İnsanlara bakıyorum da herkes belli başlı sorunlarla uğraşıyor. Sıradan hayatın sıradan sorunları tuzu biberi bence. Mesela ben isterdim ki sevgili problemlerim olsun, derslerim problem olsun yani hayatım sıradan olsun. Benim dertlerim hayatımın tuzu biberi değil. Hayatımı mahvediyor. Günden güne geçmek yerine yeni sorunları beraberinde getiriyor. Günden güne hayatın anlamı kalmıyor. Problemim sorunum ne mi? Ben bir eşcinselim. 13 yaşımda farkettim bunu. İlk zamanlarda anlam veremiyordum. Herkesin başına gelmiştir zamanla geçer erkeklere olan ilgim dedim. Geçmedi günden güne hayatımı daha çok sıkan bir hal aldı. Zaten hayatım hiç güzel geçmemişti. Çocukluğumda hatırlıyorumda mahallenin çocukları futbol oynardı. Abimin kardeşim oynarsa ben oynamam diyerek beni dışlayan sözlerini dün gibi hatırlıyorum. İnsanlar onu tercih ederlerdi. Çocukluğumda hiç erkeklerle futbol oynamadım. Tek başıma hayvanlarla arkadaşlık kuruyordum. Bazen bir köpek bazense karıncalar. Karıncalara yiyeceklerini taşıması için yardımcı oluyordum. Çocukluğumun temiz kalbi işte. Bazende mahallenin kızları oyunlarına dahile derdi beni. Olayların bu şekli okul çağına geldiğimde erkeklerle futbol oynamak yerine kızlarla ip atlamayı tercih etmeme neden olmuştu. Babam zaten benimle vakit geçirmezdi. Şuanda 21 yaşındayım babamla bir kez karşılıklı sohbet ettiğimi hatırlamıyorum. Varlığı, yokluğu belli değildi. Okul çağımın bu şekilde geçmesi erkekler tarafından dışlanmama sebep olmuştu. İlkokul, ortaokul, lise. Hepsinde dışlandım. Kadınsı gibi bir izlenim yarattıgımdan değil ama eşcinsel olduğumu bilmemelerine rağmen lakabım TOP olarak koyulmuştu. Okul hayatım boyunca acı çektim. İnsanların işkence tahtasıydım adeta. Ben öldürdüğüm sinekler için pişmanlık duyarken insanlar kolayca bir başka insanın kalbini kırabiliyorlardı. Hatta bundan zevk alıyorlardı. Başkasına acı vermek nasıl bir zevk verebilir. Hiç anlamadım. Hala daha anlamıyorum. Okul hayatım boyunca hiç arkadaşım olmadı. Bugünü pas geçip mutluluğu gelecekte bulacağıma inandım. Üniversite bana o mutluluğu verecekti diye düşünüyordum. 21 yaşındayım. Üniversite 1. sınıfa başladım. Hiç bir şey değişmedi. Bugün dünü miras almaya devam edip aynı olayları yarına devrediyordu. Tamam yalnızım arkadaşım yok. Onca insan tarafından dışlandım. Hala dışlanmaya devam ediyorum. Bunlar beni yeterince bezdirmişken bir de eşcinsel olmak! Yıkım üzerine yıkım... Başka bir şey değil. Eşcinsel olmayı ben seçmedim. Üzerimde olan bir lanet sadece. Dini kitaplar hislerim yüzünden sanki cehennemlik olduğumu söylüyordu. Bu nasıl olabilirdi. Kendi iradem dışında günah işlemek. Sanki günahkar yaratılmıştım. Varlığım günahtı. Kitaplar bile rehber olamadı bana. Televizyonlarda hocalara eşcinsellikle ilgili soru geldiğinde merakla cevaplarını bekliyordum. Benim çıkışım bu olabilirdi. Ama her hoca aynıydı nereden geldi bu soru dercesine renkleri değişiyor, soruyu geçiştiriyorlardı. Bazı hocalarsa bu Allah'ın imtihanıdır günümüzde tedaviler cıktı tedavi olsunlar diyorlardı. Hangi psikiyatrist ve psikologa gitsem bunun hastalık olmadıgını bu sekilde yasamam gerektigini söylüyorlardı. Hani tedavileri cıkmıstı nerede bu tedavi. İstabnbulda tedavi ettigini söyleyen bir psikologa tedavi oldum 2 yıl. Sonuç neticesiz.
Hayatımın en güzel anısı diyebileceğim bir şey yaşadım üniversitede. Aşık oldum. Delicesine sevdim. Hala seviyorum. Ama ben eşcinselim. O ise kızlardan hoşlanıyor. Gerçi erkeklerden hoşanmasını, onun da benim gibi acı çekmesini istemezdim. Onunla konuşurken, onu dinlemek tarifsiz bir mutluluk. Gülümsemesi tüm negatif enerjiyi ortadan kaldırıp pozitif enerji yayıyor. O gülümseme kesinlile sihirli. O agzındaki basit kıvrımın yarattıgı mucizeler inanılası değil. Ama sevdiğimi asla söyleyemeyeceğim. Ne kadar isterdim seni seviyorum demeyi. Kız olsaydım ilk gördügüm yerde söylerim onu sevdiğimi. Cevabı olumlu olsun olumsuz olsun savşabilirdim. Ama eşcinsel olarak savaşamam. Savaş daha başlamadan bitmişti. Kaybetmiştim. Öylece oturup onu kaybetmeyi bekliyorum. Üstelik onu severken arkadaş gibi yaklaştığım için birde kendimi sucluyorum. Onu sevmek sucmuydu. Acı cekmek bile suc sanki benim icin. Escinsel olmak umrumda değil artık. Yalnız olmak umrumda değil. Bunlar sorun değil. Tek sorun sana sahip olamamak. Tek sorun sensizlik. Allah bana bu imtihanı verdi. Hic isyan etmedim. Daima sabrettim. Ama artık gücüm kalmadı. Son noktama geldim. Daha fazla yaşamaya dayanamıyorum.
Hayatımın en güzel anısı diyebileceğim bir şey yaşadım üniversitede. Aşık oldum. Delicesine sevdim. Hala seviyorum. Ama ben eşcinselim. O ise kızlardan hoşlanıyor. Gerçi erkeklerden hoşanmasını, onun da benim gibi acı çekmesini istemezdim. Onunla konuşurken, onu dinlemek tarifsiz bir mutluluk. Gülümsemesi tüm negatif enerjiyi ortadan kaldırıp pozitif enerji yayıyor. O gülümseme kesinlile sihirli. O agzındaki basit kıvrımın yarattıgı mucizeler inanılası değil. Ama sevdiğimi asla söyleyemeyeceğim. Ne kadar isterdim seni seviyorum demeyi. Kız olsaydım ilk gördügüm yerde söylerim onu sevdiğimi. Cevabı olumlu olsun olumsuz olsun savşabilirdim. Ama eşcinsel olarak savaşamam. Savaş daha başlamadan bitmişti. Kaybetmiştim. Öylece oturup onu kaybetmeyi bekliyorum. Üstelik onu severken arkadaş gibi yaklaştığım için birde kendimi sucluyorum. Onu sevmek sucmuydu. Acı cekmek bile suc sanki benim icin. Escinsel olmak umrumda değil artık. Yalnız olmak umrumda değil. Bunlar sorun değil. Tek sorun sana sahip olamamak. Tek sorun sensizlik. Allah bana bu imtihanı verdi. Hic isyan etmedim. Daima sabrettim. Ama artık gücüm kalmadı. Son noktama geldim. Daha fazla yaşamaya dayanamıyorum.

Yorum