Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Babamdan nefret ediyorum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • #31
    yaşadıklarının hepsini yaşadı hatta daha fazlasını. zamanını evde oturarak geçirme bence gir basitte olsa bi işte çalış. Çok iyi gelicek emin ol. Kalemin çok kuvvetli ama kötü şeyler yazma ailenin ölmesini isteme hele babanın ölmesini hiç isteme. ne kadar kötü olursa olsun babası öldüğünde bir insan yarım kalıyor. Tutunacak hiçbişesi kalmıyor ve emin ol bigün babanı kaybettiğinde çok daha bedbaht olucaksın. Kalbinin acısı şuanki hissettiklerinde kat ve kat çok olucak ve bunları düşünüp yazdığın için de çok daha fazla mutsuz olucaksın. Bundan eminim.
    Hayata Nasıl Bakarsanız Oyle Gorursunuz.<br />Mutlu ve Umutlu Bakmanız Dileğiyle.......

    Yorum


    • #32
      bir işe gir çalış korkulanı yenebilirsin..

      Yorum


      • #33
        Çok pişman olucaksın söylediklerin için iş işten geçmiş olucak.....
        Hayata Nasıl Bakarsanız Oyle Gorursunuz.<br />Mutlu ve Umutlu Bakmanız Dileğiyle.......

        Yorum


        • #34
          Orjinal yazı sahibi: Limon_Kabuğu
          Hayatinizi aileniz mahvetmiş olabilir. anladigim kadariyla herseye mudahale etme hakkiniz kısıtlanmis. Bu da sizin ice kapanmaniza sebep olmus. Ailenizle oturup konustunuz mu ?
          ailem pek oturup konuşulabilecek insanlardan oluşmuyor malesef. ne zaman birileyle konuşsam veya aile içinde herhangi bir kimse bir diğeriyle konuşsa mutlaka bi kavga patlak verir. o ona bağırır o ona. bazen şaka falan yapmaya çalışıyorlar birbirlerine ablalarım falan. bazen de bana da yapmaya çalışıyorlar. o kadar yapmacık ki herşey. gözümde böyle tiksinilerek bakılacak bi tablo beliriyor.

          bizim normal olan halimiz birbirimize bağırırkenki, birbirimizi rencide etmeye çabalarkenki halimiz o yüzden diğer zamanlar bana çok yapmacık geliyor. hiç katılmıyorum sohbetlere falan bazen gerçekten güzel espriler de çıkabiliyor ablalarımdan ama onlara da gülmek gelmiyor içimden.

          babamla neredeyse hiç konuşmam. konuştuğum zamanlar sadece kavga ettiğimiz ve benim onu bizi bu hale getirenin kendisi olduğuyla suçladığım zamanlardır. aynı ortamda oturamayız diyelim o tv izliyor ben giderim pc yle oynarım. ben balkondayken o da gelirse hiç sesimi çıkarmadan hemen içeri girerim yüzüne bakmamaya gayret gösteririm. bilmiyorum ya ilişkilerimizin hiç normal olmadığı kesin. oturup konuşmak falan bize göre değil yani

          Yorum


          • #35
            Orjinal yazı sahibi: nur1835 View Post
            yaşadıklarının hepsini yaşadı hatta daha fazlasını. zamanını evde oturarak geçirme bence gir basitte olsa bi işte çalış. Çok iyi gelicek emin ol. Kalemin çok kuvvetli ama kötü şeyler yazma ailenin ölmesini isteme hele babanın ölmesini hiç isteme. ne kadar kötü olursa olsun babası öldüğünde bir insan yarım kalıyor. Tutunacak hiçbişesi kalmıyor ve emin ol bigün babanı kaybettiğinde çok daha bedbaht olucaksın. Kalbinin acısı şuanki hissettiklerinde kat ve kat çok olucak ve bunları düşünüp yazdığın için de çok daha fazla mutsuz olucaksın. Bundan eminim.
            ben senin kadar emin değilim. babamın ölmesini istediğim yoktur ama eğer ölürse üzülmeyeceğim çok kuvvetli ihtimal bence. yani üzülsem bile öyle kendimi yerlere falan atmam ağlamam. zaten şu an da bi ölüden farksız benim için. ne konuştuğumz var ne baba-oğul ilişkimiz. sadece yeme-içme ve barınma ihtiyaçlarımı karşılayan bir objeden ibaret. sabah onun sesiyle uyandığım zamanlar nefret duygularım tavan yapıyor içimde birşeyler birikiyor ama boşaltamıyorum işte onu. tek yapabildiğim akşama kadar oturmak, pc de zaman geçirmek, bol bol düşünmek, -bu günlerde ablalarım bize geldi- onları ve onların saçma ve basit esprilerle nasıl kahkalara boğulduklarını izlemek ve onların yerinde işe yarar bir abim olsaydı hayatın nasıl olabileceğini hayal etmek.

            iş konusunda nasıl bir çaresizlik içinde olduğumu ben de kestiremiyorum tam olarak. girip bir iş yerinde çalışmaya korkuyorum sanırım. çünkü bi iş yerinde çalışınca birileriyle arkadaş olman, konuşman gerekecek. ben bugüne kadar hangi işte çalıştıysam veya daha da genel olarak hangi ortama girdiysem kendimi bir gurup insana daha rezil edip ordan ayrılmam hiç uzun sürmedi. yaşadığım şehirin neredeyse yüzde 10 una rezil olmuşumdur sanırım. beni geçmişte tanıyan insanlardan hangisine nasıl bir insan olduğumu sorsalar alacakları cevap muhtemelen "tuhaf bi çocuk" olacaktır. en iyi ihtimalle "iyi ama biraz değişik bi çocuk"dur yani. ve ben artık bunu yaşamak istemiyorum.

            gidip kendimi rezil edeceğim bir ortama daha girmekten korkuyorum. üniversitede yeni bir ortama girecem eğer kazanabilirsem? üstelik 2 ya da 4 yılımı orda geçirmek zorundayım. o yüzden hem çalışma konusunda hem üniversite konusunda elim kolum bağlanmış durumda. ne yapacağımı bilmiyorum.

            işte beni bu hale getiren aileyi ben nasıl seveyim şimdi?

            Yorum


            • #36
              kim ne derse pekte dikkate almıycaksın sanırım. Kendini sadece buna odaklamışsın çünkü. Tek bildiğim hata yaptığın. Bigün sonra ölmiyceğini nerden biliyosunda bu gününü zehir ediyosun. yazık değil mi sana. Kuzenim gelmişti oturup konuşmuştuk demişsin. Demek ki birileriyle ilitişiminde sorun yok aslında. Ayrıca buraya bu kadar döktüren birinin dışarıda pasif olması akıl alıcak şey değil. Bence sen ne olursa olsun gir bi işe bi kötü olur iki kötü olur ama illa ki düzelir. Hayat senin sen bilirsin yine de. Bu arada nerde yaşıyosun sen yani deniz kenarı falan mı
              Hayata Nasıl Bakarsanız Oyle Gorursunuz.<br />Mutlu ve Umutlu Bakmanız Dileğiyle.......

              Yorum


              • #37
                tavsiye değil anlaşılma derdindesin. birileri gelip "sen düzelmek için napıyosun, ben senden kötülerini yaşadım, şunu yap bunu yap, öyle deme onlar aile" dese de umurunda olmayacak. biliyorum benim de ailem benzer şeyler yaşattı bana. ben onlardan kaçtım. bütün düzenimi bozdular, kişiliğimle hayatımla oynadılar. ve ne zaman birine açılmaya çalışsam "aaa öyle deme, onlar ailen" veya "o kadar kötü değildir canım, bak benim başıma ne geldi" oldu cevap. yok, başına gelmeyen anlamıyor.
                arkadaşım, sen nefret et. affetme hiçbirini. ben daha affedemedim 20 yıldır. insanın hayatı olunca bu kadar kötü etkilenen o kadar kolay affedemiyor. birinin gelip ahkam kesmesiyle düzelecek bir şey değil.
                üniversiteye, işe girmeye ben de korkuyorum. ama yapmak zorundayım. her ay onlardan nefret ede ede para dilenmek yerine okumak, işe girmek, kendi paramı elime almak zorundayım. sonra bir daha arkaya bakmamak zorundayım.
                hayat bazılarına böyle koşullar sunuyor malesef. çoğu zaman düşünürüm başka bir aileden olsam nasıl olurdu hayatım diye. ama olmayacak öyle bir şey. ben kendi hayatımı istediğim gibi yaratmak zorundayım.
                o evde tıkılı kalmak istemiyorsan, senin de bunu yapman lazım. verebileceğim tek tavsiye bu.

                Yorum


                • #38
                  Senin yaşadığının çok daha hafifini ben de yaşamıştım. Bir yolunu buldum evden çıktım uzak bir ülkeye gittim ki istemediğim zaman bana kimse ulaşamasın.
                  Böyle bir olanağı herkes bulamaz, yaratamaz tabii.
                  İnsanlar arası ilişkilerde sınırlar bulunur. Bu sınırlar sabit değil esnektir. Yani sana ne kadar baskı ve kontrol yapılmasına razı gelirsen çok geçmeden sınırların daha da daraldığını görürsün.
                  Bu yaşına kadar devamlı sınırlarını daraltmışlar. Eğer henüz evden çıkıp kendine bir hayat kuramıyorsan bence bir yandan çok yönde bilgini genişlet (aklına gelen, eline değen her konuda). Babanın koyduğu yasaklara uymazsan ne olur? Küçük ve önemsiz görebileceği konularda yasağı delmeye çalış. Sözüne karşı çıkmasan bile onun dediğını değil kendi doğru görebildiğini yap (Cami ne kadar geniş olursa olsun imam bildiğini okur misali.) Bir konuda başarılı olduğunda durma, hemen bir adım ilerisini dene. Bugüne kadar sürekli daraltılan hareket sınırlarını adım adım genişletmeye çalış.

                  Bunu yaparken edindiğin bilgiler (öğrendiklerin) sana hem kendine olan güvenini arttırmak, hem de itiraz ettiğinde neden haklı olduğunu kanıtlamak için koz olacaktır.
                  Örnek: „Yorucu iş yapmamak“: Kaslar belli sınırlar içinde zorlandığında küçük kopmalar (iç yaralanmalar) oluşur. Kemikler için de aynı durum söz konusudur. Koşan veya sıçrayan insanın kemiklerinde mikroskopik kırılma ve/veya çatlamalar oluşur. Ama organizma bunu tamir eder ve eskisinden sağlam hale getirir. Aynen aşı olup hastalığa karşı bağışıklık kazanılması gibi.

                  Bunu bildiğin zaman, sözüm ona seni korumak için söylenenlerin aslında sana zararlı olduğunu bilimsel olarak, yani akıl yoluyla kanıtlarsın. O zaman baban ya „akıl yolu beni ilgilendirmez“ diyecek, ya da koyduğu yasaktan vazgeçecektir.

                  Boyun eğme !!

                  Mücadele eden kaybedebilir – mücadele etmeyen baştan kaybetmiştir.

                  Bugün gelmiş olduğun noktadan babanın ne kadar sorumlu olup olmadığı önemli değil. Hiç bir olayda „suçluyu bulmak“ta odaklaşmamak gerekir. Suçluyu bulmaktan çok daha önemlisi, sorunu çözmenin yolunu aramaktır.

                  Üniversitede veya başka bir kuruluşta düzenli öğrenim yapamasan bile, bilgi kaynaklarına ulaşabileceğin başka yollar ara. Bedenini ve aklını – aşırıya kaçmadan – zorlayacak etkinliklere gir. Önce ufaktan ufaktan, sonra dozunu arttırarak. Arada bir çalışabileceğin bir iş ara; bulamazsan çevrede yardım edebileceğin insanlar ara. Alışverişte torbayı taşıtmıyorlar mı? Komşuda yardıma ihtiyacı olanları ara, fırsat buldukça ufak tefek yardımlarda bulun.

                  Seni kurtaracak olan ne babandan alacağın icazet, ne bir psikolog, ve ne de birtakım ilaçlar olacaktır. Bu bataktan ancak kendi çabanla çıkabilirsin. Tekrar ediyorum: Aklını ve bedenini geliştirmek için ter dök.

                  Yorum

                  İşleniyor...
                  X