Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ruhsuzluk

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Ruhsuzluk

    Öncelikle merhaba, fazla söz dolandırmadan lafa gireceğim benim derdim büyük ama önce şunları yazayım; elim kolum tutuyor, ortalamanın üzerinde boyum, ideal sayılabilecek kilom, yüzümünde bir şekli şemali, cebimde de param var. Şimdiden bunları yazıyorum çünkü insanların şükran duymamı beklediği şeylerin farkındayım en baştan yazıyorum ki telkin ve yorumlarınız mahalle bakkalı Ahmet ile berber Mehmet'den farklı olsun. Benim sorunum hayatta, içerisinde bulunduğum yaşamda hiç bir kaynağa sahip olamamak. Kendime asla uzun süreli bir hedef koyamıyorum, bir konuda belli bir süre odaklanamıyorum, hiç bir şeyi gerçekten, yürekten arzulayamıyorum, azim ve hırs bana o kadar uzakki asla ikinci defa deneyemiyorum. Bu durumu anlatması da yaşamayan birinin anlaması kadar zor, yaşantımdan birkaç örnek vereceğim; hoşlandığım, dış görütüntüsünü veya kişiliğini beğendiğim hiç bir kıza peşinden koşacak kadar ilgi duymadım, aşkın ne olduğuna dair fikrim yok tutkularım yok. Kendimi bu konuda fazlasıyla zorladım, nasıl desem, bir kızla sağlıklı bir ilişki kurup yada bir kıza aşık olup duygularımı, arzularımı hissetmek konusunda, ama bir türlü başarıya ulaşamadım en basiti son denememde ilgilendiğim kızı durmadan düşledim aklımı başka yere kaydırmamaya çalıştım, bütün odağımı onun üstüne getirdim fakat ilişkinin en ısrarcı olmak gereken evresinde vazgeçiverdim. Yanlış anlaşılmasın dengesiz biri değilim, duygularım fazla değişmez, hemen hemen her zaman içimde bir sıkıntı var fakat mutsuzluk veya takıntı gibi değil. Bahsettiğim bu sıkıntının beni bağlayan hiçbir şeyin olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Beklediğim bir telefon, görmek istediğim yerler, atmak istediğim bir yumruk yok. Sorumluluklarım, her insanda olduğu gibi oldu, fakat çoğunlukla sorumluluklarımı yerine getirmedim, herhangi bir şey için çaba harcamadım. Bazı insanlar vardır öyle canlıdırlar, öyle keyif alırlar ki yaptıkları şeylerden ruhu kanatlanmış bedeninin her köşesinde hafifliği yayılmış gibi gelir yanındakilere. Onlara özeniyorum işte ben, çünkü kendi ruhumu prangalanmış gibi hissediyorum. Hatta durum öyle feci bir durum ki bir bağımlılığım bile yok, sigarayı çok küçük yaşta içmeye başlamış ve hatrı sayılır miktarda tüketmiş olmama rağmen asla bir sigara kullanma isteğim olmadı, keza içki, çokça arkadaş ortamlarında tüketmiş olsam da içimde kullanma tüketme arzusu doğmadı hiç. Arkadaş mevzusu ise tam bir felaket, hiç dostum olmadı arkadaşlıklarımda çoğunlukla sezonluk mecburi arkadaşlıklardan oluştu. İnançlarım, inandığım bir şey daha önemlisi güvendiğim hatta ve hatta kendime bile güvenim yok. Kendime güvenememin sebebi ise tam olarak bu konu. Bir türlü başaramıyorum, sanırım kaçmak kolay geliyor. Bu konu üzerine düşündükçe ve bir anlam aradıkça daha çok anlamsızlaştı ve durumun dayanılmazlığı arttı. Belki burada bir şeyler söyleyecek birileri vardır...

  • #2
    Yazdıklarına bakınca hayattan zevk alamadıgın belli oluyor.Bir çeşit depresyonda olabilirsin ..
    Kara saç ak defterle geldik, Ak saç kara defterle gidiyoruz..

    Yaşlı Çocuk.!

    Yorum


    • #3
      pufff aynı şeylerrr yaaa dostumm inanki çözüm bulursan banada yaz ne yazdıysan aynısı yyaaww böyle bişey olamaz
      İşin en kötü yanıdaaa bıraktığınn yerdeyim...
      hayat bana boş olmayan birşeyler söyleeee
      anlamaz kii hiçbiriii hiç bişeyyy....

      Yorum


      • #4
        aşağı yukarı aynı durum var bende de, bazen insanların neye alındıklarını veya neye alınmam gerektiğini bile anlamam açıkcası,,ya da herhangi bişeye bağımlılık hissetmem, böle hissetmekten de korkarım, çoğu zamn yalnızlığı tercih ederim, yaşadığım hiçbiryeri özlemem mesela , bi yerde 1 yıldan azla kalınca gitmem gerekiyor burdan diye mızıldanmaya başlarım falan ...ben de nedenini bulamamıştım ama bi gün hocamız bağlanma türlerinden bahsediyordu ki o an farkettim, annem bebekliğimi anlatınca kayıtsız bağlanma türüne giriyorum ve büyüdüğünde geliştird,ikleri özelliklere de nerdeyse 1-1 uyuyorum, sen anlatınca o aklıma geldiii,senin anlattığın bu olmayabilir, saçmalamış olabilirim, bilmiyorummm...

        Yorum


        • #5
          Sorununa bir çözüm fikrim yok ama gerçekten düşünülmesi gereken şeyler... İnsanları anlayamıyorum hepsinin ideali var,sevdiklerii var,aşık oldukları var,işleri güçleri var...Bunu nasıl beceriyorlar? Onca meslek içerisinde nasıl bir mesleği ve onca güzel,yakışıklı bireyler içerisinde nasıl aşkı bulabiliyorlar? Bana hepsi yapmacık geliyor dostum,aşk falan 2013 yılında ne gezer be? Aşkı karşılıklı duygusal ve cinsel sömürü olarak kullanıyorlar bunlar gayet açık...Yalnız kalma korkuları onları buna sevkediyor...


          Aslında kendimi bazen sırf bunları düşünebildiğim için şanslı sayıyorum...Ya onca boş yaşayan insandan biri olsaydım? En azından düşünebilme ve iyilik yapabilmemden birşey kaybetmedim....İçimde bir yığın iyilik var...Varsın insanlar ne düşünürse düşünsün...



          Dostum sana tavsiyem bunları düşün ve asla sorun etme,iş değiştir,kadın değiştir hiç önemi yok...Sabit bir memur gibi veya kör aşık gibi hep aynı şeylerle meşgul olmaktansa farklı dünyaları ve farklı insanları tanı...
          Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

          Yorum


          • #6
            ilaç alınca geçer.

            Yorum

            İşleniyor...
            X