideriyor.
Kendinden uzağa düşürüyor kadını çıplaklık. “Kendine özel”, “sahici” ve “sahih” bakışlar arıyor boşuna. Baştan ilan edilmiş bir sadakatsizlik vardır çıplak bedende.. “Bakan sadece sen değilsin ki bana!” “Ben bütün bakışlara açı(ğı)m.” “Bunca bakanım var benim.” “Sen de kim oluyorsun?” Galip gibi duruyor ama mağlup. Zulmediyor görünüyor ama mazlum. Kadir kıymet bilmiyor ama kadir kıymeti de bilinmiyor. Mağdur ediyorken mağdur ediliyor.
“Açık”ta bırakılmış kadın, sırf şehvet üzerinden tanımlanıyor. “İnsan”da olan ama tümüyle “insan” olmayan bir şehvet üzerinde dikelmeye zorlanıyor. Böylece, “dişi” yanı “kişi” yanına galip getiriliyor. Olan “kişi”ye oluyor. Önce ve hep “insan” olan kadın, bedeninin kıvrımlarına sürgün ediliyor, teninin sığlıklarında hapis tutuluyor. Kadın ruhu, kadın bedeninin altında eziliyor.
Örtünmek, kişiliğini dişiliğinin üstüne koymaktır. Kendini sonsuza saklamaktır. Kadınsı merhameti, kadınsı inceliği, kadınsı zerafeti ipekten tüller ardına saklayıp inci gibi büyütmektir örtünmek. “Tesettürsüzlük nedir?” diye sorsaydınız bana, “Kadının dişiliğini kişiliğinin önüne geçiren her haldir” derdim… Bir “kişilik tutulması”… Bir “kadınlık eklipsi”… Ay tutulur ya hani dünyanın gölgesi üzerine düştü diye. Dişiliğin kişiliği gölgede bırakıp kadın ruhunu gözden kaçırdığı bir tür eklips hali bu.. Saçları kapatmaktan fazlası: Kadın ruhunun bedenle kapatılması…
İşinizi değiştirmeniz taraftarıyım.
ALLAH yar yardımcınız olsun.
1-Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir ÇIKIŞ YOLU AÇAR.
2-Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur.
3-Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
(Talak Suresi 1,2,3)
Yorum

Yorum