Yaş oldu 24. Ve yılların gerçeği ile yüzleşiyorum. Kendimle. Kendime olan bakışımla. Yani kendimi değersiz görmemle. Aşağılık duygusunun ağırlığı ile.
Çocuklukta yaşadığım şeyler özsaygımı tamamen kaybetmeme sebep oldu.
Hep kaçtım. Hep birilerine, bir şeylere sığındım. Kendimi kullandırdım. Ezdim, ezildim. Bir türlü dengeyi tutturamadım.
Ya çok sakin ya çok tepkisel. Ya çok korkar ya da çok öfkeli.
Aşağılık duygusu ve üstünlük duygusu. Bir paranın iki yüzü. Bir türlü ortasını tutturamadım.
Şimdi yüksek lisansa başladım, felsefe okuyorum. Bir adım. Kuraldışı workshop çalışmalarına katılıyorum iki aydır, özsaygımı arttırmak için. Bir adım daha. Ve şimdi part-time iş buldum ve çalışacağım. Bir adım daha.
Aşağılık hissediyor, kendimi bastırıyor, tutuk oluyorum fakat sonra dayanamayıp öfkeleniyor, patlıyorum ve sonra da bulunduğum yeri terk ediyorum.
Kuraldışı çalışmaları ile çok şeyle yüzleştim ve rahatladım. Kişi değişiyor, aksiyona geçmek ise bu değişimi kalıcı hale getiriyor. Ama büyük emek istiyor.
Bazen kendimi çok iyi, özgüvenli, değerli hissediyorum. Ve, heh, tamam artık bu kalıcı olacak diyorum. Ama birkaç gün sonra özgüvenim düşüyor, yine insan içinde aşağılık, değersiz hissediyorum ve tepkisel, aşırı alıngan olmaktan kurtulamıyorum.
Rengimi şu anda bulmuş durumdayım fakat henüz hâlâ rüzgâr esti mi bir o yana bir bu yana gidiyorum elimde olmayarak.
Her dini, felsefeyi, metodu, yöntemi ve içki gibi şeyleri de denedim ama bir yere kadar bir işe yaradı, bir yere kadar bana bir şeyler kattı ama o çocukluğumdan beri var olan aşağılık duygusunu benden alamadı. Şimdi tüm tabularımı yıkıyorum ve hiç bir kalıba girmeden, tamamen çıplak olarak, bu aşağılık duygumla, kendimle yüzleşiyorum, ta ki kendimi sevinceye kadar.
Hayatım hep bir sağa bir sola şeklinde ilerledi. Her zaman ya hep ya hiççi oldum. Bir dönem İsa, bir dönem Hitler oldum. Bir dönem pozitif, bir dönem negatif oldum. Bir dönem dindar, bir dönem içkici oldum. Sürekli sarkaç halindeyim. Şöyle ortada duramadım.
Şimdi artık yüzleşme vakti. Köklenme vakti. Yavaş yavaş, sancılı bir iyileşme süreci geçiriyorum ama değecek, değiyor. Özgüvenli, sağlıklı hissettiğimde bu hissin her şeye bedel olduğunu görüyorum.
Ama şu günlerde yine Tanju Okan dinler, karamsara bağlar oldum. Özsaygımı hissedemez oldum. İnsanlar arasında aşağılık hissediyorum. Kendimi sabote ediyorum.
Artık tüm cevapları, ne yapılması gerektiğini biliyorum. Ve takatim yettiğince yapıyorum. Takatimi aşınca da isyan ediyorum. İşte böyle böyle hayat mücadelesi içindeyiz. Zamanla ve sabırla.
Sağlıcakla.
Çocuklukta yaşadığım şeyler özsaygımı tamamen kaybetmeme sebep oldu.
Hep kaçtım. Hep birilerine, bir şeylere sığındım. Kendimi kullandırdım. Ezdim, ezildim. Bir türlü dengeyi tutturamadım.
Ya çok sakin ya çok tepkisel. Ya çok korkar ya da çok öfkeli.
Aşağılık duygusu ve üstünlük duygusu. Bir paranın iki yüzü. Bir türlü ortasını tutturamadım.
Şimdi yüksek lisansa başladım, felsefe okuyorum. Bir adım. Kuraldışı workshop çalışmalarına katılıyorum iki aydır, özsaygımı arttırmak için. Bir adım daha. Ve şimdi part-time iş buldum ve çalışacağım. Bir adım daha.
Aşağılık hissediyor, kendimi bastırıyor, tutuk oluyorum fakat sonra dayanamayıp öfkeleniyor, patlıyorum ve sonra da bulunduğum yeri terk ediyorum.
Kuraldışı çalışmaları ile çok şeyle yüzleştim ve rahatladım. Kişi değişiyor, aksiyona geçmek ise bu değişimi kalıcı hale getiriyor. Ama büyük emek istiyor.
Bazen kendimi çok iyi, özgüvenli, değerli hissediyorum. Ve, heh, tamam artık bu kalıcı olacak diyorum. Ama birkaç gün sonra özgüvenim düşüyor, yine insan içinde aşağılık, değersiz hissediyorum ve tepkisel, aşırı alıngan olmaktan kurtulamıyorum.
Rengimi şu anda bulmuş durumdayım fakat henüz hâlâ rüzgâr esti mi bir o yana bir bu yana gidiyorum elimde olmayarak.
Her dini, felsefeyi, metodu, yöntemi ve içki gibi şeyleri de denedim ama bir yere kadar bir işe yaradı, bir yere kadar bana bir şeyler kattı ama o çocukluğumdan beri var olan aşağılık duygusunu benden alamadı. Şimdi tüm tabularımı yıkıyorum ve hiç bir kalıba girmeden, tamamen çıplak olarak, bu aşağılık duygumla, kendimle yüzleşiyorum, ta ki kendimi sevinceye kadar.
Hayatım hep bir sağa bir sola şeklinde ilerledi. Her zaman ya hep ya hiççi oldum. Bir dönem İsa, bir dönem Hitler oldum. Bir dönem pozitif, bir dönem negatif oldum. Bir dönem dindar, bir dönem içkici oldum. Sürekli sarkaç halindeyim. Şöyle ortada duramadım.
Şimdi artık yüzleşme vakti. Köklenme vakti. Yavaş yavaş, sancılı bir iyileşme süreci geçiriyorum ama değecek, değiyor. Özgüvenli, sağlıklı hissettiğimde bu hissin her şeye bedel olduğunu görüyorum.
Ama şu günlerde yine Tanju Okan dinler, karamsara bağlar oldum. Özsaygımı hissedemez oldum. İnsanlar arasında aşağılık hissediyorum. Kendimi sabote ediyorum.
Artık tüm cevapları, ne yapılması gerektiğini biliyorum. Ve takatim yettiğince yapıyorum. Takatimi aşınca da isyan ediyorum. İşte böyle böyle hayat mücadelesi içindeyiz. Zamanla ve sabırla.
Sağlıcakla.

Yorum