Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Çirkinlik Takıntısı

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #31
    Orjinal yazı sahibi: ikonoklast View Post
    Bu önerdiğim sadece zihinsel bir şey. Çirkin olmak için bir davranışta bulunsun, yüzünü boyasın vb. demiyorum. Zihninden bu düşünceyi geçirmekten sözediyorum. Bu mevcut durumu zihinde kabullenmek anlamına geliyor. Çoğu kaygı ve takıntıda işe yarıyor. Viktor Emil Frankl adlı çok ünlü bir nörolojist ve psikiyatrist, "paradoksal niyet" adını verdiği bu yöntemi takıntı, kaygı ve uyku bozukluğu şikayetlerinde deneyen kişilerin sorunlarından kurtulduğunu belgelemiş. (ilgili kitap: On the Theory and Therapy of Mental Disorders: An Introduction to Logotherapy and Existential Analysis). Uyuyamamak da uyku isteğiyle ilgili takıntı veya kaygıdan kaynaklanıyor. Bir şeyin olması veya olmamasını takıntı haline getirirseniz, istediğiniz sonucu elde edememeyi garantilersiniz. İntihar ayrı bir konu, kimse "canı çektiği için" intiharı düşünmez zaten.
    Logo terapiyi duydum ama hakkında pek bilgim yok tam olarak nasıl oluyo?
    Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

    Yorum


    • #32
      Logoterapi, temelde kişiyi rahatsız eden kaygı ya da takıntıyla savaşmak yerine, takıntı ya da kaygıya konu olan şeyi itmemeyi, hatta arzu etmeyi önerir. Normalde bu takıntı konuları istenmeyen şeylerdir, örneğin kirlilik, çirkinlik, suçluluk gibi. Ancak takıntı ya da kaygıyla uğraşan kişiyi zihinsel olarak "Yeter artık, çirkinlikle/kirlilikle vb. savaşmayacağım. Tam tersine öyle olmayı kabulleneceğim. Hatta o kadar kabulleneceğim ki, herkes bu istenmeyen özelliğin bende bu derece abartılı bir şekilde varolduğunu görüp şaşırsın. Bu kadar da olmaz desinler..." şeklinde düşünmeye yöneltilir. Bu yönteme çelişkili niyet - paradoxical intention adı veriliyor. Bunun içinde biraz espri de var. Ne zaman takıntıya konu olan düşünceler akla gelse, kişi bunları bire bin katarak, gülünçleştirerek kabullenir. Viktor Frankl'ın kitabında verilen bir kaç örnekte bu yöntem açıklanıyor. 14 yıl boyunca okb'den şikayet eden ve düzenlilik takıntısı olan bir kişiye önce eşyalarını mümkün olduğu kadar düzensiz bir şekilde tutmayı amaçlaması, çekmecelerini bilerek dağıtması söyleniyor. Bunu uygulayan kişi, bir hafta içinde takıntılarından kurtuluyor. Başka bir olayda, sigortacılık yapan, yaptığı bir hata sonucu vergi kaçırmakla suçlanmaktan korkan bir kişi var. Bu takıntı yüzünden neredeyse işyerini kapatmak zorunda kalıyor. Bu kişiye özellikle hata yapmaya niyetlenmesi (çelişkili niyet) kendi kendine "isterlerse vergi kaçakçılığından hapse atsınlar, umurumda değil" diye tekrarlaması söyleniyor. Terapisti seansa geldiği zaman "Sizi vergi kaçakçılığından tutuklamadılar mı? Gazetelere haber olursunuz diye bekliyordum." dediğinde "Hiç umursamıyorum, en kötü ihtimalle sigorta sektörü krize girer." diye cevap veriyor. Takıntısıyla ilgili şakalaşıyor. Dört ay içinde takıntılarından kurtuluyor.
      Kafasının içindeki sesler yüzünden sabaha kadar uyuyamadığını söyleyen kişiye sesleri daha iyi dinlemesi ve ertesi gün ne dedikleriyle ilgili rapor yazması söyleniyor. Klinikte yatılı kalan bu kişinin, bu öneriden bir süre sonra uykuya daldığı gözleniyor.
      Başta şikayetleri olanlar, çelişkili niyet uygulaması önerilince "Bu kadar saçma bir öneri duymadım, bu hiç işe yarar mı?" diye öfkeleniyorlar. Ancak denedikleri zaman sonuç veriyor.
      Logoterapinin bir başka yönü de çelişkili niyet sayesinde kişinin dikkatini kendisinin, takıntı ve kaygılarının ötesine yönlendirmesini sağlamak. Frankl, bilme ve sevme isteğinin kişinin dışındaki bir şeye yönlenmesiyle sağlıklı düşünce ve davranışın mümkün olacağını öngörüyor.

      Yorum


      • #33
        Orjinal yazı sahibi: ikonoklast View Post
        Logoterapi, temelde kişiyi rahatsız eden kaygı ya da takıntıyla savaşmak yerine, takıntı ya da kaygıya konu olan şeyi itmemeyi, hatta arzu etmeyi önerir. Normalde bu takıntı konuları istenmeyen şeylerdir, örneğin kirlilik, çirkinlik, suçluluk gibi. Ancak takıntı ya da kaygıyla uğraşan kişiyi zihinsel olarak "Yeter artık, çirkinlikle/kirlilikle vb. savaşmayacağım. Tam tersine öyle olmayı kabulleneceğim. Hatta o kadar kabulleneceğim ki, herkes bu istenmeyen özelliğin bende bu derece abartılı bir şekilde varolduğunu görüp şaşırsın. Bu kadar da olmaz desinler..." şeklinde düşünmeye yöneltilir. Bu yönteme çelişkili niyet - paradoxical intention adı veriliyor. Bunun içinde biraz espri de var. Ne zaman takıntıya konu olan düşünceler akla gelse, kişi bunları bire bin katarak, gülünçleştirerek kabullenir. Viktor Frankl'ın kitabında verilen bir kaç örnekte bu yöntem açıklanıyor. 14 yıl boyunca okb'den şikayet eden ve düzenlilik takıntısı olan bir kişiye önce eşyalarını mümkün olduğu kadar düzensiz bir şekilde tutmayı amaçlaması, çekmecelerini bilerek dağıtması söyleniyor. Bunu uygulayan kişi, bir hafta içinde takıntılarından kurtuluyor. Başka bir olayda, sigortacılık yapan, yaptığı bir hata sonucu vergi kaçırmakla suçlanmaktan korkan bir kişi var. Bu takıntı yüzünden neredeyse işyerini kapatmak zorunda kalıyor. Bu kişiye özellikle hata yapmaya niyetlenmesi (çelişkili niyet) kendi kendine "isterlerse vergi kaçakçılığından hapse atsınlar, umurumda değil" diye tekrarlaması söyleniyor. Terapisti seansa geldiği zaman "Sizi vergi kaçakçılığından tutuklamadılar mı? Gazetelere haber olursunuz diye bekliyordum." dediğinde "Hiç umursamıyorum, en kötü ihtimalle sigorta sektörü krize girer." diye cevap veriyor. Takıntısıyla ilgili şakalaşıyor. Dört ay içinde takıntılarından kurtuluyor.
        Kafasının içindeki sesler yüzünden sabaha kadar uyuyamadığını söyleyen kişiye sesleri daha iyi dinlemesi ve ertesi gün ne dedikleriyle ilgili rapor yazması söyleniyor. Klinikte yatılı kalan bu kişinin, bu öneriden bir süre sonra uykuya daldığı gözleniyor.
        Başta şikayetleri olanlar, çelişkili niyet uygulaması önerilince "Bu kadar saçma bir öneri duymadım, bu hiç işe yarar mı?" diye öfkeleniyorlar. Ancak denedikleri zaman sonuç veriyor.
        Logoterapinin bir başka yönü de çelişkili niyet sayesinde kişinin dikkatini kendisinin, takıntı ve kaygılarının ötesine yönlendirmesini sağlamak. Frankl, bilme ve sevme isteğinin kişinin dışındaki bir şeye yönlenmesiyle sağlıklı düşünce ve davranışın mümkün olacağını öngörüyor.
        teşekkür ederim cevabın için denemekten bişey cıkmaz denıcem yani yapabilirsem
        Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

        Yorum


        • #34
          Kafanı taktığın şeye bak arkadaşım, ben yakışıklıyım da ne oluyor hayatımda 1 kız istedim o da reddetti hem herkes de dürüst olduğumu söyler o da biliyor ama yok, yani anlayacağın tip mip hepsi hikaye gönlün rahat olsun.

          Yorum


          • #35
            Bilmiyom ya bolede kotu senın bahsettıgın gibide kotu .Allah yardımcımız olsun
            Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

            Yorum


            • #36
              Güzellik neden bu kadar önemli ? Herkes güzel mi sizce ? Herkesi seven ve beğenen biri çıkar. Yeterki kendini bu takıntılara bırakma. Dış dünyaya açık ol izle ve gör. Bir bakmışsın seni beğenen biri var. O zaman tüm bu endişelerin son bulur. Takıntı takıntıyı doğurur fazla üsteledikçe çoğalır.

              Yorum


              • #37
                Genelde güzel insanlar da çirkin miyim takıntısı oluyor Bu da böyle bir yorum olsun.. o.O

                Yorum


                • #38
                  Orjinal yazı sahibi: pavingstone View Post
                  Merhaba arkadaşlar 4 yıldır okb var bende bir sürü takıntı vardı bi kısmı geçti ama son 1 yıldır çirkin miyim deegilmiyim diye devamlı kendıme soruyorum,aynaya bakıyorum devamlı,başkalarına soruyorum ddevamlı ne yapabilirim nasıl atlatabilirim bu takıntı mı bi fikir verirseniz sevinirim.
                  Kendinden çirkin bir kız arkadaş edin seni kıskansın falan sana özel biriymiş hissettirsin , takıntın kalmaz hatta don juan kıvamına gelirsin. Denemesi bedava )

                  Yorum


                  • #39
                    Orjinal yazı sahibi: vulgarabbit View Post
                    Genelde güzel insanlar da çirkin miyim takıntısı oluyor Bu da böyle bir yorum olsun.. o.O
                    Zügürt tesellisi olmasın
                    Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

                    Yorum


                    • #40
                      Orjinal yazı sahibi: govinda View Post
                      Kendinden çirkin bir kız arkadaş edin seni kıskansın falan sana özel biriymiş hissettirsin , takıntın kalmaz hatta don juan kıvamına gelirsin. Denemesi bedava )
                      kız arkadaşım oldu da problem devam ediyo atamıyorum aklımdan okb 4 senedir var buda son 1 senedir çıktı.
                      Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

                      Yorum


                      • #41
                        Orjinal yazı sahibi: grupsurup
                        [ATTACH=CONFIG]2250[/ATTACH]

                        Çoğu insan böyle düşündüğü için bu takıntı normal.
                        aynen oyle kucuk bi azınlık harıcı ole.isteer istemez takıyo insan bi de okb olunca daha cok sıkıntı veriyo
                        Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

                        Yorum


                        • #42
                          Orjinal yazı sahibi: grupsurup
                          Bu konuda çözüm önerisi sunacak değilim çünkü bu takıntı bende de oluyor. Surete ehemmiyet verilen bir dünyada yaşıyoruz o yüzden çokta garipsemiyorum. Dış görünüşü iyi olan biri kötü bir şey de yapsa hemen affedilir, yüzünü beğenmezlerse her şeyde eleştirilirsin. Dışarının algısı böyle olunca çirkinlik takıntısı oluyor tabii.
                          ama dışarısı ile bağlantıyı bu konuda kesersen ne kimsenin beğenmesine ihtiyacın olur neden hata yaptığında affetmesine öyle değil mi?
                          Sahte kalabalıkların olacağına, kaliteli bir yalnızlığın olsun..

                          Yorum


                          • #43
                            Orjinal yazı sahibi: grupsurup
                            Bu konuda çözüm önerisi sunacak değilim çünkü bu takıntı bende de oluyor. Surete ehemmiyet verilen bir dünyada yaşıyoruz o yüzden çokta garipsemiyorum. Dış görünüşü iyi olan biri kötü bir şey de yapsa hemen affedilir, yüzünü beğenmezlerse her şeyde eleştirilirsin. Dışarının algısı böyle olunca çirkinlik takıntısı oluyor tabii.
                            o boyutta var mı ya bence onemseniyo ama o boyuttada deildir yani inşallah
                            Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

                            Yorum


                            • #44
                              Orjinal yazı sahibi: grupsurup
                              Amaç birisinin beğenisini kazanmak değil yalnızca. Benim demek istediğim şey insanların birbirlerini suretine bakarak sevmesi. Okul yıllarınıza dönün tipiyle dalga geçilen insanı hatırlayın, onun suretinde olsanız kaç arkadaşınız sizinle arkadaşlık kurardı. Ya da ' Kalbinin çirkinliği yüzüne yansımış' sözü. Artık yüzü çirkin olanın içini de kötü oluyor.
                              bu yüzyılda böle kolay kolayda değişmez gibime geliyo.
                              Kişi hayatı ne denli derinligine görürse o nispette ızdırap çeker.

                              Yorum


                              • #45
                                Orjinal yazı sahibi: grupsurup
                                Amaç birisinin beğenisini kazanmak değil yalnızca. Benim demek istediğim şey insanların birbirlerini suretine bakarak sevmesi. Okul yıllarınıza dönün tipiyle dalga geçilen insanı hatırlayın, onun suretinde olsanız kaç arkadaşınız sizinle arkadaşlık kurardı. Ya da ' Kalbinin çirkinliği yüzüne yansımış' sözü. Artık yüzü çirkin olanın içini de kötü oluyor.
                                valla çok güzel arkadaşımız olmuştur hiç iletişim kuramayan çok ta çirkin arkadaşım vardı inanılmaz sevilen aranan insan modunda olan.. sizde beni anlamak istemiyorsunuz insanın içinden beğenilmek gibi birşey gelirse olmuyor işte bir şekilde kendisiyle barışık olmalı..
                                Sahte kalabalıkların olacağına, kaliteli bir yalnızlığın olsun..

                                Yorum

                                İşleniyor...
                                X