Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Et'in Zararları

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #76
    Orjinal yazı sahibi: zealist View Post
    basit bir kızamık bile öldürücü olabiliyordu eskiden biliyor musunuz ? bu kadar orantı ile haşir neşir iseniz bu oranın da araştırmasını yapabilirsiniz..Başka alternatif yöntemler yerine hayvan deneyleri tercih ediliyor. demişsiniz..bana bir örnek verebilir misiniz ? eminim ki farelerin deneylerde kullanılma nedenini de biliyorsunuzdur.peki neden böyle bir cümle sarfettiniz ki o zaman ? her ilaç bir aspirin ağacının özümlenmesiyle elde edilecek kadar basit değil ki ? daha sağlıklı daha mutlu ve daha huzurlu yaşayabilmemiz için doğanın kanunu bunlar..ayrıca tıp okurken ''deney hayvanlarını kullanma'' adlı kurslar da veriliyor..kaldı ki bir deney yapılacaksa bile fakültedeki bir heyet deneyin amacını,sonucunu,deneyi yapacak insanların bilinçli olup olmadığına,deney sonrasında hayvanın nasıl zarar göreceğine-hayatını nasıl devam ettirebileceğine ve gerekli hayvanın sayı olarak araştırmasını bile yaparlar..aksi taktirde zaten yasa dışıdır bunlar hepsi,etik değildir.hatta bu tür üniversitelerde hayvanlar ile deney yapılabilir yeterlilik sertifikası olması şartı bile bulunur..yine başka bir heyet tarafından da denetlenirler düzenli olarak..

    et yememeniz hiçbir şekilde kimseyi ilgilendirmez ve aynı şekilde bazı insanların et yemesi de sizi ilgilendirmez..yarın bir gün marulları koruma ve yaşatma derneği diye bir grup insan size neden marul yiyorsunuz içindeki renk pigmentlerine yazık değil mi diye başınıza kalkarsa gerçekten gülünç olursunuz.

    demek istediğim şu ki ,lösemi olan bir küçük çocuğu bir farenin hücrelerinde yapılan deneyler kurtaracaksa daha fazla yorum yapmamıza gerek yok sanırım..
    Başka alternatif yöntemler

    Bir sayfadan alıntı yapıyorum

    Topluluk Araştırmaları (Epidemioloji):

    İnsan toplulukları araştırmaları hep çok verimli olmuştur. Örneğin, kalp hastalıklarının risk etkenlerinin belirtenmesi topluluk araştırmalarından çıkmıştır. Moleküler epidemioloji yöntemiyle de araçtırmacılar, kanser ya da doğum arızalarına maruz kalanların hücre ve molekül özelliklerini inceleyebilirler; ve böylece DNA hasarlarının mekanizmalarını ve nedenlerini ortaya çıkaracak verimli araştırmalar yapılabilir.



    Hasta Araştırmaları:

    Bu yöntemde hasta insanlar gözlenir. Örneğin, kardiyolog Dean Ornish, hasta araştırmalarıyla, az yağ içeren bir vejetaryen beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın, sigara içmemenin, stres yönetiminin, kalp hastalığını tersine çevirebileceğini göstermiştir.



    Görüntüleme:

    CAT, MRI, PET ve SPECT görüntüleme yöntemleri adeta klinik araştırmalarda devrim yaratmıştır. Bu araçlarla hastaların yakından izlenmesi sağlanmıştır.



    Otopsi ve Biyopsiler:

    Otopsiler, birçok hastalık konusunda bilgi edinilmesinde çok önemli rol oynamıştır. Kalp, şeker, alzheimer, apandisit gibi birçok hastalık hakkında bilgimizi otopsilere borçluyuz. Biyopsi denen, canlı bir dokudan muayene edilmek üzere çıkartılan parçalarla da hastalığın öteki aşamaları için bilgi edinilebilir. Örneğin tanı iğnesi ve endoskopik biyopsiyle, kolon kanserine adenoma adı verilen kötü huylu bir tümörün neden olduğu bulunmuştur.



    Bilgisayar Teknolojisi:

    Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler bu konuda da yararlanılabilecek sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Örneğin bu teknolojiyle bir ilacın hastalar üzerindeki yan etkileri izlenebilir. Bu tür bir veri tabanı tehlikeli ilaçların hemen tespit edilmesini sağlar. Ayrıca ilacın tahmin edilemeyen yararlı yan etkileri de olabilir. Bu veri tabanı bunların da saptanmasını sağlayacaktır.



    Kültürleme:

    İn vitro hücre ve doku kültürü de hayvansız testlerde güçlü araçlardır. Biraz yukarıda daha önce sözünü ettiğimiz, Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü'nün 1950-1980 arasında, 400.000 kimyasal maddenin olası kanser karşıtı maddeler olarak, kan kanserine yakalandırılmış farelerde test edilmesi; ama farelerde etkili olan ilaçların insan üzerindeki etkisinin beklenen sonucu vermemesi nedeniyle, binlerce dolar çöpe gitmişti. Bu program için "parayı sokağa attık" tanımlaması yapılmıştı. Bu program yerine, 100 tane in vitro insan kanser hücresi dizisi kullanılıyor. Bu çalışma hem daha az maliyet getirecek hem de güvenilir sonuçlar verecek. Testterde kullanılacak kanser hücreleri insan bağırsak, akciğer, deri, böbrek, yumurtalık ya da kanından alınmakta. Bu hücrelerin temininde de sıkıntı yaşanmıyor; çünkü bu hücreler hastahanelerde, operasyonlar esnasında zaten hastadan çıkartılıyor. Amerika ve İngiltere'de araştırmacılar, insan doku bankalarından, normal ve hastalıklı dokuları test için alabiliyorlar. Ayrıca bu işi yapan ticari şirketter de var. Araştırmacılar bu şirketlerden farklı insan hücre zincirlerini satın alabiliyorlar. Bu hücreler test tüplerinde yetiştiriliyor. İşte, araştırmacıya tüp içinde gelen hücreler önce infekte edilmekte (örneğin insan karaciğer hücresi, hepatit virüsü ile) ve sonra bu hücre kültürüne kimyasal maddeler ilave edilerek, kültürde virüsün üremesinin sona ermesi denenmektedir. Buna benzer, insan DNA'sı ile hücreleri kullanan in vitro testler, DNA hasarını hayvan testlerine kıyasla çok daha çabuk ortaya çıkartıyor. İnsan hücre kültürü, aynı zamanda bir kimyasal maddenin özel bir organa zarar verip vermeyeceğini anlamak amacıyla da kullanılmaktadır. İnsan hücre kültürlerinin bir diğer kullanımı kozmetik alanında. Bu kültür kornea hücre kültürü olarak anılıyor. Göz bankalarından sağlanan ve transplantasyon için uygun olmayan insan korneası bu testlerde kullanılıyor. Bu hücreler test tüplerinde üretiliyor ve kozmetik ürünlern zarar derecesinin sınanmasında kullanılıyor; binlerce tavşanın önce gözünün iltihaplanması, bulanması, yaralanması, ve kör olup ölmesine gerek kalmıyor.



    İşaretleme:

    Kimyasal maddeyi denemek için kullanılan bir diğer alternatifse, kırmızıyı çekme testi olarak anılmakta. Kimyasal maddeyi denemek için insan deri hücreleri besleyici bir sıvıya konuluyor ve bir süre sonra üzerine kırmızı bir boya ilave ediliyor. Sağlıklı hücreler bu boyayı emiyor, ancak zarar görmüş hücreler boyayı ememiyorlar. Bu testler kitler halinde satılıyor, ve ürünlerini test etmek isteyenlerin bu kitlerden satın almaları yeterli oluyor. Hiçbir tavşana acı çektirip, ölümüne neden olmadan yapılan bir test.



    Matematik modeller:

    İnsanlardan elde edilen klinik verilerin kullanıldığı bir yöntem. Bu yöntemde, klinik gözlemler ve hasta topluluklara bakılarak elde editen veriler, hastalıkların ilerlemesiyle ilgili hipotezler oluşturmada kullanılıyor. Örneğin bir matematik model akciğer kanserinin iki farklı türü olduğunu göstermiş. Mikroskop altında birbirinden ayırt edilmesi çok zor olan bu türlerden biri çok kötü huylu, diğeriyse iyi huylu. Modele göre, daha kötü huylu olan biçim, erken teşhis ve ciddi bir tedavi gerektiriyor. Ama diğer türde o dokuyu ameliyatla çıkartmak tedavi için yeterli olabiliyor.



    Veri bankaları:

    Yine dünyada yapılan milyonlarca araştırmanın sonuçları bir veri bankasında toplanmadığı için, pek çok çalışma tekrar tekrar yapılıyor. Çalışmaların gereksiz yere tekrarını önlemek için veribankaları oluşturulmakta ve depolanan bilgiler kullanıcılara sunulmakta.



    Fıziksel ve kimyasal testler:

    Bu seçeneklerde, fiziksel ve kimyasal modeller kullanılmakta. Örneğin, insülin üretimindeki testlerde, bir üretim serisinde 800 fare öldürülürken, fiziksel ve kimyasal modellerle bu ölümlere gerek kalmamıştır.



    Robot kullanımı:

    Tıp öğreniminde ve deneylerde kullanılmak üzere insan mekanizmasını, reflekslerini aynen yansıtan robotlar geliştirilmiştir. Özellikle, füze, uçak, otomobil çarpışma testlerinde bu robotlar kullanılırsa, kemik yapısı insandan çok farklı olan hayvanlara kıyasla daha doğru sonuçlar alınacaktır.



    Tek hücreli organizma kullanımı:

    Bu organizmalar, kimyasal maddelere insanlara benzer şekilde tepki gösterdiklerinden biyokimya alanında geniş ölçüde kullanılırlar. Örneğin, bir tür Salmonella bakterisi kanser araştırmalarında başarıyta kullanılmıştır. Hızla üredikleri için, kısa sürede birkaç nesillik sonuç veren tek hücreliler, ilaç araştırmaları, ve toksikoloji alanında birçok kimyasal maddenin incelenmesinde kullanılabilir. Yaşlanmayı önleme konusunda yapılan çalışmalar da Saccharomyces cerevisiae adı veriten bir tekhücrelide yapılmış. S. cerevisiae'da, insanların genç kalmasını sağlayan proteinin benzerini bulmuş bilim adamları. Plasenta, insan metabolizmasını en iyi şekilde yansıtır. (Plasenta, uterus duvarından çocuğu beslemeye yarayan kanı alan parçadır.) Kanser ve yaşlanma araştırmalarında, immünoloji alanında, biyokimyada kullanılacak mükemmel bir araştırma aracıdır plasenta.

    Eğer yapılan deneylerden hayvanlar zarar görmüyorsa, benim için sorun yok. Ama internetten okuduklarım zarar gördükleri şeklinde.

    http://www.genbilim.com/content/view/7035/34/

    http://www.dohaydersopengazievi.com/...eri&Itemid=739

    http://webcache.googleusercontent.co....google.com.tr

    Ben burda kendi görüşümü yazdım. Ve herkes küfür,hakaret kullanmadan kendi görüşünü yazmakta serbesttir. O marulun renk pigmentlerini savunan kişinin de kendi düşüncesidir.

    Yorum


    • #77
      et gibisi var mı ya şu dünyada.Alacaksın kuzu kıymayı şişe dizeceksin.Mangalda pişireceksin yağı damlamaya başlayınca ekmeği alacaksın banacaksın ete.O yağ ekmeğe akacak.Sonra alacaksın kebapı ekmeğe koyacaksın.İçine soğan salatası.Sonrada götüreceksin bir güzel.Miss.Şayet zararı olsa ilk biz Adanalılara olurdu.maşallah hepimiz turp gibiyiz

      Yorum


      • #78
        şuan bütün genetik mühendisleri ,laboranlar, araştırma görevlileri hayvanları öldürerek fantazi yapıyor yani öyle mi..tıp sınırsız bir kavram ve bu söyledikleriniz sadece belirli hastalıkların araştırılmasında kullanılabilir.şimdi sayfalar dolusu hayvanların kullanılmasının mecburi olduğu araştırma tezlerini kopyalayıp yapıştırmak isterdim sizin gibi ama bu tartışmanın bir sonuca varmayacağını görüyorum ne yazık ki ..

        neyse acıktım sucuklu yumurta yapayım..iyi geceler

        Yorum


        • #79
          Orjinal yazı sahibi: zealist View Post
          şuan bütün genetik mühendisleri ,laboranlar, araştırma görevlileri hayvanları öldürerek fantazi yapıyor yani öyle mi..tıp sınırsız bir kavram ve bu söyledikleriniz sadece belirli hastalıkların araştırılmasında kullanılabilir.şimdi sayfalar dolusu hayvanların kullanılmasının mecburi olduğu araştırma tezlerini kopyalayıp yapıştırmak isterdim sizin gibi ama bu tartışmanın bir sonuca varmayacağını görüyorum ne yazık ki ..

          neyse acıktım sucuklu yumurta yapayım..iyi geceler
          Bence de artık kapatalım bu konuyu, fazla uzadı. Ben sadece kendi düşüncemi yazdım. Herkes istediğini düşünmekte serbest. İyi geceler.

          Yorum


          • #80
            Evrende herkesın bı gorevı var ınsanların hayvanların bıtkılerın et yememekte neyın nesı

            Yorum


            • #81
              Orjinal yazı sahibi: Poison23 View Post
              Evrende herkesın bı gorevı var ınsanların hayvanların bıtkılerın et yememekte neyın nesı
              İşte o zaman insan etide yiyeylim. İnsan hem etçil hem otçulsa, benim bir insanı öldürüp onun etini yeme hakkım var.

              Yorum


              • #82
                Bedelini odemeyı goze alıyosan ye ayrıca bılımsel acıklamalara gore ınsan etı en lezzetlı etmıs dedıgım gıbı herkesın dunyada gorevı var sence koyunun gorevı ne?

                Yorum


                • #83
                  hayvanın ne hobisi var ne yaptıgı bişi..boş boş yiyiyor içiyor, hayatları çok sıkıcı..tiplerinden belli hepsi depreyonda, iyilik ediyoz onlara, boyle omur mu gecer..kesip kurtarıyoz işte ne guzel..

                  Yorum


                  • #84
                    [QUOTE=Legacy;240098]Sebze-meyve ürünlerini yiyebiliriz.
                    Çünkü onların acı çekme kabiliyeti yoktur.
                    Burdaki kriter canlı-cansız olmak değil, acı çekme kabiliyetine sahip olmaktır.

                    Bu konuda eminmisin ?

                    Çunku bitkilerde bir canlıdır ve yapılan botanik araştırmaları sonucu bitkilerinde hisleri oldugu ,insanların konuşmaları ilgilenmeleri karşısında çok farklı tepkiler sergiledikleri (bilhassa evde yetiştirilen evcil çicekler )bir çok deylerle ispatlanmış .

                    İnsanların duyguları karşısında bu denli hassas olan bu canlıların köklerinden koparılıp topraktan hunharca çıkarılırken acı çekmediklerini nerden biliyorsun ?

                    Dilsiz bir insan konuşamıyor bagırıp çagıramıyor veya felçli bir insan yapılan şiddet karşısında reaksiyon gosteremiyor diye onun acı çekmedigini soyleyebilirmisin ?

                    Mademki vejetaryanlıkta ana mantık acı çektirmemekse bu durumda ne bir hayvanı nede bir bitkiyi asla yememektir ,aksi taktirde prensibleri çignemekten başka bir şey degildir .
                    ANCAK ANLATABİLDİGİNİZ KADAR , ANLAYABİLİRİM .

                    Yorum


                    • #85
                      Orjinal yazı sahibi: Poison23 View Post
                      Bedelini odemeyı goze alıyosan ye ayrıca bılımsel acıklamalara gore ınsan etı en lezzetlı etmıs dedıgım gıbı herkesın dunyada gorevı var sence koyunun gorevı ne?
                      Koyununda gorevi bizleri doyurmak ,ısıtmak ve de istihdam saglamak .Bunlardan daha guzel gorev olurmu ?
                      ANCAK ANLATABİLDİGİNİZ KADAR , ANLAYABİLİRİM .

                      Yorum


                      • #86
                        Orjinal yazı sahibi: Poison23 View Post
                        Bedelini odemeyı goze alıyosan ye ayrıca bılımsel acıklamalara gore ınsan etı en lezzetlı etmıs dedıgım gıbı herkesın dunyada gorevı var sence koyunun gorevı ne?
                        Sen hayvanların etinin yenmesini mi savunuyorsun yenmemesini mi savunuyorsun anlamadım?

                        Yorum


                        • #87
                          [QUOTE=MEGAN;240373]
                          Orjinal yazı sahibi: Legacy View Post
                          Sebze-meyve ürünlerini yiyebiliriz.
                          Çünkü onların acı çekme kabiliyeti yoktur.
                          Burdaki kriter canlı-cansız olmak değil, acı çekme kabiliyetine sahip olmaktır.

                          Bu konuda eminmisin ?

                          Çunku bitkilerde bir canlıdır ve yapılan botanik araştırmaları sonucu bitkilerinde hisleri oldugu ,insanların konuşmaları ilgilenmeleri karşısında çok farklı tepkiler sergiledikleri (bilhassa evde yetiştirilen evcil çicekler )bir çok deylerle ispatlanmış .

                          İnsanların duyguları karşısında bu denli hassas olan bu canlıların köklerinden koparılıp topraktan hunharca çıkarılırken acı çekmediklerini nerden biliyorsun ?

                          Dilsiz bir insan konuşamıyor bagırıp çagıramıyor veya felçli bir insan yapılan şiddet karşısında reaksiyon gosteremiyor diye onun acı çekmedigini soyleyebilirmisin ?

                          Mademki vejetaryanlıkta ana mantık acı çektirmemekse bu durumda ne bir hayvanı nede bir bitkiyi asla yememektir ,aksi taktirde prensibleri çignemekten başka bir şey degildir .
                          Felçli insanın duyguları vardır. Bitkiler kendi varlığının ve etrafında olan şeylerin farkında değildir.Hiç bir şekilde fiziksel ya da duygusal olarak acı çekemezler. Beyinleri ve sinir sistemleri yoktur. İnternettede bitkilerin acı çektiğine dair araştırmalar buldum ama ispatlanmış bir şey bulamadım. Tüm bitkiyle ilgilenen bilim adamları bitkilerin acı çektiğinde hem fikirmi? Bu artık ispatlanmış,kabul görmüş bir şey mi? Eğer ispatlanmışsa bana ispatlandığını yazan bir linki atabilirmisiniz?

                          Yorum

                          İşleniyor...
                          X