Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Benim Hayatım (1).

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Benim Hayatım (1).

    Evet yaklaşık 4 yıldır (arada 1 yıl gibi bir ayrılık süresini saymazsam) bu sitedeyim ve artık hayatımı anlatan bir konu açma gereği duydum...Çünkü ''neyin var?'' tarzındaki sorulara bir linkle cevap verebilmek işimi baya kolaylaştırır sanırım....Biraz uzun olacak ama akıcı ve can sıkıcı olmayan bir şekilde anlatmaya çalışacağım...


    Ortaokul hayatında mutlu bir birey olan ben tüm bu sıkıntıların kaynağını liseden o aklıma geldikçe lanet ettiğim Düzce hayatımdan aldım. Ortaokul çok iyiydi,arkadaşlarım vardı,beni hiçbir zaman yalnız bırakmayan insanlar vardı ve en önemlisi insanlar bana değer veriyordu ve ben bu durumdan oldukça mutluydum ve halime şükretmeyi de ihmal etmiyordum...Namazlarımı o zaman da kılardım ve Allaha isyan etmek bir yana dediğim gibi Ona sürekli bana böyle bir hayat sunduğu için küçük yaşıma rağmen şükretmeyi biliyor ve uyguluyorudm...Kız arkadaşlarım olmuştu(sevgili anlamında),derslerimde başarılıydım(okul ikincisi olarak mezun olmuştum),hocalarım,ailem,okulum,komşularım,arkada şlarım herkes benden memnundu ve herkes anneme benim gibi bir çocuk yetiştirdikleri için teşekkür ediyordu (bunları bizzat annem bana söylüyordu,ben uydurmuyorum). Ben de bunların verdiği gaz ile kendimi tüm sosyal faaliyetlere atan,spor yapan,dans eden,özgüveni yüksek olan bir çocuktum. (Ortaokulda çocuktun ne anlayacaksın mutluluktan,şundan bundan demeyin,ben o zaman da herşeyin bilincindeydim ve gerçekten çok mutluydum)...



    Tabi her tatlı rüyanın bir de uyanışı olduğu gibi benim hayatımda da bir uyanış oldu malesef. Aslında anadolu lisesi okumak sevdasıyla gittiğim Düzceye büyük umutlarla gitmiştim...En azından mutluluk seviyemin azalacağını nereden tahmin edebilirdim? İnsanlar büyüdükçe hayatına daha da anlamlar katar ve daha da ilerler değil mi? Sanırım benim mutluluk grafiğimin tepe noktası ortaokul yıllarımdı...



    Evet Düzce dedim değil mi? Bir kabus gibiydi Düzce...2 yıllık bir kabus...İnsan 2 yılda hayatına neler katar neler...Ben hayatımda birçok yönden eksildim bu şehirde...Ortaokuldan bir arkadaşımla beraber rehber hocamın tavsiyesiyle (ne tavsiye ama!) İstanbuldaki okullara puanımız yetmediğinden dolayı Düzcede anadolu lisesi okumaya gittik...Tabi özgüveni yüksek bir bireyin beklediklerini bekleyecektim ben yine nihayetinde...Bu arkadaşımızın adı X olsun ya da yok X in bir değeri var matematikte,anlamsız bir harf vermeliyiz hadi bakalım 'Ğ' olsun...


    Ben ve Ğ ortaokulda pek samimi olmayan arkadaşlardık aslında...Daha doğrusu ortaokul yıllarında popüler bir insan olarak ben Ğ ile pek muhattap olmamıştım,havamdan falan değil sadece ortamlarımız farklıydı işte...Sınıfın sessizlerindendi o,ben ise koskoca okul futbol takımından ve okulun sayılı başarılı öğrencilerinden,etrafı insanlarla çevrili,kız çevresi bol olan biriydim...Aramızda baya fark vardı




    Oraya gittiğimde bir cemaatin yurdunda kaldım mecburi olarak (iktisadi açıdan ve ailemin istemiyle). Yurdun programında okul haricinde dışarı çıkmak yasaktı,sadece pazar günü 8 saatlik iznin vardı (askeri üsul gibi). Ben buna da razı oldum ve Düzce hayatım başladı...Liseye il başladığım zaman kimsenin yanına gitmedim,herkesin bana gelmesini bekledim,sanki alnımda ''Bu çocuk var ya İstanbuldan geliyor ve ordaki hayatı mükemmel,insanlar bu çocuğa saygı gösteriyor,özgüveni yüksek,spor ve dans yeteneği var'' yazıyordu...Kim beni nerden bilsin ki? Bu konuda yaptığım hatanın farkındayım...Tabi vakit ilerliyordu ben kendime bir ortam edinememiştim arada 'Ğ' ile muhabbet ediyor ve İstanbuldan bir arkadaşım olması beni bir nebze olsun rahatlatıyordu...



    Evet 1.ayın sonuna kadar böyle yerlerde artık herkes kişiliği doğrultusunda kendine bir çevre edinmeye başlar,kiminle anlaşabileceği kiminle anlaşamayacağı artık genel hatlarıyla bellidir...Her zaman sınıfın,okulun bir sosyete kesmi olmuştur,kabul etmeliyim ki ben de ortaokulda aslında öyle görünen bir tip olmama rağmen aslında içinde fazlasıyla iyilik barındıran,kendisiyle arkadaş olmak isteyen herkese kapısı açık olan bir kişiydim...Yardımseverdim,insanlara hüzünlü anlarında yardım ederdim ve belki de bu huylarım sayesinde ortaokulda çok sevilmiştim...


    Ama lise pek de öyle olmamıştı,kaldığım yurttaki baskılı hayat ve lisede bir çevrem olmayışı beni derin bir sessizliğe ve yalnızlığa bürümenin hazırlıklarını yapıyordu adeta...Ama ben 1.dönem bitmesine rağmen hala yüzü gülen,yine neşesini yitirmeyen bir çocuktum ki aslında çok da yalnız değildim,yurttan arkadaşlarım vardı,sadece pek kız arkadaşım olmamıştı bunun etkisi olarak da cemaat yurdundan edindiğim arkadaşlarla okulda da görüşüyor olmam ve kendime bir nevi böyle bir çevre edinmem olmuştu...E tabi kızlar böyle bir ortama pek de sıcak bakmaz genelde ki yurttaki arkadaşların yüzünden sen de pek yanaşamazsın onlara...Çekinirsin,en azından ben çekindim,korkmadım ama çekindim...Onlarla takıldım ve 1.dönem bitti...Ben kendimi daha 1.dönem geçmesine ve ortama yavaş yavaş alışılır kaidelerine tutunarak avutuyordum...Durum pek öyle olmayacaktı ama...


    2.dönem başlamıştı ve ben yine aynı umutlarla,aynı hayallerle yaşıyordum...En azından kendime duygusal manada destek olacak bir kız arkadaş edinmeliydim fakat nasıl? Hem bu samimiyete ulaşabileceğim bir kız yoktu hem de bu baskılı ortamda bir kız arkadaşım olsa dahi onunla nasıl görüşecektim? Telefonlar hafta içi toplanıyor ve yalnızca hafta sonu dağıtılıyordu,dediğim gibi askeriye gibi bir yerdi...


    Derslerime bakacak olursak derslerim fena değildi ve ilk dönem sonunda sınıfta teşekkür alabilen 3 kişiden biriydim...O zamanlar sosyal fobim yoktu en azından ve derslerde hocaları rahat rahat dinleyebiliyordum. E zaten yurtta çalışma ortamı yeterince vardı,vaktin boldu,dışarı çıkamıyordun,televizyon yoktu,yani herşey ders çalışma üzerine kuruluydu aslında,arada temizlik falan yapıyorduk ve dini derslerimiz oluyordu,namaz kılıyorduk,onun haricinde ya ders ya da arkadaşlarla muhabbet sohbet...


    2.dönem itibariyle Ğ ile pek konuşmuyorduk,sınıflarımız ve yurttaki etüt gruplarımız farklı olmuştu,sadece akşam yatakhanede biraz laflıyorduk o kadar...Ama hafta sonu yine çarşıya beraber çıkardık,yani birbirimize kinimiz olduğundan değil şartlar bunu gerektiriyordu ve biz de bu durumun farkındaydık. Fakat okulda yine kendime yurt arkadaşlarım dışında pek çevre edinemedim...1-2 tane erkek arkadaşım vardı yine ama kız arkadaşım hiç yoktu,sadece merhaba diyebileceğim kızlar vardı,samimiyet yoktu yani...



    2.dönemin sonlarında bir edebiyat sınavı ertesi sınava çok çalışmıştım çünkü edebiyatı seviyordum ve takdir alabilmeme çok az puan kalmıştı,ortalamamı yüksek tutmam gerekiyordu...Sınava girdim ve sınavın başlamasından 10 dakika sonra falan bende bir heyecan başladı,anlamsız bir heyecan...Daha önce heyecan yaşamıştım ama böylesini ilk defa yaşıyordum,çünkü bu heyecan çok farklıydı ve ben kendimi tuhaf hissetmiştim,sınavdaki sorulara değil de insanların benim heyecanımı farkedip etmeyeceğine odaklanmıştım adeta...Herkes sanki beni izliyordu ve içlerinden de gülüp aşağılıyorlardı beni...Halbuki neden? Herkes sınavıyla ilgileniyordu...Ama ne bileyim işte,insan duygularına engel olamıyor ki! O an öleceğimi hissettim belki de,sınavda pek bişey yapamadım,çünkü sosyal takıntılarımla ilgilenmiştim yalnızca ve vakit dolduğunda ben neye uğradığımı şaşırmıştım...



    Evet sosyal fobinin ilk belirtisi o sınavda başladı...Fakat ben bunun sosyal fobi olduğunu ve sincice ilerleyeceğini nasıl tahmin edebilirdim ki? Arkadaşlarım sınavımın nasıl geçtiğini sorduklarında berbat dedim,şaşırdılar,çünkü sınav çok kolay(mış)...Ne bileyim ben soruları bile zor okuyabilmiştim,bunu nasıl anlatabilirdim ki arkadaşlarıma?


    Evet sosyal fobi yukarıda belirttiğim gibi sinsice ilerleyen bir hastalıktır...Burada keseyim en iyisi,yeni bir konu açarak devam edeyim...
    Last edited by viraj; 19-01-2013, 04:44 PM.
    Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

  • #2
    Hem yoruldum,hem de işim çıktı,okuyun siz,hem merak edin biraz Ama mutsuz sonla bitecek ona göre
    Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

    Yorum


    • #3
      Orjinal yazı sahibi: Olric View Post

      Evet sosyal fobi yukarıda belirttiğim gibi sinsice ilerleyen bir hastalıktır...
      keyifle okudum ve sabırsızlıklaa sonunu merak ediyorum burda yazılan birçok yazıyı okudum okadar benzer durumlarki senin yazındada da alakasız olmakla birliktee hayat anlamında söylüorum benzerr şeylerr yaşamışızz umarım sonu benimki kadar kötü olmamıştır

      Yorum


      • #4
        meraklandırdı baya,devamını bekliyoruz..

        Yorum


        • #5
          Nazarlara gelmişsin.

          Yorum


          • #6
            Olric'in Hayatı (2).

            Evet ilkini okuyan arkadaşlara teşekkür ederek ara vermeden hayatımın geri kalan acılı kısmını paylaşmak istiyorum...Aslında anlatırken bile aklıma gelen o kötü sahneler yüzünden içimde bir ürperti oluşuyor ama artık acı çekmiyorum en azından...



            Hayatımın bu aşamasında ben artık yavaş yavaş toplumdan kopmaya ve 'tutunamayan' olmaya başlayacaktım...Ama dediğim gibi yaşımın küçüklüğü nedeniyle ben bunları tahmin edemedim,kimse de yol göstermedi bana...Beni Düzceye göndermeselerdi keşke diyecektim olaylardan sonra...Ama keşkelerin de işe yaramayacağını da öğrenecektim...


            Artık her sınavımda bu gereksiz takıntılar oluşmaya başlamıştı,beyin otomatik olarak her sınav anında beni bu korkulara yönlendiriyordu ve ben de çoğu sınavımda zaman kaybı yaşayarak düşük notlar alıyordum...Derslere girmek istememeye başladım bir süre sonra ve okula gitmek benim için bir işkence olmuştu...Ğ de bu aşamalarda sürekli gereksiz ithamlarda bulunuyor zaten bozulmuş sinirimi daha da artırıyordu...Artık onun dersleri benim derslerimden daha iyi olmaya başlamış,ben onu kıskanmamama rağmen o gereksiz havalara girmeye başlamıştı...Sabrımı sınıyordu adeta ve beni kıracak kelimeler kullanıyordu çoğu zaman...Vursam yarısının boşa gideceği kadar kısa boylu,zayıf ama içinde boyuyla ters orantılı derecede kin barındıran,başarılı insanları çekemeyn biriydi...Girdiği her ortamda fitne çıkarmaya çalışan biriydi hatta...Tabi bu özelliklerini Düzcede öğrendim,İstanbuldayken yanına gitmeyeceğim kadar değersizdi benim gözümde...Şimdi kalkmış bana neler diyordu bu çocuk böyle? Kimdi ki bu çocuk?



            Neyse ben her seferinde Ğ ye karşı alttan almaya çalışıyordum ne de olsa İstanbuldan beraber gelmiştik,birimiz alttan almalıydık arada,hem her seferinde bunu yapmaz diye düşündüm ve ben alttan alan taraf oldum...Ama ben her alttan aldıkça o sanki daha da hiddetleniyor ve benden tepki beklercesine üstüme daha da varıyordu...Zaten sorunlu bir yaşamım vardı ben ona sorunlarımı anlatarak ondan destek bekleyecekken onun bu yaptıklarına artık göz yummamalıydım...Kendime olan özsaygımı ayaklar altına almamalıydım en azından!



            Her seferinde uyardım bak dedim Ğ biz arkadaşız tamam notlarının yüksek olduğunun farkndayım ama bunu bana söylemene gerek yok sürekli,Allah daha fazlasını versin dedim...Benim damar noktalarıma dokunacak sözler etmemeliydi...Bazen beni aşağılama yoluna dahi gidiyordu...kaç defa uyardım hatırlamıyorum bile...


            Neyse ben İstanbula geldiğim bir gün sınavda ve dersteki takıntılarımı fiziksel şeyler olarak algılayarak sıradan bir klinik doktoruna gittim ve bana çok fazla stres yaptığımı ve çok asitli içecek tükettiğimi söyleyerek Tranko Buskos adlı bir ilaç yazdı...Hayatımı alt üst eden bir ilaç belki de...Ben de doktor yazdı diye kullandım,Düzceye döndüğümde artık 2.sınıftım ve orda da bu ilacı kullanmaya devam ettim. Hafta sonları bizim yurda değişik okullardan branş hocaları gelmeye başlamıştı ve bize bir dersane gibi eğitim vermeye başlamışlardı...Bir gün Biyoloji dersindeyken hoca bana bir soru sordu ve ben de cevap verdim...Ama konuyla alakasız bir cevap vermişim de farkında değilim,bu ilaç benim tüm dengemi alt üst etmiş meğer...Beynimde hasarlar açmış,konuşmalarımda,hareketlerimde ve yürüyüşümde bir dengesizlik meydana getirmiş...Hatta bazen yürürken yamuk yumuk yürüdüğümü söylemişti birkaç arkadaş da ben pek aldırmamış ilaç ile bağlantı kuramamıştım...Meğer ilacın yan etkileriymiş bunlar...Tabi ben öyle bir cevap verince tüm sınıf güldü,biraz sinirledim ama tuttum kendimi...Herkes susmuştu fakat biri hala gülüyordu,hoca derse geçemiyordu onun yüzünden...Kim gülse iyidir? Ğ! Ben iyice sinirlenmiştim fakat yine de tuttum kendimi...Teneffüsü bekledim ve teneffüs olduğunda Ğ ye dedim ki bak artık sabrımı zorluyorsun yeter artık diye bağırdım tabi bunu duyan ve okulda da aynı sınıfta olduğum S adını vereceğim sinir hastası ve kulaktan hafif sorunları olan bir arkadaşım ''Ne bağırıyorsun lan çocuğa?'' gibi bir atıfta bulundu...İlacın da etkisiyle iyice sinirlenen ben S nin üzerine yürüdüm ve suratına bir yumruk atmaya çalışırken tam da hasarlı olan kulağına bir yumruk savurdum...Tabi ben Ona vurunca çok şaşıracağım ve hala anlam veremeyeceğim bir şey gerçekleşti...



            Etüt salonundaki 15 öğrencinin yaklaşık olarak 7-8 tanesi üzerime yürüdü ve bana vurmaya kalkıştılar,öndeki bir iki tanesi benimle kavgaya tutuşurken arkadakiler de onlara destek olmaya çalışıyorlardı...Bu manzara devam ederken ben hala sinirimden S ye vuruyorum,çocuk yumruklarım arasından sıyrılmaya çalışıyordu,sanki bana vurulan yumruk adedince ben de S ye vuruyordum...Evet kafama birileri vuruyor ben de S yi altıma almıştım hıncımı ondan çıkarıyordum...Tam bu esnada gürültüden rahatsız olan yurdun sayın hocaları olay mahalline geldiler ve benle S yi ayrı bir odaya aldı bir tane hoca...Birbirinize sarılın cinsinden çocuksu barış yöntemlerinden birini teklif etti bize tabi ağzı burnu kan içinde S bana yanaşmaya dahi korkan ve bir o kadar nefret barındıran suratıyla buna hiç de yanaşacağa benzemiyordu...Ben de bir yandan kafamı tutuyor diğer yandan da olmaz diyordum o gururla...Hoca zorla barıştırdı bizi sözde,daha doğrusu barıştırdığını zannetti...Asıl film hoca gittikten sonra kopacaktı,biz tabi diğer derse girdik ve Biyoloji hocası birkaç nasihat verici laf ettikten sonra ilk özür dileyenin daha üstün olacağını söyledi...Tabi ben bu arada yanımdaki arkadaşa saat sordum çocuk tam söyleyecekken bir diğeri çocuğun saatini kapattı ve sus söyleme dedi...Neyse buraları hızlı geçeyim,teneffüs olunca ben sınıfın ortasına geçip herkesten özür dilediğim ilan ettim fakat onlar bana arkamdan kalem fırlattılar ve diğer derse geldiğimde (duygusal ergenler,kurtlar vadisinden falan etkilenmiş olacaklar) masama kırık kalem bırakmışlar...Bunun anlamı bittin bizim için,kalemini kırdık tarzında bişeymiş tabi...Ben çaktım olayı ve artık o sınıfta duramayacağımı anladım ve hocalarla konuşarak dersane programına girmek istemediğimi ve etüt saatlerinde üst sınıflardan birinin sınıfında ders çalışmak istediğimi ve hatta güvenliğim açısından yatakhanemi bile değiştirmek istediğimi söyledim ve onlar da kabul ettiler...



            Artık tüm ders saatlerinde 3.sınıflarla takılıyordum hatta aramızda öyle abi-kardeş bağı kurulmuştu ki sürekli onlarla olmak istiyordum,onlar da beni çok seviyordu,değer veriyorlardı,sesim güzeldi arada onlara hoşlanacağı tarzdan ilahiler bile söylüyordum,gerçekten onlarla geçirdiğim vakitler iyiydi,ben saygıda kusur etmezken,onlar da sevgilerini esirgemiyorlardı benden...



            Okulda falan onları görünce içimi nefret bürüyor ve kendimi zor tutuyordum...Bu kişiler (akranlarım) kendilerini öyle tuhaf ideolojilere kaptırmışlardı ki kendilerini yurdun tek hakimi sanıyorlar ve tuhaf felsefelerle yurdun son sınıfta okuyan öğrencilerine bile kafa tutuyorlardı...Tabi 3.sınıflar da bunların saygısızlığına tahammül edemiyorlardı...Bu 2.sınıfların bir çoğu da benim gibi İstanbuldan gelenlerdi...Onları bu konularda fitilleyenler ise ideolojileriyle S ve fitnebazlığıyla Ğ! Bu ikisi yüzünden aralarındaki iyiler bile kötülük ve aykırılık durumlarında ilerliyorlardı...Neyse ben onlardan uzak durmaya çalışıyordum zaten...


            Notlarımda aşırı şekilde düşmeler başlamıştı 2.sınıfta bu arada...Sayısal seçmiştim ve bu bölüm sanki bana göre değildi...Ben matematik yapabilirdim ama Fizik asla! Kimya asla! Neyse yine de karneme zayıf getirmemeye özen gösteriyordum ve geçer notlar alabiliyordum...3.sınıftaki abilerim de bana bu konuda destek oluyorlardı...Bu arada okuldan da yaklaşık 5-6 tane arkadaşım olmuştu hepsi erkekti ve bana onlar da destek olmaya çalışıyorlardı çünkü olayları onlar da biliyorlardı...Hatta bir tanesi bir hafta sonu evinde ağırlamıştı beni sağolsun...



            Neyse yine bir dersane programında bu 2.sınıflar hem yurtta hem de okulda Kimya dersimize giren hocamızın sınav sorularını çalıp benim 2 hafta çalışarak zor geçer not aldığım Kimya sınavından 90lar 100ler almışlar...Tabi bana bu haber 4.sınıftaki bir abimden geliyor ben de dersane programına dahil olmadığım içi bilmiyordum...Ama bu abi bana dikkatli olmamı da tembihlemişti...Yurtta onlara bir tek ben değil herkes uyuz oluyordu...Ben iyice sinirlenmiştim ne yapsamı düşünürken bir gün Kimyacıyı yolundan çevirip durumu anlattım..Geçen seneki notlarına da baktı bunların ve hak verdi bana...Sonra onlara ne yaptı bilmiyorum ama sanırım kalan bana kaldı...Sakın ispiyoncu gibi şeyler geçirmeyin aklınızdan ben o sınava 2 hafta çalışıp zor geçmiştim...Onlar hazır lokmaya konmuşlardı nasıl tahammül edebilirdim ki? Zaten içimde kin birikmişti onlara karşı...Serviste,yurtta sürekli bana bakıp bişeyler söylüyorlar ve psikolojimin daha da içine etmeye çalışıyorlardı...Hele o Ğ yok mu! Elime verseler boğardım o aşamada...


            Bunlar aynı gün benim kimyacıya söylediğim gün serviste beni gördüler ve bir tanesi bana böyle bir şey yapıp yapmadığımı sordu,ben korkmuştum,söylediğim itiraf edersem beni döverlerdi,3.sınıflar da yoktu,işleri daha da kolaylaşırdı...O aşamadı hayır dedim ve yurda ulaşınca 3.sınıflar var nasıl olsa diyerek kendimi avuttum...



            Tabi yurda gelince sayın hocalarım nasıl haber aldılarsa hemen beni odalarına çağırıp disiplin kurulunu toplamışlar...Ne disiplin kurulu ama mübarek...Kendilerini çok dindar sanan bu hocalar orda bir bireyin yıkılışını izlemek dursun daha da yıkmak için ittiler,kaktılar bu bireyi...Bu zavallı birey de ben oluyordum...Evet yanlış duymadınız ordaki hocalardan biri beni öyle bir dövdü ki ben hayatımda ne babamdan ne de abimden böyle dayak yemedim! Kendimi omuzlarıma zor gelen hocama vurmamak için zor tutuyor bu hırsla o bana vurdukça koltuklara vuruyordum,diğer 2 hoca da bizi seyrediyordu...Ne sahne ama! İnsanlığın bittiği bir sahne...her vurduğunda koltuğa düşüyorum,kalkmadıkça da bağırıyor kalk diye...Tekrar vuracak insafsız! Hani insanlık burada?


            Yine uzun oldu,3.konuyu açacağım,okuyan herkese teşekkürler
            Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

            Yorum


            • #7
              İkinciyi de yazdım,okuyan ve okuyacak arkadaşlara teşekkürler...
              Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

              Yorum


              • #8
                Bir 10 dakika ara vereceğim sonra 3 de geliyor Ellerim koptu ama yazacağım,yazmalıyım,en azından herkes sorunlarımı daha net kavrayabilir...Ve küçümseyen arkadaşlar da anlarlar neler yaşadığımı...Bu bir çözüm arayışı değil,sadece iç dökme...
                Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

                Yorum


                • #9
                  Bir insanın kalbini kırmak Kabeyi yıkmaktan daha beterdir diyen bir dinin mümessilliğini yaptığını mı sanıyorsunuz siz hocalar! Ahirette iki elim bir yakanda olacak hoca! Siz nasıl hesap vereceksiniz Allaha? Onlar soruları çalıyorlar bir nevi hırsızlık yapıyorlar da ben hakkımı arayıp şikayet etmişim çok mu? Gerekçeleri de yurdu adı çıkacakmış kopya skandalıyla falan,lan adam,benim canım çıktı,insafsız,hakkını savunmak ne zamandan beri suç bağnaz insan!

                  Neyse ben salya sümük ayrıldım ama bir yandan da haberin 2.sınıflara gitmiş olacağını düşündüm,nitekim tahminlerimde yanılmamıştım beni görünce kindar kindar bakıyorlar ama bişey yapmıyorlardı,sanırım plan yapacaklardı...Ben ise bir taraftan salyamı sümüğümü silerken diğer yandan ağlamadığımı farkettirmeye çalışıyorum,acziyyetimi ifşa etmemek için direniyordum adeta...


                  Neyse akşam oldu ve ben 3.sınıflarla beraber etüt odasında ders çalışıyorum,ertesi gün Edebiyat sınavım var ve saat 12de ders çalışıyorum (Tevafuk bu ya yine Edebiyat). 3.sınıflardan da 3-4 kişi vardı etüt odasında...İlk başta 1.sınıflardan sevdiğim bir çocuk,abi 2.sınıflar seni çağırıyor dedi,tabi ben anladım durumu gider miyim? Dövecekler akılları sıra! Olmaz koçum dedim,git söyle,benim onlarla işim olmaz...Tabi çocuk bir daha geldi,yine çağırdıklarını bişey yapmayacaklarını söylediler,ben kanar mıyım_? Yine olmaz dedim...
                  Bu sefer onlar geldi,3 kişiydiler,ortada 1.85 boylarında bir polis çocuğu olan H,sağında S ve solunda çelimsiz bir çocuk olan A! Geldiler ve 3.sınıflara çıkmaları gerektiğini söylediler. 3.sınıflar zaten bunlara uyuz oluyordu,çıkamayız ders çalışıyoruz dediler...Siz bilirsiniz diyen bu beyinsiz 3lü üzerime geldiler ve H bana neden böyle bir şey yaptığımı sert bir dille sordu,ben kafamı kitaptan hala kaldıramayıp istifimi bozmadım...Bir yandan da titriyordum ama kendimi yine de sakinleştirmeye çalışarak güçlü görünmeye çalışıyordum...Tam bu esnada Cevap ver lan diye bir ses duydum...Bu defa hakkımı savunduğumu ve bunu her insanın yapabileceğini söyledim gayet normal bir tonda(Sanırım hoca bunlara 0 vermişti)...Bu defa bir şey demeden tokat attı bana,ben neye uğradığıma şaşırırken 3.sınıflar kalktılar ve bunların üzerine yürüdüler...3.sınıflarla bunlar birbirine girerkene ben arkada tek kaldım ve bunu fırsat bildim...O kadar sinirliydim ki elime geçen ilk nesne olan,demir ayaklı sandalyeyi bunlara fırlattım ve takdir o kadar büyük ki benim dengesiz atışıma rağmen bu sandalye tam 3üne isabet etti,3.sınıflara hiç gelmedi...Sandalyenin ayakları birinin kafaya birinin koluna falan isabet etti...Bunlar acıyla inlerken bir yandan 3.sınıflardan da dayak yiyorlardı,tabi ben bu aşamadı H yi aradım ve arkasına dönük bir haldeyken kafasına sağlam bir darbe indirdim...Snin dişini de 3.sınıflardan biri kırmıştı,bunlar bu acılarla kaçtılar ve tehditler savurdular...Tabi ben hala şaşkındım ama 3.sınıftaki abilerime o kadar dua ettim ki bunu Allah bilir,hepsine sarıldım teker teker ve teşekkür ettim...Tabi hocalarımız da mübarek uykularından uyandılar bu arada ve yatakhanelerden bile izlemeye gelenler olmuş,bir kalabalık vardı ve benim başım dönmüştü bu yaşadıklarımın ardından...Hoca geldi yine birkaç azar sarfetti şahsıma,ben alışmıştım pek tınlamıyordum hocaları,doğru işler yaptığımı düşünüyordum...Neyse hoca benim o yatakhanelere gitmemem gerektiğini söyledi, ve beni o gece misafir odasında kapıyı arkadan kilitlemem şartıyla yatırdı...Beni düşünüyorlardı hala! Bu bile güzeldi...


                  Artık 2.sınıflar korkuyorlardı okulda bile yalnız gördüklerinde yanıma yaklaşmaya cesaret edemiyorlard,derslerini almışlardı,çünkü 3.sınıflardan korkuyorlardı...Ben de artık dağılan psikolojimin artıklarını toplamak adına yurttan ayrılmaya karar verdim...Başka ilde okuyan bir arkadaşım vardı,denize kıyısı olan bir ildi,yaşadıklarımdan haberi vardı ve benim en iyi çocukluk arkadaşımdı zaten...Bana düzceye bir ekiple geleceğini ve hepsini döveceğini söyledi olmaz dedim...Büyütmeyelim daha fazla dedim...O da gel bu okula geçiş yap beraber burdan okuyalım dedi...Kabul ettim,gitmeye karar verdim,Ona sonsuz güvenim vardı çünkü O Ğ gibi kalleş olamazdı!


                  Ama bir gece abim aradı,oğlum dedi sen orda da yapamazsın,sen ailenle kal en iyisi ve İstanbuldan bir düz liseden devam ederek liseni tamamla dedi...Bu daha mantıklı gelmişti bana ailemi de çok özlemiştim artık ve arkadaşıma oranın olmayacağını ve İstanbula döneceğimi söyledim yıl sonunda...Sen nasıl rahat edeceksen kardeşim dedi...Ve ben de 2.sınıfın sonunda oradan ayrılarak,hayat macerama İstanbulda devam etmeye karar verdim..
                  Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

                  Yorum


                  • #10
                    İstanbuldaki hayatımı 3. konuyla açmaya karar verdim,okuyan herkese teşekkürler,biliyorum forumda odaklanma sorunu yaşayan,2-3 cümleyi dahi zor okuyan arkadaşlar var,ama ne yapayım çok şey yaşadım ve hepsini anlatma ihtiyacı hissettim...
                    Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

                    Yorum


                    • #11
                      Yaşadıklarınn yaş itibari ilee sana dahada ağır gelmiş başarı özgüven olarak en iyi durumdan en dibee geçiş süreci elbetteki acılı ve sancılıdır şimdi keşkee demek yersiz ama ben şuna inanıyorum helede şimdiki jenerasyon çok daha farklıı aile hocaa korkusu olmadan "Ben" duygusu daha hakim kendii görüşlerinin ön planda olduğu saygı kavramının neredeyse hiç olduğu gençlerr çoğunluktaa... keşkee liseeyi kendi ailenin yanında belki daha normal bi lisedee tamamlamış olsan daha farklı olabilirdi sen ve abinde bu şekilde düşünmüşsünüz ztn ama sevdiğim bir söz var su akıyor yatağını buluyorr ahlar vahlar ne çaree yaşaman gerekmiş ve yaşamışsın ve bunların sana kattıkları artılardaa olmuş enazından bi kitap yazabilirsin akıcı gzl bi dilde yazıosun şaka bi yana umuyorum ki sorunların 1 ve 2 de kalmıştır sonraki yaşıyacakların gzllikler barındırıyordur...

                      Yorum


                      • #12
                        olric, tek başlıkta devam etsen... süreklilik açısından daha güzel olmazmı.

                        Yorum


                        • #13
                          Aynen tek başlıkta devam edeceğim zaten,adminler bu başlığa toplamışlar sağolsunlar...
                          Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

                          Yorum


                          • #14
                            Orjinal yazı sahibi: HüzünDenizi View Post
                            Yaşadıklarınn yaş itibari ilee sana dahada ağır gelmiş başarı özgüven olarak en iyi durumdan en dibee geçiş süreci elbetteki acılı ve sancılıdır şimdi keşkee demek yersiz ama ben şuna inanıyorum helede şimdiki jenerasyon çok daha farklıı aile hocaa korkusu olmadan "Ben" duygusu daha hakim kendii görüşlerinin ön planda olduğu saygı kavramının neredeyse hiç olduğu gençlerr çoğunluktaa... keşkee liseeyi kendi ailenin yanında belki daha normal bi lisedee tamamlamış olsan daha farklı olabilirdi sen ve abinde bu şekilde düşünmüşsünüz ztn ama sevdiğim bir söz var su akıyor yatağını buluyorr ahlar vahlar ne çaree yaşaman gerekmiş ve yaşamışsın ve bunların sana kattıkları artılardaa olmuş enazından bi kitap yazabilirsin akıcı gzl bi dilde yazıosun şaka bi yana umuyorum ki sorunların 1 ve 2 de kalmıştır sonraki yaşıyacakların gzllikler barındırıyordur...



                            Şu anda bir kitap yazma durumundayım zaten,ama tutulur ama tutulmaz...Yazma işi sabır isteyen bir iş,sabretsem güzel yazıyorum ama çok zahmetli oluyor...Yaklaşık bi 60-70 sayfalık birikimim var...Malesef sonu da pek iyi olmayacak ama çok şükür o günlerimden daha rahatım ve en azından aklım tam olarak başımda,büyüdüm ve acılar beni olgunlaştırdı...
                            Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.

                            Yorum


                            • #15
                              bi dayak yeme olayı kotu olmus bi de o yurt olayının disiplini fazlaymıs ama olabilir bunlar su ana kadar sıradan normal bir yasam goruntusu var bakalım ilerde ne olacak ama sen de cok kasınmıssın yani bi yerinde duramamıssın dayak kavga olaylarına sasırmadım

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X