Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Merhaba

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Merhaba

    Merhaba
    Burada olmam tabikide psikolojimin bozuk olması :th_sur:
    Psikoloğa gitmekten çekindiğim için ve bu çekingenliğimden nefret ettiğim için internette kendi psikolojimi düzeltmek için bişeyler ararken bu portala rastladım hadi hayırlısı bakalım.:RpS_rolleyes:

  • #2
    Ms 2150

    MS 2150 adındaki kitabı anlamanı tavsiye ederim. Birkaç yıl sonra tekrar okumadıkça anlamak biraz zor. Yani aynı zaman da akla zarar bir kitap. Dinsel inançları sağlam olanların okuyamayacaklarındandır. Ekşi sözlükte bulduğum yorumların birkaçını yazayım:

    metafizik konusunda bir çok şey öğreten kitap.
    en az 10 kere okuduğum insanın tam manasıyla ufkunuaçan kitap. (dirk pitt)
    ---
    bilhassa devlet dairelerinde gorulen sonu gelmez isler veya trafikteki yol tapulu maliysmis gibi davrananlar vs vs asap bozucu seyler karsisinda sinirden kizarip ciglik atmaya baslamamak icin acayip ise yarayan kitap (prion)
    ---
    okumadan önce, tanrı, benlik ve öznel yaşamınızın her anı hakkında uzun bir düşünsel evre geçirmiş olmanız gerekiyor. o zaman bu kitap kapalı kalan kapıların açılmasında iyi bir anahtar işlevi görebiliyor. yalnız her kapıyı açabilmeniz mümkün değil ama ardındakini az çok hissedebilirsiniz. (orange appeal)
    ---
    iyi bir okurum, devamlı yerli yabancı demeden kitap okurum, sırf kitap okumak için fakulteye 2 yıl ara vermişliğim var, yıllarca, durmaksızın okurken bir arkadaşım bir de bunu oku diye bu kitabı verdi bana.
    onca okuduğum kitapların arasında ayrı bir yere koyma ihtiyacı hissettim bitirdiğimde bu kitabı. sonradan zaman içinde 2 kere daha okudum. insanlarla ve hayatla olan kavgam biraz dengeye geldi bu kitapla o dönem.
    kitabın bitimindeki "matheww 7:7"*yi hayatımın eksenine koydum, hayatım değişti. kitap zaten genel olarak tuhaf bir büyüye sahip, hiçbirşeye inanmayan kötümser karakterimi hizzaya soktu, o derece.


    *"ask and it will be given to you; seek and you will find; knock and the door will be opened to you. (matthew 7:7)"
    *"isteyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılıcak." (kalinixta agapi mou)
    ---
    iyilige ve guzellige olan inancimi yitirmemek icin ara ara okumak zorunda oldugum roman.. (arsenic)
    ---
    filmi ve hatta dizisi çekilesi bir kitaptır.
    özellikle dizi olabilecek formatta yazılmıştır neredeyse...
    keşke bu kitapta anlatılanlar gerçek olsaydı... (dark pitt)
    ---
    hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biri... sürükleyiciliği ile bir roman gibi okunurken, etkileyiciliği ile ilahi bir yön taşıdığını düşünüyorum. okumamın üzerinden yıllar geçmesine rağmen, bazı detayları bile unutamadığım, beni etkilemiş kitaptır. ayrıca kitabın yazarı kitabın roman olduğunu kabul etmiyor, bunun kitapta ki kişinn günlüğünden uyarlandığını söylüyor -ki bu adam aynen kitapta bahsedildiği şekilde ölmüştür- açıkçası ben de neden olmasın diyorum, belki de olmasını istediğimden..
    sonuç olarak okuduğu zaman "tövbe tövbe ne saçmalamış bu gavurlar" şeklinde düşünmeyecek, esnek zihniyete sahip insanların mutlaka okumasını tavsiye ettiğim bir kitap. (bewhy)
    ---
    bir çeşit meditasyon. okunduğundan beş yıl sonra bile hırs, kin ve nefret gibi duygulardan uzak olabilmeyi sağlayabilen "bir zihnin gelişkinliği kabul edilemez görüneni kabul edebilmesiyle ölçülür" cümlesini kafamıza kazımış eser. (diniszz)
    ---
    müthiş bir kitap... (whitesaint)
    ---
    metafiziğe ilgisi olan olmayan herkesi etkileyebilecek, okuyanı durup düşündürecek, hareketlerini sorgulattıracak, bu dünyaya neden, nasıl geldiğini kafasına dank ettirebilecek romansı bir makro felsefe kitabı. şiddetle tavsiye edilir (ibeking)
    ---
    cennet olgusunun parapsikolojideki tanımı üzerine yazılmış masalımsı kitap.
    keşke herkes bu denli hızlı tekamül edebilse, çoşsa çoştursa yaşamlar süprizlerle dolsa diye hayıflatan kitap.
    makro felsefe, karma, uzakdoğu öğretileri gibi konulara eğilmeden evvel mutlaka okunması gerekir. (pain)
    ---
    dinsel inanclari saglam olanlarin okuyamayacaklari,okusalar da dalga gececekleri;saglam olmayanlarin da okurken mevcut inanclarinin cogunu yeniden gozden gecirmelerini saglayabilecek olan tehlikeli roman! (cascarino)
    ---
    hayat degistiren kitaplardandir. cok ama cok iyidir, muhakkak okunmalidir. (arsenic)
    ---
    sanki okumadan önce bir başka zamanda, bir başka mekanda okumuş olduğum kitaptır. ms 2150 makro toplumu ve mikro adası arasında bir çeşit "cennet - yasak elma'nın getirdiği hazzı sunan dünya" ilişkisi vardır.
    hırsın, insanlara zarar verecek boyuttaki yarışların zararını kavrayamayan, hayatlarını rekabet üzerine kuran insanların gelecekte azınlıkta kaldığı, geri kalanların ise tam bir uyum içerisinde zihinsel gelişimle ilgilendikleri bir dünya resmedilmiştir.
    ancak benim açımdan sorun daha da büyümüştür, düzenin beni diğerleri arasında rekabet etmeye zorlayan tarafını iyice görmezden gelmeye başlamış bulunmak, bir makro toplum üyesi olmadığım gerçeğini göz önünde bulundurursak pek hayra yorulabilecek bir durum değildir. (sahtepetrucci)
    ---
    bakis acinizin biraz daha genislemesini saglayan, yillar once okumama ragmen hafizama kazinmis ve bazi fikirler icin baslangic noktasi olan kitap. (elvish)
    ---
    bazı üstün yetenekli insanların kaba etleriyle kitap okuyabildiğini bana kanıtlamış bir romandır. (sahtepetrucci)
    ---
    hosgoru ile okundugunda kendinizden , hayatınızda uygulayabileceginiz bir seyler bulabileceginiz iyimser bir roman .


    kitaba onyargıyla yaklasıp , okudugunuzu yanlış anladıgınız , yanlış yorumladıgınız gibi bir de kitaba bok atmaya kalkıyorsanız , o zaman soylediklerinizle kitabı okuyanlar* onunde gulunc duruma dusersiniz . bu yonden #5484347 yazdıgı gibi biraz tehlikeli bir romandır . (17 panda gucu) (isme bak)
    ---
    bu kitabı ilk kez 91 yılında okumuşum yani 10 yaşındayken, zaman zaman gidip gelip tekrar okumuşum... birçok okuyucusu bu kitabı zaman zaman kaybettiklerini yazmışlar internette, 1971 yılından gelme bir kitap olarak (elyazması ve sınırlı dağıtım halinde) bu durumu normal karşılayan ben bile bu kitabı en az 5-6 kere kaybettim ve yeniden aldım.
    diğer çeşitli yazarların kitaplarını okumaya belki de organize dinlerin ne kadar sorunlu olduğunu insanların algılamasına bu roman yardımcı olmuştur. en azından benim açımdan. evet bir romandır bu zaten ilk çıktığında parapsikoloji kitaplarının yer aldığı reyondayken şimdi fantasy eserlerinin bulunduğu reyondadır, ama hayatı değiştiren bir kitaptır.
    kitabı islamcıların, hristiyan muhafazakarların, ortodoks yahudilerin sevmemeleri zaten olağan ve beklenen bir durumdur. çünkü yeniçağ'ın değerleri bu kitapla ilk kez bir roman olarak sunulmuş ve anlatılmış belki bir psikologun dilinden geldiği için günümüzde benim bile günümüzde yeniçağ felsefesinin gelmiş olduğu yerler göz önüne alınarak katılmadığım bir takım yerleri olsa da kafasından yeni çağ nedir soruları geçen birinin ilk okuması gereken kitaptır kendisi... (ozzymanborn)
    Last edited by Çapulcu Recep Yılmaz; 06-08-2014, 10:33 AM. Reason: başlık

    Yorum


    • #3
      2150 yılındaki halimizi, insanın geçirdiği zihinsel evrimi anlatarak kurgulayan makro felsefe romanı. romanda, bulunduğumuz zamandaki tüm olumsuz yaşam koşulları insanın –romandaki ifadesiyle “mikro insanın”- korkularından ve “neyin ne olduğunun farkında olmamasından” kaynaklanıyor. bu mikro insanın, doğanın düzenine ilişkin takındığı umursamaz ve bencilce tutum sonucunda yeryüzü şekilleri ve koşulları bayağı bir değişiyor, sonuç olarak 2150 yılında dünyada sadece 300 milyon makro ve 3 milyonu mikro olmak üzere 303 milyon insan kalıyor. romanın ana kahramanının asıl bulunduğu zaman olan 1976’dan, olayların diğer kısmının geçtiği 2150’ye kadar olan sürede ise, insan tüm korkuları, bencillikleri, empati yoksunluğu, hırçınlığı ve kendini bilmezliği ile yüzleşip, karma felsefesini içselleştirip, dünyaya dair yepyeni bir “birlik duygusu” ve farkındalık kazanıyor ve sonuç: herkesin düşüncelerinin okunabildiği, fiziken ve ruhen hazır olmayan kadınların çocuk sahibi olamadığı, herkesin genç ve güzel olduğu, yaşam koşullarının optimize edildiği ve en enteresanı da, kişinin hangi algı düzeyinde olduğunu ve haliyle kişiliğinin ana yapısını belli eden renklerde tunikler giydiği bir dünya. bu tunikler aslında renksiz, fakat giyenin “aurasını” yansıtarak renkleniyor.


      geleceğe yönelik bir kurgu/ütopya olması ve “ötekilerin” izole tutulmaları bağlamında, aklınıza cesur yeni dünya gelmesin. bu tam onun gibi bişey değil.


      öncelikle, bu bir “makro felsefe” romanı. o tür literatürün/düşüncenin nasıl isimlendiğini bilmiyorum, fakat astral seyahat, psikokinezi, evrenlerin ve zamanların birliği falan diyeyim boşlukları doldurun siz. “parapsikoloji” mi oluyor bu, bilmiyorum. ama bir tür “there’s no spoon” dünyasındayız. (nitekim kitapta işaretlediğim bir yer de oldu, tam bu “aslında kaşık yok” hadisesiyle örtüşen. ama şimdi adana’nın sıcağında, klimalı odadan çıkıp da kitap aramaya kalkmayacağım…) *


      diğer farkı, yücelttiği fikirle ilgili. okurken aklıma bunun bir komünizm propagandası olduğu gelmemişti, sözlük’te entry’leri okurken “aa evet lan” filan dedim. dikkatimi daha çok, kardeşlik-sevgi-hoşgörü vs bağlamında gözümüze sokulan hristiyanlık vurgusu çekmişti. belki de siyasi vurgu beni dini vurgu kadar rahatsız etmiyor ve o yüzden buna taktım, ya da koca kitabı tamamen sarsakça okudum. bilmiyorum. ama isa’yı ve hristiyanlığı yüceltme o kadar bariz ki, insan bir yerde “eeeeh” diyor, “sen o kadar sevgi hoşgörü filan diye anlat, sonra al bir dini ötekilerin üstüne koy.” yazarın samimiyetini sorgulatan bir üslup bu. burada aslında söylemek istediğim şey çok açık fakat ben yine de tekrar edeyim: sorunum "herhangi" bir dinin yüceltilmesiyle. bunun hristiyanlık olmasının önemi yok. kurtuluşun bir dine atfedilmesi beni son derece rahatsız eden bir şey; nitekim bence insanlığın önündeki en büyük engel bir şeylere körü körüne bağlanıp kendini sömürtmeye her zaman uygun olmasıdır.


      kitabın kendi içindeki çelişkisi olarak gördüğüm bu hadiseyi düşünmezseniz, verilmeye çalışılan fikrin esası çok kuvvetli. bunların doğru olup olamayacağını sınırlı (mikro) bilinçlerimizle keşfedemeyiz. fakat ben, kitaptaki jon’la da karl’la da çok rahat empati kurduğumdan mıdır, kitabı çok sevdim. ki bu benim zaten aşina olduğum bir perspektifti, zira kendimi bildim bileli tasavvufun içinde yaşamış bir insanım. her zaman jon kadar “inanasım” vardı ve fakat her zaman karl kadar da sorguladım. hatta son 2 senedir bu zihniyeti çok boşladığım için kendime kızdım. “biraz daha sakin olmalısın, tepkilerini yumuşatmalısın, köşelerini törpülemelisin, her şey insan için…” diyerek, titreyip kendime gelmeye karar verdim.


      ben bu romanı mesnevi’yi okur gibi okudum fakat incil okuyor gibi de okunabilirdi. çünkü aslında “inanç” tek temelden beslenen bişey.

      entry’mizi, koca kitabın özeti olarak verebileceğim bir özdeyiş ile bitrelim: "âdemoğlu evvelâ kendi kendisiyle sulh ettikten sonra, cümle âlemle barış hâline geçmekle huzur ve sükûna kavuşur ki, işte hürriyet budur" – ken’an rıfai (dagny taggart)
      ---
      insanı o ya da bu şekilde kendi gerçeği ile karşılaştıran kitap. çok az kitabın bunu başarabildiğini düşündüm okuduktan sonra. simyacı, yüzüklerin efendisi, bu kitapların merkezine "arayış macerası" nı aldıklarını düşünürsek (bkz: slavoj zizek), 2150ad için de "buluş macerası" deriz ancak. (arkaik)
      ---
      rana "bir zihnin gelişkinliği, kabul edilemez görüneni kabul edebilmesiyle ölçülür" diyor (arsenic) (Rana kitaptaki bir kadın)
      ---
      insanın, kendisini kitapta anlattığı makro toplumun bir bireyiymiş gibi hissettiren kitaptır.bundan dolayı okuyucuyu çabucak kendisine bağlıyor akıcı şekilde hikayeyi anlatıyor. kurgusundan mıdır bilinmez ama genel anlamda diğer parapsikoloji kitaplarından farklıymış.ben de tam olarak bir parapsikoloji kitabı olmadığından dolayı almıştım zaten, kitabı zevkle okudum hatta çoğu zaman bir olay karşısında kitapta bahsedilen öğütlerdeki gibi hissetmeye bile başladım ( ya da buna kendimi inandırdım). ama yine de bu kitap ve bunun gibi kitaplar bana göre bulunduğumuz dünyanın düzenini yani statükoyu sürekli yetersiz gösterse de insanları içgüdülerinden bağımsız bir şekilde sürekli statükoya karşı borçlu hissettiriyor.ne demek insanları içgüdülerinden bağımsız şekilde statükoya borçlu hissettirmek?


      mesela bu kitapta makro insanın tek hissetmesi gereken duyguların sevgi, bilgecilik ve yöneticilik olduğunu savunuyor.bunların dışında duygu hisseden veya bunları hissedemeyen bireyleri makro-farkındalığa erişememiş, mikro-adam olarak görüyor.bir nevi insanlara olduğundan farklı biri olmayı kendi gibi değil de belirli bir olguymuş gibi hissetmelerini dikte ediyor.


      mesela makro-toplumun sosyal düzenini m.d denilen süper bir işlemcinin merkezinde geçiyor, her insan m.d ye bağlı saatler takıyor m.d onlara yemek yeme, sağlığını kontrol etme, anlık nerde odluklarını belirleme gibi sürekli ihtiyaçlarını hatırlatan melek gibi birşey. m.d sınırsız bilgi birikimine sahip, her insana bağlı onların hayat tecrübelerini hafızasını alıyor hatta insanın reenkarne olmadan önceki bedeninin bilgilerini alıyor.bu sayede evrenin en geniş bilgi kaynağı oluyor.bundan dolayı insanlar onu üstün görüyor ve sürekli herşeyi ona danışıyorlar.o da onlara sadece ben size ne olucağını söyleyemem sadece ihtimallerden bahsederim diyor. bu da binevi eleştirdiği mikro-toplumun inanç sistemindeki tanrının daha model hali oluyor yani.


      mesela makro-toplumda insanlar o kadar sıradan ki (yani bize göre değil kendi evrenlerindeki genel hallerine göre) ilişkilerinde herşey belli ihtimal diye birşey yok.halbuki hayat ihtimaller bütünü değil mi? hiçbirimiz neyin ne olacağını, herhangi birinin ne diyeceğini, başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için yaşıyoruz ama makro toplumda yaşam kurandaki cennet gibi tamamen nefisten uzak, herşeyin açıkca belirli olduğu bir evren, öylesine bir evrende niye yaşamak istesin ki? kitaba göre insanın bütün amacı ruhunu yüksek farkındalık seviyesine ulaştırmak, bir bedende edinebildiği kadar edindiği seviyeden sonra ruh o bedende daha fazla ileryemeyeceğini anladığı için farklı bir insan olarak gelişimini orda devam ettirmek için beden değiştiriyor.her ruh edinebileceği en son seviyeye geldikten sonra ne olacak o konuda bir bilgi verilmemiş, çok çalıştık biraz da sapıtalım diyerek anarşi mi başlayacak


      mesela kitapta makro-topluma karşı olarak gösterilen mikro-toplum ise bazı kötü yanlarıyla şu anki hayatımıza kıyaslandığında benzer yönleri olsada aşırı şekilde kötü gösterildiği için insan kendisini makro-toplumun düzenine karşı ayaklanmış eskiden makro-toplumun bireyi olan elgon'un anarşisinin canı cehenneme diyerek, makro-topluma aitmiş gibi hissediyor.


      bunun gibi sebeplerden ötürü insanları kuşkulamaktan uzaklaştıran bir kitap, bir nevi insanı daha hissiz bir insan yapmaya sürüyor.günümüz insanının çok gereksiz birçok duygusunun olduğunu kabul ediyorum ama bana göre bu tarz kitaplarlar insanı yararlı yararsız bütün hislerinden arındırıyor dolayısıyla sıradanlaştırıp düzenin işleyen bir parçası haline getiriyor. mesela kitapta jon önceki hayatlarından birinde orta çağda yaşamış insnaları sürekli işkence ettiren yargıç olurken ruhu dengeyi yakalamak için bir sonraki yaşamında işkence görerek ölüyor. yani ruhun sürekli kendi dengesini bulduğunu iddaa ediyor.dolayısıyla bu kitaplarda kimse özgürlüğü için mücadele etmiyor hatta özgürlüğünü kısıtlayana bile sevgiyle bakıp ruhum buna ihtiyaç duyuyor ki ben böyle yaşıyorum diyor.bundan dolayı insanları içgüdülerinden bağımsız şekilde statükoya borçlu hissettiiriyor yani. (justinial)
      ---
      çok uzun zamandir okuduğum en akli başinda, en aşik olunası, en sağlam başucu eseri. (underexposed)

      Yorum


      • #4
        Çok teşekkürler bende kitap okumayı seven biri olarak ilgimi çekti tavsiye için sağol gerçekten yapılan yorumlarda ilginçmiş açıkçası heyecanlandım almam lazım

        Yorum


        • #5
          Buraya yazman dogru bi karar olmus . Once derdini anlatirsin , cozum bulamazsan son care olarak gidersin psikologa . Dokul bakalim , nedir senin psikolojini bozan olaylar

          Yorum


          • #6
            Ayrı bir konu açarak yazmıştım hala düzelmiş değilim.

            Yorum


            • #7
              ne yapabiliriz bu konuda

              Yorum


              • #8
                aslındı kendimde biten bişey takmamam lazım ama işte olmuyor

                Yorum

                İşleniyor...
                X