Giderek daha derinden yaşıyorum yalnızlığımın ve belirsiz geleceğimin endişelerini ve acılarını… 29 unda bir adam, çok mu erken dersiniz umutsuzlaşmak için?
Geçmiş geleceğe ayna tutar… 29 yıldır değişmeyen bu makus kaderim, bu saatten sonra mı değişecek? Ben mi istedim yalnızlığı, ben mi istedim işsiz bir genç olmayı? İsyanım yaratanıma değil, asla yanlış düşünülmesin… İsyanım insanların seçimlerine, insanların tutarsızlığına, insanların haksızlığına…
Kendimi sevmiyorum artık, ayna karşısında geçirdiğim vakitleri de artık sona erdirdim. Neden bakımlı olmalıyım ki? Neden taramalıyım saçlarımı?, Neden en güzel parfümü sürünmeliyim? Neden sakal traşımı olayım? Kimin için? Ne için?
Eşeğe altın semeri vurduğunuzda eşeğin görünümü mü değişecek? O eşek olarak kalmaya devam edecek… Çirkin bir erkeğin yüzündeki o asimetrik görünümü taranan saçlar, kesilen sakallar ve giyinilen güzel kıyafetler mi değiştirecek?
Gelecekten de umutsuzum, belirsizlikleri beraberimde 29 uma kadar nasıl getirdim bende bilemiyorum… Belki bir taşra kentinin alnına yazılmış kötü kaderini yaşamak zorunda kaldım… Belki sistem hatalıydı, bana güvence veremedi, belki de sorun kapitalist sistemin işlerindeki artışı için kadın personel talep ediyor olmasıydı…
Öyle veya böyle 29 yılı devirdim, 30 un kapısını çalıyorum… Yarın bir gün o kapıdan da içeri gireceğim; ve hala yalnız, çirkin ve geleceksiz bir adam olarak bu dünyanın içerisinde beyni alınmış bir ruh gibi dolanacağım… 29 yılım böyle geçmişse geleceğim ne olur ki!
Mutsuz Palyaçom, suratında sahte bir gülümseme belirmesin artık… Vazgeç zoraki tebessümlerden, kendine bol ümit vadeden, bol iltifat dolu sözlere de izin verme sakın! Bil ki onlar samimiyetten uzak, sadece seni o an için düşüncelerinden kurtulmak için uydurulmaya çalışılmış sözlerden başka bir şey değildir! Sen dünyadaki gerçeklerin farkındasın Mutsuz Palyaço, sen bir pollyanna olmadın asla, kendini bir yalana inandırıp mutlu biri gibi de yaşamadın… Sanal mutluluklar uğruna gerçeklerinden vazgeçme… Bil ki, gerçekleri duymak her kişinin karı değildir…
Mutsuzum
Çirkinim
Ama gerçekçiyim…
Geçmiş geleceğe ayna tutar… 29 yıldır değişmeyen bu makus kaderim, bu saatten sonra mı değişecek? Ben mi istedim yalnızlığı, ben mi istedim işsiz bir genç olmayı? İsyanım yaratanıma değil, asla yanlış düşünülmesin… İsyanım insanların seçimlerine, insanların tutarsızlığına, insanların haksızlığına…
Kendimi sevmiyorum artık, ayna karşısında geçirdiğim vakitleri de artık sona erdirdim. Neden bakımlı olmalıyım ki? Neden taramalıyım saçlarımı?, Neden en güzel parfümü sürünmeliyim? Neden sakal traşımı olayım? Kimin için? Ne için?
Eşeğe altın semeri vurduğunuzda eşeğin görünümü mü değişecek? O eşek olarak kalmaya devam edecek… Çirkin bir erkeğin yüzündeki o asimetrik görünümü taranan saçlar, kesilen sakallar ve giyinilen güzel kıyafetler mi değiştirecek?
Gelecekten de umutsuzum, belirsizlikleri beraberimde 29 uma kadar nasıl getirdim bende bilemiyorum… Belki bir taşra kentinin alnına yazılmış kötü kaderini yaşamak zorunda kaldım… Belki sistem hatalıydı, bana güvence veremedi, belki de sorun kapitalist sistemin işlerindeki artışı için kadın personel talep ediyor olmasıydı…
Öyle veya böyle 29 yılı devirdim, 30 un kapısını çalıyorum… Yarın bir gün o kapıdan da içeri gireceğim; ve hala yalnız, çirkin ve geleceksiz bir adam olarak bu dünyanın içerisinde beyni alınmış bir ruh gibi dolanacağım… 29 yılım böyle geçmişse geleceğim ne olur ki!
Mutsuz Palyaçom, suratında sahte bir gülümseme belirmesin artık… Vazgeç zoraki tebessümlerden, kendine bol ümit vadeden, bol iltifat dolu sözlere de izin verme sakın! Bil ki onlar samimiyetten uzak, sadece seni o an için düşüncelerinden kurtulmak için uydurulmaya çalışılmış sözlerden başka bir şey değildir! Sen dünyadaki gerçeklerin farkındasın Mutsuz Palyaço, sen bir pollyanna olmadın asla, kendini bir yalana inandırıp mutlu biri gibi de yaşamadın… Sanal mutluluklar uğruna gerçeklerinden vazgeçme… Bil ki, gerçekleri duymak her kişinin karı değildir…
Mutsuzum
Çirkinim
Ama gerçekçiyim…

Yorum