Anksiyete Nedir? Anksiyetenin Belirtileri Nelerdir?

anksiyete nedir-anksiyetenin belirtileri nelerdir

Anksiyete; nedeni bilinmeyen, içten gelen, belirsiz, korku, kaygı, sıkıntı, kötü bir şey olacakmış endişesi ile yaşanan bir bunaltı duygusudur. Yaşamı tehdit eden ya da tehdit şeklinde algılanan bir çeşit alarm duygusudur. İçten ya da dıştan gelen tehlikeler ya da tehlike beklentilerine karşı yaşanan bir tepkidir. Çok hafif gerginlik ve tedirginlikten panik derecesine varan değişik yoğunluklarda olabilir. Anksiyetenin patolojik özellikleri yanısıra uyuma dönük işlevi de vardır. İç ve dış tehlikelere karşı koruyucu, uyarıcı, önlem alınmasını sağlayan bir yönü de vardır. Algılanan bu tehlikelere karşı benlik (ego) savunma düzeneklerini kullanarak başetmeye, önlem almaya, kendini korumaya çalışır. Eğer benlik gücü yerindeyse sorun çözülür. Bu nedenle her zaman patolojik ve normal anksiyete arasında ayrım yapmak kolay olmayabilir.

Anksiyete, korkuya benzer bir duygu olmakla birlikte, anksiyeteyi ortaya çıkaran uyaran korkudaki kadar net değildir. Korku, güvenliği tehdit eden ya da etmesi muhtemel bir tehlike karşısında yaşanan bir tepkidir. Korku, somut bir tehdide karşı organizmanın cevabıdır. Bu tehdit bilinen, dıştan gelen, belirli veya kaynağında çatışma olmayan nesne veya durumdur. Anksiyete ise yine bir tehdide cevaptır. Ancak bu bilinmeyen, içten gelen, belirsiz veya kaynağı tartışmalı olandır.

Günlük yaşamda korku ile anksiyeteyi ayırmak kolay değildir. Örneğin, kötü davranan bir yönetici karşısında yaşanan tedirginliğin korku mu, yoksa yöneticiye duyulan öfke duygusunu kontrol etme çabasının yarattığı anksiyete mi olduğunu belirlemek her zaman mümkün olmayabilir. Korku ile anksiyete arasındaki farkın kişinin kendisi tarafından belirlendiği söylenebilir. Freud’un makalelerinde kullandığı “angst” sözcüğünün yanlış tercüme sonucu anksiyete olarak tercüme edildiği ileri sürülmüştür. Bu söz Almancada korku için kullanılmaktadır. Freud’un bu çalışmalarının başlarında bu farktan habersiz olduğu da ileri sürülmüştür. Fark, korkunun bilinen dışsal nesnelerden, anksiyetenin ise bilinç dışı nesne tasarımları ve baskılanmış istek ve fantezilerden oluşmasıdır. Bazen bu fark o kadar net olmayabilir. Çünkü korku, dış dünyadaki diğer bir nesnenin yer değiştirmiş içsel bir nesneye, baskılanmış ve bilinçdışı materyale bağlı olarak da meydana gelebilmiş olmasıdır. Aralarındaki bir diğer temel fark anksiyetenin daha çok kronik, korkunun ise akut bir olay olmasıdır. Korkunun aşırı, anlamsız olmasına ise fobi denmektedir.

Psikiyatrik açıdan anksiyete, somatik belirtilerin de eşlik ettiği, normal dışı, nedensiz bir tedirginlik ve korku hali diye tanımlanabilir. Sıkıntı, bunaltı, endişe, kaygı, dilimizde anksiyete karşılığı olarak kullanılabilen kelimelerdir. Hastalar bu durumu “kötü bir şey olacakmış hissi”, “hoş olmayan bir endişe hali” ya da “nedensiz bir korku” şeklinde ifade edebilirler. Kişi huzursuzdur, kötü bir şey olacağından endişe etmektedir, ancak bu durumu açıklayacak nesnel bir tehlike ya da tehdit kaynağı gösterememektedir. Anksiyete sık yaşanan bir duygudur ve her zaman bir hastalık belirtisi olarak düşünülmemelidir. Okulun ilk gününde, özel biri ile yaşanan ilk randevuda ya da yeni ve değişik bir etkinliğin başlangıcında bir miktar anksiyete duyulması normaldir.

Fizyolojik anksiyetenin organizmayı uyarıcı, koruyucu ve motive edici özellikleri vardır. Kişinin yaralanma, acı, cezalandırılma, ayrılık, düş kırıklığı gibi durumlara karşı kendisini hazırlaması anksiyetenin uyarıcı, tedbir alması ve eğer olumsuzluklar yaşanırsa daha kolay atlatması koruyucu ve başarısız olma endişesi ile daha çok çalışmaya sevk etmesi ise motive edici özelliklerine verilebilecek örneklerdir.

Temel olarak uyaranın şiddeti ile ortaya çıkan anksiyete uyumlu (beklenen düzey) değilse, zamanla azalmak yerine değişmiyor/şiddetleniyorsa, klinik tabloya ağırlıklı olarak anksiyetenin fiziksel belirtileri hâkim ise, anksiyeteye kişi katlanamıyor/ıstırap halinde ise ve kişinin işlevselliği bozuluyorsa, kişi kendi kendine anksiyetesinin patolojik olduğunu fark edip azaltmaya çalışıyor ise anksiyetenin patolojik hale geldiğinden bahsedilebilir.

Anksiyetenin Belirtileri Nelerdir?

Anksiyete sizi hem fiziksel, hem de ruhsal (psikolojik) olarak etkileyebilir. Yaygın anksiyete bozukluğu davranışlarınızda ve hayatla ilgili düşünce ve duygularınızda değişikliklere neden olabilir. Psikolojik belirtiler şunlardır: huzursuzluk, dehşet hissi, kendini ‘gergin ve sinirli’ hissetme ve konsantrasyon zorluğu. Ayrıca çabuk sinirlenebilir, sabırsız hissedebilir ve dikkatiniz de kolayca dağılıyor olabilir.

Anksiyete psikolojinizi etkilemenin yanı sıra, fiziksel etkiler de meydana getirebilir. Yaygın anksiyete bozukluğunun fiziksel belirtileri arasında şunlar sayılabilir: Baş dönmesi, yorgunluk, uyuşma, düzensiz kalp atışları (çarpıntı), kas ağrıları, ağız kuruluğu, aşırı terleme ve nefes darlığı. Ayrıca mide ağrısı, ishal, baş ağrısı, aşırı susama, sık idrara çıkma, ağrılı veya düzensiz regl dönemleri ve uykuya dalmada veya uyumaya devam etmede zorluk gibi sıkıntılarınız da olabilir.

Hafif anksiyetesi olan pek çok insan belli bir olay veya durumla ilgili olarak endişelenir. Örneğin bir sınava girmekle ilgili olarak endişe duyabilirsiniz. Ancak eğer yaygın anksiyete bozukluğunuz varsa, neyle ilgili endişe duyduğunuz her zaman net değildir. Anksiyetenizi tetikleyenin ne olduğunu bilmemek de endişe duygularınızı artırabilir.

Her ne kadar belirtiler kişiden kişiye değişiyor olsa da, anksiyete bozukluğun tipik belirtileri korku, ruhsal gerginlik, alınganlık ve konsantrasyon zayıflığı dahil, ağız kuruluğu, baş dönmesi, kaslarda gerilme, terleme ve çarpıntı gibi tamamı fiziksel belirtileri de kapsayabilir – öyle ki bunların tümü günlük yaşama müdahale edebilir. Bir kişi aynı anda birden fazla sayıda anksiyete bozukluğu yaşıyor olabilir. Üstelik bunun yanı sıra, bazen depresyon gibi bir duygu durum bozukluk da tabloya eşlik edebilir (buna “komorbidite” denir).

Jeneralize anksiyete bozukluğu (GAD) anksiyeteye-özgü olmayan bir endişe halidir ve beklenmedik bir şeylerin ortaya çıkabileceği ile ilgili kaygıdır. Jeneralize anksiyete bozukluğu kendisini aşırı ve kontrol edilmesi mümkün olmayan kederlilik hali, bunaltı ve gerginlik gibi tipik belirtilerle gösterse de, ağız kuruluğu, ıslak avuçlar, terleme ya da sersemlik gibi fiziksel belirtiler de tabloya eşlik edebilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu (SAD) kişinin toplum içinde bulunduğu durumlarda gösterdiği mantıksız korkudur ve bunun sonucunda hasta başkalarıyla etkileşimde bulunmasını gerektiren her türlü durumdan kaçar ve dolayısıyla toplumsal etkinlikleri de zorunlu olarak azalır. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişi, başkalarının yanında küçük düşecek ya da utandıracak bir davranışta bulunmaya çok korkar.

Panik bozukluk önemli seviyede korku ya da sinirlilik haliyle birlikte ortaya çıkabilen ani panik ataklar şeklinde tanımlanır. Panik bozukluk ayrıca kişilerde terleme, ağrı, baş ağrısı, bulantı, kalp çarpıntısı ya da ağız kuruluğu gibi fiziksel belirtilerle de kendini gösterebilir.

Obsesif–kompulsif bozukluk (OCD) tekrarlayıcı, rahatsız edici ve istenmeyen düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Söz konusu bu düşünceler, aşırı temizlik hali, vücut salgılarında artma ya da örneğin sağlıkla ilgili korkulara yol açabilir ve mantıksız korkularla (saplantı) birlikte görülebilir. Bu korkuların bir sonucu olarak, kişi devamlı olarak ellerini yıkamak, temizlik yapmak, banyo yapmak, sürekli olarak bir şeyleri kontrol etmek ve tekrar kontrol etmek ya da çok sıkı bir diyeti devam ettirmek gibi bir takım özel hareketler (zorlantılar) yapabilir.

Bu belirtiler size tanıdık geliyor mu?

Beklemediğiniz anda atak geliyor ve bu bedensel bir rahatsızlık yaratıyor mu?

  • Kalp çarpıntısı, nabızda hızlanma veya göğsünüzde sıkışma hissediyor musunuz?
  • Titremeye veya terlemeye başlıyor musunuz?
  • Bir anda başınız dönüyor, dengenizi yitiriyor musunuz?
  • Duyduğunuz duygu o kadar kuvvetli ki ölmekten ya da kontrolü kaybetmekten korkuyor musunuz?

Kitle ulaşım araçlarıyla yolculuk etmekten, kalabalık dükkânlara girmekten veya bir sıranın ortasında oturmaktan kaçıyor musunuz?

  • Kolayca kaçıp uzaklaşamayacağınız yerlerde bir kaygı atağı gelmesinden korkuyor musunuz?
  • Yardım görmenin zor olduğu durumlarda, örneğin evden uzakta tek başınızayken, sosyal bir ortamdayken, kuyrukta beklerken veya otobüs, tren ya da metroyla yolculuk ederken anksiyete atağı gelmesinden korkuyor musunuz?

İnsanlarla sosyal ilişkilere girmede zorlanıyor musunuz?

  • Başkaları ile konuşmanın zor olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Başkalarıyla yemek yemek veya birşeyler içmekten kaçınıyor musunuz?
  • Bir topluluk içinde söz almaktan korkuyor musunuz?

Hiç bitmeyen anksiyete ve kaygılar sizi rahatsız ediyor mu?

  • Korku ve kaygılarınızı kontrol altına almanın zor olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Başkaları size çok endişeli olduğunuzu söyledi mi?
  • Kendinizi sürekli gergin hissediyor, kendinizi kasıyor musunuz?
  • Çabuk yoruluyor ya da dikkatinizi toplamakta zorluk çekiyor musunuz?
  • Kendinizi tedirgin hissediyor, uykusuzluk çekiyor musunuz?
  • Korku ve endişeler sizde rahatsızlıklara neden oluyor ya da işlevlerinizi yapmanıza engel oluyor mu?

Not: Bu yazı internetteki çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmış derleme bir çalışmadır.

Kaynaklar:

1- http://tip.kocaeli.edu.tr/docs/ders_notlari/u_tural/anksiyete.pdf

2- http://erzurumram.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/25/21/969720/dosyalar/2014_12/18040001_anksyetebozukluklar%C4%B1.pdf

3- http://www.lundbeck.com/upload/nl/files/pdf/patientinfo/anxiety.turkish.pdf

4- http://www.nhs.uk/translationturkish/documents/anxiety_turkish_final.pdf

5- http://www.kognitiv.no/wp-content/uploads/2014/11/Angst-Tyrkisk.pdf

Anksiyete Forumuna gitmek için tıklayınız…

Psk.Dr.Sezai Kalafat hakkında 35 makale
1967 Karadeniz Ereğli’si doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi burada tamamladım. 1993 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden Psikolog unvanıyla mezun oldum. 1996 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesinde yüksek lisansımı, 2012 yılında da İstanbul Üniversitesinde Doktoramı tamamladım. 1993-2016 yılları arasında üniversitede akademik personel olarak görev yaptım. Aldığım Eğitimler (Eğitimi Veren, Eğitimin Konusu, Eğitimci, Eğitim Tarihi sırasında verilmiştir): 1- PSİKONET, Şema Terapi: Model ve Teknikler eğitimi, Psikiyatrist Dr. H. Alp Karaosmanoğlu, Ekim 2013; 2- CBTISTANBUL, Kognitif Terapi İlkeleri & Depresyon Tedavisinde Uygulanması, Dr. Emel Stroup, Kasım 2013; 3- CBTISTANBUL, Kognitif Terapinin Anksiyete Tedavisinde Uygulanması, Dr. Emel Stroup, Aralık 2013; 4- CBTISTANBUL, Kognitif Terapi Yönelimli Klinik İlk Görüşme & Terapi Becerileri, Dr. Emel Stroup, Eylül 2014.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*