Rüyalar
Uykunun ilk halinde ve tam uyku halinde görülen rüyalar gerçek olduğu gibi, faydalıdır da.. Şu ayet rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:
“Allah (CC) gerçekten, Peygamberini (SAV) rüya ile doğruladı. İnşallah Mescid-i Haram’a emin olarak qireceksiniz[1]
Sonra Yusuf Nebi’nin (SAV) dilinden ifade edilen şu Ayet de önemlidir:
“Ben rüyada onbir yıldız gördüm..7[2]
Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de önemlidir:
“Benden sonra peygamberlik kalmadı, ancak bazı müjdeler onlara görünür.” Bu Hadis-i Şerifi şu Ayet-i Kelime doğrular:
“Onlar için dünya ve ahiret hayatında müjdeler vardır[3]
Aynca Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:
“Rüyada beni gören gerçekten görmüş olur; çünkü şeytan benim şeklime giremez.”
Bu, demek olur ki, hakikat ve basiret nuru ile şeriat, tarikat, marifet nuruna uyarak bana uyanlan da, şeytan temsil edemez.
Sahib-i Mazhar der ki:
“Şeytanın bu durumu yalnız Peygamber (SAV) için değildir; bilcümle rahmet, şefkat, lütuf ve hidayet mazharı olan hiçbir varlığın şekline giremez, Peygamberin (AS) cümlesi, evliya, melekler, Kabe, güneş, ay beyaz bulut ve Kur’an, şeytanın temsil edemeyeceği kudsi varlıklardır. Çünkü şeytan kahır isminin zuhur yeridir. Ancak şaşkınlığı temsil edebilir.
Bir kimse Hadi, isminin mazharı olursa; zıddı olan Mudil ismi, onu nasıl temsil etsin... Zıt isimlerin hiçbiri diğerini temsil edemez. Su ile ateş burada bir misal olarak verilebilir. Su, ateş şeklini alamıyacağı gibi, ateş de su şekline giremez. Aralarında ayrılık, tenafür ve uzaklık bulunur."
Böylece Allah-ü Teala (CC) hakkı batıldan ayırmak ister.”
Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
“Allah (CC), böylece hakkı, batılı, misal yolu ile anlatır.”
Şeytanın rububiyet sıfatını temsil etmesi ve bu yolda bir davayla meydana çıkması, Allah’tan (CC) gelir. Çünkü Allah-ü Teala’nın (CC) Celal ve Cemal sıfatı vardır. Şeytan yalnız Celal sıfatından görünebilir. Çünkü kahrın mazharıdır. Bundan ötürü rububiyet davasını güder. Bu dava, yukanda anlatıldığı gibi MudilI isminden gelir.
İçinde hidayet izi bulunan hiçbir ismi temsil edemez. Burada denecek hayli kelam vardır. Şerhi yapılsa çok uzar.
Peygamber (SAV) Efendimizin dilinden söylenen:
“Ben ve bana uyan basiret üzere...”[4]
Ayetindeki “bana uyan” cümlesinde bir aret vardır. Peygambere (SAV) tam varis olan kamil mürşidi anlatır. Demek olur ki, benden sonra irşad; her yönden, benim batini basiretime sahip olan kimse tarafından yapılacaktır. Burada tam velayet haline sahip olan zat murad edilmektedir:
“Veli olan mürşid”[5]
Ayeti de aynı şeye işaret eder.
Rüya iki çeşittir. Biri enfüsi, diğeri afaki Her ikisi yine kendi özünde ikiye aynlır.
Enfüsi: Bu rüya nevi, ya iyi huydan veya kötü huydan ileri gelir. İyi huydan hasıl olan rüya, cennet andaki nimetler; hun köşkler, nurani beyaz sahralar, güneş, ay, yıldızlar, bunlann benzeri.. şeklinde görünürler. Bunlann hepsi kalbin sıfatlarını ilgilendirir.
Bazı şeyler de Mutmainne tabir edilen nefsin hazzıdır ki, bunlar da eti yenen hayvanlar, kuşlardır. Çünkü nefsin cennetteki nimetleri bu neviden olacaktır.
Rüyada görülen birçok hayvan, cennetten gelmiştir. Mesela öküz, ziraata yaraması için Adem nebiye (AS) gönderildi. Deve de cennetten geldi.
At; büyük ve küçük cihad için aynı şekilde cennetten geldi.. Bunlann hepsi öbür aleme ait şeylerdir. Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:
“Koyun, cennetin balından; sığır zafiranından; deve nurundan; at reyhanından yaratıldı.”
Katır, mutmainne sıfatının en alt derecesindedir. Rüyasında katır gören, ibadette tembel, nefsi ağır bastığı ve yaptığı işin neticesiz kaldığı anlaşılır. Ancak tevbe edip, iyi iş tutarsa; yaptığı iyiliğinin mükafatını görür.
Merkep cennetin taşından oldu. Adem (AS) ve zürriyetinin iyiliğine yaratıldı. Dünyada oldukça, ahiret işlerini tedvir için o da bir vasıta kılındı
Rüyada güzel bir gençle konuşur gibi ruhla konuşmak, ilahi tecelliye ermeye delalet eder. Çünkü ilahi tecelli nuruna erip cennete girenler aynı şekilde güzel suretidir. Çünkü
Peygamber (SAy) Efendimiz onlan tarif ederken:
“Güzel endamlı ve sürmeli.”
Buyurur..
Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz:
“Rabbımı güzel bir genç suretinde gördüm.” Buyurur. Bazı zatlar, bu tecelliyi şöyle tefsir ederler:
“Çünkü Hak Teala (CC) ruh aynasında Rububiyet sıfatı ile tecelli etmektedir.”
Buna Tıfl-ı Maani -manalar çocuğu- adı verilir. Çünkü mürebbinin aynası cesettir. Aynı zamanda kulla Rabbı (CC) arasında bir vesile sayılır. Hz. Ali (KV) der ki:
“Rabbımın terbiyesi olmasaydı; O’na (CC) karşı irfana sahip olmazdım.”
Bir insanın içinde, manevi terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye
bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, Nebiler (AS) ve Velilerdir
(RA). Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hasıl olunca başlar.
Onlardan bir başka ruh alınır.
Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
“Allah (CC), ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka eder.”[6]
Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lazımdır.
İmam-ı Gazali (RA) der ki:
“Allah-ü Teala’nın (CC) güzel bir surette rüyada görülmesi caizdir.” Bu tevile göre yine diyor ki:
“Görülen bir şeyi Allah-ü Teala, görenin istidadına göre bir misal olarak hark eder. Görülen o şey, gerçekten zat-ı ilahi değildir. Çünkü o bu şekilde görünmekten münezzehtir.
Uykunun ilk halinde ve tam uyku halinde görülen rüyalar gerçek olduğu gibi, faydalıdır da.. Şu ayet rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:
“Allah (CC) gerçekten, Peygamberini (SAV) rüya ile doğruladı. İnşallah Mescid-i Haram’a emin olarak qireceksiniz[1]
Sonra Yusuf Nebi’nin (SAV) dilinden ifade edilen şu Ayet de önemlidir:
“Ben rüyada onbir yıldız gördüm..7[2]
Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de önemlidir:
“Benden sonra peygamberlik kalmadı, ancak bazı müjdeler onlara görünür.” Bu Hadis-i Şerifi şu Ayet-i Kelime doğrular:
“Onlar için dünya ve ahiret hayatında müjdeler vardır[3]
Aynca Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:
“Rüyada beni gören gerçekten görmüş olur; çünkü şeytan benim şeklime giremez.”
Bu, demek olur ki, hakikat ve basiret nuru ile şeriat, tarikat, marifet nuruna uyarak bana uyanlan da, şeytan temsil edemez.
Sahib-i Mazhar der ki:
“Şeytanın bu durumu yalnız Peygamber (SAV) için değildir; bilcümle rahmet, şefkat, lütuf ve hidayet mazharı olan hiçbir varlığın şekline giremez, Peygamberin (AS) cümlesi, evliya, melekler, Kabe, güneş, ay beyaz bulut ve Kur’an, şeytanın temsil edemeyeceği kudsi varlıklardır. Çünkü şeytan kahır isminin zuhur yeridir. Ancak şaşkınlığı temsil edebilir.
Bir kimse Hadi, isminin mazharı olursa; zıddı olan Mudil ismi, onu nasıl temsil etsin... Zıt isimlerin hiçbiri diğerini temsil edemez. Su ile ateş burada bir misal olarak verilebilir. Su, ateş şeklini alamıyacağı gibi, ateş de su şekline giremez. Aralarında ayrılık, tenafür ve uzaklık bulunur."
Böylece Allah-ü Teala (CC) hakkı batıldan ayırmak ister.”
Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
“Allah (CC), böylece hakkı, batılı, misal yolu ile anlatır.”
Şeytanın rububiyet sıfatını temsil etmesi ve bu yolda bir davayla meydana çıkması, Allah’tan (CC) gelir. Çünkü Allah-ü Teala’nın (CC) Celal ve Cemal sıfatı vardır. Şeytan yalnız Celal sıfatından görünebilir. Çünkü kahrın mazharıdır. Bundan ötürü rububiyet davasını güder. Bu dava, yukanda anlatıldığı gibi MudilI isminden gelir.
İçinde hidayet izi bulunan hiçbir ismi temsil edemez. Burada denecek hayli kelam vardır. Şerhi yapılsa çok uzar.
Peygamber (SAV) Efendimizin dilinden söylenen:
“Ben ve bana uyan basiret üzere...”[4]
Ayetindeki “bana uyan” cümlesinde bir aret vardır. Peygambere (SAV) tam varis olan kamil mürşidi anlatır. Demek olur ki, benden sonra irşad; her yönden, benim batini basiretime sahip olan kimse tarafından yapılacaktır. Burada tam velayet haline sahip olan zat murad edilmektedir:
“Veli olan mürşid”[5]
Ayeti de aynı şeye işaret eder.
Rüya iki çeşittir. Biri enfüsi, diğeri afaki Her ikisi yine kendi özünde ikiye aynlır.
Enfüsi: Bu rüya nevi, ya iyi huydan veya kötü huydan ileri gelir. İyi huydan hasıl olan rüya, cennet andaki nimetler; hun köşkler, nurani beyaz sahralar, güneş, ay, yıldızlar, bunlann benzeri.. şeklinde görünürler. Bunlann hepsi kalbin sıfatlarını ilgilendirir.
Bazı şeyler de Mutmainne tabir edilen nefsin hazzıdır ki, bunlar da eti yenen hayvanlar, kuşlardır. Çünkü nefsin cennetteki nimetleri bu neviden olacaktır.
Rüyada görülen birçok hayvan, cennetten gelmiştir. Mesela öküz, ziraata yaraması için Adem nebiye (AS) gönderildi. Deve de cennetten geldi.
At; büyük ve küçük cihad için aynı şekilde cennetten geldi.. Bunlann hepsi öbür aleme ait şeylerdir. Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:
“Koyun, cennetin balından; sığır zafiranından; deve nurundan; at reyhanından yaratıldı.”
Katır, mutmainne sıfatının en alt derecesindedir. Rüyasında katır gören, ibadette tembel, nefsi ağır bastığı ve yaptığı işin neticesiz kaldığı anlaşılır. Ancak tevbe edip, iyi iş tutarsa; yaptığı iyiliğinin mükafatını görür.
Merkep cennetin taşından oldu. Adem (AS) ve zürriyetinin iyiliğine yaratıldı. Dünyada oldukça, ahiret işlerini tedvir için o da bir vasıta kılındı
Rüyada güzel bir gençle konuşur gibi ruhla konuşmak, ilahi tecelliye ermeye delalet eder. Çünkü ilahi tecelli nuruna erip cennete girenler aynı şekilde güzel suretidir. Çünkü
Peygamber (SAy) Efendimiz onlan tarif ederken:
“Güzel endamlı ve sürmeli.”
Buyurur..
Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz:
“Rabbımı güzel bir genç suretinde gördüm.” Buyurur. Bazı zatlar, bu tecelliyi şöyle tefsir ederler:
“Çünkü Hak Teala (CC) ruh aynasında Rububiyet sıfatı ile tecelli etmektedir.”
Buna Tıfl-ı Maani -manalar çocuğu- adı verilir. Çünkü mürebbinin aynası cesettir. Aynı zamanda kulla Rabbı (CC) arasında bir vesile sayılır. Hz. Ali (KV) der ki:
“Rabbımın terbiyesi olmasaydı; O’na (CC) karşı irfana sahip olmazdım.”
Bir insanın içinde, manevi terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye
bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, Nebiler (AS) ve Velilerdir
(RA). Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hasıl olunca başlar.
Onlardan bir başka ruh alınır.
Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:
“Allah (CC), ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka eder.”[6]
Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lazımdır.
İmam-ı Gazali (RA) der ki:
“Allah-ü Teala’nın (CC) güzel bir surette rüyada görülmesi caizdir.” Bu tevile göre yine diyor ki:
“Görülen bir şeyi Allah-ü Teala, görenin istidadına göre bir misal olarak hark eder. Görülen o şey, gerçekten zat-ı ilahi değildir. Çünkü o bu şekilde görünmekten münezzehtir.


Yorum