Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Rüyalar

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Rüyalar

    Rüyalar


    Uykunun ilk halinde ve tam uyku halinde görülen rüyalar gerçek olduğu gibi, faydalıdır da.. Şu ayet rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:

    “Allah (CC) gerçekten, Peygamberini (SAV) rüya ile doğruladı. İnşallah Mescid-i Haram’a emin olarak qireceksiniz[1]

    Sonra Yusuf Nebi’nin (SAV) dilinden ifade edilen şu Ayet de önemlidir:

    “Ben rüyada onbir yıldız gördüm..7[2]

    Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de önemlidir:

    “Benden sonra peygamberlik kalmadı, ancak bazı müjdeler onlara görünür.” Bu Hadis-i Şerifi şu Ayet-i Kelime doğrular:

    “Onlar için dünya ve ahiret hayatında müjdeler vardır[3]

    Aynca Peygamber (SAV) Efendimizin buyurduğu şu Hadis-i Şerif de rüyanın gerçek olduğunu ifade eder:

    “Rüyada beni gören gerçekten görmüş olur; çünkü şeytan benim şeklime giremez.”

    Bu, demek olur ki, hakikat ve basiret nuru ile şeriat, tarikat, marifet nuruna uyarak bana uyanlan da, şeytan temsil edemez.

    Sahib-i Mazhar der ki:

    “Şeytanın bu durumu yalnız Peygamber (SAV) için değildir; bilcümle rahmet, şefkat, lütuf ve hidayet mazharı olan hiçbir varlığın şekline giremez, Peygamberin (AS) cümlesi, evliya, melekler, Kabe, güneş, ay beyaz bulut ve Kur’an, şeytanın temsil edemeyeceği kudsi varlıklardır. Çünkü şeytan kahır isminin zuhur yeridir. Ancak şaşkınlığı temsil edebilir.

    Bir kimse Hadi, isminin mazharı olursa; zıddı olan Mudil ismi, onu nasıl temsil etsin... Zıt isimlerin hiçbiri diğerini temsil edemez. Su ile ateş burada bir misal olarak verilebilir. Su, ateş şeklini alamıyacağı gibi, ateş de su şekline giremez. Aralarında ayrılık, tenafür ve uzaklık bulunur."

    Böylece Allah-ü Teala (CC) hakkı batıldan ayırmak ister.”

    Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:


    “Allah (CC), böylece hakkı, batılı, misal yolu ile anlatır.”

    Şeytanın rububiyet sıfatını temsil etmesi ve bu yolda bir davayla meydana çıkması, Allah’tan (CC) gelir. Çünkü Allah-ü Teala’nın (CC) Celal ve Cemal sıfatı vardır. Şeytan yalnız Celal sıfatından görünebilir. Çünkü kahrın mazharıdır. Bundan ötürü rububiyet davasını güder. Bu dava, yukanda anlatıldığı gibi MudilI isminden gelir.
    İçinde hidayet izi bulunan hiçbir ismi temsil edemez. Burada denecek hayli kelam vardır. Şerhi yapılsa çok uzar.

    Peygamber (SAV) Efendimizin dilinden söylenen:

    “Ben ve bana uyan basiret üzere...”[4]

    Ayetindeki “bana uyan” cümlesinde bir aret vardır. Peygambere (SAV) tam varis olan kamil mürşidi anlatır. Demek olur ki, benden sonra irşad; her yönden, benim batini basiretime sahip olan kimse tarafından yapılacaktır. Burada tam velayet haline sahip olan zat murad edilmektedir:

    “Veli olan mürşid”[5]

    Ayeti de aynı şeye işaret eder.

    Rüya iki çeşittir. Biri enfüsi, diğeri afaki Her ikisi yine kendi özünde ikiye aynlır.

    Enfüsi: Bu rüya nevi, ya iyi huydan veya kötü huydan ileri gelir. İyi huydan hasıl olan rüya, cennet andaki nimetler; hun köşkler, nurani beyaz sahralar, güneş, ay, yıldızlar, bunlann benzeri.. şeklinde görünürler. Bunlann hepsi kalbin sıfatlarını ilgilendirir.

    Bazı şeyler de Mutmainne tabir edilen nefsin hazzıdır ki, bunlar da eti yenen hayvanlar, kuşlardır. Çünkü nefsin cennetteki nimetleri bu neviden olacaktır.

    Rüyada görülen birçok hayvan, cennetten gelmiştir. Mesela öküz, ziraata yaraması için Adem nebiye (AS) gönderildi. Deve de cennetten geldi.

    At; büyük ve küçük cihad için aynı şekilde cennetten geldi.. Bunlann hepsi öbür aleme ait şeylerdir. Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurulur:

    “Koyun, cennetin balından; sığır zafiranından; deve nurundan; at reyhanından yaratıldı.”
    Katır, mutmainne sıfatının en alt derecesindedir. Rüyasında katır gören, ibadette tembel, nefsi ağır bastığı ve yaptığı işin neticesiz kaldığı anlaşılır. Ancak tevbe edip, iyi iş tutarsa; yaptığı iyiliğinin mükafatını görür.

    Merkep cennetin taşından oldu. Adem (AS) ve zürriyetinin iyiliğine yaratıldı. Dünyada oldukça, ahiret işlerini tedvir için o da bir vasıta kılındı

    Rüyada güzel bir gençle konuşur gibi ruhla konuşmak, ilahi tecelliye ermeye delalet eder. Çünkü ilahi tecelli nuruna erip cennete girenler aynı şekilde güzel suretidir. Çünkü

    Peygamber (SAy) Efendimiz onlan tarif ederken:

    “Güzel endamlı ve sürmeli.”
    Buyurur..

    Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz:

    “Rabbımı güzel bir genç suretinde gördüm.” Buyurur. Bazı zatlar, bu tecelliyi şöyle tefsir ederler:

    “Çünkü Hak Teala (CC) ruh aynasında Rububiyet sıfatı ile tecelli etmektedir.”

    Buna Tıfl-ı Maani -manalar çocuğu- adı verilir. Çünkü mürebbinin aynası cesettir. Aynı zamanda kulla Rabbı (CC) arasında bir vesile sayılır. Hz. Ali (KV) der ki:

    “Rabbımın terbiyesi olmasaydı; O’na (CC) karşı irfana sahip olmazdım.”

    Bir insanın içinde, manevi terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye
    bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, Nebiler (AS) ve Velilerdir
    (RA). Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hasıl olunca başlar.
    Onlardan bir başka ruh alınır.

    Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurulur:

    “Allah (CC), ruhu emri ile, kullarından istediğine ilka eder.”[6]

    Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lazımdır.

    İmam-ı Gazali (RA) der ki:

    “Allah-ü Teala’nın (CC) güzel bir surette rüyada görülmesi caizdir.” Bu tevile göre yine diyor ki:

    “Görülen bir şeyi Allah-ü Teala, görenin istidadına göre bir misal olarak hark eder. Görülen o şey, gerçekten zat-ı ilahi değildir. Çünkü o bu şekilde görünmekten münezzehtir.
    Last edited by Edebiyat26; 26-10-2013, 05:34 PM.

  • #2
    Peygamber (SAy) Efendimizin de görülmesi, aynı şekildedir. O’nun da (SAV) muhtelif şekilde görülmesi olur. Hepsi görenin istidad ve kabiliyetine göredir, Hazret-i Muhammed’i (SAV) gerçekten kimse göremez. Ancak, ilimde, amelde ve halinde ona tam varis olanlar hariç. Bunlar görür... Çünkü bu zümre her bakımdan ona varistir.”

    Müslimin şerhinde denir ki:

    Allah-ü Teala (CC) beşeri ve nurani şekilde rüyada görülse caizdir. Anlatılan kıyas esas olmak üzere her sıfatta tecelli eder. Musa Peygambere de (AS) unnap ağacından, ateş şeklinde kelam sıfatı ile tecelli etmiştir. 0 tecelli anında kelam sıfatı, Musa Peygambere (AS) şöyle demişti:

    “Elindeki ne ola, ya Musa (AS)?”[7]

    Musa Peygambere (AS) ateş şeklinde görünen aslında nurdu. Ateş görünmesi onun anlayışına ve talebine göre olmuştur. Çünkü o, ateş aramaya çıkmıştı...

    İnsan için, ağaçtan daha alt derece olmaz.. Hal böyle olunca, her bakımdan kalp temizliğine erene gerçek varlığı sıfatlanndan biriyle, Hak tecelli eylese hayret edilir mi? Çünkü o insan, tasfıyeden sonra, hayvani sıfatlan bırakmış tam insan olmuştur. Bu hali bulan birçok velilere aynı tecelli olmıştur. Bunlardan biri de Bayezid-i Bestamitdir. Allah (CC) ona rahmet eylesin...

    0 tecelli anında Bayezid-i Bestami (RA) şöyle diyordu:

    “Özüm sübhandır. Şanım ne kadar büyük...”

    Cüneyd-i Behre (Bağdadi) (RA) ise şöyle diyordu:

    “Cübbemin altında, Allah’tan (CC) başkası yoktur.”

    Bu makamda birçok, incelik var; onların şerhi burada olmaz. Yapılacak olsa uzar. 0 incelikler bilhassa tasavvuf ehlini ilgilendirir.

    Gerek ilahi tecelli için, gerekse Peygamber (SAy) Efendimizin ruhaniyeti ile münasebet için terbiye şarttır. Bu yola ilk giren, ne Allah-ü Teala (CC) ile, ne de Peygamber (SAy) Efendimizle; kendi başına bir münasebet kurabilir. Bu sebeple bir veli terbiyesini görmesi ilk akla gelendir. Çünkü o veli ile Peygamber (SAy) Efendimiz arasında beşeri bir münasebet vardır.

    Peygamber (SAV) Efendimiz hayatta olsaydı, doğruca alınacak O’ndan (SAV) alınırdı, gayrına ihtiyaç kalmazdı. Öbür aleme intikal ettikten sonra, tecerrüd haline geçiyor, bizzat kendisi ile bağ kurulamıyor. İrşada memur veliler de aynıdır. Onlar da bu alemden göçüp gidince, irşad olacak olmaz. Anlayış ehli isen anla; değilsen, bu anlayışı ara...

    Nefsin, zulmani haline, nurla galip gelmek için riyazetle o anlayışı bulmaya tabi ol. Çünkü anlayış nurla olur; zıddı ile olmaz. Nur bezeli düzenli yere gelir, şerefli yere düşer. Müptadi, kendi başına bu hali bulamachğı için, bir veliye mutlaka ihtiyacı vardır.
    Hayatta olan Veli’nin, Peygamber (SAV) Efendimizle her bakımdan ilgisi vardır. Tam veraset hali bunu gerektirir. Hayatta olduğu müddet o veraseti ve irşad makamını idare eder. Bu hali taşıyana Peygamberlerden (AS) rehberlik ve kulluk yardımı gelir. Bu yardımla; halk arasında tasavvuf yolunu devam ettirir; anla...

    Bundan ötesi derin bir sırdır; ki, ehli idrak edebilir. Bu sırn:

    “izzet, Allah’ın (CC), Peygamberin (SAV) ve mü’min kullarındır.”[S] Ayeti tam ifade eder.

    Ruhlann terbiyesi; başlı başına bir iştir. Cismani ruh, bedende terbiye edilir.
    Ruhani ruhun yeri kalb, sultani ruhun yeri fuad, Kudsi ruhun yeri ise sırdır. Sır,
    Hakkia (CC) kul arasında bir vasıtadır. Hakk’tan (CC) halka tercüman olur. Çünkü
    0, Allah (CC) ehli ve O’nun (CC) mahremi sayılır.

    Kötü huyların sonucu olan ruyaya gelince, bu nefsin emmare ve levvame sıfatlannı gösterir. Mülhime de bu makamdadır. Bu sıfatlan taşıyanlar çok kere rüyada yırtıcı hayvanlan görür.

    Misal olarak, aslanı, kaplanı, kurdu, ayıyı, köpeği, domuzu; ayrıca bunlara benzeyen, tavşanı, tilkiyi, kediyi, yılanı, akrebi ve daha benzeri hayvanlan verebiliriz. Bunlann hepsi zararlıdır, atmak gerek..
    Bu hayvanların temsil ettiği bazı vasıflan anlatalım:

    Kaplan; kendini beğenmişliği, kibri belirtir. Allah-ü Teala’ya (CC) karşı büyüklük satmayı anlatır. Allah-ü Teala (CC) bu vasfı taşıyanlan şöyle anlatır:

    ‘Onlar ki, ayetlerimize yalan dediler, O’na (CC) karşı büyüklük sattılar... Işte bunlara sema kapıları açılmaz, deve iğne deliğinden geçinceye kadar, cennete giremezler.”19j

    İnsanlara karşı kibirli olanlar da, aynı cezaya uğrar.

    Arslan, böbürlenmeyi ve halka karşı büyüklük satıldığını gösterir.

    Ayı, öfkeyi temsil eder; eli altında bulunanlara üstünlük gösterişini anlatır.

    Kurt, araştırmadan, helal, haram, şüpheli, ne olursa olsun; ele geçenin yendiğini anlatır.

    Köpek, dünya sevgisini anlatır. Dolayısı ile kahra gazaba..

    Domuz, çekememezliğe, kinciliğe, hırsa delildir. Şehvet düşkünlüğünü gösterir.

    Tavşan, yapılan dünya işlerinde hileciliği, kandıncılığı gösterir.

    Tilki de, aynı olup, tavşanda gaflet daha fazladır.

    Pars görmek, cahilce bir gayrete sahip olmaya delildir. Aynı zamanda baş olma sevgisine de işarettir.

    Kedi, cimriliği, nifakı temsil eder.

    Yılan, yalancılığa, dille halka eziyet ettiğine, insanlara karşı düşmantığa, gıybet yapıldığına işarettir. Anlatılan bu yırtıcı hayvanlann gerçek yüzünü, manasını basiret ehli bilir.

    Akrep, koğuculuğa, alaycılığa, onu bunu ayıplamaya delildir.

    Eşek arısı, dille gizliden insanlara eziyet edildiğine işaret eder.

    Bir Hakk (CC) yolcusu, rüyada bu eziyetli mahlukatla cenk ettiğini, galip gelemediğini görürse; ibadete, zikre devam etsin. Taa, onlara galip gelip, kahre uğratıncaya kadar devam etmeli. Beşeri sıfatlardan kurtulmalı.

    Keza, o yırtıcı hayvanları kahredip, tamamen yok ettiğini görürse; hataları bırakmış, kötülük etmiyor demektir. Allah-ü Teala (CC) hatalardan dönen kullar için şöyle buyurdu:

    “Günahları onlardan alındı; özleri hoş oldu.”[lO]

    Yine bir Hakk (CC) yolcusu o hayvanlan insan şekline girer görürse, hatalarının iyiliğe çevrildiğini anlamalı... Allah-ü Teala (CC) hatalardan tevbe edenler için şöyle buyurur:

    “Allah (CC), hatalarından dönen, iyi işler tutan Yahudi, mülhime nefsin Nesara kılığında görüldüğü zümrenin, hatalarını iyiliğe çevirir.”[ll]

    Dolayısı ile bütün eziyetli işlerden kurtulur. Bu kurtulma sonunda, emin olmamak icab eder. Nefis, hata ve isyan canibinden en ufak bir yol bulunca kuvvetlenir, yolcuyu alt eder. Mutmainne halini siler. Bu sebeple Allah-ü Teala (CC) kullarına, dünyada olduklan müddet, bütün yasaklardan çekilmeyi emreder.

    Rüyada emmare nefsin küffar, levvame nefsin Yahudi, mülhime nefsin Nasara kılığında görüldüğü olur. Aynı şekilde bidatçı kılığında dahi görüldüğü olur.

    [1] Fetih S. A.27
    [2] Yusuf S. A.4
    [3] Yunus 5. A.64
    [4] Yusuf 5. A.105
    [5] Kehf 5. A.17
    [6] Mümin 5. A.15
    [7] Taha 5. A.17
    [8] Münafikun 5. A.8
    [9] Araf 5. A.40
    [10] Muhammed S. A.2
    [11] Furkan 5. A.70

    Yorum


    • #3
      Rüyalarla ilgili bir paylasim biraz uzun ama faydali ,basa cikabilmek icin .

      Yorum


      • #4
        müteşabih ayetler gibidirler rüyalar, Allah bilir, biz bilemeyiz.

        sivrisineğin ıslanmadığını 1400 sene sonra çözebilen insanoğlundan bir cacık olmaz.

        Yorum


        • #5
          Orjinal yazı sahibi: deepest View Post
          müteşabih ayetler gibidirler rüyalar, Allah bilir, biz bilemeyiz.

          sivrisineğin ıslanmadığını 1400 sene sonra çözebilen insanoğlundan bir cacık olmaz.

          Yabanci bir memlekette yasiyorum dinle ilgili ne varsa kaldiriyorlar,insanlari tamamen dinsiz birakip maddi düsüncelere sevk etmek icin caba gösteriyorlar.Bir sürü filozof var.

          Yorum


          • #6
            Rüyalarla ilgili islam alimlerinin yazilari varsa paylasiniz lütfen.

            Yorum


            • #7
              “Eğer rüya tabirini biliyorsanız.” Yusuf Suresi, 12:43.

              Evet, kardeşim, seninle mahz-ı hakikat dersini müzakereye alışmışız.

              Hayalatlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkiki bir surette mevzuubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden, o cüz'i hadise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait ilmi ve düsturi olarak altı nükte-i hakikati, ayat-ı Kur'aniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz.

              BİRİNCİSİ:

              Sure-i Yusuf'un mühim bir esası rüya-yı Yusufiye olduğu gibi, “Uykunuzu bir istirahat kıldık.” Nebe' Suresi, 78:9. ayeti misillü çok ayetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir.

              İKİNCİSİ:

              Kur'an ile tefe'üle ve rüyaya itimada ehl-i hakikat taraftar değiller.

              çünkü, Kur'an-ı Hakim, ehl-i küfrü kesretle ve şiddetli bir tarzda vuruyor. Tefe'ülde, kafire ait şiddeti, tefe'ül eden insana çıktığı vakit yeis veriyor, kalbi müşevveş ediyor.

              Hem rüya dahi, hayır iken, bazı aks-i hakikatle göründüğü için şer telakki edilir, ye'se düşürür, kuvve-i maneviyeyi kırar, su-i zan verir. çok rüyalar var ki, sureti dehşetli, zararlı, mülevves iken, tabiri ve manası çok güzel oluyor. Herkes rüyanın suretiyle manasının hakikati mabeynindeki münasebeti bulamadığı için, lüzumsuz telaş eder, meyus olur, keder eder.

              İşte, yalnız bu cihet içindir ki, ehl-i hakikat gibi ve İmam-ı Rabbani misillü, başta " Ne geceyim, ne geceperestim."dedim.

              üçüNCüSü:

              Hadis-i sahihle, nübüvvetin kırk cüz'ünden bir cüz'ü, nevmde rüya-yı sadıka suretinde tezahür etmiş. Demek, rüya-yı sadıka hem haktır, hem nübüvvetin vezaifine taalluku var. Şu üçüncü Mesele gayet mühim ve uzun ve nübüvvetle alakadar ve derin olduğundan, başka vakte talik ediyoruz, şimdilik o kapıyı açmıyoruz.

              DöRDüNCüSü:

              Rüya üç nevidir.

              İkisi, tabir-i Kur'an'la, “Karma karışık, tabire değmez rüyalar.” Yusuf Suresi, 12:44. da dahildir, tabire değmiyor. Manası varsa da ehemmiyeti yok. Ya mizacın inhirafından, kuvve-i hayaliye şahsın hastalığına göre bir terkibat, tasvirat yapıyor; yahut gündüz veya daha evvel, hatta bir iki sene evvel aynı vakitte başına gelen müheyyiç hadisatı, hayal tahattur eder, tadil ve tasvir eder, başka bir şekil verir. İşte bu iki kısım “Karma karışık, tabire değmez rüyalar.” Yusuf Suresi, 12:44. dır, tabire değmiyor.

              üçüncü kısım ki, rüya-yı sadıkadır. O doğrudan doğruya, mahiyet-i insaniyedeki latife-i Rabbaniye, alem-i şehadetle bağlanan ve o alemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla alem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar. O menfezle, vukua gelmeye hazırlanan hadiselere bakar. Ve Levh‑i Mahfuzun cilveleri ve mektubat-ı kaderiyenin nümuneleri nev'inden birisine rast gelir, bazı vakıat-ı hakikiyeyi görür. Ve o vakıatta bazan hayal tasarruf eder, suret libasları giydirir.

              Bu kısmın çok envaı ve tabakatı var. Bazı, aynen gördüğü gibi çıkar, bazan bir ince perde altında çıkıyor, bazan kalınca bir perde ile sarılıyor. Hadis-i şerifte gelmiş ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bidayet-i vahiyde gördüğü rüyalar, subhun inkişafı gibi 1 zahir, açık, doğru çıkıyordu.

              BEŞİNCİSİ:

              Rüya-yı sadıka, hiss-i kalbelvukuun fazla inkişafıdır. Hiss-i kablelvuku ise, herkeste cüz'i, külli vardır. Hatta hayvanlarda dahi vardır. Hatta, bir zaman ben bu hiss-i kablelvukuu, zahiri ve batıni meşhur duygulara ilave olarak, insanda ve hayvanda “saika” ve “şaika” namıyla, aynı samia ve basıra gibi iki hiss-i ahari ilmen bulmuştum. Ehl-i dalalet ve ehl-i felsefe, o gayr-ı meşhur hislere, hata ederek, ahmakçasına, “sevk-i tabii” diyorlar.

              Haşa, sevk-i tabii değil, belki bir nevi ilham-ı fıtri olarak, insan ve hayvanı kader-i İlahi sevk ediyor.

              Mesela, kedi gibi bazı hayvan, gözü kör olduğu vakit, o sevk-i kaderi ile gider, gözüne ilaç olan bir otu bulur, gözüne sürer, iyi olur.

              Hem ru-yi zeminin sıhhiye memurları hükmünde ve bedevi hayvanatın cenazelerini kaldırmakla muvazzaf kartal gibi akilüllahm kuşlara, bir günlük mesafeden bir hayvan cenazesinin vücudu, o sevk-i kaderi ile ve o hiss-i kablelvuku ilhamıyla ve o saika-i İlahi ile bildirilir ve bulurlar.

              Hem yeni dünyaya gelmiş bir arı yavrusu, yaşı bir gün iken, havada bir günlük mesafeye gider, havada izini kaybetmeyerek, o sevk-i kaderi ile ve o saika ilhamıyla döner, yuvasına girer.

              Hatta, herkesin başında çok defa tekerrür ediyor ki, birisinden bahsediyorken, ani kapı açılarak, tahminin fevkinde, aynı adam gelir.

              Hatta Kürtçe durub-u emsaldendir: Yani, “Kurdun bahsini ettiğin zaman topuzu hazırla, vur; çünkü kurt geliyor.” Demek bir hiss-i kablelvuku ile, latife-i Rabbaniye, icmalen o adamın gelmesini hisseder. Fakat aklın şuuru ihata etmediği için, kasten değil, ihtiyarsız olarak bahsetmeye sevk eder. Ehl-i feraset, bazan keramet gibi geldiğini beyan eder. Hatta bir zaman bende şu nevi hassasiyet fazla idi. Bu hali bir düstur içine almak istedim, fakat yakıştıramadım ve yapamadım. Fakat ehl-i salahatte ve bahusus ehl-i velayette bu hiss-i kablelvuku fazla inkişaf eder, kerametkarane asarını gösterir.

              İşte, umum avam için dahi bir nevi velayete mazhariyet var ki, rüya-yı sadıkada, evliya gibi, gaybi ve istikbali olan şeyleri görüyorlar. Evet, uyku nasıl ki avam için rüya-yı sadıka cihetinde bir mertebe-i velayet hükmündedir. öyle de, umum için, gayet güzel ve muhteşem bir sinema-i Rabbaniyenin seyrangahıdır. Fakat güzel ahlaklı güzel düşünür. Güzel düşünen, güzel levhaları görür. Fena ahlaklı, fena düşündüğünden, fena levhaları görür.

              Hem herkes için, alem-i şehadet içinde alem-i gayba bakan bir penceredir. Hem mukayyet ve fani insanlar için, saha-i ıtlak bir meydan ve bir nevi bekàya mazhar ve mazi ve müstakbel, hal hükmünde bir temaşagahtır. Hem tekalif-i hayatiye altında ezilen ve meşakkat çeken ziruhların istirahatgahıdır. İşte bu gibi sırlar içindir ki, Kur'an-ı Hakim, “Uykunuzu bir istirahat kıldık.” Nebe' Suresi, 78:9. nev'indeki ayetlerle, hakikat-i nevmiyeyi ehemmiyetle ders veriyor.

              ALTINCISI VE EN MüHİMİ:

              Rüya-yı sadıka benim için hakkalyakin derecesine gelmiş ve pek çok tecrübatımla kader-i İlahinin herşeye muhit olduğuna bir hüccet-i kàtı' hükmüne geçmiştir. Evet, bu rüyalar, benim için, hususan bu birkaç sene zarfında o dereceye gelmiştir ki, mesela yarın başıma gelecek en küçük hadisat ve en ehemmiyetsiz muamelat ve hatta en adi muhaverat yazılı olduğunu ve daha gelmeden muayyen olduğunu; ve gecede onları görmekle, dilimle değil, gözümle okuduğum bana kat'i olmuştur.

              Bir değil, yüz değil, belki bin defa, gecede, hiç düşünmediğim halde gördüğüm bazı adamlar veyahut söylediğim meseleler, o gecenin gündüzünde, az bir tabirle aynen çıkıyor.

              Demek, en cüz'i hadisat, vukua gelmeden evvel hem mukayyettir, hem yazılmıştır.

              Demek tesadüf yok; hadisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir.

              Said Nursi / Risale-i Nur Külliyatı / Mektubat

              Yorum


              • #8
                DöRDüNCüSü:

                Rüya üç nevidir.

                İkisi, tabir-i Kur'an'la, “Karma karışık, tabire değmez rüyalar.” Yusuf Suresi, 12:44. da dahildir, tabire değmiyor. Manası varsa da ehemmiyeti yok. Ya mizacın inhirafından, kuvve-i hayaliye şahsın hastalığına göre bir terkibat, tasvirat yapıyor; yahut gündüz veya daha evvel, hatta bir iki sene evvel aynı vakitte başına gelen müheyyiç hadisatı, hayal tahattur eder, tadil ve tasvir eder, başka bir şekil verir. İşte bu iki kısım “Karma karışık, tabire değmez rüyalar.” Yusuf Suresi, 12:44. dır, tabire değmiyor.

                üçüncü kısım ki, rüya-yı sadıkadır. O doğrudan doğruya, mahiyet-i insaniyedeki latife-i Rabbaniye, alem-i şehadetle bağlanan ve o alemde dolaşan duyguların kapanmasıyla ve durmasıyla alem-i gayba karşı bir münasebet bulur, bir menfez açar. O menfezle, vukua gelmeye hazırlanan hadiselere bakar. Ve Levh‑i Mahfuzun cilveleri ve mektubat-ı kaderiyenin nümuneleri nev'inden birisine rast gelir, bazı vakıat-ı hakikiyeyi görür. Ve o vakıatta bazan hayal tasarruf eder, suret libasları giydirir.

                Bu kısmın çok envaı ve tabakatı var. Bazı, aynen gördüğü gibi çıkar, bazan bir ince perde altında çıkıyor, bazan kalınca bir perde ile sarılıyor. Hadis-i şerifte gelmiş ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bidayet-i vahiyde gördüğü rüyalar, subhun inkişafı gibi 1 zahir, açık, doğru çıkıyordu.

                Kirmiziyla isaretlenmis yerde bazi rüyalarin tabire degmez oldugunu yaziyor.Herhalde günlük hayattaki islerden dolayi.

                Yorum


                • #9
                  Dertli biri yolladigin yazida rüyayi bilimsel olarak acikliyor ,manevi yaniyla ilgili yazilarin varsa yollarmisin.

                  Yorum


                  • #10
                    Orjinal yazı sahibi: Edebiyat26 View Post
                    Yabanci bir memlekette yasiyorum dinle ilgili ne varsa kaldiriyorlar,insanlari tamamen dinsiz birakip maddi düsüncelere sevk etmek icin caba gösteriyorlar.Bir sürü filozof var.
                    dini reddeden kişiler için hayat ferahtır. islam iyidir. ezidiliği araştır.

                    herşeyi ben öğretemem.

                    Yorum


                    • #11
                      Orjinal yazı sahibi: deepest View Post
                      dini reddeden kişiler için hayat ferahtır. islam iyidir. ezidiliği araştır.

                      herşeyi ben öğretemem.

                      :16: bIrsey ögretmene gerek yok zaten ,ezidilik yani yezidilikmi demek istiyorsun.

                      Yorum


                      • #12
                        Orjinal yazı sahibi: dertli biri


                        yok .
                        Sende bulursan yolla.

                        Yorum


                        • #13
                          Ruyamda sürekli havuza dalıyorum cok derin ama, bi anda cikamiyorum
                          Insanlar tilkiye benzer, koyunları avlamak için uygun zamanı bekler.

                          Yorum


                          • #14
                            rüyalarım aklımı çeliyor bazen ve bilinçaltımda yatan ne varsa deşifre ediyor..rüyalarımda bile utandırıyorlar beni rezil ediyorlar..en çok da korkuyorum rüyalarımda yüksek bir yerlerden düşüyorum mesela..rüyalarımda bile babamla kavga ediyorum bir de yine yoruluyorum.. rüyalarımda bile öfkeli gergin ve kızgın olabiliyorum..rüyalarım mutluluğum oluyor bazen de..özlediklerimi görüyorum mesela ölenleri görüyorum ölmemişler iyiymişler..yada eski okula gittiğim günleri arkadaşlarımı görüyorum..eski evde yaşadığımız o mutlu anlara geri dönüyorum..uçuyorum yada yeniden çocuk oluyorum..ulaşamayacağım isteklerimi hayallerimi görüyorum orda ve mutlu oluyorum kısa bir süre de olsa..çünkü dünyadaki bir kaç dakika rüyalarda bir kaç saate ve hatta güne denk gelir..
                            Last edited by AND; 13-09-2014, 08:13 AM.




                            Yorum


                            • #15
                              Herkesin gördüğü rüyalar çıkmıştır hayatında, en azından bir kere.
                              Bu çok derin bu konu. Olmamış bir olayı rüyada görmek ve sonrasında bu olayın gerçekleşmesi.

                              Bilim dünyası bu konuyu henüz çözemedi. Paranormal olay şimdilik....
                              Ama ileride çözülecektir. Çok hızlı ilerliyoruz
                              İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.
                              Malcolm X

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X