Duyuru

Collapse
No announcement yet.

köylülerle ilgili birşey buldum alın okuyun ..........

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • köylülerle ilgili birşey buldum alın okuyun ..........

    köylüleri niçin öldürmeliyiz ?
    çünkü onlar ağırkanlı adamlardır.
    değişen bir dünyaya karşı
    kerpiç duvarlar gibi katı
    çakır dikenleri gibi susuz
    kayıtsızca direnerek yaşarlar.
    aptal, kaba ve kurnazdırlar.
    inanarak ve kolayca yalan söylerler.
    paraları olsa da
    yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
    herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
    yağmuru, rüzgarı ve güneşi
    birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
    düşünemezler...
    ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
    topraklarını
    büyütmeye çalışırlar.

    köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    çünkü onlar karılarını döverler
    seslerinin tonu yumuşak değildir
    dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
    gazete okumaz ve haksızlığa
    ancak kendileri uğrarsa karşı çıkarlar.
    karşılığı olmadan kimseye yardım etmezler.
    adım başı pınar olsa da köylerinde
    temiz giyinmez ve her zaman
    bir karış sakalla gezerler.
    çocuklarını iyi yetiştirmezler
    evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
    birgün olsun dişlerini fırçalamaz
    ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

    köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
    kendilerinden olanlarla alay edip
    tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
    devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
    devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
    yiğittirler askerde subay dövecek kadar
    ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
    ezim ezim ezilirler.
    enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
    onbir ay gökyüzünden bereket beklerler,
    dindardırlar ahret korkusu içinde
    ama bir kadının topuklarından
    memelerini görecek kadar bıçkındırlar
    harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
    şehre giderler!...

    köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler
    birbirlerinin evlerine ancak
    ölümlerde ve düğünlerde giderler.
    şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
    gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
    ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
    binlerce yılın kabuğu altında
    yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
    aldanmak korkusu içinde
    sürekli birbirlerini aldatırlar.
    bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
    karılarından en az on adım önde yürürler
    ve bir erkeklik işareti olarak
    onları herkesin ortasında azarlarlar.

    köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    çünkü onlar otobüslerde ayakkabılarını çıkarırlar
    ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
    herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
    kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatır,
    yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
    bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
    ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
    gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
    zengin akrabalarından sözederler.
    kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
    ama sokağa çıkar çıkmaz hünküre hünküre
    yollara tükürürler...
    ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
    şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

    köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    çünkü onlar ilk akışamdan uyurlar.
    yarı gecelerde yıldızlara bakarak
    başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
    gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
    ve yaz güneşlerini, ekinlerini yeşertirse severler.
    hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
    -bu, verimi yüksek bir tohum bile olsa-
    sonuçlarını görmeden inanmazlar.
    dünyanın gelişimine katkıları yoktur.
    mülk düşkünüdürler amansız derecede
    bir ülkenin geleceği
    küçücük topraklarının ipoteği altındadır
    ve bir kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden,
    zamanın derin ırmakları önünde...

  • #2
    Cahilden degil yaricahilden kork.
    bunu yazan yaricahil herif icin ayirdigim su zamana bile yazik.
    Last edited by YerGökHayat; 09-09-2014, 01:34 AM.

    Hayat kúcúk seylerden olusur.
    Sen seversen búyúk olurlar..

    Yorum


    • #3
      Normal bi kafadan çikmiş bi yazı değil bu... Anca hasta bi kafadan çıkabilir!

      Yorum


      • #4
        Bugün zaten sinirliydim, bu başlıkta uzun uzun yazarak kendimi bu konu üstünden bahaneyle rahatlatacağım izninizle. Yazmak hep iyi gelir.

        Böyle şeyler yazanların genellemelerinden ve bu iğrenç üsluplarından bıktık artık. Köylü şöyle, köylü böyle, köylü insan değil ve düşünemez gibi davranışlar... Bunu yazan kendini dünyaya faydalı biri sanıyordur ya işte o da tam bir komedi. Bunlara egoist de denemez sanırım, başka bir tür, kendi istedikleri gibi insanlar olmalı her yerde, diğerleri ölmeli. Al sana bir sürü Hitler daha! Ellerinden gelse onlara asla oy veya konuşma hakkı tanımaz, çoğu yere girmelerine izin vermez, aralarına asla almaz, sadece köle gibi tarlaları ektirip, biçtirir ve onlara sadece erzaklarını bırakarak, gerisini kendilerine alırlar.

        Özellikle şu eşlerini dövme olayını da köylülere vermiş ya, ne akademisyenler, ne okumuşlar, sosyal statüsü yüksek, yolda görsek adam sayacağımız kişiler evde bambaşka olabiliyor. İçip karısını, çocuklarını dövenler, evdeki insana değer vermeyenler, istediği gibi biri değilse, istediği yolda gitmiyorsa çocuğuna harçlık bile vermeyen, onun yolunu desteklemek şöyle dursun köpek çeken insanlar var.

        Yok erken yatarmış da, sadece ekinini, bahçesini düşünürmüş de. Düşünmeseydi, erken yatıp, erken kalkarak o fiziki gücü harcayıp, toprağı ekmeseydi sen ne yiyor olurdun acaba. Sanki gökten zembille iniyor her şey de, millete bir tek düşünmek, sanatla, bilimle ilgilenmek, hayatın zevklerinden faydalanmak kalıyormuş gibi. Sanki şehirdeki sabah 8 akşam 9 çalışan insanların çoğu eve gelip TV karşısında bayılmıyormuş gibi, sanırım bunu yazan kişi bu dünyada yaşamıyor. Doktorlar deriz, onları daha okumuş sayarız mesela, hayat kurtarma gibi güzel bir iş yaptıkları için saygı duyarız ama çoğunun ne kitap okuyacak fırsatı vardır ne de çok fazla gezip, tozacak hatta haberleri bile belki daha az takip ediyor ama bu onun bir ismi var diye hiç önemli değil, köylü olsa linç edebilirdik tabi çünkü o hayati önem taşıyan ne yapıyor ki canım. Keza diğer ağır mesleklerdeki insanların çoğu da böyle sonuçta, yani hayat bunu veriyor, zaman yok, olsa herkes çok şey yapardı.
        Hergün şiirler yazıp, sanatsal faaliyetlere katılıyor herkes zaten. Geceleri her gün yıldızlara bakıp ( bu şehir ışıkları altında görürse bir iki tane ) sonra hayallere dalıyor, güzel şeyler düşünüyor, herkes bunu yapıyor!!! Bir tek bizim köylü amca hiç bakmıyor, o müzik dinlemiyor çünkü türkü falan müzik değilse demek, o sanattan ne anlar, o kilimler ve üstündeki motifler havadan geliyor, dans etmiyor halbuki halk dansları diye bir şey var ki o bizim salon dansı dediklerimiz de başka ülkelerin halk danslarıydı, daha süslü olabilir ama temelde böyle sonuçta. Bayram ve düğün hariç birbirlerine gitmezlermiş, buna çok güldüm zaten.

        Düşünmüyor, gazete bile okumuyor diyor ki kesinlikle gazete okuyorlar ve haberleri takip etmeyen köylü görmek daha zordur. Sanırım twitter'a falan girmiyorsa o batmış olabilir arkadaşa. Ha kendini tamamen izole etmek isteyen ve belli bir yaşam biçiminden gelen, kadına her şeyi yükleyerek yaşayanlar da var mı evet var ama bu köylü olduğu için değil, kişiliği öyle diye. Öyle yetişmiş, öylesi işine geliyor, öylesinden zevk alıyor diye yani o adam bilmiyor değil, uygulamıyor çünkü diğer türlüsü ona göre değil. Bunu da değiştirmek biraz zor ki yavaş da olsa değişebiliyor.

        Ayrıca bu köylü dediğinin çocukları olmuyor sanki sonsuza kadar kendisi o şekilde yaşıyormuş gibi gösteriliyor, artık çocukların çoğu okuyor, sonra ister köyünde kalmaya devam ediyor isterse de şehirde kendine başka bir hayat kuruyor. Onları izole ve hiç değişim göstermeyen bir fanusun içinde gibi nasıl gösterebiliyorlar. Etiketlemek ne kolay ne boş bir şey. Onlar da bu dünyada varlar, seversin veya sevmezsin ama onların hakları iyi ki bu tip kişilerin vereceği kararlara bağlı değil. Ayrıca bunu yazan adam lüttfen yiyip, içmesin çünkü hepsi köylü ürünü, nesine lazım kıyısından köşesinden üstüne köylülük siner falan sonra intihar eder, çok yazık olur!!!!

        Yorum


        • #5
          (bkz. böyle ironi olmaz olsun)

          Yorum


          • #6
            Şair, burada çok ince bir ironi yapmış.
            Son mısrası: köylüleri söyleyin nasıl, nasıl kurtaralım? gibi bir şeydi.


            Bu şiirde köylüler şahıs olarak değil, köylülüktür tartışılan. Köylülüğü aşağılayanlarla, dalga geçer aslında.
            Last edited by Obsesif_Fatihi; 09-09-2014, 09:18 AM.
            İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.
            Malcolm X

            Yorum


            • #7
              ne biliyim bana bayağı hakaret gibi geldi yani şu hale bi baksanıza bunlara da şair diyolarsa...

              Yorum


              • #8
                İyi bir şair aslında(Şükrü Erbaş)

                Diğer şiirleri çok etkileyicidir. Ama burada ironiyi biraz belli etseydi daha iyi olurdu, çünkü zamanında Süleyman Demirel bile bu ironiyi anlamamış ve şairi tehdit etmiş
                İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.
                Malcolm X

                Yorum


                • #9
                  Bu şairin sevdiğim şiirlerinden birisi.

                  Çocuk insanın babasıdır

                  Bir gülün tenine değmedi hiç elleri,
                  Bu yüzden yumuşaklık nedir bilmezler
                  Çiçeksiz büyüttüler çocukları.

                  Oyunlarda durmadan yenmeyi öğrettiler,
                  Bir büyük oyunda sonra yenildi çokları
                  Sevgisiz büyüttüler çocukları.


                  Dal sürmedi hiçbiri kaldılar yoz kıraçta,
                  Çiğ yalan bencillik biraz da kindi suları
                  Gölgesiz büyüttüler çocukları.

                  Konmadı hiçbirinin sesine yumuşacık
                  Bir yüreğin dalından uçan sevi kuşları,
                  Türküsüz büyüttüler çocukları.

                  El vermek nedir dosta dostluk nedir ki!?
                  Hep bir oyuna gelmekti korkuları
                  Güvensiz büyüttüler çocukları.
                  İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı.
                  Malcolm X

                  Yorum


                  • #10
                    evet bu şiiri güzelmiş..

                    Yorum


                    • #11
                      Orjinal yazı sahibi: Obsesif_Fatihi View Post
                      Şair, burada çok ince bir ironi yapmış.
                      Son mısrası: köylüleri söyleyin nasıl, nasıl kurtaralım? gibi bir şeydi.


                      Bu şiirde köylüler şahıs olarak değil, köylülüktür tartışılan. Köylülüğü aşağılayanlarla, dalga geçer aslında.
                      Fazla ince bir ironi yapmış Şiirle pek ilgili değilim ama Şükrü Erbaş ünlü bir sair galiba, duymuştum. Bu adamın bilinçaltında köylülere karşı bi nefret, tiksinme olabilir. Ne biçim siir bu ya? Biraz belli et ironi yaptiğini, bizim gibi cahiller anlamıyor

                      Yorum


                      • #12
                        Hamilton. Bu siteye girdim gireli 2 satirdan fazla yazi yazdigini gormedim.hep 3. Satirinin ne olacagini merakla bekledim.

                        Artík neden 3 satir yazmaman gerektigini anladim.
                        sen yine 2 takil bence
                        .
                        Orjinal yazı sahibi: hamilton10 View Post
                        çünkü onlar ağırkanlı adamlardır.
                        değişen bir dünyaya karşı
                        kerpiç duvarlar gibi katı
                        çakır dikenleri gibi susuz
                        kayıtsızca direnerek yaşarlar.
                        aptal, kaba ve kurnazdırlar.
                        inanarak ve kolayca yalan söylerler.
                        paraları olsa da
                        yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
                        herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
                        yağmuru, rüzgarı ve güneşi
                        birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
                        düşünemezler...
                        ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
                        topraklarını
                        büyütmeye çalışırlar.

                        köylüleri niçin öldürmeliyiz?
                        çünkü onlar karılarını döverler
                        seslerinin tonu yumuşak değildir
                        dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
                        gazete okumaz ve haksızlığa
                        ancak kendileri uğrarsa karşı çıkarlar.
                        karşılığı olmadan kimseye yardım etmezler.
                        adım başı pınar olsa da köylerinde
                        temiz giyinmez ve her zaman
                        bir karış sakalla gezerler.
                        çocuklarını iyi yetiştirmezler
                        evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
                        birgün olsun dişlerini fırçalamaz
                        ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

                        köylüleri niçin öldürmeliyiz?
                        çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
                        kendilerinden olanlarla alay edip
                        tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
                        devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
                        devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
                        yiğittirler askerde subay dövecek kadar
                        ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
                        ezim ezim ezilirler.
                        enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler.
                        onbir ay gökyüzünden bereket beklerler,
                        dindardırlar ahret korkusu içinde
                        ama bir kadının topuklarından
                        memelerini görecek kadar bıçkındırlar
                        harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
                        şehre giderler!...

                        köylüleri niçin öldürmeliyiz?
                        çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler
                        birbirlerinin evlerine ancak
                        ölümlerde ve düğünlerde giderler.
                        şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
                        gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
                        ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
                        binlerce yılın kabuğu altında
                        yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
                        aldanmak korkusu içinde
                        sürekli birbirlerini aldatırlar.
                        bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
                        karılarından en az on adım önde yürürler
                        ve bir erkeklik işareti olarak
                        onları herkesin ortasında azarlarlar.

                        köylüleri niçin öldürmeliyiz?
                        çünkü onlar otobüslerde ayakkabılarını çıkarırlar
                        ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
                        herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
                        kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatır,
                        yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
                        bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
                        ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
                        gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
                        zengin akrabalarından sözederler.
                        kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
                        ama sokağa çıkar çıkmaz hünküre hünküre
                        yollara tükürürler...
                        ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
                        şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

                        köylüleri niçin öldürmeliyiz?
                        çünkü onlar ilk akışamdan uyurlar.
                        yarı gecelerde yıldızlara bakarak
                        başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
                        gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
                        ve yaz güneşlerini, ekinlerini yeşertirse severler.
                        hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
                        -bu, verimi yüksek bir tohum bile olsa-
                        sonuçlarını görmeden inanmazlar.
                        dünyanın gelişimine katkıları yoktur.
                        mülk düşkünüdürler amansız derecede
                        bir ülkenin geleceği
                        küçücük topraklarının ipoteği altındadır
                        ve bir kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden,
                        zamanın derin ırmakları önünde...

                        Hayat kúcúk seylerden olusur.
                        Sen seversen búyúk olurlar..

                        Yorum


                        • #13
                          Orjinal yazı sahibi: science teacher View Post
                          Fazla ince bir ironi yapmış Şiirle pek ilgili değilim ama Şükrü Erbaş ünlü bir sair galiba, duymuştum. Bu adamın bilinçaltında köylülere karşı bi nefret, tiksinme olabilir. Ne biçim siir bu ya? Biraz belli et ironi yaptiğini, bizim gibi cahiller anlamıyor
                          katılıyorum..

                          Yorum


                          • #14
                            Her kıtanın ilk mısrası köylüleri niçin öldürmeliyiz ile başlıyor bu çok kötü ve itici geldi.

                            Onun dışında yazanlar için şu yorumu yapabilirim: onların bu hale gelmesine sebep olan gelişmelerini engelleyen köy ağalarına, ağaları kayıran yönetimlere ve alınan kararlara yazıklar olsun.

                            Zamanında köylerden ilkokul mezunu zeki çocuklar alınır köy enstitülerinde yetiştirilir sonra yeniden köylere giderek köy halkını eğitir ve bilinçlendirirdi.
                            Sonra maalesef o köy enstitüleri kapattırılmış ve köylülerin cahil kalması sağlanmıştır

                            Atatürk "köylü milletin efendisidir" demişti. Köylü olmadan kentli var olmaz.
                            Şuna inanmak lazımdır ki, Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir (Mustafa Kemal Atatürk)

                            Yorum


                            • #15
                              Orjinal yazı sahibi: Budur. View Post
                              (bkz. böyle ironi olmaz olsun)
                              yanlış yere yazmışsın galiba bu bakınıza tıklanmıyor

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X