Merhaba, foruma yeni dahil oldum ve buradaki insanları çok sevdim. Hiçbirinizi gerçek anlamda tanımıyor olsam da sanki birlik beraberlik içinde gibisiniz. Forumu okumaktan kendimi alamıyorum, yalnızlığıma iyi geliyor gibi. Kendim gibi insanları görmek (bencilce evet ama) güzel. Amma çokmuşuz!
Aklıma takılan soruları burada sorabilirim çünkü cevaplayacak birileri mutlaka çıkıyor. Neyse aklıma gelen birkaç sorum olacak:
Öncelikle major depresyon tedavisi görüyorum ve psikiyatristim bana ısrarla psikoloğumu aksatmamamı söylüyor ama ben kendi sorunlarımdan, kendimden o kadar bunaldım ki gidip de hikayemi her hafta despot(evet psikoloğum biraz despot, orta yaşlı ve yardımcı olmadığını düşünüyorum) bir kadına kendi sorunlarımı itiraf etmekten bunaldım. İşin kötü tarafı bir çözüme ulaştırmaksızın sadece dinliyor ve bunları her hafta konuşuyoruz. Aynı cümleler her hafta kuruluyor yine. Bu durum benim unutmak istediğim şeyleri unutmamı zorlaştırmaz mı? Kadın bana mutlu olmanın öğrenilecek bir şey olduğunu söyledi. Öğretmeye çalıştı fakat ben pek çaba sarfetmedim. Çünkü bir yanım da mutluluğun öğrenilecek bir şey olduğunu kabullenemiyor. Ben hiçbir zaman güneş doğduğunda mutlu olan insanlardan olabileceğime inanmıyorum. Çünkü böyle doğmuşum. Yaşadığım şeyler de bunu kalıcı hale getirmiş bana kalırsa...
Bir de depresyonun ailesel bir travma sonrası 5-6 yıl önce kapımı çalmasıyla tedavi görüp iyileştim fakat aşk denen o saplantılı şey olarak tekrar depresyona sürüklenmeme sebep oldu. Kendimi hayattan beklentisiz hissettiğim bir anda birine öyle değer verdim ki yıllar önce oluşan o boşluğu onunla doldurdum. Onu da kaybedince yine doktorlar, yine terapistler... Şimdi de geçmişi unutmaya çabalıyorum. Zaten bu ruhsal rahatsızlıklar güzel bir elbiseye yama yapmak gibi. Beceriksizce bir yama. Hiç ummadığınız bir anda yeniden hortlayıveriyor, başlarda farkedemiyorsunuz. Yama orada öylece duruyor, elbise hala kullanılabilir durumda ama eskisi gibi gözalıcı değil. Bizim tedavilerimiz de böyle bence. Hepsi geçmişten izler bırakıyor. Ben bu izlerin üzerini örtmeye çabalarken gidip unutmak istediklerimi sürekli psikoloğa anlatırsam unutamam ki...
Benim hastalık olarak tabir ettiğim aşk, sizce de öyle mi? Bana kalırsa hiç de masum değil ve ciddi bir psikolojik sorun. Sevgi öyle değil ama aşk beynin kimyasını değiştiriyor ve eninde sonunda bitiyor. Sonra sorunlarla baş etmeye çalışmak kalıyor geriye. Evet soruma gelirsek saplantılardan kurtulmak için unutma yoluna gitmek gerekiyorsa psikoloğa neden sürekli aynı şeylerden bahsedelim ki? Görüşlerinizi bekliyorum.
Aklıma takılan soruları burada sorabilirim çünkü cevaplayacak birileri mutlaka çıkıyor. Neyse aklıma gelen birkaç sorum olacak:
Öncelikle major depresyon tedavisi görüyorum ve psikiyatristim bana ısrarla psikoloğumu aksatmamamı söylüyor ama ben kendi sorunlarımdan, kendimden o kadar bunaldım ki gidip de hikayemi her hafta despot(evet psikoloğum biraz despot, orta yaşlı ve yardımcı olmadığını düşünüyorum) bir kadına kendi sorunlarımı itiraf etmekten bunaldım. İşin kötü tarafı bir çözüme ulaştırmaksızın sadece dinliyor ve bunları her hafta konuşuyoruz. Aynı cümleler her hafta kuruluyor yine. Bu durum benim unutmak istediğim şeyleri unutmamı zorlaştırmaz mı? Kadın bana mutlu olmanın öğrenilecek bir şey olduğunu söyledi. Öğretmeye çalıştı fakat ben pek çaba sarfetmedim. Çünkü bir yanım da mutluluğun öğrenilecek bir şey olduğunu kabullenemiyor. Ben hiçbir zaman güneş doğduğunda mutlu olan insanlardan olabileceğime inanmıyorum. Çünkü böyle doğmuşum. Yaşadığım şeyler de bunu kalıcı hale getirmiş bana kalırsa...
Bir de depresyonun ailesel bir travma sonrası 5-6 yıl önce kapımı çalmasıyla tedavi görüp iyileştim fakat aşk denen o saplantılı şey olarak tekrar depresyona sürüklenmeme sebep oldu. Kendimi hayattan beklentisiz hissettiğim bir anda birine öyle değer verdim ki yıllar önce oluşan o boşluğu onunla doldurdum. Onu da kaybedince yine doktorlar, yine terapistler... Şimdi de geçmişi unutmaya çabalıyorum. Zaten bu ruhsal rahatsızlıklar güzel bir elbiseye yama yapmak gibi. Beceriksizce bir yama. Hiç ummadığınız bir anda yeniden hortlayıveriyor, başlarda farkedemiyorsunuz. Yama orada öylece duruyor, elbise hala kullanılabilir durumda ama eskisi gibi gözalıcı değil. Bizim tedavilerimiz de böyle bence. Hepsi geçmişten izler bırakıyor. Ben bu izlerin üzerini örtmeye çabalarken gidip unutmak istediklerimi sürekli psikoloğa anlatırsam unutamam ki...
Benim hastalık olarak tabir ettiğim aşk, sizce de öyle mi? Bana kalırsa hiç de masum değil ve ciddi bir psikolojik sorun. Sevgi öyle değil ama aşk beynin kimyasını değiştiriyor ve eninde sonunda bitiyor. Sonra sorunlarla baş etmeye çalışmak kalıyor geriye. Evet soruma gelirsek saplantılardan kurtulmak için unutma yoluna gitmek gerekiyorsa psikoloğa neden sürekli aynı şeylerden bahsedelim ki? Görüşlerinizi bekliyorum.

Yorum