Merhaba herkese,
Siteye uzun zaman önce üye oldum ancak yazmaya fırsatım olmamıştı. Burası psikoloji portalı olduğu için rahatlıkla paylaşabileceğime inanıyorum bazı şeylerimi. İnanın ben de yoruldum kendimle savaşmaktan. Sorun ne bilemiyorum, çözüm yaratamıyorum artık. Belki burda tecrübeli kişiler bir fikir verebilir bana.
Gerçekten bilmiyorum, doktora gitmeli mi insan böyle durumlarda? Kendimi tanıyamaz oldum. Her şeye sinirleniyorum, sinirlenince ellerim titriyor, ayaktaysam ayaklarım titriyor, bu özellikle çok sinirlendiğimde oluyor. Neden böyle oldum bilmiyorum. Yılların verdiği üzüntü, stres olabilir mi diyorum.. İstem dışı gözlerim birden doluyor, hani bazı zamanlar olur ya biri bir şey dese ağlayacak konuma gelirsiniz diye, aynen öyle oluyorum, konuşamadığım an biri bir sey sorunca ister istemez dökülüyor yaşlar, tutamıyorum kendimi. Sinirlerimin yıpradığını biliyorum ama bu dışarda beni çok etkiliyor, hareketlerimi, konuşmalarımı..
Aynaya baktığımda kendime olan güvenimin bittiğini hissediyorum çoğu zaman. Bu güven küçük yaşta yaşadığım olumsuz arkadaş ilişkileri, ailevi problemlerden dolayı tükendi sanırım ve artık yerine koyamıyorum bazı şeyleri. Güvenmeyi deniyorum ama en ufak bir seyde o kale yıkılıyor, toparlayamıyorum.
Zamanla, yaş geçtikçe, büyüdükçe öyle bir insan olmaya başlamışım ki, etrafımda cogu insan benden şikayet eder duruma gelmiş, teker teker beni terk etmeye başlamış. Başta önce karşımdakilere suç buldum, ama düşündükçe hatayı kendimde aramaya başladım. Allah'ım? Ben napıyorum. Nasıl bir insan haline geldim, demeye başladım.
Ama işte o zaman, işler düzeltilmeyecek duruma gelmişti benim açımdan. Ne derdimi paylaşacak bir insan kalmıştı arkamda, ne de güvenebileceğim bir insan. Ailemle bile yabancı gibiyim, aslında kendim istedim böyle olmasını sanki, yıllar önce yaşanmış bir üzüntünün bedelini unutamadığım için olsa gerek... Onları bu konuda bağışlayamadığım içindi aslında.. Sonrası ise tamir edilemez ilişkiler senaryosuna dönüşmeye başladı.
İnsan ailesiyle bile paylaşamadığı sevinçleri, üzüntüleri kimle paylaşabilirdi ki?
Kendime baktığımda, zamanla bu üzüntü ve stres yüzünden mizacımın bile değiştiğini, daha da sert görünümlü bir insan haline geldiğimi farkettim. Vücuduma yansıyan sorunlar da cabası..
Her şeye kızan, sinirlenen, parlayan, en ufak bir şeyden şüphe duyan, anlayışsız, sabırsız, güvensiz, her şeyi yanlış anlayan, her şeyin altında bir şey arayan bir insan oldum çıktım. Hani derler ya, insan kendine eder diye. Ben aslında kendime ettim, şimdi zamanında üzüldüğüm hicbir sey, hic kimse yanımda değil. Bunu farkettiğimde çoktan kötü olmuştum zaten. Bu durum hem beni yoruyordu, hem de ilişkilerimde güvensizliğe, paranoyaklık derecesine kadar getiriyordu olayları. Doktorluk olduğumu söylemelerine kızardım ama şimdi kendime soruyorum gerçekten doktorluk muyum diye...
Simdi diyeceksiniz ki, sen harbiden manyağa bağlamışsın, git bir doktora görün.
Psikologların bana cözüm bulacağına inanmıyor gibiyim, sanki hayatımda öyle bir değişim olmalı ki, kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeliyim diyorum, ama inanın bunları yapacak ne isteği buluyorum kendimde ne de gücü. Sanki ölmüş gibiyim. Canım hicbir sey istemiyor, beni hicbir sey mutlu edemiyor, anlık mutluluklardan yoruldum, inanın kahkaha atmaktan korkar oldum, cunku ne zaman kahkaha atsam moralimin bozulması an meselesi olabiliyor..
Soruyorum size, Sizce benim durumumda olan bir insanın çaresi nedir?
Siteye uzun zaman önce üye oldum ancak yazmaya fırsatım olmamıştı. Burası psikoloji portalı olduğu için rahatlıkla paylaşabileceğime inanıyorum bazı şeylerimi. İnanın ben de yoruldum kendimle savaşmaktan. Sorun ne bilemiyorum, çözüm yaratamıyorum artık. Belki burda tecrübeli kişiler bir fikir verebilir bana.
Gerçekten bilmiyorum, doktora gitmeli mi insan böyle durumlarda? Kendimi tanıyamaz oldum. Her şeye sinirleniyorum, sinirlenince ellerim titriyor, ayaktaysam ayaklarım titriyor, bu özellikle çok sinirlendiğimde oluyor. Neden böyle oldum bilmiyorum. Yılların verdiği üzüntü, stres olabilir mi diyorum.. İstem dışı gözlerim birden doluyor, hani bazı zamanlar olur ya biri bir şey dese ağlayacak konuma gelirsiniz diye, aynen öyle oluyorum, konuşamadığım an biri bir sey sorunca ister istemez dökülüyor yaşlar, tutamıyorum kendimi. Sinirlerimin yıpradığını biliyorum ama bu dışarda beni çok etkiliyor, hareketlerimi, konuşmalarımı..
Aynaya baktığımda kendime olan güvenimin bittiğini hissediyorum çoğu zaman. Bu güven küçük yaşta yaşadığım olumsuz arkadaş ilişkileri, ailevi problemlerden dolayı tükendi sanırım ve artık yerine koyamıyorum bazı şeyleri. Güvenmeyi deniyorum ama en ufak bir seyde o kale yıkılıyor, toparlayamıyorum.
Zamanla, yaş geçtikçe, büyüdükçe öyle bir insan olmaya başlamışım ki, etrafımda cogu insan benden şikayet eder duruma gelmiş, teker teker beni terk etmeye başlamış. Başta önce karşımdakilere suç buldum, ama düşündükçe hatayı kendimde aramaya başladım. Allah'ım? Ben napıyorum. Nasıl bir insan haline geldim, demeye başladım.
Ama işte o zaman, işler düzeltilmeyecek duruma gelmişti benim açımdan. Ne derdimi paylaşacak bir insan kalmıştı arkamda, ne de güvenebileceğim bir insan. Ailemle bile yabancı gibiyim, aslında kendim istedim böyle olmasını sanki, yıllar önce yaşanmış bir üzüntünün bedelini unutamadığım için olsa gerek... Onları bu konuda bağışlayamadığım içindi aslında.. Sonrası ise tamir edilemez ilişkiler senaryosuna dönüşmeye başladı.
İnsan ailesiyle bile paylaşamadığı sevinçleri, üzüntüleri kimle paylaşabilirdi ki?
Kendime baktığımda, zamanla bu üzüntü ve stres yüzünden mizacımın bile değiştiğini, daha da sert görünümlü bir insan haline geldiğimi farkettim. Vücuduma yansıyan sorunlar da cabası..
Her şeye kızan, sinirlenen, parlayan, en ufak bir şeyden şüphe duyan, anlayışsız, sabırsız, güvensiz, her şeyi yanlış anlayan, her şeyin altında bir şey arayan bir insan oldum çıktım. Hani derler ya, insan kendine eder diye. Ben aslında kendime ettim, şimdi zamanında üzüldüğüm hicbir sey, hic kimse yanımda değil. Bunu farkettiğimde çoktan kötü olmuştum zaten. Bu durum hem beni yoruyordu, hem de ilişkilerimde güvensizliğe, paranoyaklık derecesine kadar getiriyordu olayları. Doktorluk olduğumu söylemelerine kızardım ama şimdi kendime soruyorum gerçekten doktorluk muyum diye...
Simdi diyeceksiniz ki, sen harbiden manyağa bağlamışsın, git bir doktora görün.
Psikologların bana cözüm bulacağına inanmıyor gibiyim, sanki hayatımda öyle bir değişim olmalı ki, kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeliyim diyorum, ama inanın bunları yapacak ne isteği buluyorum kendimde ne de gücü. Sanki ölmüş gibiyim. Canım hicbir sey istemiyor, beni hicbir sey mutlu edemiyor, anlık mutluluklardan yoruldum, inanın kahkaha atmaktan korkar oldum, cunku ne zaman kahkaha atsam moralimin bozulması an meselesi olabiliyor..
Soruyorum size, Sizce benim durumumda olan bir insanın çaresi nedir?



Yorum