Çok güldüm, bir kıza oyun tavsiye etmişsiniz:PP
kız zaten asosyallikten yakınıyor. Oyunlara gömülmesi sorununa çözüm değil, aksine daha kör düğüm yapar.
Bu sorunu aşmanın şu bu yolları var desem yalan söylemiş olurum. Ben psikolog değilim, söylediklerim yorumdan ibaret.Ama genele baktığımızda eleştirilmiş, okulda başarısız olup dalga geçilen veya fiziken durumu iyi olmayan bir insanın içsel özgüven sorununu yaşayıp real hayatta da aklında senaryo kurmasından oluşuyor.Bir çay isteyecek kantinden o an milyon düşünce geçiyor.Acaba kantinci saçıma bakacak mı? acaba şu ayakkabı uymadı mı? acaba sınavdan kötü not almıştım onu öğrenip beni aşağıda görürler mi? gibi basit örnekler verdim tabi ki bunun gibi şeyler zihninden geçer ve ortama atılmakta güçlük çeker. Onların bakış açısından yaşar sürekli, Yada insanların cok salakça şeyler konuştuğunu insan düşünür.Bir dönem felsefeye merak sarmıştım.Girdiğim her ortam oyundan bahseder, arabadan kızlardan işte bu beni bayıltacak kadar uyuz ederdi...Bu yüzden
hiç bir ortama girmezdim. bildiğiniz konuşmalarını üstümden kaynar su döker gibi bunaltıcı gelirdi...Tabi isteseydim ayak uydurabilirdim ama patlardım ozaman
) böyle yapa yapaaa bir baktım ki bayaa bir asosyalliğe konuşmada hatta kekemeye varacak düzeylere gelmişim. Gene durmak yok kitaplara devam dedim.Ve vardığım nokta her insanın bir meşgale bulmak zorunda oluşu...Biri araba biri kızlar peşinden biri işi peşinden biri kitaplara biri okulu aile vsvs diye her insanın hayatta bir amacı bir zevk aldığı bir durum var...Ben onları kendimle kıyas ettiğim için manası gelirdi hayat bana.Ama şimdi onları anlıyorum.Herkes benim gibi olamaz.bir çeşit olamaz türlü türlü insan var.Bu yüzden bunları daha iyi anlayınca cok daha rahatladım.
Kitaplarda bana bu bakış açısını sağladı...
kız zaten asosyallikten yakınıyor. Oyunlara gömülmesi sorununa çözüm değil, aksine daha kör düğüm yapar.
Bu sorunu aşmanın şu bu yolları var desem yalan söylemiş olurum. Ben psikolog değilim, söylediklerim yorumdan ibaret.Ama genele baktığımızda eleştirilmiş, okulda başarısız olup dalga geçilen veya fiziken durumu iyi olmayan bir insanın içsel özgüven sorununu yaşayıp real hayatta da aklında senaryo kurmasından oluşuyor.Bir çay isteyecek kantinden o an milyon düşünce geçiyor.Acaba kantinci saçıma bakacak mı? acaba şu ayakkabı uymadı mı? acaba sınavdan kötü not almıştım onu öğrenip beni aşağıda görürler mi? gibi basit örnekler verdim tabi ki bunun gibi şeyler zihninden geçer ve ortama atılmakta güçlük çeker. Onların bakış açısından yaşar sürekli, Yada insanların cok salakça şeyler konuştuğunu insan düşünür.Bir dönem felsefeye merak sarmıştım.Girdiğim her ortam oyundan bahseder, arabadan kızlardan işte bu beni bayıltacak kadar uyuz ederdi...Bu yüzden
hiç bir ortama girmezdim. bildiğiniz konuşmalarını üstümden kaynar su döker gibi bunaltıcı gelirdi...Tabi isteseydim ayak uydurabilirdim ama patlardım ozaman
) böyle yapa yapaaa bir baktım ki bayaa bir asosyalliğe konuşmada hatta kekemeye varacak düzeylere gelmişim. Gene durmak yok kitaplara devam dedim.Ve vardığım nokta her insanın bir meşgale bulmak zorunda oluşu...Biri araba biri kızlar peşinden biri işi peşinden biri kitaplara biri okulu aile vsvs diye her insanın hayatta bir amacı bir zevk aldığı bir durum var...Ben onları kendimle kıyas ettiğim için manası gelirdi hayat bana.Ama şimdi onları anlıyorum.Herkes benim gibi olamaz.bir çeşit olamaz türlü türlü insan var.Bu yüzden bunları daha iyi anlayınca cok daha rahatladım.Kitaplarda bana bu bakış açısını sağladı...



Yorum