Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; derinlerdeki gerçekliğin, aslolan gerçeklik olduğunu algılamaya başlarsınız.
Derinlere inmedikçe; koca bir yalan içerisinde gerçek'i aradığınızın farkında değilsinizdir.
Gözlerimiz her zaman dışarı bakıyor ve bizler dışarıyı gören gözlerimize öylesine odaklandık ki; gerçeği göremedik.
Yalan olana gerçek dedik, inandık ve aldandık. Ve bu öyle bir sistemdi ki; içerisinde bulunduğumuz hayatta, sürekli kendini tekrarlıyordu.
Binlerce kez inandık, gerçek dedik ve binlerce kez aldandık. Hâla arıyoruz gerçeği durmadan, yalanda ve yalanda gerçeği aradığımız sürece bulabileceğimiz tek şey yalan ve binlerce kez aldanmışlık olacaktır.
Aldanmak ve aldatılmak için kimseye ihtiyacımız olmadığını keşfettim. Bunu kendimiz, kendimize sürekli yapıyoruz. Öyle ki; gerçeği kendimizin dışında arayan bizler; defalarca kez bozguna uğruyoruz.
Güçten düşen insan, ne zaman doğrulsa, yolu bilmediği için tekrar düşüyor.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; derinlerdeki gerçekliğin, aslolan gerçeklik olduğunu algılamaya başlarsınız.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; içerisinde bulunduğunuz gerçekliğin aldanışın kendisi olduğunu algılamaya başlarsınız.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; derinlerdeki gerçeklik, bağlı olduğunuz zaman ve mekandaki gerçekliğin hükümünü kaldırır ve siz gerçek ile yaşamaya başladığınız zaman, sahte olan gerçekliğe ayak uydurmazsınız/uydurmamalısınız.
Hiyerarşik gerçeklikler sistemi, kademe kademe dizilmiş gerçeklikler, bir üst gerçeklik, bir alttaki gerçekliğin hükmünü kaldırıyor, üstteki gerçeklik derinlerde, çünkü insan tepetakla ters vaziyette.
İnsanın gerçekliği onun içerisindedir. Vicdanında ve inancındadır. İnsan kendine yabancıdır. İnsan kendini tanımaz. İnsan maymun gibidir. Rol yapar, çoğu kez kendisi olmaz, o, kendini tanımaz.
Kendi gerçekliğinden uzak olan insan, sahte bir dünya var etti. O'nu kendi sahteliği ve bencilliği ile inşaa etti. Kendini tanımayan insanların kurduğu ve ellerinde koca bir koyun sürüsü gibi hükmettikleri bu insanlar onların sahte dünyasında, onların sahteliğini yaşıyorlar.
Büyük bir yalana inanmış olan bu insanlar, başka bir gerçeklik göremiyorlar.
Gözleri hurafeler ve sahte tabular ile köreltilmiş olan insanlar.
İnsanlar uyuşturulmuştur. İnsanlar uyutulmuştur. İnsanlar sömürülmektedir ve İnsanlar çağımıza modern kölelerdir.
Pratik olarak baktığınız zaman; konuşabilmemiz, fikir yürütebilmemiz, fiziksel olarak sahip olduğumuz şartlar ve ismimiz dışında; bir koyun sürüsünden farkımız var mı?
Ot ile uyutulup, sonunda harcanıyoruz.
Biz insan değil miydik?
Gözlerimizi öylesine kapattılar ki; kendimizi görmez olduk.
Hayatımız çalışmaktır bizim, yaşayabilmek için çalışırız.
Gecemizi gündüzümüze katmamıza rağmen, yinede emeğimizin karşılığını alamayız.
Hayatımız sömürülür bizim.
Duygularımız, inançlarımız, düşüncelerimiz, emeğimiz, alınterimiz, zamanımız, güzelliğimiz, saflığımız, temizliğimiz ve insanlığımız/karakterimiz sömürülür bizim.
Tüm bunlar karşısında ayakta kalabilmemizi sağlayan şey, hayallerimizdir.
Beyinlerimize inancı kazıyan, gülmemizi sağlayan, umudumuz, hayallerimizdir.
Yine kendi içimizde yaşayırız bizler güzel günleri, çoğu kez kendimizi aldatarak.
İnanıyorum ki; bizim gerçekliğimizin, dışarıda birileri tarafından inşa edilmiş olan, sahte, bozuk gerçeklik ile ilgisi yoktur.
Bizim tek gerçekliğimiz, hayallerimizdir. Bizler hayallerimiz ile varız. Düşüncelerimiz ile varız.
Bunlar dışında bizler rüzgar gibi, ordayız, varız, gözler görmek istemez bizi. Kullanılırız, fakat bizi zehirlerler, hakkımızı vermezler, teşekkür edenimiz yoktur.
Oysa biziz nefes veren, biziz yaşatan, çarkı döndüren.
Sahtelikten uzaklaştığımızda görürüz ki;
Tek bir gerçekliğimiz var; o'da hayallerimizdir.
Hayallerimizi kirletmeyelim. Vicdanımızı kirletmeyelim. Dışarıdaki sahteliği, gerçekliğimize bulaştırmayalım. Sahteleşmeyelim, bencilleşmeyelim.
---
Konuyu okuyan dostlar, dünyada mevcut durum karşısında gerçekliğinizi ve buna paralel olarak düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Saygı ve sevgilerle.
Derinlere inmedikçe; koca bir yalan içerisinde gerçek'i aradığınızın farkında değilsinizdir.
Gözlerimiz her zaman dışarı bakıyor ve bizler dışarıyı gören gözlerimize öylesine odaklandık ki; gerçeği göremedik.
Yalan olana gerçek dedik, inandık ve aldandık. Ve bu öyle bir sistemdi ki; içerisinde bulunduğumuz hayatta, sürekli kendini tekrarlıyordu.
Binlerce kez inandık, gerçek dedik ve binlerce kez aldandık. Hâla arıyoruz gerçeği durmadan, yalanda ve yalanda gerçeği aradığımız sürece bulabileceğimiz tek şey yalan ve binlerce kez aldanmışlık olacaktır.
Aldanmak ve aldatılmak için kimseye ihtiyacımız olmadığını keşfettim. Bunu kendimiz, kendimize sürekli yapıyoruz. Öyle ki; gerçeği kendimizin dışında arayan bizler; defalarca kez bozguna uğruyoruz.
Güçten düşen insan, ne zaman doğrulsa, yolu bilmediği için tekrar düşüyor.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; derinlerdeki gerçekliğin, aslolan gerçeklik olduğunu algılamaya başlarsınız.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; içerisinde bulunduğunuz gerçekliğin aldanışın kendisi olduğunu algılamaya başlarsınız.
Gerçekliği sorgulamaya başladığımız zaman; derinlerdeki gerçeklik, bağlı olduğunuz zaman ve mekandaki gerçekliğin hükümünü kaldırır ve siz gerçek ile yaşamaya başladığınız zaman, sahte olan gerçekliğe ayak uydurmazsınız/uydurmamalısınız.
Hiyerarşik gerçeklikler sistemi, kademe kademe dizilmiş gerçeklikler, bir üst gerçeklik, bir alttaki gerçekliğin hükmünü kaldırıyor, üstteki gerçeklik derinlerde, çünkü insan tepetakla ters vaziyette.
İnsanın gerçekliği onun içerisindedir. Vicdanında ve inancındadır. İnsan kendine yabancıdır. İnsan kendini tanımaz. İnsan maymun gibidir. Rol yapar, çoğu kez kendisi olmaz, o, kendini tanımaz.
Kendi gerçekliğinden uzak olan insan, sahte bir dünya var etti. O'nu kendi sahteliği ve bencilliği ile inşaa etti. Kendini tanımayan insanların kurduğu ve ellerinde koca bir koyun sürüsü gibi hükmettikleri bu insanlar onların sahte dünyasında, onların sahteliğini yaşıyorlar.
Büyük bir yalana inanmış olan bu insanlar, başka bir gerçeklik göremiyorlar.
Gözleri hurafeler ve sahte tabular ile köreltilmiş olan insanlar.
İnsanlar uyuşturulmuştur. İnsanlar uyutulmuştur. İnsanlar sömürülmektedir ve İnsanlar çağımıza modern kölelerdir.
Pratik olarak baktığınız zaman; konuşabilmemiz, fikir yürütebilmemiz, fiziksel olarak sahip olduğumuz şartlar ve ismimiz dışında; bir koyun sürüsünden farkımız var mı?
Ot ile uyutulup, sonunda harcanıyoruz.
Biz insan değil miydik?
Gözlerimizi öylesine kapattılar ki; kendimizi görmez olduk.
Hayatımız çalışmaktır bizim, yaşayabilmek için çalışırız.
Gecemizi gündüzümüze katmamıza rağmen, yinede emeğimizin karşılığını alamayız.
Hayatımız sömürülür bizim.
Duygularımız, inançlarımız, düşüncelerimiz, emeğimiz, alınterimiz, zamanımız, güzelliğimiz, saflığımız, temizliğimiz ve insanlığımız/karakterimiz sömürülür bizim.
Tüm bunlar karşısında ayakta kalabilmemizi sağlayan şey, hayallerimizdir.
Beyinlerimize inancı kazıyan, gülmemizi sağlayan, umudumuz, hayallerimizdir.
Yine kendi içimizde yaşayırız bizler güzel günleri, çoğu kez kendimizi aldatarak.
İnanıyorum ki; bizim gerçekliğimizin, dışarıda birileri tarafından inşa edilmiş olan, sahte, bozuk gerçeklik ile ilgisi yoktur.
Bizim tek gerçekliğimiz, hayallerimizdir. Bizler hayallerimiz ile varız. Düşüncelerimiz ile varız.
Bunlar dışında bizler rüzgar gibi, ordayız, varız, gözler görmek istemez bizi. Kullanılırız, fakat bizi zehirlerler, hakkımızı vermezler, teşekkür edenimiz yoktur.
Oysa biziz nefes veren, biziz yaşatan, çarkı döndüren.
Sahtelikten uzaklaştığımızda görürüz ki;
Tek bir gerçekliğimiz var; o'da hayallerimizdir.
Hayallerimizi kirletmeyelim. Vicdanımızı kirletmeyelim. Dışarıdaki sahteliği, gerçekliğimize bulaştırmayalım. Sahteleşmeyelim, bencilleşmeyelim.
---
Konuyu okuyan dostlar, dünyada mevcut durum karşısında gerçekliğinizi ve buna paralel olarak düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Saygı ve sevgilerle.


Yorum