Merhabalar;
Konuşmaya kendimi yeni baştan sorgulamama sebep olan olayı anlatarak başlayabilirim sanırım. Yeni baştan dediğimi fark etmişsinizdir. Evet, daha önce defalarca kez kendimi bir köşeye çekip sıkıştırdım, azarladım, tekmeledim hatta yok saydım. Yine de eskiye, yani monotonluğa, aptallığa, şaşkınlığa ve ve... -vesaire artık adını siz koyun. Mutlaka siz de aynı duyguları çoğu kez yaşıyorsunuzdur. Kim yaşamıyor ki...
Açık olmak gerekirse ben asosyal bir insanım. Kalabalıktan oldukça korkarım. Dudaklarım kurur, terlerim. Bazen nefesimin tutulduğu bile olur. Klasiktir ya, ben de söyleyeyim; Bir kitapta okumuştum, beyine yeterli oksijen gitmediği vakitlerde gözlerin beyazında kızarıklar oluşur. İşte, nefesimin tutulduğunu o bilgiye dayanarak size aktarıyorum. Neyse sıkmaya başlamadan devam edelim konumuza. Evim cadde üzerinde bir apartmanda. Yüz metre içerisinde yedi tane market bulunuyor. Ben genelde hep aynısına giderim. Sebebini de bilmiyorum. Hatta kendileri siyasi görüşüme tamamen ters olsa bile aynı yere gider dururum. Bu arada kardeşimle üç aydır tek kelime etmedim. Küsüz. (Not: Kardeşimden başka kimsem yok.) Bu durumu belirtmemin sebebi içinde bulunduğum psikolojik durumu anlamanız içindi. Küsme nedenimiz ise beni bir hiç olarak görmesi. Bu noktadan sonra kelimelere empati ile yaklaşmanızı istiyorum. Bir elin parmakları kadar insan bile tatmış olsa oldukça güzel yemek yapabilirim. Lakin son zamanlarda yine eskisi gibi kardeşim yemekleri yapmaya başladı. Normalde küslük nedeniyle yaptığı yemekleri son birkaç aydır yemiyordum. Ben yapım gereği kardeş de olsa bir iyiliğin altında kalmaktan nefret ederim. İçimi delicesine bir kurt kemirir. Biterim kısacası. Bu yüzden dışarı çıktım, tatlıyı sevdiğini biliyorum. En azından yemek üzeri bir şeyler atıştırsın, hala onu düşündüğümün farkına varsın diye. Yakın olduğu için markete gitmem ve alışverişi bitirmem pek uzun sürmedi. İşte tüm herşey bundan sonra başladı. Dışarı çıktım, bir iki üç adım derken benden önce alışveriş yapan beş-altı yaşlarında iki küçük kızla annesi bir anda duraksadı. İlk başta pek dikkatimi çekmemişti. Nasıl olduysa bir ağlama sesi kulağıma çalındı ve onların bulunduğu yüksekçe kaldırıma doğru göz süzmeme sebebiyet verdi. En önde diğerinin ablası gibi duran minik bir kız, elinde elli kuruşluk bir cips ile arkasını dönmüş ve birkaç adım gerisindeki annesine ve ağlayan kızkardeşine bakıyordu. Evet olan olmuştu. Küçüğün çerezleri yere serilmişti. Annesi ise oldukça ucuz olan bu çerezin yenisini almak yerine onları toplamakla uğraşıyordu. Buradaki asıl sorun ise çok ama çok başkaydı. Sorun bendeydi. Aile fakirdi. Belli ki kıçı kırık elli kuruşluk çerezi alamayacak kadar hem de. Resmen sinemaya girmiş de yeşilçam filmlerinden bir tanesini dev ekrandan izliyordum. Karanlıkta, beni gören, suçlayan olmadan. Bu arada anne kızını teselli etmeye çalışıyordu. Yere düşenlerin kirlenmediğini, yine yenilebileceğini belki de ard arda dile getiriyordu. Ben ise sadece baktım. Evet, maddi imkanım olmasına rağman sadece baktım. Bu huyumdan nefret ediyorum. Evde yalnız başımayken dünyadanın fakirliğini nasıl giderebilirim diye planlar yaparken, bir çocuğun yüzünü güldüremiyorum. Kahroluyorum kısacası. Neden bir iyiliğe bile utanarak yaklaşıyorum. Kendime anlam vermekte zorlanıyorum. Ne zamandır Allah'a boşa yaşadığımı söylüyor, eğer ki günahlarımı affedebilecekse yanına alması için dua ediyorum. Ben onu bunu değil, yaşamayı bile beceremiyorum. Yaptığım en mükemmel iş nefes almak gibi. Cidden bu beni öyle üzüyor ki. İnancım olmasa çoktan intihar etmiştim.
Bu sadece bugün yaşadığım ve yalnızlığımı paylaştığım bilgisayar oyunlarını bir sefer daha bırakmamı sağlayan bir olaydı. Basit gelebilir. Hem de oldukça. Fakat beni yıkıyor, eritiyor. İnsanların, özellikle çocukların ağlamasına dayanamıyorum. Çıldırcak gibi oluyorum. Sosyal paylaşım sitesinde bütün hobi sayfalarını kaldırdım. Yalnızca arkadaşlar ile halı saha muhabbetti için irtibat kuruyorum. Tüm bu kaçışlarıma rağmen yine ve yeniden bu tür olaylar karşıma çıkıyor. Evden haftada bir sefer bile dışarı çıksam, duygusal bakımdan yıkıma uğradığım olay döngüsüyle karşılaşıyorum. Ne yapacağımı şaşırdım.
Konuşmaya kendimi yeni baştan sorgulamama sebep olan olayı anlatarak başlayabilirim sanırım. Yeni baştan dediğimi fark etmişsinizdir. Evet, daha önce defalarca kez kendimi bir köşeye çekip sıkıştırdım, azarladım, tekmeledim hatta yok saydım. Yine de eskiye, yani monotonluğa, aptallığa, şaşkınlığa ve ve... -vesaire artık adını siz koyun. Mutlaka siz de aynı duyguları çoğu kez yaşıyorsunuzdur. Kim yaşamıyor ki...
Açık olmak gerekirse ben asosyal bir insanım. Kalabalıktan oldukça korkarım. Dudaklarım kurur, terlerim. Bazen nefesimin tutulduğu bile olur. Klasiktir ya, ben de söyleyeyim; Bir kitapta okumuştum, beyine yeterli oksijen gitmediği vakitlerde gözlerin beyazında kızarıklar oluşur. İşte, nefesimin tutulduğunu o bilgiye dayanarak size aktarıyorum. Neyse sıkmaya başlamadan devam edelim konumuza. Evim cadde üzerinde bir apartmanda. Yüz metre içerisinde yedi tane market bulunuyor. Ben genelde hep aynısına giderim. Sebebini de bilmiyorum. Hatta kendileri siyasi görüşüme tamamen ters olsa bile aynı yere gider dururum. Bu arada kardeşimle üç aydır tek kelime etmedim. Küsüz. (Not: Kardeşimden başka kimsem yok.) Bu durumu belirtmemin sebebi içinde bulunduğum psikolojik durumu anlamanız içindi. Küsme nedenimiz ise beni bir hiç olarak görmesi. Bu noktadan sonra kelimelere empati ile yaklaşmanızı istiyorum. Bir elin parmakları kadar insan bile tatmış olsa oldukça güzel yemek yapabilirim. Lakin son zamanlarda yine eskisi gibi kardeşim yemekleri yapmaya başladı. Normalde küslük nedeniyle yaptığı yemekleri son birkaç aydır yemiyordum. Ben yapım gereği kardeş de olsa bir iyiliğin altında kalmaktan nefret ederim. İçimi delicesine bir kurt kemirir. Biterim kısacası. Bu yüzden dışarı çıktım, tatlıyı sevdiğini biliyorum. En azından yemek üzeri bir şeyler atıştırsın, hala onu düşündüğümün farkına varsın diye. Yakın olduğu için markete gitmem ve alışverişi bitirmem pek uzun sürmedi. İşte tüm herşey bundan sonra başladı. Dışarı çıktım, bir iki üç adım derken benden önce alışveriş yapan beş-altı yaşlarında iki küçük kızla annesi bir anda duraksadı. İlk başta pek dikkatimi çekmemişti. Nasıl olduysa bir ağlama sesi kulağıma çalındı ve onların bulunduğu yüksekçe kaldırıma doğru göz süzmeme sebebiyet verdi. En önde diğerinin ablası gibi duran minik bir kız, elinde elli kuruşluk bir cips ile arkasını dönmüş ve birkaç adım gerisindeki annesine ve ağlayan kızkardeşine bakıyordu. Evet olan olmuştu. Küçüğün çerezleri yere serilmişti. Annesi ise oldukça ucuz olan bu çerezin yenisini almak yerine onları toplamakla uğraşıyordu. Buradaki asıl sorun ise çok ama çok başkaydı. Sorun bendeydi. Aile fakirdi. Belli ki kıçı kırık elli kuruşluk çerezi alamayacak kadar hem de. Resmen sinemaya girmiş de yeşilçam filmlerinden bir tanesini dev ekrandan izliyordum. Karanlıkta, beni gören, suçlayan olmadan. Bu arada anne kızını teselli etmeye çalışıyordu. Yere düşenlerin kirlenmediğini, yine yenilebileceğini belki de ard arda dile getiriyordu. Ben ise sadece baktım. Evet, maddi imkanım olmasına rağman sadece baktım. Bu huyumdan nefret ediyorum. Evde yalnız başımayken dünyadanın fakirliğini nasıl giderebilirim diye planlar yaparken, bir çocuğun yüzünü güldüremiyorum. Kahroluyorum kısacası. Neden bir iyiliğe bile utanarak yaklaşıyorum. Kendime anlam vermekte zorlanıyorum. Ne zamandır Allah'a boşa yaşadığımı söylüyor, eğer ki günahlarımı affedebilecekse yanına alması için dua ediyorum. Ben onu bunu değil, yaşamayı bile beceremiyorum. Yaptığım en mükemmel iş nefes almak gibi. Cidden bu beni öyle üzüyor ki. İnancım olmasa çoktan intihar etmiştim.
Bu sadece bugün yaşadığım ve yalnızlığımı paylaştığım bilgisayar oyunlarını bir sefer daha bırakmamı sağlayan bir olaydı. Basit gelebilir. Hem de oldukça. Fakat beni yıkıyor, eritiyor. İnsanların, özellikle çocukların ağlamasına dayanamıyorum. Çıldırcak gibi oluyorum. Sosyal paylaşım sitesinde bütün hobi sayfalarını kaldırdım. Yalnızca arkadaşlar ile halı saha muhabbetti için irtibat kuruyorum. Tüm bu kaçışlarıma rağmen yine ve yeniden bu tür olaylar karşıma çıkıyor. Evden haftada bir sefer bile dışarı çıksam, duygusal bakımdan yıkıma uğradığım olay döngüsüyle karşılaşıyorum. Ne yapacağımı şaşırdım.

sad sf yada asosyallik içn uzmana gittinmi..
Yorum