Duyuru

Collapse
No announcement yet.

YUREGINIZIN KAPASITESI NEDIR?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • YUREGINIZIN KAPASITESI NEDIR?

    Klasik ata sözlerimizden biridir "bir koltukta iki karpuz taşınmaz" diye.Beni bir merak aldı,koltuk altımızın fiziksel olarak çapı belidir.İki karpuzu taşıma kapasitesine sahip olmayabilir.Ama bazen bu söz; fiziksel sınırı olmayan, kapsama alanı sonsuz,hatta evrendeki bütün sevgileri bile içine sıgdıracak kadar geniş olan yürekler icinde; ufkunu daraltmak, terbiye etmek,hizaya getirmek hadini bildirmek icinde kulanılır.
    şimdi öyle bir mukayese yapılırmı, yada o başka bu başka diyeceksiniz,elbette tınıları, nüansları
    tadlari.yoğunlukları,kumaşlari,frekansları,hisleri ,arzuları,beklentileri,görselligi,oranları,bakış açıları vs. vs. ...........farklıdır kabul ediyorum ama,örnek iki çocugunuz varsa birini, yada ana babanızdan birini,amcanız,halanız,arkadaşınız,komşunuzdan vs. vs ..... sadece birini değilde, çoguna veya hepsine SEVGI duyuyorsunuz.
    Sorum şu;sevgiliye'de duyulan his, sonuç itibariyle yukarda saydıgım farklılıkları taşısada öz itibariyle SEVGIDIR.İçine evrendeki bütün sevgileri sığdıracak kadar geniş olan bu yürek, ne oluyorda sevgili konusunda birden "miğrazlaşıyor" sadece icine bir kişiyi sığdıracak kadar daralıyor,bu ata sözlerimizdeki karpuzdan yola cıkarak soruyorum bir yüreğe iki sevgili sığarmı? neden.? Sığmazmı? neden?
    0
    a:2:{i:87;a:5:{s:12:"polloptionid";i:87;s:6:"nodeid";s:6:"521946";s:5:"title";s:4:"evet";s:5:"votes";i:0;s:6:"voters";a:0:{}}i:88;a:5:{s:12:"polloptionid";i:88;s:6:"nodeid";s:6:"521946";s:5:"title";s:5:"hayir";s:5:"votes";i:0;s:6:"voters";a:0:{}}}
    0%
    0
    sevmek guzeldır.sizi sevene yureginizde yer açın

  • #2
    Eğer konu sevgiliye duyulan hisse sığmaz tabii ki,zira her insanın sadece bir yarısı var,iki yada üç değil.....

    Yorum


    • #3
      bence sımamalı ama sığıyor sanırım

      Yorum


      • #4
        Sevgili ESDEM, güzel açıklamış.

        Bu tür sevgi ilişkisinde birden fazla kişiyi sevmeye anlam bile veremiyorum. Bu insanın doğasına aykırı. Yani kim sevgilisinin, kendisinden başka birini daha aynı şekilde sevdiğini kabul edebilir ki? Bu çok sağlıksız bir kişilik sorunu diye düşünüyorum ve bu tür ilişkilerde birden fazla sevgi ilişkisi kuran kişinin, aslında sevgi ilişkisi yaşamadığını, çok sevilmek ve onaylanmak ihtiyacı duyduğunu düşünüyorum. Yani bu birey kendini yeterli görmüyor ve ne kadar çok kişi
        onu severse, o kadar değerli olacağını sanıyor. Yetersiz bulduğu için kendini, bu yolla, yeterli ve değerli olmaya çalışıyor. Şöyle diyebilirim
        insan sevdiğiyle diğer yarısını, eşini bulduğuna göre iki kişiyi sevenin
        oturmamış, kendini bulamamış bir kişiliğe işaret etmez mi ?
        Kişiliği oturmuş, birey olmuş, kendini yeterli bulan bir kişi ancak bir kişiyi sevebilir diyorum. Adı üzerinde eş, seninle eşdeğerde bulduğun, eşleştiğin kişi.

        Yorum


        • #5
          Yaa bilmiyorum ama bana şöyle geliyor :

          Sevgiler ne kadar çok olursa olsun yüreğe sığıyor...
          Yani yürek dediğimiz şey sonsuzdur, sınırsızdır...

          Ancak sözkonusu olan aşk ise durum farklıdır...
          Çünkü aşk sınırsız değildir...
          Aşk aşkındır...
          Yani yüreğe bile sığmaz, yüreği doldurur, yürekten taşar...
          Dolayısıyla ikinci bir kişiye bu anlamda âşık olamaz insan...
          sevgiyle kalın
          ömer yılmaz / sensinya

          Yorum


          • #6
            İnsan,çiceği sever,hayvanı sever,ötekilerini sever yani yüreği bu anlamda sınırsızdır.

            Ancak bu sınırsızlıkda bir şey vardır ki orada paylaşıma yer yoktur;buda aşık olduğunda ama sıradan bir aşk değil;sen ben,ben sen,olabildiğinde artık yoktur o yürekde sığınılabilecek bir yer.

            Çünkü;sol yanını vermişsindir ona,onunla bütünleşmiş,madde ötesine geçmişsindir.Bu fenomende artık yer yoktur ötekine.Hatta tahammül dahi edilemez bir başkasının fikirsel anlamda dahi düşünülmesine.


            Sevgiyle her daim..............
            "Kendini tanı!"

            Sokrates

            Yorum


            • #7
              Sevgili Sezen Aksu ne demiş;

              Kalbimde koskocaman bir yer, sanada başkalarınada yeter....

              Aynen öyle. Benimde kocaman bir yüreğim var, eşimi seviyorum, çocuklarımı seviyorum, canlıları seviyorum, hayatı seviyorum, sevmeyi seviyorum.....

              Yorum


              • #8
                Sevgili fregile,
                Sevgi için kocaman yürekli olup, içine birçok şey sığdırmak güzel elbette. Ancak arkadaş, neden iki sevgili sığmaz, ya da sığar mı diye sormuş. Bu çok farklı bir sevgi türü.

                Sensinya.ömeryılmazın da dediği gibi gerçek aşkı tek bir yüreğe sığdırmak bile zordur. Eflatunun dediği gibi öbür yarındır ve çiçeği sevmekten farklı bir paylaşım içerir. Bu benzetmeyi sevdim. Aslında bu soruyu sormak bile çok anlamsız geliyor bana.

                Yorum


                • #9
                  Evet soru anlkamsız..
                  Cevabım....Asla....

                  Yorum


                  • #10
                    iki aşk sığdırdığını sanan aşık değildir aşık olduğunu sanıyordur.aşk sığmaz taşar .kendini bile düşünemez hale gelirken kendinden çok düşündüğünün yerini nasıl daraltırsın ki?bu konu bana saçma geldi.

                    Yorum


                    • #11
                      sevginin şekilleri vardır. insana duyulan sevgi, eşyaya,hayvanlara yada başka şeylere......

                      bu anlamda bir koltuğa birden çok daha fazla karpuz sığabilir. fakat annemi, annem olduğu için bir anneyi sever gibi severim. kardeşimi kardeş gibi, çocuk, amca, hala, abi vs.... annemi abimi sevdiğim gibi sevemem.

                      eşinizi ya da sevgilinizi de anneniz babanız gibi sevemezsiniz. bu nedenle kalpteki genişlik, kapsama gücü çok da önemli değil sanırım.

                      Yorum


                      • #12
                        Değerlı arkadaşların yazılarını okudum ve açılım yapma gereği duydum.''SEVGI'' nedir? o zaman sizce.'O'nun tanımını yaparak fikrinizi açıklarsanız sanıyorum soruya soruyla değilde net cevaplar verebileceğiz.Ben saydığım farklılıklar'dan kaynaklı, biçim olarak değişiklik'ler olsada öz itibariyle adına SEVGİ dediğimiz ''şeyin''duygu yoğunluğu ve karşılıklı etkileşim olduğunu düşünüyorum. Günü birlik konuşmalarımızda,ne kadar munis olduğumuzu ifade etmek için, gözümüzün yükseklerde olmadığını, olanla yetinmeye çalıştığımızı ifade ederiz;kendimiz inanmasakta..Yaşam uzun bir maraton koşusu gibidir kendimizle,çevremizle, doğayla sürekli bir yarış halindeyiz.Her yarışın doğasında olduğu gibi bu yarıştada hep birinci olmayı en önde gitmeyi,hedefleriz.Bu yarışta çabamızın ödülü olarakta yaşamdaki en iyileri kazanmayı düşleriz.En iyi egitimi almayı,en iyi evde oturmayı,en iyi arabayı almayı,yaşamı paylaşmak için en iyi bireyi seçmeye çalışırız.''Koşu'' sürdüğü için bir süre sonra,en iyisi diye aldığımız ödülün bize yetmediğini farkederiz.Bu 'yetmezlik' hayatın her alanına yansır en iyi eğitim hedefimiz olan üniversiteden mezun olmak 'kesmez' master yapmak oda yetmez doktora sonra ....vs. vs.araba yetmez kliması yoktur, sanrofu yoktur,ABS frenli,değildir model eskimiştir...vs. vs.Bu forumda ve daha başka alanlarda bu konuyla ilgili yorum yapanlar hep ''sevgi''linin payını yüreklerini ikiye bölerek verirler ve 'haksız'lık yapmamak için diğer yarısı tabirini kulanırlar.Eğer yarısı senin yarısıda ''SEVGİ''lininse diğer sevdiklerin açıktamı kalacak,onlara bu bölüşümde 'pay' yokmu.Ben SEVGİYİ simgeleyen kalbin iki parçadan değilde puzzle gibi birbirini tamamlayan bır çok parçacıktan oluştuğunu düşünüyorum.bir parçası çocuğun,bir parçası annen,bir parçası amcan,dayın,komşun ...vs.vs.Yaşam denilen bu puzzle'de her parçanın ayrı bir yeri var ve her parça bir boşluğu doldurur.Ama her parçanın daha önceki yazımda'da belirtiğim üzere tadı, çapı ,önemi, değişiklikler gösterebilir.Örneğin yere göğe sığdıramadığımız,yüreğimizin yarısını ayırdığımız 'aşkımızın' aslında yetmediğini bunu bir çocukla pekiştirmek, devamla eğer cocuk kız'sa oğlanla,yada tersiyle 'kesmezse' sayıyı artırmakla puzzle'nin eksik yerlerini tamamlamaya devam ederiz.
                        İşte ''koşumuz''sürdüğünden bir süre sonra yüreğimizin yarısını kaplayacağını düşündüğümüz SEVGİ'limizin aslında puzzle'nin <bir parçası> oldugunu farkettiğimizde,onun yerini korumak kaydıyla puzzle'yi tamamlayacak diğer ''parcayı'' ararız.
                        Pegasus demişki:
                        Bu tür sevgi ilişkisinde birden fazla kişiyi sevmeye anlam bile veremiyorum. Bu insanın doğasına aykırı. Yani kim sevgilisinin, kendisinden başka birini daha aynı şekilde sevdiğini kabul edebilir ki? Bu çok sağlıksız bir kişilik sorunu diye düşünüyorum ve bu tür ilişkilerde.....
                        sanıyorum yanlış yorumlamış,elbette seçilen yani sevgili kendisinden başkasının sevilmesini istemez. Ama benim tartıştığım sevgilinin tavrı değil seçenin yani yureğin kapasitesi.ben diğer arkadaşlarında ne düşündüğünü öğrenip ondan sonra yazmaya devam etmeyi düşünüyorum
                        sevmek guzeldır.sizi sevene yureginizde yer açın

                        Yorum


                        • #13
                          severken kişi önce kendini düşünür. sevmek de bir tür bencillik değil mi? kim olduğu önemli mi? belki... bence sevgi kalıcıdır insanlar ise geçici. kapasiteyi böyle algılarsak ömrümüz boyunca yüreğimize daha bir çok insanı sığdırabiliriz. kişi birden fazla insanı sevebilir ama bu aynı anda ve zamanda olur mu, bence hayır.

                          sanırım önce gerçek sevginin ne olduğu konusunda düşünmeli. gerçek sevgi karşılıksız olandır. karşılığında bir şey beklemeden istemeden hatta sevilmeyi bile istemeden sevmektir. sonsuza kadar onun gözlerine bakmayı değil belki ama sonsuza kadar onun gözlerinde olanı görebilmeyi, ona tahammül edebilmeyi, kalbin kapısından onu değiştirmeden, yontmadan, olduğu gibi içeri alabilmeyi, eskise de beden ruhu eskitmemeyi, yabancı bir hayatın koridorlarında gardını düşürüp gezinebilmeyi, bütün silahlarını teslim edip kendini sevgilinin insafına bırakabilmeyi göze almaktır sevmek. (bu biraz fazla ütopik gelebilir ama sevmek bir ütopya değilmidir. her aşık ona ulaşmak, onu yaşmak, en iyiyi bulmak ister.)

                          telefondaki bir ses insanın bir ömrünü doldursa mı gerçekten sevgidir, yoksa yeni seseler duymaya yetmeyecek ömürlerin arayışları mı?

                          eğer gerçekse sevgi; yüreğe acı çektirmektir bir başkasına kayması gözlerin.

                          insan yüreği kapasitesi bakımından bir çok kişiyi sevse de sevilen tekdir.

                          insan doyumsuz olduğunu sanan bir varlık. daha yakışıklısını bulunca vazgeçebileceğim birini nasıl seviyorum diyebilirim. kişi ancak kendinden sorumludur. beni daha çok sev diyemez insan ama seni daha çok seviyorum diyebilir. sevgiliye duyulan sevgi (ya da anneye, babaya, kardeşe her neyse) bakımından yüreğin kapatise ancak bu şekilde ölçülebilir. GENİŞLER AMA BÖLÜNMEZ.

                          Yorum


                          • #14
                            Sevgili ulaş ben aşağıdaki sözleriniz üzerine bu yorumu yaptım ve düşüncelerim aynı. Sevilen açısından yaptığım yorum, bu eşit olması gereken durumu, empati kurarak açıklamaya çalışmamdandır.

                            "İçine evrendeki bütün sevgileri sığdıracak kadar geniş olan bu yürek, ne oluyorda sevgili konusunda birden "miğrazlaşıyor" sadece icine bir kişiyi sığdıracak kadar daralıyor,bu ata sözlerimizdeki karpuzdan yola cıkarak soruyorum bir yüreğe iki sevgili sığarmı? neden.? Sığmazmı? neden?"

                            Sevginin tek bir çeşidi yoktur ve sevgiliye duyulan sevginin kalbin , insanın diğer yarısı benzetmesi, bu sevginin diğer sevgilerden farklı olduğundandır. Diğer sevgi çeşitlerine yer yoktur anlamı çıkarmak , yanlış geldi bana.

                            Bahsettiğin en iyiye sahip olmak, en fazlasını istemek, tüketim toplumunun yaklaşımıyla gelişen, hırs ve başarı anlayışının, mutluluk arayışının, insanı kendinden, kendini ve yaşamı ve diğerlerini sevmekten uzaklaştıran yanlış bir tutumudur.

                            Erich Fromm, sevginin çeşitlerini açıklar, "Sevme Sanatı" kitabında:

                            -Kardeş Sevgisi:
                            Her türlü sevginin altında yatan en temel sevgi türü, kardeşçe sevgidir. Bununla. başka bir insana yönelik sorumluluk, bakım, saygı, bilgi duygusunu, onun yaşamını geliştirme arzusunu sözkonusu ediyor. ...
                            ...Kardeşçe sevgi bütün insanlar içindir; tipik özelliği de dışlayıcı olmamasıdır....Kardeş sevgisinde bütün insanlarla bir olma, insan dayanışması, insanın arınması deneyimi söz konusudur. Kardeş sevgisi hepimizin bir olduğu deneyimine dayanır....

                            -Anaca Sevgi: (Ebeveyn sevgisi)
                            ...Orada söylediğim gibi anaca sevginin çocuğun yaşamınının ve ihtiyaçlarının koşulsuz olumlanmasıdır. Ama bu tanıma burada önemli bir ek daha yapmak gerekiyor. Çocuğun yaşamının olumlanmasının iki yanı vardır; birisi çocuğun yaşamının devamı ve gelişimi mutlaka gerekli olan bakım ve sorumluluktur. Diğeri ise yaşamın sürdürülmesinden daha da ileridir. Bu, çocukta bir yaşam sevgisi uyandıran, ona 'canlı olmak güzel, küçük bir çocuk olmak güzel, dünyada olmak güzel' duygusu veren bir tutumdur. ...Eşitler arasındaki sevgi olan kardeşçe sevgiden ve erotik sevgiden (karşı cins sevgisi, sevgililik ) farklı olarak, anne ile çocuk arasındaki ilişki doğası gereği, birirnin ihtiyaç duyduğu, diğerinin yardım ettiği eşit olmayan bir ilişkidir. Anaca sevginin, sevgilerin en yüce ve duygusal bağların en kutsalı kabul etmesi kabul edilmesinin nedeni, bunun işte bu özgecil, özverili yapısıdır...Bunlardan birisi, anaca sevgideki narsistik öğede bulunabilir. Çocuğu hala kendinden bir parça olarak gördüğü ölçüde, çocuğa yönelik sevgisi ve hayranlığı kendi narsizmi için bir doyum kaynağı olabilir. Bir başka güdü, annenin güç veya sahiplenme arzusunda gözlenebilir. Çaresiz ve tamamen annenin iradesine tabi olan çocuk, buyurgan ve sahiplenici bir kadın için doğal bir doyum nesnesidir....
                            ...Narsist, buyurgan, sahiplenici bir kadın, çocuk küçük olduğu sürece "seven" bir anne olmayı başarabilir. Sadece gerçekten seven, almaktan çok vermekten mutluluk duyan, kendi varoluşuna sıkıca kök salmış bir kadın ayrılık sürecinde olan çocuğu seven bir anne olabilir.

                            Gelişmekte olan çocuğa yönelik olan, ancak kendisi için hiçbir şey istemeyen annece sevgi, belki de erişilmesi en zor olan sevgi türüdür ve bir annenin bebeğini kolayca sevmesi nedeniyle çok daha aldatıcıdır. Ama işte bu zorluk nedeniyle, sadece sevebilen bir kadın- kocasını, başka çocuklar, yabancıları, bütün insanları seven bir kadın- gerçekten seven bir anne olabilir. Bu anlamda sevme yetisi olmayan kadın, çocuk küçük olduğu sürece seven bir anne olabilir ( belki bu yüzden, anneler çocuklarını büyüselerde küçük çocukları gibi görüp, sahiplenmeye çalışıyorlardır.), ama seven bir anne olamaz, bunun ölçütü, ayrılığa dayanma arzusudur, hatta ayrıldıktan sonra da sevginin sürmesidir.
                            (Anaca sevgiye bu kadar yer vermemin sebebi insan gelişimde çok etkili olması nedeniyledir.)

                            -Erotik Sevgi (From sevgililik sevgisini bu şekilde tanımlamış, ben de yanlış anlaşılmasın diye sevgilik durumundaki sevgi olarak hatırlatma gereği duydum):
                            Kardeşçe sevgi eşitler arasındaki sevgidir; anaca sevgi çaresizlere yönelik sevgidir. Bunlar birbirinden farklı olsa da, doğaları gereği bir insanla sınırlı olmaması gibi ortak bir yanları vardır. Kardeşimi seviyorsam bütün kardeşlerimi severim; çocuğumu seviyorsam bütün çocuklarımı seviyorum; hayır bunun ötesinde bana ihtiyacı olan bütün çocukları seviyorum. Erotik sevgi ( sevgililik) bu iki tür sevgiden farklıdır; bu, bir başka insanla tam bir kaynaşma, birleşme arzusudur....Erotik sevgide, kardeşçe ve anaca sevgi türlerinde bulunmayan bir dışlayıcılık vardır...Hepimiz bir olduğumuz ölçüde, kardeşçe sevgi anlamında herkesi aynı şekilde sevebiliriz. Ama hepimiz farklı olduğumuz ölçüde erotik sevgi, bazı insanlar arasında bulunan, ama herkesde olmayan bazı özel, son derece bireysel öğeler gerektirir.
                            O halde, erotik sevgiyi iki özel insan arasında eşsiz olan tamamen bireysel bir çekim olarak gören veya erotik sevginin bir irade eyleminden başka birşey olmadığını savunan bu iki görüş de doğrudur..

                            -Öz-Sevgi:
                            Sevgi kavramının çeşitli nesnelere uygulaması konusunda hiçbir itiraz gözlemlenmezken, başkalarını sevmenin erdem, kendini sevmenin de günah olduğu yaygın bir inançtır. Bu varsayıma göre, kendimi sevdiğim ölçüde başkalarını sevmem, öz-sevgi ile bencillik aynı şeydir. Bu görüş Batı düşüncesinde eskilere dayanır. Calvin öz sevgiden "bir haşarat" olarak söz eder!...
                            ...Birisini sevmek, sevme gücünün gerçekleşmesi ve yoğunlaşmasıdır. Sevgide bulunan temel olumlama, temel insanca özelliklerin ete kemiğe bürünmesi (somutlaşması) olarak sevilen insana yönelir. Bir kişiye yönelik sevgi, bu haliyle insana yönelik sevgi anlamına gelir. William James'in de dediği gibi , kişinin kendi ailesini sevip de "yabancıya" karşı bir şey hissetmediği "emek bölünmesi" sevme yetisinde temel bir yoksunluğun işaretidir. Sık sık varsayıldığı gibi insan sevgisi, belli bir insana duyulan sevgiden sonra gelen bir soyutlama değildir, genellikle belli bireyleri severek kazanılmasına karşın, bir önermedir.
                            Bundan, kendi benliğimin de başka bir insan kadar sevgimin nesnesi olması gerektiği sonucu çıkar. Kişinin kendi yaşamını, mutluluğunu, gelişimini ve özgürlüğünü olumlamasının kökleri, sevme kapasitesinde, yani bakımda, saygıda, sorumluluk ve bilgide yatar. Bir birey üretken bir şekilde sevebiliyorsa, kendini de seviyor demektir; sadece başkalarını seviyorsa, hiç de sevmiyor demektir.

                            -Tanrı Sevgisi:
                            Yukarıda, sevme ihtiyacımızın temelinin, ayrılık deneyiminde ve birlik deneyimi yoluyla ayrılığın kaygısından kurtulma ihtiyacında yattığını söylemiştik. Psikolojik terimlerle konuşacak olursak, Tanrı sevgisi denen dini sevgi biçimi bundan farklı değildir. Bu da ayrılığın üstesinden gelme ve birliğe ulaşma ihtiyacından kaynaklanır. Aslına bakılırsa, Tanrı sevgisinin, insan sevgisindeki kadar farklı özellikleri ve yanları vardır; burada da büyük ölçüde aynı farkları buluruz.
                            İster tek tanrılı, ister çok tanrılı olsun, bütün tanrılı dinlerde, Tanrı , en yüksek değere, en arzu edilir iyinin ne olduğuna bağlıdır. Bu nedenle Tanrı kavramına ilişkin bir tartışmanın, Tanrı'ya tapan insanın kişilik yapısına ilişkin bir analizle başlaması gerekir...

                            Sevgili ulaş bir de aşk ilişkisinde sevgi yetmediği için, çocuk ya da başka sevgilerle bunu tamamlama çabası olduğundan bahsetmişsin. Sevgi çeşitleri farklı olduğu için, çocuk , arkadaş, dost vb diğer sevgilere ihtiyaç duyulmasıyla, aşk sevgisinin tamamlanmaya çalışıldığının söylenmesi aslında anlamsız, o aşk ilişkisindeki sevginin gerçek olmadığı anlamına gelebilir. Böyle bir bütünleme değil de , daha çok karşımızdaki kişiye sevginin yeterli olmadığı ,yani aslında sevgi olmadığı için, ilişkiyi sağlama alma çabası gibi kullanılmaya çalışılıyor. Bunu görüyoruz, ancak, çocuk sevgisi farklı bir şey olduğundan, aşk ilişkisini ne tamamlar ne de olmayan bu tür sevginin yerini tutabilir. Bu yanlış bir çabadır sadece. Her sevginin yeri ayrıdır ve farklıdır. Aşk ilişkisindeki sevgi de ,yukarıda açıklandığı gibi diğer sevgilerden ayrıldığı için, başka birini daha sevebilmeyi doğası gereği kabul edemez, dışlar. Ama bu dışlama, başka sevgi türlerini (kardeş, anne-baba, Tanrı, öz-sevgi gibi sevgileri) değil, başka aşk sevgisini dışlar. Umarım anlaşılmıştır.

                            Yorum


                            • #15
                              Ayrıca aklıma geldi sevgili ulaş,
                              Sevgileri bir puzzle'ın parçalarına benzetmişsin. Bu güzel bir benzetme. Zira puzzle'ın her parçası gibi sevgiler de farklıdır. Evet Puzzle'ın aşk parçası yerine oturmamışsa oraya uygun değildir demek. Ama oraya uymadığını düşündüğün bir puzzle parçasını ikiye bölüp , oraya üçüncü bir parça sokmaya çalışmak da işe yaramaz. Bunu yapmaya çalışmak ya o parçanın bütün içinde yerini görememek demek, ya da puzzle'la ilgili bir şey bilmiyoruz, anlamıyoruz demek. Parça uymuyorsa, o parça çıkarılır ve uyan konur ancak o kısma iki parça sığdırılamaz, hiçbir şekilde. Senin benzetmenle açıklamaya çalıştım kendimce. Umarım olmuştur.

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X